Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
69
 

Tadilat Günleri

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filminin animasyon versiyonunu kızımla defalarca izlediğim için, halen birçok sahne hafızamda mevcut. Tabi film animasyon olunca, gerçekten de daha abartılı olabiliyor sahneler. Ama bizim evimizin şu anki durumu bilgisayar destekli animasyonları aratmayacak kadar gerçek ve abartılı. Artık buzdolabından çıkabilecek özenle katlanmış iç çamaşırlarına, eşimin kravatına, ya da kızımın çoraplarına rastlarsam herhalde şaşırmayacağım.  Şimdilik avizelerden çoraplar sarkmıyor ama, hurçlara yerleştirdiğim eşyaların üstüste dizilimleri, avizelerle yakın temasa yer yer geçmiş durumda.

Evde mermer kırılması, sistre gibi kazı çalışmaları da yapıldığından, ayrıca da balkon duvarı yıllar yıllardır yerinde sağlamca duruyorken, kapısı ile birlikte balyoz eşliğinde secdeye kavuşturulduğundan toz duman gibi kavramlarımız da yeterince bulunuyor.  Yine anmadan geçemeyeceğim, Yedi Cücelerin, evinin Pamuk Prenses ve ormandaki sincap, tavşan ve benzeri minik hayvancıklar eşliğinde mutlu mutlu temizlenişi sırasında Pamuk Prensesin gülen yüzüyle, elindeki objeye üflemesi sonucu oluşan toz bulutunun benzeri, bizim evimizde animasyon tekniği olmadan rahatça, tam kıvamında tutturuldu. Ancak Prensesin yüzündeki gülümsemeyi ben bir türlü tutturamıyorum nedense. ...

Şu an evin kullanılır durumda olan yerleri, zamanında yatak odası olarak kullandığımız, ancak yaşadığı günler itibarı ile, ne, kim ve evin hangi bölümünde olduğunu hatırlamayan yatak odamız, evin antresinden irilerek ulaşılan, ancak şu günlerde ulaşım problemleri olan oturma odamız ve şükür ki, ne işe yaradığını unutmamış olan banyomuz.  Zaten bu yazın en büyük ulaşım problemleri bir FSM köprüsünde, bir de bizim evde yaşanıyor. Köprüde problem gişelerden ücret alınmamasıyla biraz çözüme ulaştı, ben de odalar arası gişe mi kursam acaba, belki evde çok dolanmaktan vazgeçer herkes:) Sevgili banyomuz ise, insani ihtiyaçların geciktirilmesi büyük problemlere yol açabileceğinden işlerliğini sürdürüyor, ancak, biraz kafası karışık. Çünkü, alışık olduğu biz aile bireyleri dışında, üstü başı boya içinde bir takım insanların içeri girip, sıva için kovalarla su almasına ya da ellerini yıkamasına maruz kalıyor. Ben de akşam olup, ev bize kaldığında elimde çamaşır suyu banyo temizliğinden kurtulamıyorum tabi. Bu çamaşır suyu kokusu bir süre parfüm olarak bana tüm kalıcı ve keskinliği ile eşlik edecek gibi görünüyor.Okurken burnunuza çamaşır suyu kokusu geldi değil mi:) Ve özlemle beklenen gün sonu, yatak odası. Burada da bir problem var, anne baba yatağında baba kız yatmakta. Çünkü şu an imkanlarımız bunlar. Baba, yatağın bir köşesinde son derece ekonomik olarak yatmakta, kızım ise, sanki biz onun yatağını işgal etmişiz gibi kollar bacaklar açık maksimum kart reklamındaki gibi yatağın her milimetresini değerlendiriyor, ağzında bir konuşma balonu içinde de zzzzzzzzzz , şeklinde uyumakta. Ben ise locadaki yerimi çoktan kaybetmiş bir şekilde bu yazıları yazıyorum...

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 756
Kayıt tarihi
: 07.08.12
 
 

Küçük bir gülümseyiş ya da farkındalıklar yaratacak atıştırmalık öyküler yazmayı planlıyorum, bun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster