Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '20

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
61
 

Sünnetli Kadınların Çığlığı

Dünyada 200 milyon sünnetli kadının çığlığı
 
 
 
Dursun Özden (Travel Writer, Documentarist)
 
 
 
Her yaşta, Kadına Sünnet Uygulaması (FGM); gelenek, töre, inanç, dini gereksinim, sosyal koşul, sağlık, rufsal depresyon, taciz ve şiddet olmaktan öte; başlı başına insanlık suçu ve insan hakları ihlalidir…
 
 
 
Yaklaşık 40 yıldır, araştırmacı gazeteci, gezi yazarı ve belgeselci olarak, gittiğim coğrafyalarda, dünyanın 99 haline tanıklık ettim. Medeniyetlerin zengin ve bereketli mirasının yaşadığı Anadolu topraklarını arşınladım. Hayatı keşfetme, bilinmeyeni öğrenme, araştırma  ve belgeleme merakım, beni yollara düşürdü. Okudum, gezdim, resimledim ve yazdım. Çocuklarımıza ve yarınlara faydalı eser bırakmamız için; bize sunulan şu tek nefeslik ömür diliminde; daha görüp öğreneceğimiz, çok yer ve çok şey var… Yunus Emre’nin dediği gibi; “Aslında, tüm varsıllıklar içinde biz bir hiçiz…”
 
 
 
Gittiğim yerlerde, kaybolan etnik kültürler ve yaşayan ilkel uygulama ve töreler daha çok ilgimi çekiyor. Özellikle, Anakara (Kıta) coğrafyalarında pek çok ülkede, 5 bin yıldır hala süren kız çocukların sünnet edilme gelenekine tanıklık etmem, beni en derinden sarsan olayların başında geliyor… 
 
 
 
Mazlumlara yapılan baskılar, işkenceler, göçler, insanoğlunun kendi neslini yok eden doğa ve çevre felaketleri, savaşlar, terör, töre, vahşi sömürü, adaletsiz gelir dağılımı, emek-sermaye çelişkisi gibi olaylar zincirine ek olarak bir de; çocuk ve kadına şiddet olayları giderek gündemin başına oturuyor. Bu gidişata karşı, başta madur kadınlar olmak üzere, toplumun duyarlı ve bilinçli her kesiminden örgütlü tepkiler artıyor artık… 
 
 
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF verilerine göre; dünyada 200 milyon kadının sünnetli olduğu biliniyor. Bu sayının 150 milyonu İslam ülkelerindedir. Bu günlerde televizyon kanallarında, kendini İslam alemi sözcüsü gibi görüp insan aklını ve sağlığını, hadis ile yorumlayan, kültür baskıları yok sayan, “kadın sünneti cinsel arzuyu artırdığı gerekçesiyle”, kadına baskıyı ve kadın sünnetini savunan Ebubekir Sifil ve “Sünnetsiz kadın fahişe olur” diye iddia eden, ilahiyatçı Prof. Dr. Cevat Akşit gibi çağdışı tipler; bu canice uygulamanın İslami ve inanç boyutunu savunuyor. Oysa ki; kız çocukların sünnet edilmesinin İslami bir şart olmadığı da bir gerçektir…
 
 
 
Özellikle 1993’de, Sudan başta olmak üzere, Afrika ülkelerine yaptığım gezi sonrası; kız çocukların sünnet edilmesine karşı tepkimi yazmıştım. Güney Asya, Endonezya, Arabistan Yarımadası, İran, Suriye, Kuveyt, Umman, Yemen, Etiyopya, Ortadoğu, Afrika ülkeleri, özellikle Sudan, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak’nın Laleş Vadisine yaptığım gezilerim sonrası; konuyu gündeme taşımıştım. Şimdilerde ise, kadına şiddet ve çocuk istismarı konusu tartışılıyor. (AIDS-HIV) gibi pek çok bulaşıcı hastalığın da yayılmasına neden olan, hijyenik olmayan koşullarda ve iradeleri dışında, kız çocukların sünnet edilmesini yeniden tartışmaya açmak istedim. Anadolu’nun bazı bölgelerinde de uygulanan kız çocukların sünnet edilme gelenekini de anımsatarak, kendi gözlemlerim yanı sıra; uzmanlardan ve araştırmacı bazı dostlardan edindiğim bilgiler ışığında, okurlarımı bilgilendirmek istedim. Yeniden…
 
 
 
Türkiye, kadın sünnetinin yapıldığı 33 ülke arasında yer alıyor. Neden? Avrupa Parlamentosu’nda gündeme gelen, Türkiye'de kızlara sünnet sorusu, kafaları karıştırdı.
 
Basına konuyu değerlendiren Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Kurucusu Pınar İlkkaracan'ın yorumu şöyle: "Avrupa Parlamentosu'na göre, Türkiye’de kadınların hali o kadar kötü ki, bu da vardır, kadın sünneti de vardır, diye düşünüyorlar".
 
 
 
İngiliz Parlamenter Robert Kilroy-Silk'in Avrupa Parlamentosu’nda, "Töre cinayetini durduramayan Türkiye'ye, AB'ye giremeyeceği bildirildi mi?", "Kızların sünnet edilmediğini kesin bir şekilde kanıtlayamayan Türkiye'ye AB'ye giremeyeceği bildirildi mi?" sorularını sorması, Türkiye'de kadın sünneti var mı, yok mu? tartışmasını gündeme getirdi. 
 
 
 
BM Türkiye Nüfus Fonu Toplumsal Cinsiyet Programı Koordinatörü Meltem Ağduk da, şimdiye kadar kadın sünneti örneğiyle karşılaşmadıklarını söylüyor: 
 
 
 
"Aile içi şiddet ve namus cinayetleri bizim için daha gerçek sorunlar. Önceliklerimiz bunlar. Kadın sünneti ile ilgili somut bir örnekle şimdiye kadar karşılaşılmadı. BM Nüfus Fonu'nun Mart 2008'de kadın sünnetinin ortadan kaldırılmasına ilişkin başlattığı kampanya da Türkiye'yi gündemine almadı."
 
 
 
200 MİLYON SÜNNETLİ KADIN
 
 
2008 yılı Mart ayında, aralarında BM Kalkınma Programı (UNDP) UNESCO, UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) de bulunduğu BM’ye bağlı 10 kurum, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaygın olarak görülen ve sağlık açısından son derece riskli olan “kadın sünneti” uygulamasına artık son verilmesi çağrısında bulunmuşlardı. 
 
 
 
Kız çocuklarında cinsel organların bir kısmının ya da tamamının kesilmesi şeklinde olan “kadın sünnetine” karşı birlik çağrısında bulunan BM kurumlarının açıklamasında, özellikle Asya, Orta Doğu ve Afrika’da 200 milyon kadına sünnet yapıldığını belirtilmişti. 
 
 
 
“BM Binyıl Kalkınma Hedefleri” doğrultusunda kadın sünneti vakalarının 2015 yılına kadar tümden ortadan kalkmasını hedefleyen Birleşmiş Milletler, 3 milyon kızın sünnet tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. 
 
 
 
33 ÜLKEDE KADINLAR SÜNNET EDİLİYOR
 
 
Sudan, Somali ve Eritre başta, Kuzey, Doğu ve Orta Afrika’da yaklaşık 30 ülkede kadın sünneti uygulanıyor. Bu bölgedeki kadınların %72-99’u sünnetli. Latin Amerika, Ortadoğu ve Hindistan’da bazı Müslüman topluluklarda yaygın. Kuzey Irak’ta da ve Güneydoğu Anadolu’da da kadın sünneti görülüyor. 
 
 
 
TÜRKİYE’DE KADINLARIN HALİ O KADAR KÖTÜ Kİ KADIN SÜNNETİ DE VARDIR DİYE DÜŞÜNÜYORLAR 
 
 
 
Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Kurucusu Pınar İlkkaracan,  Avrupa Parlamentosu'ndaki sünnet tartışmasını şöyle değerlendirdi: 
 
 
 
"Burada daha önemli olan konular var. Evet, kadın sünneti yok ama namus cinayeti var. AB’de Türkiye’deki kadınların durumunu o kadar kötü görülüyor ki, artık sünneti de kattılar. Genel kanı göre, 'Türkiye’de kadınların hali o kadar kötü ki, bu da vardır, kadın sünneti de vardır' diye düşünüyorlar.
 
 
 
İngiliz Parlamenter Robert Kilroy-Silk'in girişimini şuna bağlamak lâzım: Ben Avrupa’da da yaşadığım için içerden biliyorum; bu kadın meselesi, Türkiye’deki kadınların eşit olmaması meselesi, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye karşı kullandığı bir numaralı konu. İnsan hakları falan konuşuluyor ama halkın en çok tepkisini çeken, halkın katılımını da sağlayan en popülist söylem bu. 'Türkiye’de kadınlar eşit değil ve şiddet görüyorlar. Ve Hükümet bir şey yapmıyor' söyleminin bir sonucu bu. 
 
 
 
Namus cinayetleri Türkiye aleyhine korkunç derecede kullanılıyor. Türkiye’deki kadınların iş hayatında olmamaları, şiddetin yaygınlığı, kadın sığınaklarının olmaması Türkiye’nin aleyhine kullanılıyor. 
 
 
 
Kadın sünneti eski, İslam öncesi bir gelenek. Aslında biliyoruz ki Afrika ülkelerindeki Yahudiler, Museviler ve Hristiyanlar'da da görülüyor. Son dönemde şöyle korkunç bir şey oldu: Bazı İslamcı liderler daha önce olmayan Afrika ülkelerinde bile bunun İslam’ın bir şartı olduğunu söylüyorlar. Senegal’de, Gambia'da durum feci. Tesadüf ben bu konuyu orada çalışırken, Gambia Devlet Başkanı televizyona çıktı ve resmen: 'Kadın sünneti İslam’ın gereğidir. Bütün Gambialı kadınlar bundan sonra sünnet olacaklar' dedi. Senegal’de sünnetin yapılmadığı yerlere bile yayıldı. "
 
 
 
EN FECİ ÖNLEM... 
 
 
 
Pınar İlkkaracan'ın "Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik" kitabında yer alan Nahid Toubia'nın makalesi kadın sünnetiyle ilgili gerçeklere ışık tutuyor. (*)
 
 
 
"Neredeyse bütün toplumlar kadınları bir şekilde boyunduruk altına alıyorsa da, KGM-FGM (kadın sünneti) herhangi bir toplum trafından, kadınların cinselliğini ve üremesini kontrol etmek için alınan en feci önlemdir" diyen Toubia, "Kadın Genital Mütilasyonu (KGM) Nedir?” başlıklı makalesinde kadın sünneti ile erkek sünnetinin farklarına ve kökenlerine dair şu bilgilere yer veriyor:
 
 
 
“Kadın genital mutilasyonu, kadın genital organlarının kesilmesini içeren birçok farklı geleneksel uygulamaya verilen isimdir. Bu metinde, KGM terimi, klitorisin ucunun yıkanması, bir iğneyle delinmesi ya da sünnet derisini ayırma ve temizlemeyi içerebilen genital ritüellerin küçük formları için kullanılmamıştır. KGM ile, sadece, cinsel organların kesildiği ve çıkarıldığı ritüel pratikler kastedilmektedir.”
 
 
 
4-8 YAŞLARINDA…
 
 
 
Bazı kültürlerde kızlara sünnet, bebeklik dönemi kadar erken yaşlarda uygulanırken; bazılarında, kız evlenecek yaşa (aşağı yukarı 14-16 yaş arası) gelene dek uygulanmaz. En yaygın haliyle, KGM; kızlara 4-8 yaşları arasında, kendilerinden kadın olarak beklenilen toplumsal rolün ayırdına varabilecekleri yaşlarda uygulanır. 
 
 
 
KADIN SÜNNETİ ERKEK SÜNNETİNDEN FARKLI
 
 
 
KGM'nin gerçekleştirildiği toplumlarda, bu uygulamaya "kadın sünneti" denir. Ancak bu terim, sakat bırakan bir uygulama olmayan erkek sünnetiyle bir benzerlik de ima eder. Oysa, böyle bir durum söz konusu değildir. Erkek sünneti, organın kendisine zarar vermeden, penisin ucundan sünnet derisini kesip çıkarma işlemidir. Kadın sünnetinde, kesme derecesi, anatomik olarak çok daha fazladır. 
 
 
 
EN ÇOK AFRİKA'DA VE AFRİKA KÜLTÜRÜNDEN ETKİLENMİŞ ÜLKELERDE GÖRÜLÜYOR
 
 
Kadın Genital Mütilasyonu (sünneti), en çok Afrika'da ve Afrika kültüründen etkilenmiş ülkelerde görülür. KGM'nin Afrika'da İslam'dan önce uygulandığına şüphe yoktur. İslam Afrika'ya geldiğinde, yeni din değiştirmiş olan ve KGM pratiğini devam ettirmek isteyen liderlerin, bunu İslam'la ilişkilendirmiş olması güçlü bir olasılıktır. Zaman içinde bu ülkelerdeki Müslümanların zihinlerinde KGM'nin İslam'ın bir gereği olduğuna dair bir inanç oluşmuştur. 
 
 
 
Kadın genital mütilasyonunu dinsel bir şart olarak gösteren hiçbir önemli İslam'i kaynak yoktur. Ne İslam hukuku için temel kaynak olan Kuran'da ne de hadislerde, KGM'ye yönelik doğrudan bir çağrı bulunmaktadır. 
 
 
 
Kuran'da KGM için belirli bir çağrı olmadığı gibi, bu işlem, Suudi Arabistan, Irak, Körfez ülkeleri, Kuveyt, Cezayir ve Pakistan gibi İslam ülkelerinde uygulanmamaktadır. 
 
 
 
(*) Nahid Toubia: Sudan'ın ilk kadın cerrahı. Afrika ve Ortadoğu'da üreme sağlığı, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konularında çok sayıda eseri bulunuyor. Colombia Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü'nde öğretim elemanı olarak görev yapıyor.
 
 
 
Kadın Sünneti Hakkında Bilmeniz Gerekenler
 
 
 
1- Ataerkil ve toplumsal cinsiyet kadınları ve bu normlara uymayan bireyleri birçok şekilde baskılıyor. Her gün haberleri incelediğimizde mutlaka kadına yönelik şiddet içeren haberler bulmak mümkün; dayak, ölüm, yaralama, psikolojik şiddet ve daha niceleri. Bu baskıların öyle bir çeşidi var ki adeta Orta Çağ öncesinden (zamanımızdan 5 bin yıl) kalma bir işkence biçimi. İşte kadın sünneti hakkında bilmeniz gereken her şey.
 
 
 
2- Kadın sünneti nedir?
 
 
 
Kadın sünneti tıbbi gerekçeler ve zorunluluklar olmaksızın, Vajinanın bir kısmının ya da tümünün alınmasıdır. Kadınlar ve kız çocukları için uluslararası kabul görmüş çok ciddi bir insan hakları ihlalidir. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli devletler tarafından genital sakatlama olarak adlandırılmaktadır.
 
 
 
3- Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 200 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın sünnet edilmiş durumda. İnanç, töre ve cehaletin kurbanı olan sünnetli kadınlar, bir an önce bu vahşetten kurtulmalıdır. Kadına şiddettin tartışıldığı günümüzde, asıl şiddetin bu olduğu da gözden kaçırılmamalıdır.
 
 
 
4- Afrika ve Ortadoğu'da hayli yaygın bir uygulama
 
 
 
Afrika ve Ortadoğu'da 29 ülkede yapılan araştırmaya göre sünnet edilen kadın sayısının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Mısır, Etiyopya, Nijerya, Sudan ve Kenya ile Burkina Faso. Kuzey Irak, Somali’deki kadın ve kız çocuklarının ise yüzde 98'i sünnet edilmiş.
 
 
 
5- Batının tarihi de temiz değil
 
 
 
ABD'de kadın sünneti 1996 yılında yasaklandı. Buna rağmen kadın sünneti konusunda herhangi bir adli tatbikat yapılmadığı gibi, şu ana kadar bu suçu işleyen sadece bir kişiye dava açıldı. İngiltere'de her yıl etnik azınlık gruplardan binlerce genç kız kadın sünnetine maruz kalıyor. Birçok Avrupa ülkesi gibi İngiltere'de de bu uygulama yaklaşık 30 yıl önce yasaklandı. Ancak bugüne kadar Kadın Sünneti Yasası uyarınca tek bir yargılama bile yapılmadı. İngiltere'de kadın sünnetinin hala birçok toplumda devam ettiği biliniyor.
 
 
 
6- Peki neden?
 
 
 
Toplumda kabul görme uygulamanın yapılmasında öne sürülen en yaygın gerekçe. Hijyen, daha iyi bir evlilik ihtimali, bekareti korumak, dini gereklilik ise diğer nedenler arasında. Uygulama çoğunlukla Müslümanlarda görülmekle birlikte diğer dinlerde de yapılıyor.
 
 
 
7- Kadın sünneti, kadının cinsel organının dikilmesi veya tamamen sinirsel yoğunluğun fazla olan kısımlarının kesilmesi ve bir bakıma kadının cinsel olarak hazzının yok edilmesi işlemi olarak tanımlanmaktadır. Kadının cinsel organının dikilmesine yönelik sünnet yönteminde kadının sadakatinin güvence altına alınması amaçlanmaktadır.
 
 
 
8- Son derece sağlıksız bir uygulama
 
 
 
Kadın sünnetlerinin bilinen hiçbir tıbbi yararı yok, üstelik ciddi sağlık sorunlarına sebep olmakta. Sünnetler çoğunlukla ilkel metodlarla, bazı yerlerde ise hastanelerde yapılmakta. Pek çok seferinde aletlerin tek kullanımlık olmaması AIDS ve sarılık gibi hastalıkların yayılmasına sebep oluyor. Kadınlar enfeksiyon kapabiliyor ve hatta idrar yolları ve yumurtalıkları iltihaplanıyor. Sünnetler esnasında kan kaybından ölen kadınlara da rastlanılıyor.
 
 
 
9- Psikolojik olarak da çok tahrip edici.
 
 
 
Kadın sünnetinin fiziksel etkileri kadar psikolojik etkileri de var elbette. Böyle bir uygulamaya maruz bırakılan kadınlar, cezalandırıldıklarını ve ailelerinin ihanetine uğradıklarını düşünebiliyorlar. Nitekim zaten, kadını kontrol altına almak ve cinsel açıdan etkisiz hale getirmek için yapılan bu uygulama, tam olarak bir cezalandırma yöntemi. Hayatlarına çok büyük bir travma olarak kazınan bu olay sonrası kadınlarda, uykusuzluk, kendine güvensizlik, iştahsızlık veya aşırı yeme davranışı ile birlikte, Sınırda Kişilik Bozukluğu ve ömür boyu süren panik ataklar görülebiliyor.
 
 
 
Kadın sünnetinin en yaygın olduğu ülkelerden biri olan Nijerya'da, kadın sünneti geçtiğimiz ay yasaklandı. Bu her ne kadar umut vaat edici bir hamle olsa da aktivistler engelleyeci mekanizmalar konulmadığı sürece yasal olmayan yollarla kadın sünnetinin devam edeceğini söylüyorlar.
 
 
 
10- WHO ve UNICEF'in en son yayınladığı (2019) kadın sünneti raporuna göre dünyanın genelinde 200 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın sünnet edilmiş durumda.
 
 
 
Kız çocukların Sünnet Edilmesine İslami Yorum
 
 
 
Bazı toplumlarda, kızlar da erkekler gibi sünnet edilirler. Daha çok gizli olarak icra edilen bu sünnet Mısır, Arabistan ve Cava'da yaşayan Müslümanların bir kısmında halen mevcuttur. Bu toplumlarda İslamiyet öncesi de sünnetin varlığı bilinmektedir. İslâmiyet'in zuhuruyla İslâmi bir anlam kazanmıştır. Bütün İslam dünyası dikkate alınırsa, bu durum azınlıkta kalan yerel bir âdet olarak görülür (A.J. Wensinck, Hiton, IA, VlI/543). (*)
 
 
 
Klitoris üzerindeki küçük bir parçanın kesilmesi olan, kadınların sünneti ,rivayete göre Hz. İbrahim (as) zamanından kalmıştır ve ilk sünnet olan hanım Hz. Hacer'dir (Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, çev. Z. K. Uğan, Ankara 1954, I/371).
 
 
 
Hz. Peygamber (asm), "Sünnet (hıtan), erkeklere sünnet, kadınlar için fazilettir." (Ahmed b. Hanbel, V/75; Ebu Davud Edeb, 167; el-Fethu'r-Rabbânî, XVII/1312)’de buyurur. 
 
 
 
Bu sünnet, Ebu Hanife ve İmam Malik'e göre mutlak sünnet, Ahmed b. Hanbel'e göre erkeğe vacib, hanımlar için sünnettir. Şafiî erkek ve kadın arasında vucûb bakımdan bir fark görmemiştir (el-Fethu'r-Rabbanî, XVII/1312).
 
 
 
Çoğunluğu Hanefi olan Türklerde kadınlar sünnet edilmezler. Ebu's-Suud Efendi kendisine yöneltilen; "Diyar-ı Arap'da avratları sünnet ederler. Bu fiil sünnet midir?" sorusuna "el-Cevap: Müstehaptır." şeklinde cevap vermiştir (M. Ertuğrul Düzdağ, Şerhul-İslam Ebu's-Suud Efendi Fetvaları, İstanbul 1972, s. 35).
 
 
 
Kadınların sünnet edilmesi konusunda İslâm âlimleri farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir kısmı, Maşrık kadınları ile Mağrib kadınlarının fizyolojik bakımdan farklı olduklarını kabul ederek Maşrık kadınlarındaki yaradılıştan gelen fazlalık sebebiyle, sünnetle yükümlü olduklarına, öbürlerinde ise böyle bir fazlalığın bulunmayışı sebebiyle sünnetle yükümlü olmadıklarına hükmetmişlerdir.
 
 
 
Rivayetler Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında, bizzat Medine'de, kızların sünnet edildiğini ve sünnet etmeyi kendilerine meslek edinmiş kadınların bile bulunduğunu ifâde etmektedir. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in kızların sünnet edilmeleriyle ilgili olarak sağlığa uygun bir tarzda olması için tâlimât verdiğini de öğrenmekteyiz.
 
 
 
Ebû Davûd'un rivayeti şöyle:
 
"Medine'de bir kadın (ki ismi Ümmü Atiyye'dir) kızları sünnet ediyordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona: 'Fazla derin kesme, çünkü derin kesmemen, hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesîlesi) hem de kocası için daha hoştur' der.
 
 
 
Hz. Ali (ra)'den gelen bir rivayette sünnetci kadına Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in birisini yollayarak (çağırttığını) ve "Sünnet ettiğin zaman üstten hafifçe kes, fazla dipten kesme..." dediğini öğreniyoruz.
 
 
 
Münâvi, bu hadisi şerh ederken, kadınlardaki sünnet mahallinin derin kesilmesi hâlinde, kadının cinsî arzusunun söneceği, bu nedenle de kocası ile cinsel ilişkiden nefret edebileceğini belirtir.
 
 
 
Bu açıklamalardan, kızların sünnet edilmesinin biyolojik yapısına göre değişebileceğini, eğer fazlalık varsa alınması daha uygun ise de, alınmamasında da dini bir sakınca olmadığını söyleyebiliriz.
 
(*) Feyyaz Bilim ve Gelişim Derneği
 
 
 
Kadın Sünneti (Geleneksel İşkence)
 
 
 
Kadın Sünneti yani klitorisin (bızır) kesilmesi (Klitoridektomi), Kadın Cinsel Sakatlamalarının en yaygın yöntemidir… Kadın Sünneti yani klitorisin (bızır) kesilmesi (Klitoridektomi), Kadın Cinsel Sakatlamalarının en yaygın yöntemidir. Bu sünnet'ten çok penisektomi ( yani erkekte penisin kesilmesi) ile özdeştir ve eş anlamlıdır. Erkek sünneti, penisi örten koruyucu derinin kesilmesini içerir, ama penise zarar vermez . Kadında yapılan sünnet ise en hafifi klitorisin bızır, kesilmesi (Klitoridektomi) olup amaç, kadında cinsel zevk organı olan klitorisi tahrip ederek bekareti korumak, kadının cinselliğini ve cinsel duygularını engellemek olup bir çok istenmeyen tıbbi komplikasyonlara risklere hatta ölüme dahi sebep olabilmektedir. Ülkemizde uygulanmayan ve geleneklerimizde kesinlikle olmayan bu sünnet tipi daha çok Afrika ülkelerinde yaygındır.
 
 
 
Kadın Sünneti Hangi Ülkelerde Uygulanmaktadır?
 
 
 
Birleşmiş Milletler (BM), her yıl çoğunluğu Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde olmak üzere 3 milyon kadının sünnet edildiğini, ölüm riski taşıyan bu geleneğin hükümetlerin desteklemesi durumunda bir kuşak içinde terk edilebileceğini duyurdu.
 
UNICEF tarafından yayımlanan raporda, verilerin daha iyi toplanması sonucunda, dini değil, geleneksel bir uygulama olan kadın sünnetinin, sanıldığından daha yaygın olduğunun ortaya çıktığı belirtildi. Konunun hassasiyeti nedeniyle kadın sünneti nedeniyle kaç kadının öldüğünün tespit ve tahmin edilemediği kaydedildi.
 
Afrika'da Sahra Altı bölgesi ve Ortadoğu'daki 28 ülkede şimdiye kadar 128 milyon kadının sünnet edildiği belirtilen raporda, her yıl sünnet edildiği tahmin edilen 3 milyon kadının yaklaşık yarısının Mısır ve Etiyopya'da yaşadığı bildirildi.
 
 
 
Kadındaki Sünnet Ne Şekilde Yapılmaktadır. Değişik Formlardaki Kadın 
 
Sünneti Nedir?
 
 
 
Genellikle ilkel ve geleneksel koşullarda yapılan bu sünnet bir çeşit operasyon olup değişik ülkelerde farklı biçimde uygulanmaktadır. Amacı kadının ve genç kızların cinselliği oldukça geç keşfetmelerini amaçlayan ve bekareti korumaya yönelik olan bu işlem oluşturduğu tıbbi riskler ve toplumsal şikayetlerden dolayı bir çok ülkede yasaklanmaya başlamıştır.
 
Dünya Sağlık Örgütü kadın sünnetini sınıflamak amacıyla bu girişimleri değişik guruplara ayırmıştır. Tip I (Sunna) veya sünnet'de sadece klitorisin (bızır) bir kısmı veya tamamı çıkarılır. Tip II (Eksizyon)'de klitorisin tamamı ile labia minörün bir kısmı veya tamamı çıkarılır. Tip III' (infîbulation) de klitorisin tamamı ile labia minörün bir kısmı veya tamamı ve labia majörün medial kısımları çıkarılır ve kalan insizyon kenarları tamamını kapsayacak şekilde kapatılırken idrar ile menstrüel kan akımım sağlayacak küçük bir delik oluşturulur. Bu en son ve en ağrı olan tip yaygın olarak Somali'de uygulanan bir kız sünneti olup, bızır (klitoris), küçük ve büyük dudaklar kesilip alınmakta, idrar ve kanama açıklığı kalacak şekilde dikilip, bacaklar aylarca bağlı tutularak yaranın iyileşmesi beklenmektedir. Firavun sünneti de denilen bu işlem, bekaretin en kesin garantisi olarak görülmekte olup çok ciddi tıbbi sonuçlar doğurabilmektedir.
 
Kadın sünneti resimleri aşağıda sırasıyla en basitinden en komplike olan kadın sünneti'ne göre verilmiştir.
 
 
 
Kadınlarda yapılan Sünnet İşlemi Hangi Yaşlarda Uygulanmaktadır?
 
Şimdiye kadar toplanan bilgilere göre, kızlar daha çok 4 ile 12 yaş arasında sünnet edilmektedirler. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre bugün dünyada, bu en ağır biçimi dahil, 100 ile 140 milyon arasında kız sünnet edilmektedir.
 
 
 
Kadın (Kız) Sünnetinin Tıbbi Risk Ve Komplikasyonları Nelerdir?
 
Erken Dönem Riskler ve Komplikasyonlar:
 
Kanama
Cerrahi travma
Ağrı veya kanamaya bağlı şok
Enfeksiyon ve doku kaybı , nekroz
Opersyon sırasında üretra ve anüsün zarar görmesi
HIV/AİDS ve diğer virüsler ile birlikte tetanoz dahil ölümcül enfeksiyonlar
Ölüm
 
 
Geç Dönem Riskler ve Komplikasyonlar:
 
Ameliyat edilmiş dokuda skar oluşması
İdrar yapmada ve adet kanının akmasında zorluk
Cinsel arzunun azalması veya tamamen kaybolması
Ağrılı cinsel ilişki veya cinsel ilişkiye hiç girememe
Zor veya ağrılı normal doğum…
 
 
Sudan’da kadın sünneti yasaklandı
 
 
 
UNICEF raporlarına göre, Sudan'da yaşları 15 ile 49 arasında değişen her 10 kadından 9'u sünnet ediliyor. Bunun üzerine "Sudan kadın sünneti nedir?" Sorusu akıllara takıldı. Yakın zamanda da kadın sünneti, yeni Sudan Hükümeti tarafından yasaklandı. Sudan kadın sünneti nasıl yapılıyordu? İşte tüm ayrıntılar...
 
 
 
Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, bakanlar kurulunun kadın sünnetini de suç kapsamına alan özel bir madde ile Ceza Kanunu'nda yaptığı değişikliğin memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
 
 
 
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) de fiziki ve zihinsel açıdan ciddi sonuçlar doğuran ve Sudan'da yaygın olarak uygulanan kadın sünnetinin suç kapsamına alınmasını önemli bir karar olarak değerlendirdi.
 
 
 
UNICEF raporlarına göre, Sudan'da yaşları 15 ile 49 arasında değişen her 10 kadından 9'u sünnet ediliyor. Birçok ülkede insan hakları ihlali olarak değerlendirilen kadın sünneti, BM'ye göre 31 ülkede varlığını korurken, şu an hayattaki 200 milyona yakın kız çocuğu ve kadın bu uygulamaya maruz kaldı.
 
 
 
Özellikle Sahraaltı Afrika'da yoğunlaşan kadın sünneti, Orta Doğu ve Asya'da birçok ülkede yasaklanmasına rağmen hala uygulanmaya devam ediyor. Kadın sünneti, dini, kültürel ve toplumsal nedenlerle dünya genelinde farklı din ve toplumların mensuplarınca uygulanıyor.
 
 
 
SUDAN’DA KADIN SÜNNETİ NEDİR?
 
 
 
Kadınların vajinalarının iç ve dış dudaklarının ve genellikle klitorisin de kesilip alınması şeklindeki 'sünnet' Sudan'da yaygın olarak uygulanıyor. Kadının cinsel organlarına yapılan bu müdahale idrar yolları, böbrek ve rahim-yumurtalık enfeksiyonları, kistler ve doğurganlıkla ilgili sıkıntılara yol açmasının yanısıra vajinal cinsel ilişkiyi kadın için çok acılı bir hale getiriyor. Ergen kız çocuklarına sünnet yapılmasının gerisinde "itibar ve evlilik şansını artırma" gibi bazı değer yargıları yatıyor.
 
 
 
Sudan'ın geçici hükümeti, kadın sünnetini de suç kapsamına alan özel bir madde ile Ceza Kanunu'nda değişiklik yaptı. Kadın sünneti yapanların 3 yıl hapis ve para cezası almasını öngören Ceza Kanunu'nun 141. maddesinde yapılan değişiklik  onaylandı.
 
Ceza kanununda yapılan değişiklikle, kadın sünneti yapan kişiler bunu tıbbi bir kurum içerisinde ya da başka bir yerde yapıp yapmadığına bakılmadan üç yıl hapis ve para cezasıyla cezalandırılacak.
 
 
 
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) de fiziki ve zihinsel açıdan ciddi sonuçlar doğuran ve Sudan'da yaygın olarak uygulanan kadın sünnetinin suç kapsamına alınmasını önemli bir karar olarak değerlendirdi. UNICEF raporlarına göre, Sudan'da yaşları 15 ile 49 arasında değişen her 10 kadından 9'u sünnet ediliyor. 
 
 
 
Kadın sünneti ne demek?
 
 
 
Kamuoyunda kadın sünneti olarak da bilinen bu uygulama, kadınların dış genital bölgesinin kasten kesilmesi ya da çıkarılması demek.
 
Genellikle klitoris veya vajina dudaklarının kesilmesini içeriyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), "tıbbi olmayan nedenlerle kadınların üreme organlarını yaralayan her türlü prosedürü" genital sakatlama kategorisinde değerlendiriyor.
 
DSÖ'ye göre, dünya genelinde yaklaşık 200 milyon kadın ve kız çocuğu genital sakatlanmaya maruz kalıyor. Genital sakatlanma, en yaygın Afrika'da ve Ortadoğu'da uygulanıyor. Yaklaşık 30 ülkede uygulanan genital sakatlanma en yaygın Somali, Gine, Cibuti ve Mısır'da görülüyor.
 
Örgüt, göç oranlarındaki artışla beraber, Avrupa'da genital sakatlanma mağduru kadın ve kız çocuğu sayısının da artış gösterdiğine dikkati çekiyor. İngiltere'de yaklaşık 66 bin, Fransa'da ise 60 bine yakın kadın ve kız çocuğu mağdur.
 
Almanya Belçika, Hollanda, ve Somali'den gelen göçmenler nedeniyle İtalya'da da mağdur kadın sayısı oldukça fazla. Genital sakatlanmaya ABD ve Kanada'da da rastlanıyor.
 
BM'nin verilerine  göre kadın sünneti 31 ülkede yapılmaya devam ediyor. Şu an hayattaki 200 milyona yakın çocuk ve kadın bu uygulamaya maruz kaldı. Özellikle Sahraaltı Afrika'da yoğunlaşan kadın sünneti, Orta Doğu ve Asya'da birçok ülkede yasaklanmasına rağmen hala uygulanmaya devam ediyor.
 
 
 
Kadın sünneti çeşitleri
 
 
 
Dünyanın farklı bölgelerinde kadın cinsel organına zarar veren operasyonlar farklı biçimlerde yapılıyor:
 
Klitoridektomi: Klitorisin kısmen ya da tamamen kesilmesi.
 
Eksizyon: Klitoris ve iç dudakların, bazen de dış dudakların kesilmesi.
 
İnfibülasyon: Dış genital organların tümüyle ya da kısmen kesilip sadece dar bir vajina girişi kalacak şekilde dikilmesi. Kadın genital organlarına kasten zarar verecek yakma, kazıma ya da delme gibi her türlü başka müdahaleyi içeriyor. 
 
 
 
Tüm bu uyguylamalar, kadının cinsel arzusunu körelttiği gici, bulaşıcı hastalıklara, doğum ölümü ve genetik hastalıklara ve ölümlere de neden olmaktadır. Bu nedenle, kız çocukların sünnet olmasının yasaklanması önemlidir. Ama en büyük sorun, binlerce yıldır gelen bu gelenekin nasıl önleneceğidir. Yasak olmasına karşı, hala kız çocukların sünnet edildiği de bir gerçektir…
 
 
 
Kadın Sünetine Sıfır Höşgörü
 
Dünya genelinde 200 milyon kız çocuğu ve kadın sünnetli. Birleşmiş Milletler'in verilerine göre önümüzdeki 10 yılda 70 milyon kız çocuğu daha sünnet edilme tehlikesiyle karşı karşıya.
 
 
 
6 Şubat Kadın Sünnetine Karşı Sıfır Tolerans Günü kapsamında kadın sünnetine dikkat çeken Almanya merkezli Dünya Nüfus Vakfı, Birleşmiş Milletler verilerinin sünnet edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan kadın sayısının 2030 yılına kadar 70 milyonu bulacağını gösterdiğini ve bu uygulamayı engellemek için adım atılmazsa, sayının daha da artacağını açıkladı.
 
 
 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de dünya çapında en az 200 milyon kız çocuğu ve kadının sünnet edildiğine işaret etti. DSÖ sorumlusu Ian Askew konuyla ilgili açıklamasında "Kadın sünneti sadece bir insan hakkı ihlali değil, aynı zamanda buna maruz kalan pek çok kadının fiziksel ve psikolojik sağlığını ciddi ölçüde etkileyen bir uygulamadır" dedi. Kadın sünnetinin sağlık açısından herhangi bir yararı olmadığını vurgulayan Askew, uygulamaların sonlandırılması için daha fazla yatırıma ihtiyaç olduğunun da altını çizdi.
 
 
 
Kadın sünneti, klitoris veya vajina dudaklarının genelllikle kötü hijyen koşullarında anestezi olmadan bir kırık cam ya da jilet ile kısmen ya da tamamen kesilmesini içeriyor. Bu uygulamaya maruz kalan kadınlar ve kız çocukları, enfeksiyon ve kanamanın yanı sıra doğum esnasında yaşanabilecek risklerle karşı karşıya. Almanya merkezli Terre des Femmes kadın örgütünün verilerine göre sünnet edilen kadınların çeyreği yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybediyor.
 
 
 
Kadın Sünetine Sıfır Tolerans
 
 
 
Cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele çağrısı…
 
Dünya Nüfus Vakfı Genel Müdürü Renate Bähr da cinsiyet eşitsizliğinin nedenlerini anlamadan, kadın sünnetinin bitirilemeyeceğini belirterek cinsiyet ayrımcılığıyla savaşmak için harekete geçme çağrısı yaptı. Bähr “Küresel kararların ve ulusal yasaların uygulanabilmesi için, bu toplumlarda ayrımcılığa karşı savaşan politikacıları, dini liderleri, öğretmenleri, bu uygulamalardan etkilenenleri ve tehlike altında olanları güçlendirmemiz gerekmektedir" diye sözlerini sürdürdü. 
 
 
 
Almanya Kalkınma Bakanı Gerd Müller de Çarşamba günü Sudan’a ziyareti esnasında bu uygulamanın sona erdirilmesi için çağrıda bulundu ve kadın sünnetinin kadınları aşağılayan bir uygulama olduğunu belirtti. Müller, Almanya Kalkınma Bakanlığı’nın Sudan, Somali ve Etiyopya gibi ülkelerde kadına şiddetin bu formuyla mücadeleyi arttırdığını ve bu insan hakları ihlalinin sonlandırılması için bütün sosyal güçlerin ve otoritelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
 
 
 
Kadın sünneti uygulaması genellikle dini ve kültürel nedenlerle Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, uygulamanın 30 Afrika ve Asya ülkesinde yaygın olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler verileri, Somali, Gine ve Cibuti'de kadınların yüzde doksanının sünnetli olduğunu gösteriyor. Bu toplumlarda geleneksel anlayış, sünnetsiz kadınların saf olmadığını ve evlilik olasılıklarının az olduğunu dayatıyor.
 
 
 
Bazı Haberler:
 
Mısır'da 12 yaşındaki kız çocuğu sünnet kurbanı
 
Mısır'da 12 yaşındaki bir kız çocuğunun sünnet edildikten sonra öldüğü bildirildi. Çocuğu sünnet eden doktor hakkında yakalama kararı çıkartıldı. (31.01.2020)  
 
 
 
Irak'ta kadın sünneti ile mücadele
 
Irak'ta kadın sünnetine karşı mücadele ediliyor. 2018 verilerine göre 5 ila 49 yaş arasındaki kadınların yüzde 37'sinden fazlasının sünnetli olduğu Irak'ın Kürt bölgesinde halkı bilinçlendirmek için kampanya yürütülüyor. (02.01.2019)  
 
 
 
Kadın sünnetine karşı mücadele devam ediyor
 
6 Şubat Uluslararası Kadın Sünnetine Karşı Sıfır Hoşgörü Günü ile Birleşmiş Milletler bu insan hakları ihlâline dikkat çekmek istiyor. DW Tanzanya ve Guinea-Bissau'da bu konuda çalışma yürütenlerle bir araya geldi. (06.02.2017)  
 
 
 
Dünyadaki kadın feministler ne için mücadele ediyor?
 
Sünnet, kürtaj hakkı ve medyada kadın... Feministler çok sayıda konuda mücadele veriyor. DW Guatemala'dan Hindistan'a kadın aktivistlerin gündeme taşımak için çalıştığı konuları derledi. (08.03.2019)  
 
Kadın Sünnetinin İslam ve Türkiye’deki Yeri
 
 
 
Kadın Sünneti tıbbi gerekçeler dışında  kadın cinsel organının dış kısmında bir veya birkaç bölümün kesilerek çıkarılmasıdır. İşlemin amacı, en geniş anlatımla, evlilik öncesi kız çocuklarının cinsel isteğini yok etmek, onların namusunu korumak olarak ifade edilmektedir. İşlem, kadın cinselliğini hizmet boyutuna indirgeyen bir düşüncenin epidemiyolojik yansımasıdır. Çoğunlukla Müslüman ülkelerde uygulanır. Geleneklere indirgenmiş bu işlemde uygulamayı yapanların çoğu ebeler veya doğuma katılanlardan birisidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kadın sünnetinin %18 kadarının sağlık hizmeti veren profesyoneller tarafından yapıldığını ve işlemin artık sağlık sektörüne kaydığını belirtmektedir. (*)
 
 
 
KADIN SÜNNETİ DÜPEDÜZ CİNAYET
 
 
 
Kadın sünneti, uluslararası alanda kız çocuklarının ve kadınların insan haklarına bir tecavüz, bir şiddet olarak kabul edilir. Uygulama, cinsiyetler arasında kadına karşı ağır bir ayrımcılık yapmaktadır. Aynı zamanda çocuk haklarına da tecavüz niteliğindedir.  Bu işlem insanların sağlık, hatta fiziksel bütünlük hakkına saldırı boyutu taşımakta, yanı sıra insanı işkence ve zulümden koruyan yasaları ihlal etmektedir. İşlem ölümle sonuçlandığında ise, insan yaşamını bilinçli olarak yok etme gibi vahim bir durum ortaya çıkabilmektedir. Bu noktada söz konusu olan düpedüz cinayettir. 
 
 
 
“ERKEKLERDE PENİS BAŞININ KESİLMESİYLE EŞDEĞER”
 
 
 
Kadın sünneti İslam geleneklerine göre belli başlı üç grupta değerlendirilir:
 
1. Kliterektomi: Klitorisin (Arapça: bızır) kısmen  veya bütünüyle çıkarılması; nadir olarak klitorisi saran deri katmanının çıkarılması.
 
2. Eksizyon: Klitoris ve labya minoraların (küçük dudak) kısmi veya tamamen çıkarılması işlemine labya majoraların (büyük dudakların) kısmen çıkarılmasının da eklenmesi.
 
3. İnfibulasyon (sadece delik bırakma): Klitorisin çıkarılarak veya çıkarılmadan doğum kanalı ağzının, yani vajinal girişin, kenarındaki deri katmanları kullanılarak daraltılması.  
 
 
 
Kadın sünneti erkek sünnetinden (penis başını saran derinin bir kısmının çıkarılması) farklı  bir işlemdir; klitorisin kısmen veya tamamen çıkarılması, bir anlamda, penis başının kısmen veya tamamen çıkarılması işleminin karşılığıdır. Başka deyişle, kadın sünneti, erkek sünnetinin fayda ve zararlarına ilişkin tartışmalardan tamamen uzak, çok farklı ve ağır bir uygulamadır. Sağlık yönünden faydası olmadığı gibi, kız çocuklarına ve kadınlara pek çok bakımdan zarar vermektedir. Kız ve kadın vücudunun doğal fonksiyonlarını bozması yanında normal genital dokuyu yok eden veya sakat bırakan bir uygulamadır. İşlem sonrası görülen akut (erken) komplikasyonlar şiddetli ağrı, şok, kanama, tetanoz, sepsis (kana mikrop karışması), idrar çıkaramama, genital bölgede açık yaralar ve bitişikteki genital dokuya hasar şeklindedir. İşlemin uzun süreli komplikasyonları  ise tekrarlayan mesane ve idrar yolu enfeksiyonları, kist, infertilite (çocuk yapma fonksiyonunun kaybı) ve doğum sırasında artan komplikasyon ve yeni doğan ölümüdür. 
 
 
 
Kadın sünneti  işlemi  genital bölgeye tekrarlayan cerrahi girişimlere de yol açmaktadır. Örneğin vajinal deliğin penis girmeyecek şekilde daraltılması işlemi, evlilik sonrası vajinal ilişki ve doğum yapmak için bölgenin cerrahi olarak kesilmesini ve genişletilmesini gerekli kılmaktadır. Her cerrahi işlem yeni riskleri de beraberinde getirmektedir. 
 
 
 
29 ÜLKEDE 125 MİLYONDAN FAZLA KADIN
 
 
 
İşlem çoğunlukla yeni doğan ile 15 yaş grubu arasındaki kız çocuklarına, bazen de erişkin kadınlara uygulanır. UNICEF'in rakamlarına göre, Afrika'da kadın sünneti olması beklenen kız çocuklarının sayısı yılda 3 milyonu bulmaktadır.  Şimdiki halde, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde yoğunluklu olmak üzere dünyada 29 ülkede 125 milyondan fazla kadına sünnet uygulanmıştır. İşlem Afrika'nın doğu, batı  ve kuzeydoğu bölgeleri yanında, Asya ve Ortadoğu ülkelerinde ve bu bölgelerden göçenlerde de yaygındır.
 
 
 
KUZEY IRAK KÜRT YÖNETİM BÖLGESİ’NDE YÜZDE 88'E VARAN ORAN
 
 
 
UNICEF’in Kuzey Irak Kürt Yönetim Bölgesi’nde kadın sünneti  konusundaki açıklamaları bir dehşet filminin sahnelerini andırmaktadır. Özellikle Erbil ve Süleymaniye bölgelerinde daha yoğun olmak üzere % 88’e ulaşan oranda kadın sünneti uygulaması birçok Batılı akademisyeni ve sahada çalışan uzmanı şaşırtacak boyuttadır. Raporlar işlemin Ortadoğu’daki yaygınlığını gözler önüne sermektedir. Kadın sünnetinin en çok yapıldığı, dolayısıyla bu işlemin en fazla komplikasyona yol açtığı ülke Mısır’dır. İşlem çoğunlukla Müslüman toplumlarda uygulanmakla birlikte, Mısır'da hem Müslümanlar hem de Hıristiyan Kıptiler arasında % 97 oranında  görülmektedir.
 
 
 
KIRIK CAMLARLA YAPILAN İŞLEM SONRASI YARAYA KÜL BASMA
 
 
 
2003 başlarında bir Alman ve Avusturya ortak sivil toplum örgütü olan WADI, Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi’nde seyyar ekiplerle, bölge halkına tıbbi hizmet ve sosyal destek de  sağlayarak çalışmaya başladı. Tamamı kadın olan bu ekipteki hekim, hemşire ve sosyal hizmet uzmanları bölge halkının güvenini kazandıktan sonra, bölgenin sosyolojik gerçekleri hakkında kapsamlı verilere ulaştılar. Yaklaşık  olarak bir yıldan fazla süren çalışmalardan sonra, bölgenin kadınları, kadın sünneti hakkında konuşmaya başladılar.
 
 
 
Bölgedeki Kürtler yukarıda belirtilen sınıflamaya göre birinci tip sünnet uygulamaktadırlar. Ebeler çoğunlukla işlemi sterilize edilmemiş cihazlarla, hatta kırık camlarla anestezi yapmadan uygulamaktadırlar. Çocukta oluşan sakatlığın derecesi tamamen ebenin tecrübesine ve çocuğun şansına kalmıştır. İşlem sonrası yaraya kül veya çamur basılmakta ve kızlar bir kova buzlu suyun üzerine oturtulmaktadırlar. Kürt kız çocuklarının bir kısmı ölmekte bir kısmı da kronik ağrı, enfeksiyon ve infertilite  sorunuyla karşılaşmaktadır. Çocukların tamamı travma sonrası stres bozukluğu yaşamaktadır. 
 
 
 
MÜLAKAT YAPILAN KADINLAR ‘NORMAL’ KARŞILIYORLAR
 
 
 
WADI’nin 2005 yılında yayımlanan çalışmasında 1544 kadının 907’sine (% 60) sünnet uygulandığı belirtmiştir. Kadın sünneti konusunda kendileriyle mülakat yapılan bütün kadınlar işlemi normal gördüklerini, hem geleneklere hem de İslam dinine atıfta bulunarak belirtmişlerdir. Kadınlara, kendi kız çocuklarının sünneti hakkında ne düşündükleri sorulduğunda ise benzer cevaplar vermişler, klitorisin kirli ve haram olduğunu, dinsel olarak yasaklandığını, kızlarını sünnet ettirmediklerini fark eden eşlerinin onları cezalandıracağından korktuklarını, erkeklerin sünnetli kadınlarla cinsel ilişkide bulunmayı tercih ettiklerini ifade etmişlerdir. Erkekler konu hakkında konuşmamışlar ve tüm sorumluluğu eşlerine bıraktıklarını söylemişlerdir. Eşleriyle bu konuyu tartıştığını söyleyen erkek yok gibidir. 
 
 
 
İSLAM ALİMLERİ VE KADIN SÜNNETİ
 
 
 
Kadın sünneti konusunda farklı  görüşler ve tartışmalar vardır. Bir çok ülkede ve  elbette batı ülkelerinde de bu uygulamaya karşı toplumsal bir tepki vardır. Kadına zorla dayatılan bu uygulama, söz konusu ülkelerde  canice ve zalimce bir işlem olarak kabul edilmiş ve yasalarla engellenmiştir.
 
 
 
Kadın sünnetinin İslam'dan önceki dönemlere kadar uzandığını savlayanlar da vardır. Mısır'daki uygulamanın Firavunlar dönemine kadar gerilere gittiğini ve farklı dinlerin mensupları tarafından uygulandığını öne sürenler olmuştur. Konu tartışmaya açıldığında, bazı  Müslümanlar bunun kültürel bir konu olduğunu, İslam’da dini bir zorunluluk olarak görülmediğini söylemişlerdir. 
 
 
 
İslam alimlerine gelince, kadın sünneti konusunda bu alanda  farklı görüşler vardır. Bazıları kadın sünnetinin bir zorunluluk olmadığını söylerken, bazıları da  konunun Hadislerde dahi geçtiğini iddia ederler. İslam şeriatının önde giden alimlerinden Filistin-İsveç kökenli A. Aldeeb Abu Sahlieh’e göre, konu hakkında İslam dönemine ait en fazla aktarılan bilgi, Muhammed ile Um Habibah arasında geçen bir konuşmaya ilişkindir.
 
 
 
Kadın kölelere sünnet uygulamasıyla tanınan  Um Habibah adlı kadın, Muhammed’in hicretine katılanlardan biridir.  Bir keresinde Muhammed onunla karşılaşır ve aralarında bir konuşma geçer. Muhammed ona işini yapıp yapmadığını sorar. Kadın da işini yapmaya devam ettiğini, yasaklanmadığı ya da yapmaması için kendisinden talimat almadığı sürece işini yapmaya devam edeceğini söyler. Bunun üzerine Muhammed, “Evet, devam et, yakınıma gel de sana öğreteyim; eğer kesiyorsan abartmadan kes, çünkü bu yüzeye daha çok gerginlik verir ve kocası için daha hoş olur” diyerek kadın sünneti konusundaki görüşünü ifade eder. ( Sami A. Aldeeb Abu Sahlieh, “To Mutilate in the Name of Jehovah or Allah: Legitimization of Male and Female Circumcision,” Medicine and Law içinde, Temmuz 1994, s. 575-622).  
 
 
 
Abu Sahlieh'in Muhammed'in söylemlerinden çıkardığı sonuç, erkek sünnetinin sünnet olduğu, kadın sünnetinin ise makruma (sevap) olduğudur.  
 
Bununla birlikte, bazı hatipler kadın sünnetinin zorunlu olmadığını, bazıları da İslam'ın kadın sünnetini onaylamadığını  söylemişlerdir. Bazı İslam alimleri Firavun döneminde yapılan kadın sünnetinin İslam’da yasaklanmış olduğunu öne sürmüşlerdir. El-Ezher Üniversitesi’nden Şeyh Gad El-Hak ise Peygamber’in kadın sünnetini, en basit şekliyle söylemek gerekirse, yasaklamadığını söylemiştir.   
 
 
 
İslam âlimi Ahmed ibn Nakib el-Mısri (d.796/1368) tarafından yazılan Umdat el-Salik’te (Şafi öğretisine göre İslam'ın gizli yasalarının anlatıldığı kaynak) kadın sünneti hakkında anlatılanların İngilizce çevirisinin (çev., ed. Nuh Ha Mim Keller; Beltsville, 1997)  “Vücut” isimli bölümünde (s. 59).  Kadın  sünneti hakkında yer verilen kanaat şöyledir: “Sünnet kadın için de erkek için de zorunludur. Erkekler için penisin ucundaki prepisyumun; kadın için de klitorisin (bızır) derisinin çıkarılmasıdır (klitorisin değil)”. (Sünni İslam'ın Hanefi öğretisine göre, kadın sünneti zorunluluk değil, sadece sünnettir. Hanefi inancında kadın sünneti kadının kocasına nezaketinden ve saygısından kaynaklanır.)
 
 
 
Fakat aynı metnin Arapça aslı şöyledir: "Sünnet her erkek ve kadın için zorunludur; erkek için penisin glansındaki deri parçasının çıkarılmasıdır; kadın sünneti ise klitorisin (bızır) çıkarılmasıdır. Arapça kelime olan “bızır” klitorisin derisi demek değildir; bizzat klitorisin kendisidir. Nuh Hah Mim Keller’in Batı’ya özel olarak yaptığı, kasten yanıltıcı olan çeviride amaç Şafi şer’i hükümlerini batıdan gizlemektir; oysa Umdat el-Salik’de söylenen, kızlarda klitorisin tamamen çıkarılmasının zorunlu olduğudur. Bu özel formdaki kadın sünneti Mısır'da çok geniş çapta uygulama alanı bulmuştur. 
 
 
 
TÜRKİYE’DE KADIN SÜNNETİNİ YASAKLAYAN BİR YASA YOK
 
 
 
Türkiye'de kadın sünnetini yasaklayan bir yasa mevcut değil. Töre, gelenek, âdet adı altında kadın cinselliğini yok etmeye yönelik kadın cinayetleri ve sakat bırakmaların İslam ülkeleri içinde en üst sıralarda olduğu toplumumuzda kadın sünnetinin alenen tartışılmaması dikkate değer. Başörtüsü gibi bir konuyu içselleştirmiş bir kadın toplumunun kadın sünneti konusunu ağzına bile almaması  çok ilginçtir. İslam dininden kaynaklanan önyargılarla  kadına  uygulanan her türlü baskının hızla yerleştiği bir toplumda, bu konunun konuşulmaması farklı  şekillerde yorumlanabilir. Türk/İslam geleneklerinin Müslüman Arap geleneklerinden önde olduğu veya Türkiye’de  kadınların eğitim seviyesinin nispeten yüksek olduğu veya  vücut bütünlüğüne bu boyuttaki bir saldırıyı kabullenecek kadın sayısının ülkemizde çok az olduğu öne sürülebilir.
 
 
 
Ancak dinsel uygulamaların sosyal hayata hızla uyarlandığı ve halkın önemli bir bölümü tarafından içselleştirildiği toplumumuzda, kadınlara sünnet gibi vahşi ve sakatlayıcı bir uygulamanın önümüzdeki yıllarda zorla dayatılmayacağının güvencesi var mıdır? Bu uygulamanın başlaması halinde kız çocuklarını koruyacak yasalar nerededir? Dinsel öğelerin sosyal hayata  zorla dayatılmadan önce bir hazırlık evresinin yaşandığını ve toplumun en akıldışı uygulamalara bile alıştırıldığını kendi deneyimlerimizden biliyoruz. 
 
 
 
Türk kadınlarının başörtüsü gibi bir konuyu bile dönüştürerek kendi hayat tarzlarına uyarladıkları, hatta bir tür cinsel cazibe unsuru olarak kullandıkları, dinsel çevrelerin bile şikâyet konusu haline gelmiştir. Bakalım Kadın Sünneti topluma kabul ettirilebilecek mi? Yoksa kadınların Türk/İslam kimliği  daha ağır basacak ve kadın sünneti dışlanacak mı? (*) Prof.Dr. Gülümser Heper.
 
 
 
Endonezya / Bandung’da Kızların Sünnet Töreni
 
 
 
Genç bir kız, Bandung, Endonezya'da kesilmeye hazır olduğu için tereddüt ediyor.  Burada her bahar ebeveynler kızlarını kitlesel sünnet için boş bir okula getiriyor. Çalışmalar, Endonezya'nın bazı bölgelerinde, kadın sünnetinin daha ritüel olduğunu göstermiştir. Cinsel organları arındırmak ve bir kız çocuğa cinsiyet kimliği vermek anlamına gelen bir geçit töreni yapılır. Bir uygulayıcı cinsel organlara zerdeçal sürtünerek veya klitorisi bir kez iğneyle iğneleyerek sembolik bir kan damlası çizmek için uygulama yapar.
 
 
 
Genç bir kız çocuğu, Bandung, Endonezya'da sünnet edildikten sonra ağlıyor. Bu Pazar sabahı, 200'den fazla kız sünnet edildi, birçoğu 5 yaşın altında görünüyor. Bu arada, yakındaki bir binada, 100'den fazla erkek de geleneksel bir sünnet geçirdi.
 
 
 
Sünnetçileriyle çevrili olan genç bir kız, Bandung, Endonezya'daki prosedürden sonra iç çamaşırına geri döndü. Daha sonra küçük bir kutlama hediyesi verildi. Biraz meyve ya da bağışlanan bir kıyafet parçası verilir ve ferahlık için bir bardak süt sunulur.
 
Bandung, Endonezya'da sünnet sırasında genç bir kız ağlıyor. Tüm olay sadece birkaç dakika sürüyor ve çok az kan var. Daha sonra, kızın genital bölgesi antiseptik Betadin ile tamponlanır.
 
 
 
Kadın sünnetçiler ve onların görevlileri Bandung, Endonezya'da bir sonraki hastalarını bekliyor. Sünnetler, masaların bir araya getirildiği ve derme çatma yataklar olarak hizmet etmek için çarşaf ve yastıkla kaplandığı bir dua merkezinde veya boşaltılmış bir ilkokul sınıfında gerçekleşir.
 
 
 
Sünneti içermeyen alternatif bir bondo törenine katılarak, Masanga, Sierra Leone topluluğundaki kızlar, İsviçreli bir kar amacı gütmeyen kuruluş olan Masanga Assistance Education tarafından garanti edilen ücretsiz bir eğitim alırlar. Gizli toplumda yüksek bir otorite olan bondo şeytanı olarak bilinen bir kadın, bu alternatif geçit töreninin toplum tarafından kabul edildiğini gösteren törene katılır.
 
 
 
Genital kesim içermeyen bu yeni tür, Bondo töreninin mezunları aile ve arkadaşlarla kutlarlar. Ne yazık ki, bu Sierra Leone'deki tek alternatif geçiş ayinleridir.
 
 
 
Kabala'daki FGM/C'yi içeren bir bondo töreninde, kızlar ergenlikten kadınlığa geçerken kadınlar için gizli bir topluma girmeye hazırlanıyorlar. FGM/C oranı son otuz yılda dünya çapında azaldı, ancak UNICEF'e göre, nüfus arttıkça rakamlar “önümüzdeki 15 yıl içinde önemli ölçüde artacak.”
 
 
 
19 yaşındaki Elizabeth ve 13 yaşındaki Rebecca, bebek pudrası ile duş alır ve inisiyasyon törenine hazırlanırken dans eder.
 
 
 
Bandung, Endonezya'da sünnet sırasında genç bir kız çığlık atıyor. Burada resmedilen prosedür, WHO, klitorisin kendisinin insizyonu olsun ya da olmasın, sünnet adı verilen klitoral kaputun eksizyonu olarak tanımlanan “Tip I” kadın sünneti olarak sınıflandırılan şeyi içeren daha invazivdir.
 
 
 
Genç kızlar, inisiyasyon töreninin sonunda çalıdan geri dönerler. Sierra Leone ve Somali, FGM/C geçiren 15 ila 49 yaş arasındaki kız ve kadınların en yüksek prevalansına sahip ülkeler arasındadır. BM, dünya çapında FGM/C ve erken çocuk evliliklerini ortadan kaldırmak için 2030 hedefi belirledi.
 
 
 
Bondo aileleri ve sowies olarak bilinen Sierra Leone'de FGM/C uygulamasını terk etme baskısı olsa da, sünneti yapan kadınlar, kültürlerine bir saldırı olarak cesaret kırmayı söylüyorlar. Uygulamanın, toplumu kötü ruhlardan korumak ve ergenlerin kadınlığa geçişini düzenlemek için tasarlanmış eski ritüellere dayandığını söylüyorlar.
 
 
 
Kadına sünnet (FGM), dayanılmaz bir işkencedir
 
 
 
Mombasa, Kenya'daki bu kadın, kızların cinsel organlarında kullandığı jileti gösteriyor
 
Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, bugün yaşayan 200 milyon kız ve kadının bir çeşit FGM geçirdiğini tahmin ediyor.
 
 
 
Öncelikle Afrika ve Orta Doğu'daki 33 ülkede yoğunlaşmasına rağmen, Asya ve Latin Amerika'daki bazı ülkelerde de uygulanmaktadır. Ve Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda'da yaşayan göçmen nüfus arasında, BM diyor.
 
 
 
6 Şubat'ta kadın Sünneti için Uluslararası sıfır tolerans Günü’nde, FGM'ye son verilmesi çağrısında bulunuyor.
 
FGM, Kenya'nın Isiolo ilçesindeki Borana topluluğundan Bishara Sheikh Hamo'nun açıkladığı gibi, kız çocukların sünneti; daha sonraki yaşamda kadınları etkileyen fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarına neden olabilir.
 
 
 
Kadın sünnetini meşrulaştırıyorlar
 
 
 
Bishara,"11 yaşındayken FGM'ye maruz kaldım" diyor. “Büyükannem, FGM'nin her kız için bir gereklilik olduğunu, bizi saflaştırdığını söyledi.”
 
 
 
Ancak Bishara'nın bilmediği şey, düzensiz dönemler, mesane problemleri ve tekrarlayan enfeksiyonlarla onu terk edeceğiydi. Sadece sezaryen ile doğum yapabildi.
 
O şimdi bir anti FGM kampanyacısı.
 
 
 
Kadın Sünneti nedir?
 
 
 
Unıcef, Afrika, Asya ve Orta Doğu'da 200 milyondan fazla kız ve kadının FGM'den muzdarip olduğunu, aynı zamanda fgm'nin yaygın olduğu göçmen topluluklarda da olduğunu tahmin ediyor. İspanya’da 18.000 kızın risk altında olduğu düşünülüyor.
 
 
 
Kadın sünneti veya kısaca FGM, bir kadının dış genital organının kasıtlı olarak kesilmesi veya çıkarılmasıdır. Genellikle labia ve klitorisin çıkarılmasını veya kesilmesini içerir ve Dünya Sağlık Örgütü bunu "tıbbi olmayan nedenlerle kadın genital organlarına zarar veren herhangi bir prosedür"olarak tanımlar.
 
 
 
Mısır'dan bir Blogcu ve film yapımcısı olan Omnia İbrahim, FGM'nin üzücü olduğunu ve kadınların ilişkilerine ve kendileri hakkında nasıl hissettiklerine zarar verdiğini söylüyor.
 
 
 
"Sen bir buz küpüsün. Hissetmiyorsun, sevmiyorsun, arzun yok” diyor.
 
Omnia, tüm yetişkin hayatı boyunca fgm'nin psikolojik etkileriyle mücadele ettiğini söylüyor. Topluluğunun ona "vücudun seks anlamına geldiğini ve cinsiyetin günah olduğunu" öğrettiğini söylüyor. “Zihnim için bedenim bir lanet haline geldi.” diyor.
 
"Her zaman kendime sorardım: seksten nefret ettim çünkü ondan korkmam öğretildi mi, yoksa gerçekten umursamıyor muyum?"
 
 
 
Bishara, "sadece bıçaklarını bırak" yazan bir afiş tutuyor.
 
 
 
Bishara, sakatlanmasıyla başa çıkmak için mücadele ettikten sonra anti-FGM kampanyacısı oldu.
 
 
 
Kenya'da Bishara, BBC'ye FGM'nin diğer dört kızla birlikte gerçekleştirildiğini söyledi. "Gözlerim bağlıydı. Sonra [kesici] ellerimi sırtımın arkasına bağladı. Bacaklarım açıldı ve sonra labiamı sıkıştırdılar.”
 
 
 
“Sonra, birkaç dakika sonra keskin bir acı hissettim. Bağırdım, bağırdım, ama kimse beni duyamadı. Kendimi serbest bırakmaya çalıştım, ama mengene gibi bir kavrama bacağımı tuttu.”
 
 
 
"Acınası" olduğunu söylüyor. “Tıbbi işlemler en ağır türlerinden biri ve çok sağlıksız. Hepimiz kızlar için aynı kesici aleti kullandılar.”
 
 
 
Mevcut tek ağrı kesici geleneksel bir ilaçtı: "Yerde bir delik vardı ve delikte otlar tuttular. Sonra bacaklarımı bir keçi gibi bağladılar ve otları üzerime sürdüler. Sonra 'sonraki kız, sonraki kız' dediler ve başka bir kız aldılar…"
 
 
 
FGM birçok ülkede yasadışı olmasına rağmen, Afrika, Asya ve Orta Doğu'nun bazı bölgelerinde ve ayrıca, FGM'nin yaygın olduğu ülkelerin diasporası arasında rutin olarak yürütülmektedir.
 
 
 
Kadına Sünnet Uygulaması (FGM)’nin türleri:
 
 
 
Tip 1: Klitoridektomi. Bu, hassas klitorisin ve çevresindeki cildin tamamen veya kısmen çıkarılmasıdır.
 
Tip 2: Eksizyon. Klitorisin kısmen veya tamamen çıkarılması ve vajinayı çevreleyen küçük Labia veya iç deri kıvrımlarının çıkarılması.
 
Tip 3: İnfibülasyon. Labia minora ve labia majora'nın kesilmesi ve yeniden konumlandırılması- vajinayı çevreleyen dış deri kıvrımları. Bu genellikle sadece küçük bir boşluk bırakmak için dikiş içerir.
 
Bu uygulama sadece son derece acı verici ve üzücü değil, aynı zamanda devam eden bir enfeksiyon riskidir: vajinanın ve üretranın kapanması, kadınları adet sıvısının ve idrarın geçeceği çok küçük bir açıklık ile bırakır.
 
Aslında, bazen açıklık o kadar küçük olabilir ki, cinsel ilişkiye veya doğuma izin vermek için kesilmesi gerekir - genellikle hem anneye hem de bebeğe zarar veren komplikasyonlara neden olur.
 
Tip 4: Bu, klitoris veya genital bölgeyi delmek, delmek, kesmek, kazımak ve koterize etmek gibi diğer tüm zararlı prosedürleri kapsar.
 
Bunlar neden oluyor?
 
 
 
Kenyalı Masai Kadınları, Nairobi'den 75 km uzaklıktaki Enkorika, Kajiado'da 12 Haziran 2014'te kadın sünneti uygulamasına adanmış bir toplantıda toplanırken, ellerini kaldırıyorlar.
 
 
 
Bazı Kenyalı Masai Kadınları, kesilmemiş kızların evlenemeyeceği veya okunaksız hale gelemeyeceği korkuları nedeniyle, FGM yasağına karşı çıktıklarını dile getirdi.
 
 
 
FGM'yi gerçekleştirmenin en sık belirtilen nedenleri sosyal kabul, din, hijyen ile ilgili yanlış anlamalar, bir kızın veya kadının bekaretini korumanın, kadını "evlenebilir" hale getirmenin ve erkek cinsel zevkini arttırmanın bir yoludur.
 
 
 
Bazı kültürlerde, FGM yetişkinliğe geçiş ayini olarak kabul edilir ve evlilik için bir ön koşul olarak kabul edilir.
 
 
 
FGM için hijyenik faydalar veya sağlık yararları olmamasına rağmen, uygulama toplulukları kadın vajinalarının kesilmesi gerektiğine inanmaktadır. FGM geçirmemiş kadınlar sağlıksız, kirli veya değersiz olarak kabul edilmektedir.
 
 
 
Çoğu zaman, bu onların iradesine karşı yapılır ve dünyanın dört bir yanındaki sağlık profesyonelleri bunu kadınlara karşı bir şiddet biçimi ve insan haklarının ihlali olarak görür. FGM çocuklara uygulandığında, aynı zamanda bir çocuk istismarı biçimi olarak da görülür.
 
 
 
FGM nerede uygulanır?
 
 
 
UNICEF ve DSÖ tarafından ankete katılan kadınların çoğu, FGM'yi topluluklarında yabancılardan eleştiri çekme korkusuyla veya FGM'nin yasadışı olduğu yerlerde, aile veya topluluk üyelerinin kovuşturulmasına yol açacağından korkarak tartışmanın tabu olduğunu söyledi.
 
 
 
Yukarıdaki harita, BM ve Unıcef'ten elde edilen verilerde dahil olmak üzere, konuyla ilgili araştırmaları harmanlayan kadın istatistikleri, Projesi tarafından bir araya getirildi.
 
BM tarafından, FGM'nin Afrika ve Orta Doğu'daki 30 ülkelerinde yoğunlaşmasına rağmen, Asya ve Latin Amerika'daki bazı ülkelerde de uygulandığı tahmin edilmektedir. Ve Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda'da yaşayan göçmen nüfus arasında, BM diyor.
 
 
 
Afrika ve Orta Doğu'daki 29 ülkede yürütülen bir Unıcef raporuna göre, bu ülkelerin 24'ünün FGM'ye karşı mevzuat veya bir tür Kararnameye sahip olmasına rağmen, uygulama hala yaygın olarak yürütülmektedir.
 
 
 
FGM'nin yasadışı olduğu İngiltere gibi ülkelerde, uzman ve avukat Dr. Charlotte Proudman, “sünnetin kız bebekler ve bebekler üzerinde giderek daha fazla yapıldığını” söylüyor. Bu nedenle, kızlar okulda olmadığı veya bunu rapor edecek kadar yaşlı olmadığı için, ”tespit etmek neredeyse imkansızdır.”
 
Son zamanlarda Londra'da bir anne, İngiltere'de üç yaşındaki kızı üzerinde, FGM yapmaktan suçlu bulunan ilk kişi oldu. 8 Mart'ta mahkum edilecek.
 
 
 
Dünyada Kadın Sünneti Analizi
 
 
 
Günümüzde yaşayan 200 milyondan fazla kız ve kadının, uygulamanın yoğunlaştığı ülkelerde kadın sünneti geçirdiği tahmin edilmektedir. Ayrıca, her yıl kadın sünneti geçirme riski taşıyan yaklaşık 3 milyon kız var. Kızların çoğunluğu 15 yaşına gelmeden önce kesilir.
 
 
 
Kadın sünneti, başta Afrika olmak üzere Orta Doğu ve Asya'da olmak üzere 33 ülkede belgelenmiştir. Güney Amerika'daki bazı etnik gruplar da dahil olmak üzere, diğer ülkelerde bazı kadın sünneti biçimleri de bildirilmiştir. Buna ek olarak, artan göç, menşei ülkesi dışında yaşayan, kadın sünneti geçiren veya Avrupa, Avustralya ve Kuzey Amerika'da bu uygulamaya maruz kalma riski altında olabilecek kız ve kadınların sayısını artırmıştır.
 
 
 
Kadın sünneti prevalansı, (3-14) ve (15-49) yaşlarındaki kadınlara kendileri veya kızlarının kesilip kesilmediğini soran büyük ölçekli ulusal anketlerden tahmin edilmiştir. Sekiz ülkede yaygınlık oranları %80'in üzerinde olan ülkeler arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. Dahası, prevalans ülkeler içindeki bölgelere göre değişir ve etnik köken en etkili faktördür.
 
 
 
Yapılan prosedürün türü de esas olarak etnik kökene göre değişir. Mevcut tahminler (15 yaşından büyük kadınların anketlerinden), kadın sünneti vakalarının yaklaşık %90'ının Tip I (çoğunlukla klitoridektomi), II (eksizyon) veya IV (et çıkarılmadan“takma”) ve yaklaşık %10'unun (8 milyondan fazla kadın) tip III (infibülasyon) olduğunu göstermektedir. FGM'NİN en şiddetli formu olan infibülasyon, çoğunlukla Afrika'nın kuzey-doğu bölgesinde uygulanmaktadır: Cibuti, Eritre, Etiyopya, Somali ve Sudan. Batı Afrika'da (Gine, Mali, Burkina Faso, vb.), eğilim, labia minora ve/veya majora'yı birlikte dikmeden eti (klitoridektomi ve/veya eksizyon) çıkarmaktır.
 
 
 
Dünyada ve Orta Doğu’da kızların sünnet çilesi
 
 
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları kapsamında, gizli tutulan ama binlerce yıl çocuk yaştaki kızlar ve kadınlar üzerinde uygulanan “sünnet” töresi acı, hastalık ve ölüm getiriyor. Erkek egemen toplumun kadınlar üzerinde uyguladığı pek çok baskının bir başka versiyonu olan sünnet için; BM, UNFPA, UNICEF ve Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada 140 milyon sünnetli kadın bulunmaktadır. Afrika, Arap ve Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere, kadın nüfusunun yüzde 60’tan fazlasının sünnet edildiği Kuzey Irak’ta yetkililer, dünyanın dikkatini bu konuya çekmemek için, genç kızlarda bulaşıcı hastalık, ölüm, fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açan bu çileyi, yasadışı ilan etmeye yanaşmıyor. Bölgede töreler ağır basıyor…
 
 
 
Öte yandan, geçtiğimiz yıllarda benimde tanık olduğum; Afrika’da Kongo’nun başkenti Kongo’da yapılan büyük katılımlı halk oylaması sonucu, oylamaya katılanların %85’i tarafından kabul gören, sünnet olma yaşının 18 ve üzeri olmasını istedi ve bu karar Kongo Anayasası’na girdi. Bundan böyle kız çocukları töre gereği değil, kendi bedenleri üzerinde kendileri karar verecek dendi. Ve artık kız çocukları sünnet olmak istemiyor yorumu yapıldı. Bu halk oylaması sonucu, etkinliğe katılan her renkten binlerce sünnetli kız dans etti ve bayram yaptı. Ve bu uygulamanın başka coğrafyalara ve kültürlere de örnek olmasını istediler…
 
 
 
Kadın nüfusunun yüzde 60’tan fazlasının sünnet edildiği Kuzey Irak’ta yetkililer, dünyanın dikkatini bu konuya çekmemek için, genç kızlarda fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açan bu işlemi yasadışı ilan etmeye yanaşmıyor. Sağlık açısından hiçbir yararı olmadığı gibi, enfeksiyon ve başka rahatsızlıklara neden olduğu gerekçesiyle uzmanlar tarafından eleştirilen kadın sünnetinin Kürt nüfusu içinde nasıl bu kadar yaygınlaştığına tam bir cevap verilemiyor.
 
 
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, bu gün dünyada toplam 140 milyonu aşkın kız çocuğunun sünnetli olduğu belgeledi. Kız çocuklarda uygulanan bu vahşet gelenekin, herhangi bir inançla direk ilgili olmadığı ve 5 bin yıldır Firavun zamanından bu yanan uygulandığı bilinmektedir. Aynı jilet ve makasla, aynı anda pek çok kız çocuğunun, hijyenik olmayan ortamlarda sünnet edilmesi sonucu, aids ve hepatit türü kanla yayılan pek çok bulaşıcı hastalığın yayılmasına de neden olan bu sünnet geleceği, aslında sünnetli kız çocukların ve kadınların hastalanması ve ölümlerine neden olduğu, uzmanlar tarafından açıklanmaktadır.   
 
 
 
Daha çok Afrika ve Arap ülkeleri yanı sıra, Asya ve Ortadoğu’nun bir bölümünde de görülen kadın sünnetinin, dünyada en yaygın olduğu bölgeler arasında Kuzey Irak da ilk sıralarda yer alıyor. Kürt kızlarına uygulanan ve sağlık açısından hiçbir yararı bulunmayan bu işlemi “Allah için” yaptıklarını söylüyorlar. Irak’ta Kürt nüfusun yüzde 60’ının sünnet olduğu belirtildi. Kadının cinsel arzularını kontrol altına aldığı ve ruhunu temizlediği gerekçesiyle uygulanan yöntem, Irak’ın diğer bölgelerinde nadiren görülüyor. Uygulamayı yasaklatmaya çalışan kadın vekiller ve bazı sivil toplum örgütleri, Kuzey Irak yönetiminin konunun uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmesini istemedikleri gerekçesiyle gündemine almaktan kaçındığını öne sürüyor. 
 
 
 
Bölgesel yönetimin insan haklarından sorumlu bakanı Yusuf Muhamed Aziz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ‘toplumu ilgilendiren tüm küçük sorunlarla ilgili yasa çıkartmanın gerekli olmadığını’ söyledi.Bölgedeki bazı din adamlarının da konuya ilişkin halkı yönlendirmesiyle bazı yerlerde sünnet vakalarının azalmaya başladığına dikkati çeken Haber Gazetesi, sünnet olmuş kadınların büyük bölümünün, kızlarının kendileriyle aynı acıyı çekmesini istemediklerini söylediğini kaydetti. 
 
 
 
Birleşmiş Milletler, her yıl yaklaşık 3 milyon kadının hayati tehlike yaşadığı, ölümcül sonuçlar doğuran kadın sünnetiyle ilgili son verileri paylaştı, uygulamanın giderek azaldığı görülürken 15 yaşından küçük 30 milyon kız çocuğunun halen risk altında olduğu belirtti. UNFPA ve UNICEF kadın sünnetine son verilmesi için çabalara hız verilmesi çağrısı yaptı.
 
 
 
Kadın Sünnetine Karşı Sıfır Tolerans Günü dolayısıyla BM tarafından açıklanan yeni verilerinde, yaşamı tehdit edici bir uygulama olarak kadın sünneti tehdidi altında olan kız çocuğu sayısının azaldığı ve genç kuşaklar bu uygulamaya daha az maruz kaldıkları yer alıyor.
 
 
 
UNICEF tarafından yapılan en son tahminlerde, 29 ülkede en az 140 milyon kız çocuğunun ve kadının kadın sünnetine maruz kaldığı, 15 yaşından küçük 30 milyon kız çocuğunun halen risk altında olduğu belirtiliyor.
 
“Kadın sünnetini sonlandırabiliriz”
 
 
 
UNICEF Genel Direktörü Anthony Lake, kadın sünnetinin sona erdirilebileceğini vurguladı: “Bu ilerleme, kadın sünnetine son vermenin mümkün olduğunu göstermektedir. Kadın sünneti kendi başına büyük bir yanlış olmanın ötesinde bir uygulamadır. Milyonlarca kız çocuğun ve kadının sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için bu uygulamayı sona erdirmeliyiz ve bunu yapabiliriz.”
 
 
 
Kadın sünnetinin uygulanmasına karşı, 1979 yılında CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi) kadın sünneti maddesinde bu eylemlerin cezalandırılması üzere gerekli tedbir getirilmişti, uluslararası girişimlerle desteklenerek sona erdirilmesi için çalışmalar yürütülmeye devam edildi. BM Genel Kurulu, 2012 Aralık ayında ise kadın sünnetine son verme yönünde oybirliğiyle üye devletleri bu uygulamaya son vermek için çabaları yoğunlaştırma kararı vermişti, bu kararın ardından yayınlanan rapor, gelişimin önemli bir izleğini oluşturuyor.
 
 
 
BM raporuna göre, kadın sünnetinin yoğunlaştığı 29 Afrika ve Orta Doğu ülkesinde ortalama rakamlara bakıldığında 45-49 yaş grubundan olup bu uygulamaya maruz kalan kadın oranı tahminen yüzde 53 iken, 15-19 yaş grubundan kız çocuklarında uygulama oranı yüzde 36.
 
 
 
Uygulamanın yaygın görüldüğü ülkelerde bile tutumların değiştiği görülüyor. Örneğin, kız çocuklarının ve kadınların yaklaşık yüzde 90’ının bu uygulamayla sünnet edildiği Mısır’da, 15-49 yaş grubundan evli kadınlar arasında kadın sünnetine son verilmesini isteyenlerin oranı 1995’ten 2008’e % 13’ten % 28’e iki kat arttı. 
 
 
 
UNICEF’in kadın sünneti raporuna göre dünyada 125 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın sünnet edilmiş durumda. 30 milyon kız çocuğu ise önümüzdeki on yılda sünnet edilme tehlikesiyle karşı karşıya.
 
Afrika ve Ortadoğu’da 29 ülkede yapılan araştırmaya göre sünnet edilen kadın sayısının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Mısır, Etiyopya, Nijerya, Sudan ve Kenya ile Burkina Faso. Somali’deki kadın ve kız çocuklarının ise yüzde 98’i sünnet edilmiş.
 
 
 
Toplumda kabul görme uygulamanın yapılmasında öne sürülen en yaygın gerekçe. Hijyen, daha iyi bir evlilik ihtimali, bekareti korumak, dini gereklilik ise diğer nedenler arasında. Uygulama çoğunlukla Müslümanlarda görülmekle birlikte diğer dinlerde de yapılıyor.
 
 
 
Sünnet uygulamasında vurgulanan diğer bir nokta ise geleneksel uygulayıcılardan uzman sağlık personeline geçişin gerçekleşmesi. Böylelikle uygulamanın medikalizasyonun arttığı savunuluyor. Örneğin Mısır’da uygulamanın uzman sağlık personeli tarafından yapılma oranı 1995 – 2008 yılları arasında yüzde 55’ten yüzde 77’ye yükseldi. Gana, Irak gibi ülkelerde ise bu oran bir hayli düşük.
 
 
 
Rapordan dikkat çekici bazı noktalar şöyle:
 
 
 
* Yemen’de sünnetlerin yüzde 97’si evde gerçekleştiriliyor ve yüzde 75’inde bıçak veya jilet kullanılıyor.
 
* Burkina Faso’da yaşayan kadın ve kız çocuklarının yüzde 76’sı sünnet edilmiş ancak sadece yüzde 9’u uygulamanın devam etmesi gerektiğini savunuyor.
 
* Togo’da Müslüman kadın ve kız çocuklarının yüzde 21’i, Hıristiyanlarında yüzde 1’i sünnet edilirken; Nijerya’da Hıristiyanların yüzde 55’i, Müslümanların yüzde 2’si sünnet edilmiş.
 
* Gine’de kadın ve kız çocuklarının yüzde 19’u kadın sünnetinin ortadan kaldırılması gerektiğini söylerken, bu oran erkeklerde yüzde 42. Kamerun’da ise erkeklerin yüzde 85’i kadın sünnetine karşı.
 
* Eritre’de kadın ve kız çocuklarının yüzde 60’ı sünneti dini bir gereklilik olarak görüyor.
 
* Kenya’da sünnet edilmiş kadın ve kız çocuklarının yüzde 59’u uygulamanın hiçbir yararı olmadığını savunuyor.
 
* Eğitim görmeyen kadınlar, orta ve yüksek eğitim gören kadınlara göre sünneti dört kat daha fazla destekliyor.
 
Raporda kadın sünnetine karşı ilk kampanyanın düzenlendiği (Mısır) 1920’den bu yana kadın sünnetine karşı mücadele ve kazanımların kronolojisi de yer alıyor.
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, artık kadınlarımızda; erkek egemen toplum tarzlarına karşı çıkıyor ve her coğrafyada hakları, özgürlükleri ve sorumluluklarının bilincinde, çağdaş ve eşit bir yurttaş olarak yaşam haklarını anımsatıyorlar, yeniden…
 
 
 
SONUÇ: 
 
Vahşi kapitalist üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü, dünya coğrafyasının pek çok yaşam alanında; sömürü, savaş, terör, emperyalist kuşatma, cehalet, töre ve çağdışı inanç biçimlerinin yaygın olduğu durumda; mazluma, çocuk ve kadına olan şiddetin alabildiğine sürdüğü günümüz koşullarında; kız çocukların kendi iradeleri dışında sünnet edilmesi ya da edilmemesi için; bu sorunun yanıtı: Duyarlı, bilinçli ve örgütlü birey ve toplumların kolektif iradeleriyle başkaldıracağı güne dek; sorunlar yumağı olan bu sorunun da çözümü için; zaman gösterecek… 
 
Aslında kadına çocuk yaşta uygulanan sünnet, şiddet ve istismar olmaktan öte; başlı başına bir insanlık suçu ve insan hakları sorunudur…
 
 
 
KAYNAKÇA:
 
- Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu, Kadın Sünneti / Kesimi: küresel bir endişe, UNICEF, New York, 2016.
 
Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu, Kadın Sünneti / Kesimi: değişimin dinamiklerinin istatistiksel bir incelemesi ve araştırılması, UNICEF, New York, 2013.
Haber Kaynağı:   www.dursunozden.com.tr
Birgül EKİM, jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 406
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

ÖZDEN, Dursun; (d: 21.10.1950, Niğde, Türkiye). Gazeteci, Gezi Yazarı, Şair, Belgesel Dursun Özde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster