Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
766
 

Suriye gerçeğini sorgulamazsak, bedelini öderiz

Suriye gerçeğini sorgulamazsak, bedelini öderiz
 

Suriye’ye karşı Batı dünyasının tepkisinin vitrininde ne var? 

Suriye Devlet başkanı Esat yönetiminin demokrasi taleplerine sırtını çevirmesi… 

Peki, Batı’nın en sıkı müttefiklerinin baş sıralarında yer alan Suudi Arabistan’da demokrasi kaç yazıyor? 

Birleşik Arap Emirlikleri’ne demokratik hak ve özgürlükler kaç okka çekiyor? 

Irak’ta nükleer bomba yapıldığı iddiasına ne oldu? 

Libya’ya saldırının nedeni olarak Batı medyasının ekranlarını süsleyen cilalı sözler ne kadar gerçek? 

Ama artık hepimiz açıkça biliyoruz ki: 

- Saydığımız bütün bu ülkeler zengin petrol kaynaklarına sahiptirler… Ve daha önemlisi bu ülkeler, Suudi Arabistan ve benzeri ülkelerde olduğu gibi Batı emperyalizminin dümen suyunda yürüyen bir uydu siyaseti izlememektedirler. 

İşte işin gerçeği budur. 

Ancak bizi öncelikle ilgilendiren sorun, AKP hükümetinin bu gerçeğin neresinde olduğudur. 

Bugün Türkiye Devleti’ni yönetip yönlendirme yetkisini elinde tutan siyasal gücün ne ölçüde milli menfaatlerimizi koruyup kolladığıdır. 

Bir ülkenin siyasetini o ülkenin yetkili karar organları, o ülkenin ulusal çıkarları doğrultusunda bağımsız olarak saptar. 

Yani saptaması gerekir… 

Eğer bu mekanizma bu biçimde işlemiyorsa ülkenin geleceğini tehlikeli ve riskli maceralar bekliyor demektir. 

Türkiye, Güney komşusu Suriye’ye müdahale girişiminin ucuna kadar gelmiş, sınırına yerleşmiştir. 

Medya, şişirilmiş haberlerle halkı bu amaca doğru yönlendirici yayınlarını yoğunlaştırmış, kendisine yüklenmiş olan “görev”i yerine getirmeye çalışmaktadır. 

Ve böylece Türkiye insanının bilinci bulanıklaştırılmaya çalışılmakta ve aşağıdaki soruları soramayacak bir noktaya doğru sürüklenmektedir: 

- Suriye’ye saldırmakta Türkiye’nin ulusal bir çıkarı var mıdır? 

- Suriye Türkiye’nin niçin silaha sarılacak ölçüde bir düşmanı haline getirilmiştir? 

- Suriye’de mevcut olmadığı söylenen özgürlükler acaba Türkiye’de var mıdır? 

- Ülkelerin iç işlerine karışmak ve onların rejimleri nedeniyle silaha sarılıp, savaş ilanına girişmek nasıl ve neden bir hak olarak görülmektedir? 

- Suriye’ye saldırmak Amerika’nın Büyük Ortadoğu Stratejisi’nin bir adımı değil midir? 

Türkiye halkı bu ve benzeri soruları sorarak yanıtlarını sorguladığı zaman büyük bir güç haline gelecektir. 

Esas mesele, bu büyük gücü yönetip/ yönlendirecek nitelikli ve kurmaylık becerisine sahip bir önderliğin oluşturulabilmesidir. 

Çünkü lezzetli bir helva yaratabilmek için un ve şekerin varlığı yetmez. 

Tarihte de yetmemiştir. 

Bu gün de yetmeyecektir. 

Çünkü helva başka şeydir, un ve şeker başka şey… 

 

farukhaksal@superonline.com 

LÜTFEN TIKLAYINIZ: 

www.soruyusormak.com 

www.kitlecizgisi.com 

www.dnm-ler.com 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye'nin bölgede izlediği temel politika, başarabildiği ölçüde bölgesel karışıklıklara batılıların müdahale etmesinin önüne geçmektir. Bana göre bunun iki temel sebebi olabilir; birincisi batılıların silahlı gücüyle bölgeye gelip yerleşmesine karşı çıkmak -ki bunun Türkiye'nin çıkarları açısından nelere yol açtığını Irak örneğinde yaşadık-, ikincisi ise ülkelerin içişlerine dış askeri müdahale alışkanlığının uluslararası hukuka içtihat şeklinde yerleşmesinin önünü kesmektir, çünkü ileride bu tehtidin Türkiye'ye yönelmeyeceğinin garantisi yoktur. Bu bağlamda hükümetin politikasını tutarlı buluyorum. Gelişmeleri önlemeye gücü yetmese bile tavrını her olayda benzer şekilde ortaya koymuştur, koymaktadır. Kontrol edemediği durumlarda reel politiğin zorlamasıyla saf tutmak zorunda kalması tutarsızlık değil, şartlar gereğidir. Meseleyi bu perspektiften değerlendirmek, katıksız AKP düşmanlığı ile düşünmekten daha sağlıklı sonuçlar verecektir.

Buz Adam 
 26.08.2011 11:24
 

bosuna yazi yapmissiniz, zaten Turkiye'nin Suriye'ye saldirma gibi bir amaci yok. Bazilarinin isine gelmese de, Turkiye artik eski korkak ve zayif Turkiye degil, ekonomik ve diplomatik agirligiyla bolgede soz sahibi olmasi nedeniyle Turkiye'nin Suriye konusunda girisimler yapmasi dogaldir. Koydugunuz fotorafa gelince ... ne mesaj vermek istediginizi anladim, ancak Dunya'daki butun liderler degisimlere uyum gostermek durumundadir, Mitterand "sadece aptallar fikir degistirmezler" der. Dunya degisiyor, bunu anlayamayan statukocular ve nostaljikler bu degisime ayak uyduramayip çag disinda kalacaklardir

Demokrasi Penceresinden 
 24.08.2011 11:28
 

Suriye konusundaki tespitlerinize ve sorularınıza katılıyorum. Başbakanın dış politikadaki tutarsız söylem ve politikalarının ardında, bölgeyi kendilerine üst yapmak isteyenlerin tehditleri yattığını düşünüyorum. Libya meselesinde olduğu gibi. Hatırlayınız. Önce "ne işi var Nato' nun Libya" da dedi, sonra deyim yerindeyse kendilerine refakat etti. Bu tehditlerin en başında da PKK terörünü hortlatma tehdidi olduğunu düşünüyorum. Suriye bizim sınır güvenliğimiz açısından çok önemli bir ülke. Eğer Suriye düşerse kendi idam fermanımızı kendimiz imzalamış oluruz. Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 22.08.2011 23:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster