Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '21

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
55
 

ŞÜPHE, ŞÜPHELİLER ÜZERİNE

Susması gereken kişiler susmamakta diretirse ne olur? Aslında bizde buna dair çok sayıda ders vardır. Susturulan insanlar arasında her zaman sıradan insanlar yoktur. Belki de istenen noktada susması için bilinçli olarak seçilen örnekler arasında her devlette sayısız insanın adı geçmektedir. Kenedy gibi Amerika’ya başkan dahi olsanız; sonunda ortadan kaldırılırsınız ki böyle bir ülkede dahi bu suikastın tam olarak aydınlatılamaması gerçek güç merkezinin Amerika’da bile istediğini yapmakta ne kadar mahir olduğunu göstermektedir.

Dünyadaki “gerçeklik” sanılanın aksine konuşulan ve ifade edilenlerde değil, susulan, açıklanamayan, açıklanmayan konularda gizlidir. Elinde her imkânı olduğu halde devletler böylesine büyük suikastları çözemiyorsa, bu durumdan elbette çıkarılması gereken çok önemli dersler vardır. Bu veçhile ile konuşanların konuştuklarının ifadelerinin sınırlı, ayarlı, yanıltıcı olduğundan şüphe etmek konuşanlar her kimse eğer söylediklerinin pek de doğru olmadığını düşünmemiz için elimize nedenler verir.

Bir güzellik düşünün ve kimse onu beğenmemiş, almamış ne düşünülür? Kusursuz bir güzellik var, her şey olumlu, olması gerektiğinden kat be kat daha iyi ve daha güzel. Bu durumda kusursuz güzele pek çok talip olması lazım ancak kusursuzu kimse talep etmiyor ve herkes kusurlunun peşinden koşuyor ve kusurlu olanı fethetmek için canını dişine takmış mücadele ediyorsa bu durum da şüphelidir ve algıdaki bozulmalar ki bunlar mükemmel bir “eğitimle” gerçekleşebilir; buradan da şüphe etmek gerekir. Şüphe sinir bozar. Şüphe insanı güvensiz yapar, şüphe insanın içini kemirir anca şüphenin iyi bir tarafı vardır ki o da beyni sürekli çalışır vaziyette tutar. Bilim varsa şimdi günümüzde, hayatımız kolaylaşmışsa hep o şüphe sebebiyledir. Dünya öküzün boynuzlarında ya da düz bir tava şeklinde diye düşünebilirsiniz, inanır ve sonrasını arama gereği duymazsınız. Beyin durur. Kabullenmiştir çünkü kabullenen beyin pas tutmaya başlar ki yukarıdaki basitçe anlatılan konuyu düşünmeden kabul edenler beyinlerine değil, kendilerine işkence çektirirler.

Tarihte belirleyici olanlar her zaman kabul edenler değil, acaba diyenler, şüphe edip araştıran ve kendisine verilenlerle yetinmeyenler olmuştur. Dünyada insanoğlu ise zararın en büyüğünü inandığı yanlış fikirlerden, yanlış kişilerden görmüştür ki bizim bu konuda bir atasözümüz vardır: “Kılavuzu karga olanın…” diye başlar. Kılavuz her zaman kişiler elbette değildir. Kılavuz doğru kabul edilen yüzde yüz yanlışlığı sonradan kanıtlanmış hatalardır. Horozun anlattığına göre her şey mükemmel ancak kümesteki tavuklar birer ikişer azalıyorsa, yağmur yağdığı halde sürekli kıtlık yaşanıyorsa, işlerinin mükemmel olduğunu pavyonda bir güle bülbül gibi anlatan birinin çocukları açlıktan ölüyorsa, çok değerli gibi görünen son model bir araba aslında çok ucuza gidiyorsa; sondan başlayalım pek muhtemel ki o arabanın ya iyi bir maketi ya da resmidir. Bu konuda bizim aslında kaynak sıkıntısı çekmemiz anlamsız. Nasreddin Hoca’dan, Oflu Hoca’ya basitçe insanlara ders olsun diye anlatılan fıkralar sanmayınız ki fıkra olsunlar diye tasarlandı. Bakın yıllardır anlatılan bir Temel fıkrası ne diyor?

Hatırladığım kadarını yazayım:

"Temel bir gün Hacca niyetlenip yola düşüyor. Çok fazla günah işlemiş tövbe edecek hem de Hac görevini ifa edecek, gide gide yolu düşüyor Van’da bir köye. Kısa bir hasbihalden sonra Temel’in Of’lu olduğunu ve hacca gideceğini öğrenen köylüler Temel’e ilgide kusur etmemişler. Yalnız köyün bir sorunu varmış. O da köyün imamı yokmuş. Müslüman bir köyde ezan okunmaması, namaz kıldırabilen birinin olmaması pek hoş bir durum değildir. Köylüler tabi Oflu imamın methini nereden duymuşlarsa duymuşlar, bizim Temel’i adından ötürü o imam sanmışlar. Daha bir mutlu olmuşlar ve kendi aralarında kısa bir istişareden sonra Temel’e köyde kalıp, köyün imamlığını yapmasını istemişler. Tabi Temel’in aslında o taraklarda bezi yok, köylülerin teklifini reddetmiş. Köylüler ise bunun bir fiyat yükseltme taktiği olarak düşünmüşler ve ona orada maddi değeri olan koyunlarından teklif etmişler ama bir, on, yirmi derken köylüler koyun tekliflerini yüze kadar çıkarmışlar. Yüz koyun Temel’in kafasını karıştırmış kendi kendine düşünmüş: “Biraz çalışırım, yüz koyun seneye iki yüz, sonraki sene dört yüz en fazla beş senede bin koyun olur madem geldik buraya biraz kazanç elde etmiş olurum demiş ama imam olacak ne bilgi var, ne de bir şey. Teklifi kabul etmiş.

Ezan vakti geldiğinde çıkmış minareye başlamış ezan okumaya:

‘Oftan çıktım yola, geldim vardım Van’a

Verdiler baa yüz koyun, hadi namaza celun’

Köylüler Temel'in ezan okuma şekline şaşırsalar da derin hoca kendisi mutlaka bir bildiği vardır diye düşünmüşler. Pratikliğiyle işleri acele olan cemaatine hızlı hızlı namaz kıldırması, fazla uzatıp onlara zaman kaybettirmemesi tam da köylülerin istediği bir şey tabi, bu şekilde bir süre devam etmiş. Her yerde bir pürüz, "şüpheci" çıkar, şehre sık sık gidip gelenlerden birinin tabi ezandaki farklılık bir zaman sonra dikkatini çekmiş, cemaate anlatınca durumu köylü birlik olup, bu işleri iyi bilen birini köye davet edip Temel’i imtihan ettirmeye karar vermişler ki akıllarına ilçedeki müftü gelmiş. Müftüye giden köylü, tabi müftünün de Oflu olduğunu nereden bilsinler? Getirmişler köye.

Köylüler akılları sıra uyanıklık yapacaklar ama bu organizasyondan nasıl olmuşsa Temel’in de haberi olmasın mı?

Müftü köyde, henüz Temel’i görmemiş ama Temel durumdan haberdar tabi,

Köylüler 'hadi Temel Hocam vakit geldi sen çık da minareye bir ezan oku biz de abdest alalım' demişler.

Temel çıkmış minareye başlamış ezan okumaya:

 ‘Of'tan çıktım yola, geldim vardım Van’a

Verdiler baa yüz koyun, yarısı saa, yarısı baa’

Köylüler sormuşlar müftüye 'Temel Hocamızda var mı bir kusur?'

Müftü; 'Temel hoca ezanı kusursuz okudu, siz bu hocayla devam edin, böylesini bir daha bulamazsınız…"

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2262
Toplam yorum
: 322
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster