Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '09

 
Kategori
Sivil Toplum Kuruluşları
Okunma Sayısı
5902
 

STK'ların tarihi

STK'ların tarihi
 

Fevzi GÜLBüro Memur Sen Samsun Şube Başkanı


Uluslararası STK’ların tarihi 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Köleliğe karşı ve kadın haklarının kazanılması konularında çok önemli roller oynayan STK’ların etkinlikleri Dünya Silahsızlanma Konferansında en üst düzeye ulaşmıştır. Ancak bugünkü manası ile “Sivil Toplum Kuruluşu” kavramı ilk defa 1945 yılında Birleşmiş Milletler teşkilatının kuruluşu sırasında, kuruluş beyannamesinin 10. Bölümünün 71. Maddesinde devlet ve üye ülkelere ait olmayan kuruluşların danışmanlık rolü ile ilgili tanımlamada kullanılmıştır. Sivil Toplum Kuruluşlarının sürdürülebilir kalkınma alanındaki hayati rolleri ilk defa Birleşmiş Milletlerin STK’lar ile BM arasında sıkı danışmanlık ilişkilerinin düzenlendiği 21. ajandasının 27. Başlığında dile getirilmiştir. Sivil toplum kuruluşu, resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. Sivil toplum kuruluşları sendika, oda, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösterir. Sivil Tolum Kuruluşları Demokrasinin ve toplumun vazgeçilmez unsurlarındandırlar. Toplumun olmazsa olmazlarındandır. Bunları neden mi anlattım? Geçen gün bir yerde bir yazı okudum. Vatandaşın biri çıkmış alanlara sivil toplum kuruluşlarının geneline hitap ederek, bu kuruluşların cahil, eğitimden yoksun ve her şeye muhalefet eden bir şer cephesiymiş gibi lanse ediyor. Lanse etmekle kalsa… Bu kuruluşları neredeyse hedef haline getirmiş! Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; Alanlara çıkıp bu cümleleri sarf edenler, Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 da Samsun'a adım atmasıyla milli mücadele başlamış ve bu mücadelenin içerisinde bizzat o sivil toplumlar yer almışlardır... Bunlar ne çabuk unutuldu. Hani derler ya “geçmişini unutanlar, geleceği göremezler” yada “geçmişinden utananlar gelecekte başarılı olamazlar” diye. İşte sivil toplum kuruluşlarını karşına alıp onların elde etikleri başarıları göremezden gelenler ve onları bir öcüymüş gibi gösterenlerde asla başarılı olamayacaklardır. Olmaları da mümkün değildir... Şunu da açıkçası merak ediyorum; Acaba bu cümleleri sarf eden kimseler gerçekten söylediklerine kendileri inanıyor mu? Ya da asıl niyetleri birilerine yağcılık ya da yardakçılık yapmak mıdır? Ya da ortaya bir laf atıp kolay yoldan meşhur olmak mıdır niyetleri? Açıkçası bunu çok merak ediyorum. Samsun da çok güzel projelere imza atıldı da, sivil toplum kuruluşları olarak bizler buna itiraz mı ettik? Acaba güzel olarak yapılan ne vardı da karşısında durduk. İsrail, Filistin’e acımazsızca saldırılar düzenleyerek oradaki bu insanları katlederken meydanlara çıkıp oradaki Müslüman kardeşlerimize destek olmak amacıyla bir takım girişimlerde bulunmadık mı? Onlar için yiyecek, giyecek maddi yardımlar sağlamadık mı? Filistin de insanlık dramı yaşanırken bizler bir sivil toplum kuruluşu olarak hep beraber seferber olduğumuzda ya siz nerdeydiniz, nerde? Ankara Tandoğan, İstanbul Çağlayan meydanında İsrail’in Filistinli kardeşlerimize yaptığı zulümleri sivil toplum kuruluşlarının birçoğu kınarken sizin bunlardan hiç mi haberiniz olmadı. Hadi diyelim oralar çok uzaktı görmediniz, duymadınız! Ya peki Samsun’da, Memur Sen’in öncülüğünde darbelere karşı ortak akıl mitingleri düzenlendiğini de mi göremediniz? Yine Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı katliama yine ses çıkaran sivil toplum kuruluşları değil midir? O zaman nerdeydiniz? Sanırım siz uzaya çıktınız o vakit… Yada ”aman bana ne ya” deyip” evinizde yan gelip yattınız? Gerçekten çok merak ettim kuzum siz o vakitler nerdeydiniz ya? Aslında sizin gibilere çok da fazla bir şey de demek istemiyorum. Hayatında bir tane bile olsun bir sivil toplum kuruluşuna üye olmayan birilerinden bundan fazlasını beklemek doğru olmaz. Aslında siz ve sizin gibilerinin böyle düşünmesinde resmi politikalarla uyumlu yayın yapan bazı basın yayın organlarının, sivil toplum örgütlerinin seslerini kamuoyuna duyurmada uyguladıkları çifte standardın da katkıları vardır.

Yerel yönetimlerin sivil toplum kuruluşları ile istişare içerisinde bulunması aslında önemli kazançlar sağlar. İstişare hata yapma riskini ve çatışmaları ortadan kaldırır. En önemlisi de istişare ile alınan kararlar toplumun geneli bakımından kabul görür. Ama nerde… Bazıları işlerine gelince sivil toplum kuruluşlarını ağızlarından düşürmezler. Ama kendileri hakkında ufacık olumsuz bir yorum yapılınca da hemen oracıkta çiziverirler… Herkes şunu iyi bilmelidir ki; Çağdaş toplumlar, artık birbirinden kopuk bireylerden çok, örgütlü insan topluluklarından oluşmaktadır. Bu örgütlü toplumsallaşma, kolektif özgürlükleri on plana çıkarmaktadır. Bir grup içinde yer almayan birey, kamusal yaşam üzerinde pek etkili olamamaktadır. Bu nedenle birleşme özgürlükleri (sendika, dernek, vakıf, oda, vb.) hem çıkarları korumanın, hem de kamusal yaşama katılmanın en etkili araçlarıdır… Bari sen susma! Sen sustukça yalnızlık çöker üstüne…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 594
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

1973 Samsun- Bafra doğumlu olup, ilk ve lise öğrenimini Samsun'da tamamladı ve  Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster