Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
889
 

Tanrı seni necaset hamuruyla yoğurmuş (Neyzen Tevfik)

Tanrı seni necaset hamuruyla yoğurmuş (Neyzen Tevfik)
 

Ne dersiniz? Var mıdır, aramızda böyleleri? Hani yani yukarıdaki yazı başlığını hak edecek birileri?


Yoktur, değil mi?


Yoktur elbette… Adları neden bilmem “vefasıza” çıkan editörlerimiz üye seçiminde kılı kırk yarıyorlar zira… Şark kurnazlarını, poşetçileri, megalomanları, ipin ucunu kaçıran narsisleri, zarfçıları, ne bileyim efendim; her türlü “arıza” tipin şeyini kavun koklar gibi kokluyor ve ondan sonra onaylıyorlardır herhalde!

Bunun böyle olmadığını siz de pek âlâ biliyorsunuz, Sayın Culduz!

Biliyorum bilmesine de, anlatamıyorum işte. Bizim millet “kolay olanı” seviyor. Kendi ölçülerine göre “arıza” bir üye ile karşılaştığında editörlerden hemen” infaz “ bekliyorlar. Oysa “istemezük” diye dışladığı üye pek çok roman ve filmde “olması gereken” karakterlerden biri. Bu “memur sitesine “  ne aradığı tartışılır belki ama varlığı da tartışılmaz. Üstelik  “Şark kurnazlığı” ile milyonları temsil ediyor.

Ne yapılması gerekir sizce?

E “yazar” diye geçiniyorsan oturup inceleyeceksin! Hazır ayağına malzeme gelmiş! Böyle “arıza” bir tipi “tahlil” edemeyip satırlara yansıtamıyorsan neyin romanını yazacaksın ki? “Yayınevlerine” ekmeklik olursun sonuçta.

Sizin "indrakadri" başlıklı bir yazınız var, o yazıyı yazarken neyi amaçlamıştınız?

O bir “portre ”çalışmasıydı… Sitede “portre” yazıları yok denecek kadar az. O yazıda “tek kişiden” yola çıksam da toplumun gözden ırak tutulmayacak önemli bir bölümünü yansıtmaya çalışmıştım.  MB idaresi üye seçiminde “seçici” olsaydı ben o yazıyı yazamazdım. Hem sonra MB idaresi neye göre “seçici” olacak? Ölçü nedir? Bırakın bu siteyi de oturduğunuz mahalleyi inceleyin. Akşam olunca pencerelerden ışıklar yansır sokağa… Elbette o mahallede iyi insanlar da vardır ama genelleme yapamayız işte. Ensest, aile içi şiddet… Pek çok “dram” yaşanır o perdelerin gerisinde.Bu tür "sürprizlere" MB'de de rastlamak mümkün.

"Arıza tip" dediniz, örnekler misiniz?

Geçtiğimiz kış tatilimin bir bölümünü İstanbul/Maslak’ta geçirdim. Kaldığım daire birinci kattaydı. Giriş katındaki dairenin kapı zilinin yanında gösterişli bir plaket ilgimi çekmişti. Plakette “Bülent B…oğlu  Yüksek Mühendis /Şair/yazar/ressam” yazıyordu. Kapı önü ise silme ayakkabı ile doluydu. Ben bu Bülent bilmem ne oğlunu hiç görmedim ama hakkında “kimselere sormadan” pek çok bilgi edindim. Kapı önündeki ayakkabı yığını ve kapı zilinin yanındaki pirinç plaket çok şey anlatıyordu zira.

Bir de editörlerin "vefasız" olduğu söylentisi var, bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Son yazım “editör seçkilerinde” çıktı, bu konuda görüş bildirmesem?

Olmaz tabii, söyleyin bakalım editörler niye vefasız?

Ben de üye olduğumdan beri bu konunun peşindeyim zaten. Kıdemli bir üyeyim ve editörlerin neden “vefasız” olduğunu çok iyi biliyorum. “Arıza” diye nitelendiremesek de sitenin “ortak” bir “mantalitesi” var, bunu yadsıyamayız. Gizleme başarısı gösteren arkadaşların sayısı pek az ama sitedeki “beğeni açlığı”(ki en rezil açlıktır) had safhada. Tamam! İnsan kendini beğenmezse çatlarmış ama bunun da bir ölçüsü var. Yazılarını beğeniyle okuduğum pek çok arkadaş bugün yazmıyorlar. Bir “beklentileri” vardı doğal olarak. Gerçekleşmeyince “çekip gittiler” ama giderken “giderim haaa” nameleri de yapmadılar.

Ne tür beklentilerdi bunlar?

Valla onu ben de çözemiyorum. Tek neden olarak “Milliyet com tr’ye seçilememek” dersek doğru olmaz zira kopmalar çok önceden başladı. Giden arkadaşlar (benim beğendiklerim yani) gerçekten güzel yazıyorlardı ama sadece güzel yazmanın yeterli olmadığını bilmiyorlardı. Ama öte yandan “com tr” seçimleri de biraz hayal kırıklığı yarattı, bu kesin.

Sizin beklentileriniz yok muydu?

Tembellerin beklentisi olmaz, Ferhunde Hanım. Benim klavye başına oturacak zamanım kısıtlı. Diyelim ki zaman buldum, ne yazacağım? “Bizim evin hallerini” yazamam zira ayda bir eve gidiyorum. Ama üzerime gelmesinler “Milliyet com tr” şeyine anında seçilirim, ona göre!

Sahi mi?

Valla!

Nasıl olacak o iş, Sayın Culduz?

Kafayı çalıştırmak lazım... Bakın Milliyet com tr’nin  MB’den gitme“ futbol” yazarlarına… Sabırla “Fenerbahçe makaleleri” yazdılar… Bu “makalelerle” yeni bir “tarz” yaratıp seçilmeyi hak ettiler! Aynı sabrı bir “cimbomlu” veya “Beşiktaşlı” bir üye gösteremedi maalesef! Şimdi tutup da “Canım Başak Hanım Fenerli de ondan oluyor bu işler” demesin kimse! Fena halde yanılır.

Futbol da olsa bir "kontenjan" boşluğu var, diyorsunuz yani?

Bir değil, birden fazla var, Ferhunde Hanım.

O boşluklardan birini doldurma ihtimaliniz var mı, Sayın Culduz?

Valla “futbol ve Beşiktaş” yüzünden babası tarafından (daha 11 yaşındayken) “asabiyeciye” götürülmüş bir üyeyim. 2o yıl (Avrupa sahalarında) meşin yuvarlak peşinde koşturmuşluğum var! Başak Hanımdan bir teklif gelirse duyarsız kalamam  elbette ama yazı başına verdikleri 5o Euro konusunu da masaya yatırırım tabiyatıynan! Futbol yazıları 1oo’den aşağı olmaz!

MB İdaresine "zarf atmak" da böyle bir şey oluyor galiba , Sayın Culduz?

Eh; MB’de zarf atan atana… Benim başım kel mi? Şeytan diyor “Git Milliyet com tr futbol şeyini bir güzel silkele”…  Ne o öyle “Fener de Fener”? Oraya biraz "hareketlilik" getireceğim kesin!

Söyleşimizin sonuna geldik. Ne var ki yazı başlığı oldukça sert, neden?

E hak ediyor ama! Adam(!) haftada 2 defa “Blog kategorisinde” yazı yazıyor… Yazabilir tabii…  Yazdığı yazı gündemden düşünce  o yazıyı “pat” diye “deneme” kategorisine postalıyor… Postalar tabii. Ama ondan sonra tutup hem üyelerle hem de editörlerle alay eder gibi “Ben Blog kategorisinde çok az (26 tane)yazdım” diyebiliyor… E,  Neyzen Tevfik’in o mısraları ister istemez devreye giriyor işte.

Teşekkürler Sayın Culduz...

Ben teşekkür ederim efendim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Futbol yazıları neden daha pahalı olsun ki? Okuyucu kitlesi kısıtlı! Bir de şu "beklentileri gerçekleşmediği için bloğu terk eden yazarlar" konusuna (kendi açımdan) dokunayım; Bir süredir ben de yazamıyorum ama bu "terk" amaçlı değil, yine tadilat işine giriştim bilgisayar başına oturamıyorum epeydir. Haaa... bir de tatil durumları var ayıptır söylemesi :)) Görüşmek üzere efendim.

Nilgün Akad 
 04.07.2012 23:58
Cevap :
Ah sizin bu "muhalif" yönünüz... Nasıl da ayarlıyorsunuz dozunu... Sizi "pek tatlı" kılan da bu zaten. Hürmetlerimle efend im:)  06.07.2012 21:25
 

Ben dolar üstünden pazarlık yapmayı tercih ediyorum, ama asıl mesele para değil...şu necaset hamurundan şey olanlar daha büyük bir sorun...İşi ya sev ya da terk et'e getirdiler sanki...

serhatt 
 25.06.2012 13:14
Cevap :
Etsinler! Valla benim malzemeye ihtiyacım var ve şikayetçi değilim. Onlar olmasaydı yazı da yazamazdım ben. Selamlar.  25.06.2012 21:58
 

Sevgili Ümit.Anlamlı konulara değinmişsin ama arada zülfiyare de dokunmuşsun.Ben öncelikle diyorum ki sen her konuda olduğu gibi spor kategorisinde de ortalığı tozunu attırırsın.Örn: Beşiktaş Avrupa şampiyonu oldu, kim duydu, haberlerde ne kadar yer aldı, niye yeterince kutlanmadı derken Türkiye şampiyonu oldu, yine de yeterince coşkulu yer almadı yazılı ve görsel medyada.Dediğin gibi fener de fener yetti gari. Bu konular açığa kavuşturulabilir senin çarpıcı kaleminle, ha bu arada sana yazım amigoluğu da yapabilirim yani.İntra olayı apayrı bir konu, blog kategorisi olur olmaz şeylerle, aynı konunun sürekli tekrarlarıyla meşgul edilmekte, bazıları geri çekilip tekrar yayına verilmekte. Blog kategorisinde yeni yazılmış, yazanın önsayfada kalma hevesini kursağında bırakıp yazıları şutlatmakta bu zat-ı muhterem... Bir de rapor tutup oranlar vermekte blog yazıları küçük bir oran tutmakta imiş gibi göstermekte.Sanki bir aptalız farkında değiliz, neredeyse iki yazıdan biri blog kategorisinde.

Sema Sener 
 25.06.2012 10:30
Cevap :
Ne dersin Sema; kolları sıvayıp Kartal yazıları yazayım mı?  25.06.2012 22:01
 

Böylesi "portre" çalışmasına can kurban. Blogtakilerin tamamı üzerine çalışılmağa kalksa insan, epey zaman ister. Değişik kimliklerle insanların yüzü, tekrar edile edile silikleşip kayboluyor, manasızlaşıyor. Biz buna "Yüzsüz Zühtü" diyoruz. Bu tiplemeye, "beğenilme açlığı çekenler" dahil midir, bilinmez. Yalnız bu portre sahipleri, birer pandomim ustasıdır. Hep "suskunlukları" oynalar. Her konduğu dalın rengini alırlar, ama hep aynı hatayı yaparlar. Bunlar ıskartalık arızalardır. Bunu; İdaremiz istese, ayıklar. Yan çiziyor. Çabanız boşuna. Hep aynı hatayı, aynı yüzsüzlüklerini, tekrar tekrar tekrarlıyorlar. Ama, hep aynı umursamazlıklarla. Bir insan, hep aynı arızayı gösterirse, hatalarından dolayı ders aalmaz mı? Eşek bile aynı çukura, ikinci defa düşmez! Di mi? Selam ve sevgilerle.

Muzaffer Cellek 
 25.06.2012 10:25
Cevap :
Şimdi şöyle üstadım... Hangi konu olursa olsun ben "editör müdahalesine" karşıyım. "O gitsin, falanca kovulsun" dersek işin önünü alamayız. Editörler de zaten mümkün olduğunca mesafeli davranıyorlar. Yoksa bu işin altından kalkamazlar. Sizinle bu konuda anlaşamıyoruz nedense. Bir de bu açıdan bakmak gerekir galiba. Selamlar İzmir'e:)  25.06.2012 22:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1600
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster