Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
469
 

Sürekli çekilen baş ağrısı

Adamın birisinin durduk yerde sürekli başı ağrımaya başlamış. Gitgide de çekilip dayanılmaz bir hal almaya başlamış.

Adam doktor, doktor gezip derdine çare aramaya başlamış. Onlarca doktora gitmiş ama hiç birinden olumlu bir netice alamamış. Caresizlik adamın canına tak etmeye başlamış.

Bir gün bir arakdaşı gel seni benim baba dostu bir doktor tanıdığım var, çok meşhur biri, ona götüreyim der ve adamı alıp götürür.

Doktor adama senin derdini çözdüm ama bunun çaresi yok der. Başının ağrısını gidermek istiyorsan bunu kökünden kesmemiz gerekir der. Doktorun verdiği cevap karşısında adam donakalır.

Ama çaresiz bir şekilde düşünmeye başlar. Fakat bu arada adamın yapabileceği pek fazla bir şey de yoktur. Çünkü baş ağrısı çok şiddetli bir şekilde devam eder. Aralıksız devam eden bu şiddetli baş ağrısı karşısında adam çaresiz, umutsuz ve mutsuzdur.  Hemen oracıkta karar verir. Bulduğuma şükürler olsun deyip sonunu hiç düşünmeden doktora madem çözümü yok, ben hazırım. Ne yapılacaksa derhal yapın, beni bu baş ağrısından bir an önce kurtarın der.

Doktor hastasını bilgisi dâhilinde ameliyata alır ve hastaya rahatsızlık veren uzvu hepten kesip alır. Birkaç gün hastanede yatırıldıktan sonra doktor hastasına derki, hadi kurtuldun baş ağrısından, şimdi git baş ağrısız rahatca bir hayat yaşa der. Adam o sevinçle hastaneden çıkar. Mahallede bir süre dolaşır ama hayattan hiç tat alamaz olur. Sonunda oturduğu mahallyi de değiştirir.

 Günler sonra doğru bir terziye gider. Gittiği terziye derki, bunca yıl baş ağrısından hiç doğru dürüst bir elbise giymedim. Hadi bana çok güzel bir elbise dik der.

 

Bunun üzerine terzi raftaki bütün kumaşları tek tek aşağı indirir. Terzinin de yardımıyla adam kendine yakışacak uygun bir renkteki kumaşı seçip belirler.  

 

Kumaşın seçiminden sonra terzi adamın ölçülerini almaya başlar. Sıra pantolon ölçüsüne gelince terzi sorar. Ne tarafta taşıyorsunuz der.

 

Ona göre ölçü alıp o tarafa biraz fazla pay bırakacağım der.

 

Bunu üzerine adam telaşlanıp iyice şaşırır. Ne payı, neden öyle bir şey yapacaksın der. Terzi cevap verir. Eğer böyle bir şey yapıp, böyle pay bırakmazsam der. Zamanla çok şiddetli baş ağrısı yapar. Ona da dayanılmaz der. Onun için bu ölçüyü mutlaka alıp yapmam gerekir der. Yoksa olmaz der.

 

Adam oracıkta yıkılır. Keşkenin hiçbir faydası yoktur artık. İş işten geçmiştir.

 

Peki, hayat boyu bizim de keşke deyip iş işte geçmeden yaşayıp mutlu olmamız için ne yapmamız gerekir.  

 

Onu da lütfen sizler düşünüp söyleyin ki, hikâyeme ortak olasınız.

 

15.06.2012

Cahit KARAÇ 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 957
Kayıt tarihi
: 08.03.08
 
 

1953 Elbistan doğumluyum. Lise mezunuyum. Kamuda çalışıyorum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Ken..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster