Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Ekince Farkindalik Bilinç Sanat ve Yaşam Okulu

http://blog.milliyet.com.tr/ekinduman

25 Mart '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
485
 

Tanımsız

Tanımsız
 

“Sevgi çok basittir, zor olan onun ne kadar basit olduğunu unutmuş olmamızdır…” 

İnsanlar sevgiyi anlamak için onu alt frekanslara, başlıklara bölmüştür. Önce sevgiyi aile sevgisi, anne, baba, kardeş, eş, sevgili, çocuk, arkadaş sevgisi gibi alt başlıklara bölmüşüz. 

Daha sonra bu başlıkları da sevginin çeşitli durumlarda nasıl işlediğini görmek ve anlamak için yine alt başlıklara bölmüşüz. 

Çok sevgi, az sevgi, coşkulu sevgi, tutkulu sevgi, tutkusuz sevgi, aşk, hoşlanmak gibi... 

Ve ana sevgi duygusunun alt frekanslarını yaratmışız, kıskançlık, alınganlık, umarsızlık, önemseme, önemsememe, değer vermek, vermemek. 

Bütün bunları nasıl böldüğümüzü anladığımızda, sevgiyi nasıl karmaşık hale getirdiğimizi anlarız. 

Oysa özüne baktığımızda sevgi çok basittir. 

Bu basitliği görebildiğimizde sevdiğimiz herhangi bir insana , hayvana, ya da varlığa yönelttiğimiz bize diğerlerinden daha farklı, yoğun, özel gibi gelen duygunun sevginin özünden gelmediğini, bu yoğunluğu oluşturan durumun bizim o sevgiyi alt frekanslarıyla deneyimlememiz olduğunu anlarız. 

O kişiyi, ya da şeyi sevgimizin odak noktası yaparak, içimizde yaşamak istediğimiz, deneyimlemek istediğimiz çeşitli duyguları ona projekte ettiğimizi görürüz. 

Onu bir anlamda yaşamak istediğimiz duyguların nesnesi haline getirdiğimizi fark ederiz. 

Elbette o anda böyle olması uygundur, ilişkiler bize o noktada kim olduğumuzu, özümüzü hatırlatmak üzere hizmet eden araçlardır. 

Oysa özüyle ve basitliğiyle sevgiyi hissetmeye ve deneyimlemeye izin verebilsek hiç kimseyi bir diğerinden farklı görmezdik ve herkesi ve her şeyi eşit sevebilirdik. 

Şimdi bunu içinden hissetmemiş insan benlik için belki bu kavram bile çok uzak ve imkansız görünmektedir. 

Bazı kişilerce anlaşılması bile zordur ve zaten onların henüz deneyimlemeye hazır olduğu bir şey de değildir. Ancak bu yazıyı okuyorsanız belki de siz buna hazırsınız, ya da sizin şimdi anınızda, hazır olduğunuzda, size en uygun zamanda bunu deneyimlemeyi seçebilirsiniz. 

Sevgiyi kimden ve nasıl geldiğine göre tanımlamasaydık, sadece sevgiyi deneyimleyecektik. 

Bu yine insan benliğe bir çelişki gibi gelebilir, sanki hiç kimseyi derinliğiyle tanımamak ve sevmemek gibi algılanabilir ancak değildir. 

Sevgi için oluşturduğumuz bu tanımlardan özgürleştiğimizde aslında bambaşka, özgürce, sınırsızca, derinlikle sevebilme yolunu açarız. 

Bunun için önce sevgiyi tanımsızlaştırmayı seçmek gerekir. 

Tanımsızlaşma sürecinde sevgi ile ilgili tüm öğrendiklerimiz ve kalıplarımız çözülmeye başlar. 

Bu süreç alışkın olmadığımız bir süreçtir. 

Bir varlığı annemiz olduğu, babamız olduğu, çocuğumuz olduğu, en yakın arkadaşımız olduğu için sevmiyoruz. 

Onu beklentilerimizi karşılasın diye sevmiyoruz. 

Onu çok basit ve öz düzeyinden sadece sevmenin sevincini hissetmek için seviyoruz, çünkü bunu yapabiliyoruz. 

Sadece sevginin değil, dünyada yaşamla ilgili herhangi bir şeyin tanımsızlaşma süreci değişik bir deneyimdir, her şey yapısından, bildiğimiz kalıplarından sıyrılır. 

Sonra insan benlik için boşluk dediğimiz ve ilk kez deneyimlediği bir hal oluşur. 

Bu bölüm deneyimlemediğimiz bir varoluş halidir ve meydan okuyucu olabilir, bu dönemin doğal olduğunu kabul ederek, sadece deneyimlemeye izin vererek yoğunluğunu hafifletebiliriz. 

Tüm bu deneyimden sonra kalbimizde yepyeni bir sevgi hissi oluşmaya başlar. 

Hiçbir zorunluluğun olmadığı, beklentilerin olmadığı ve bağımlılıkların da olmadığı, daha önce hiç bilmediğimiz yeni bir sevgi hissi. 

İlişkilerimizde meydan okuyucu deneyimleri, acıyı, üzüntüyü beklentilerimiz oluşturur. 

Bir insanla ya da ilişkiyle ilgili tüm beklentilerimizi salıverdiğimizde acı ve üzüntü hissi ortadan kalkar. 

Aslında bu tüm insanlar için eşit bir sevgi duygusudur, birini sadece sevgiliniz, çocuğunuz… olduğu için daha çok sevmiyorsunuz. 

Tabiî ki sevginin çeşitli ifadeleri ve deneyimleme şekilleri yine yaşamımızda olacaktır, ancak bunlar sevginin farlı renkleri, sesleri gibi deneyimlenecektir. 

Beklentilerimizin ve tanımların olmadığı yerde bağımlılık duygusu da olmayacaktır. 

Ve işte o noktada siz, temas ettiğiniz her varlığın özgünlüğünü sevinçle kutlayarak, onunla paylaştığınız güzelliğin tadını çıkararak, bağımlı olmadan ama isterseniz onu ve ilişkinizi derinlemesine keşfederek gelişme yollarını kendiniz için açmış olursunuz. 

Aslında artık her şeyden özgürsünüz, onca zamandır taşıdığınız o ağır yüklerden hafiflemiş ve neyi nasıl yaşamak isterseniz onu seçerek sevgiyi, iletişimi ve ilişkileri keşfedebilirsiniz. 

Bundan sonrası sadece birlikte oyun, her birinizin sevgisinin renklerini ve özgünlüğünü, ilişkilerde özü paylaştığınız bir alandır. 

Tadını çıkarın. 

www.ekinduman.tr.gg 

http://indigodergisi.com/43/ed.htm de yayınlanmıştır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 698
Kayıt tarihi
: 12.02.09
 
 

2/ 4/ 1972 doğumludur. Ankara Bahçelievler Deneme Lisesini, daha sonra ODTÜ İstatistik Bölümünü 1..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster