Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1143
 

Tacımız: Hürriyet, Aşkımız: Cumhuriyet

Tacımız: Hürriyet, Aşkımız: Cumhuriyet
 

CUMHURİYETİ NASIL KAZANDIĞIMIZI UNTMAMAK VE UNUTTURMAMAK ADINA!...


TACIMIZ: HÜRRİYET

AŞKIMIZ: CUMHURİYET

Cumhuriyet; Milletin egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığı ile kullandığı devlet biçimi: " Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." - Anayasa. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk' tür.

87 yıl önce gücünü halktan, devrimlerden ve Atatürk' ten alarak sağlam temellerle kurulan Cumhuriyet' i anlamak; Atatürk' ü, O' nun devrimlerini, tarihimizin zorlu ama gurur verici anılarını anlamak ve bilmekle mümkündür. 87 yıl önce 29 Ekim 1923' te ilân edilen Cumhuriyet bir kararlılığın, iradenin, cesaretin eseriydi. En zor şartlar altında verilen Millî Mücadelemizin bir armağanıydı.

" Bütün bir ulusun iradesi gerekliydi...

Ve ilkleri başarmak için cesaret

Çünkü Cumhuriyet kararlılık demekti. "

Cumhuriyetin ilânı ile T.C Anayasasının temeli ve değiştirilemez maddesi olarak yer alan 1 Maddesinde; Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. 2. Maddesinde ise; Türkiye Devleti'nin resmî dili Türkçedir. Hükümleri yer aldı. Bugünkü Anayasamızın 3. Maddesinde: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Tükçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen beyaz ay yıldızlı bayraktır. Milli marşı " İstiklâl Marşı " dır. Başkenti Ankara'dır. 4. Maddesinde: Anayasanın 1. Maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hükmü ile 2. Maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. Maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Hükümleri yer almaktadır.

Atatürk; bir vatan, bir milletten söz etmiş, tek dil, tek millet anlayışını yerleştirme kararlılığından asla taviz vermemiştir. Peki 87 yılda değişen ne olmuştur da, Türkiye Devleti' nin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğine inanan, her türlü sömürüye, gericiliğe karşı Türk olmanın, Cumhuriyet aydını olmanın inancını, gururunu ve kararlılığını taşıyan, Atatürk' ün ve şehitlerimizin manevi mirasçısı olan gerçek Türkler bugün sessiz, tepkisiz kalmayı başarabilmektedir?... Bugünkü yönetim biçimi Cumhuriyet olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin aslında 1919' da Kurtuluş Savaşı' nın başladığı yıllardan hiçbir farkı kalmamıştır.

Bugün bir zamanlar bir geçişin olacağını bunun kanlı mı, kansız mı olacağına karar vermemiz gerektiğini söyleyen zihniyet anlaşılan odur ki, geçişin kansız olmasına karar vermiştir. Ve sessiz sedasız bir şekilde Atatürk unutturulmaya, Cumhuriyetin karşısına bölünmüş bir ülke modeli, devrimlerinin karşısına yeni devrimler; Dil devriminin karşısına- Ana dilde konuşma ve eğitim hakkı ki bunun nasıl olacağı tartışılır, acaba o ana dilleri bilen öğretmenler nereden bulunacak ve müfredata uyulması nasıl sağlanacaktır? Bu öğretmenler bulundu diyelim, onların eğitim gördüğü kurumlar şimdi eleştirilen kurumlar değil midir? Doğu' daki yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi, İstiklâl Mahkemelerinin yerine bugün Cumhuriyetçilerin yargılandığı mahkemelerin konulması, şapka devrimine karşılık bugün türbanın gündeme getirilmesi ve bununla çok çelişkili olduğu halde zorunlu din dersleri kaldırılsın mı, tartışmalarının açılması görebilmeyi bilenler için bir oyunun sahneye konulmaya çalışılan parçalarıdır. Kısacası ülke gizli bir işgal altına alınmaya çalışılmakta ama Cumhuriyetçiler bu konuda sessiz kalmaktadır. Çünkü, Cumhuriyetçi ve Atatürkçü olmak neredeyse gizlenmesi gereken bir sır; Vatanseverlik suç haline gelmiştir.

Bugün bir Kürt sorunu olduğundan bahsedilmektedir ki, Atatürk bunu asla kabul etmemiştir. Bugün tarih çarpıtılarak Türkiye' nin Misak- ı Milli sınırları parçalanarak bağımsız bir Kürt devletinin hayata geçirilmesine dayanan Sevr Planı uygulanmak istenmektedir. Sevr Antlaşması' nın 4. Maddesinde Osmanlı toprakları resmen paylaşılmakta, 4. Maddenin f ) şıkkında Güneydoğu illerine Kürdistan adı altında özerklik tanınacak denilmektedir. ( Atatürk' ün Anlatımıyla Kurtuluş Savaşı Nutuk Syf: 405 ) Atatürk ve Türk Milleti Sevr'i asla kabul etmemiş, Kurtuluş Savaşı sonunda 1923 Lozan Barış Antlaşması ile de diğer antlaşmaların hepsinden önce Sevr yürürlükten kalkmıştır. Bu arada Lozan' da Türkiye' den ayrılmayı istemediklerini yazılı olarak belirten Kürtleri de unutmamak ve ülkeyi bölmeye çalışanlardan ayırmak gerekir. Bizim için asla kabul edilemeyecek olan Sevr ne yazık ki, işgal devletlerinin ve bazı Kürtleri rüyalarını süslemeye hâla devam etmektedir.

Milli Mücadele sürecinde özellikle meclis içindeki Kürtçü ve Liberal kesime karşı yürüttüğü mücadeleyi ve Atatürk' ün Kürt isyanlarını bastırma, tek dil, tek millet anlayışını yerleştirme konusundaki kararlılığını unutmamak gerekir. Türkler cephede savaşırken Kürtler Türklerle birlikte Kurtuluş Savaşı vermek yerine Kürt Teali Cemiyeti' ni kurarak İngilizler başta olmak üzere işgal kuvvetlerinin desteğini alarak ayaklanmış, bağımsız bir Kürt devleti kurmak için Kuvayi Milliye hareketine karşılık mücadele ederek pek çok bölgede 16 ayaklanma çıkarmış ( Ali Batı, Cemil Çeto, Milli Aşireti, Koçgiri gibi...) ayaklanmalarla cepheyi genişleterek işgal kuvvetlerine destek olmuşlardır. Kürtlerin Cumhuriyete karşı ilk büyük isyanı Koçgiri isyanıdır. Kürt - Yunan ittifakı ile oluşmuştur. Sonraki Şeyh Sait isyanı ne tesadüftür ki, Türkiye' nin Musul konusunda İngilizlerle müzakerelere oturduğu döneme rastlamaktadır.

Atatürk' ün Nutuk' ta Malatya' da çıkabilecek olaylara karşı 10 Eylül 1919' da İlyas Bey' e verdiği yönergede başlıca belirttiği noktaların ilk ikisi şunlardır;

1 - Kaçakların ivedilikle yakalanmaları;

2 - Kürtlük akımına kesinlikle elverişli alan bırakılmaması. ( Belge: 68 ) ( Nutuk I. Cilt TDK Yayınları, Sf: 91 )

22 Ekim 1919 Amasya Genelgesi' nde Sivas Kongresi' nin 11 Eylül 1919 günlü bildirisinin görüşülen 1. Maddesinde;

1 - Kürtlerin bağımsızlığını gerçekleştirme amacı güder gibi görünerek yapılmakta olan kışkırtıcılığın önüne geçmek konusu uygun görüldü. Şimdi yabancıların elinde bulunan bölgelerden Klikya' yı ( Aşağı yukarı şimdiki Çukurova ), Arabistan ile Türkiye arasında bir tampon devlet meydana getirmek için anayurttan ayırmak istendiği söz konusu edildi. Anadolu' nun en koyu Türk ortamı ve en verimli, zengin bir bölgesi olan bu toprakların hiçbir yolla ayrılmasının kabul edilemeyeceği; Aydın ilinin de aynı kesinlikle ve yeğlikle yurdun bölünmez parçalarından olduğu ilkesi genel olarak kabul edildi. ( Nutuk I. Cilt TDK Yayınları, Sf: 177 )

Atatürk, Medeni Bilgiler kitabına koydurduğu sözlerinde; " Bugünkü Türk Milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkeslik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat davirleri mahsulü olan bu yanlış mevsimler birkaç düşman aleti, mürteci beyinsizden maada hiçbir millet ferdi üzerinde teellümden başka bir tesir hasıl edememiştir." diyor.

Bugün herkes kendi dilinde eğitim görse ne olur ki, diyebilenler yarın diğer dillere, vatanın bölünmesine de aynı yaklaşımı göstereceklerdir. Böylece tek bir kurşun atılmasına gerek kalmadan, Atatürk' ün ve şehitlerimizin bölünemez dediği Türkiye eyaletlere bölünebilecek, Sevr yeniden uygulanabilecektir.

Tek bir dil, tek bir millet diyen Atatürk, dilde Türkçeciliği devlete, üniversiteye, okullara mâl eden Atatürk, Türk Dil Kurumu' nu kurmuştur. Bu kadar sezgili ve ileri görüşlü olan, o zamandan bu günleri görebilen Atatürk, acaba neden Kürt Dil Kurumu, Gürcü veya Boşnak Dil Kurumu kurmamıştır da Türk Dil Kurumu' nu kumuştur?

Ksacası bugün Cumhuriyete karşı eyaletlere bölünmeyi, Türk diline karşı Kürtçeyi ve ana dilde eğitim hakkını, İstiklâl Mahkemelerine misilleme olarak Cumhuriyetçilerin yargılandığı mahkemeleri, hatta anayasayı değiştirme çalışmalarındaki asıl amacı gizlediklerini sanarak türbanı önümüze getirenlerin asıl amacı Kurtuluş Savaşı' nı hiç olmamış kabul ederek Sevr' i uygulamaya koymaya çalışmalarıdır. Ama unuttukları şudur ki; Bu ülkede Atatürk' e çarpan her şey yok olmaya mahkûmdur. Çünkü O' nun yenilmez, yorulmaz savaşçıları, Cumhuriyeti emanet ettiği gençleri vardır!...

****

"...

Yeter öz vatanımızda

Vatansızlar gibi

Boynumuz bükük...

Yeter, öz toprağımızda

Sürgünmüşüz gibi

Başlarımız eğik!... "

Şinasi ÖZDENOĞLU

****

" SEVGİLİ CUMHURİYET

Sakın endişe etme...

Gölgesini senin üstüne düşürmeye çalışan kim varsa, Atamızın değerli emanetine göz diken kim varsa, aklından seninle ilgili hainlikler geçiren kim varsa, bizim geleceğimizde seninle ilgili çirkin hesapları olan kim varsa karşısında bizi bulur.

Biz,

Senin ne kadar güçlü bir ışık olduğunu, huzurlu ve medeni bir yaşama ne kadar aşık olduğunu ve aslında bu tür oyunbazlara öteden beri ne kadar alışık olduğunu biliyoruz.

Seni Seviyoruz Cumhuriyet!... "

****

Çünkü, Biz Cumhuriyet Çocuklarıyız!...

****

Vatanına ve Cumhuriyete aşık Türk Milleti' nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!...

****

REZZAN SAİTOĞLU

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bileğine, bilincine sağlık arkadaşım. İşte tam da bunlar oluyor dedirten bir yazı. İçi boşaltılmaya çalışılan Cumhuriyetimizin 87. yılı kutlu olsun hepimize. Selamlar, saygılar.

Ayrıntıda gezinmek 
 29.10.2010 13:26
Cevap :
Sevgili Ayrıntıda Gezinmek, Sizin de bu güzel ve içten gelen yorum için elinize, yüreğinize sağlık. Tekrar görüşmek dileğiyle!... Mutlulukla kalın!... REZZAN SAİTOĞLU  29.10.2010 22:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1087
Kayıt tarihi
: 18.04.10
 
 

Hayatım boyunca yazı yazmayı çok sevdim. Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuyum. Kızıma öğr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster