Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
313
 

Tanrıların rengi kırmızı

Tanrıların rengi kırmızı
 

Cumartesinin rahatlığı ile öğleye doğru uyandım.

Yorgunluğumu atamıyorum ama yine de içimde her şeyin düzelmeye başladığını söyleyen o küçük adam ayakta durmama yardım ediyor.

Ocak ayının bunaltıcı havasını anlamaya çalışıyorum bir yandan.

Soğukta değil küresel ısınmanın etkisi olsa gerek...

Dün gece eve geldiğimde gece yarısını oldukça geçmişti. Dostlarla beraber içtik.

Nereye doğru kaybolacağımı bilemedim yine...

Kafamda neler olabileceğini canlandırmıştım ama yinede artısının ve eksisinin bu kadar paralel büyük olabileceği aklıma gelmemişti.

Neden başladığım da ayrı bir konu. Sadece yeni besteler yapabilecek rahat bir hayat arayışım vardı. Şimdi eski bestelerimi bile zor hatırlıyorum.

Bunda oğlumun etkisi büyük tabi.

Aklımı sürekli karıştırıyor.

Hala...

Özlüyorum.

"Kırmızı tanrıların renkleri" demişti bir gün.

Anlaması zor tabii... Tanrıların kırmızı olması değişik bir yorumdu... Ama ben hala tanrılarla ve kan kırmızısı belalarla uğraşırken onun ne dediğini anlamamıştım bugün bile..

Kalamış’ın rengide değişti bugün.. kırmızıyı aradım ama değişikti.. kırmızıyı gördüm ama değişikti işte..

Ben de değişmiştim... Korkaklığımı atmıştım daha cesurca aradım renklerimi..

Hoşuma gitti bir anda ve değişik geldi sabahın kırmızısı Kalamış’ta...

Zamansız değişti hayatım diye düşündüm.

Lisedeki benlerin bugüne kalmaması hem iyi hem kötü olmuş. Aslında o günlerden bana kalanlar sadece dostlar olmuş ister istemez.

İstedim çünkü dost olma fikri beni aldı götürdü..

İstemedim çünkü dostlarım hep sorumluluklarım oldu…

Sorumluluklarımda kaybolmak beni bugüne taşıdı ve ben bugün kıpkırmızı hayallerimden sorumlu oldum durup dururken ..

Ne enteresandır ki hayat dediğimiz engin denizlerin rengi

yine karşıma oğlumun dediği gibi kıpkırmızı çıkıyor.

Kan kırmızısı.

Ve onun dediği gibi..

“Tanrılarım oldu ve renkleri kıpkırmızı”..

Bana soru sormayın oğlumu hele hiç sormayın..

Kaybolduk beraberce…..

O gitti ben burdayım..

O kırmızı ben kan..

O tanrılarla ben sizle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ardından bir başına, yapayalnız kaldığımız anda belleğimizde taşıdığımız "kaybedilenlerin" yarım bıraktığı yaşamlarını da sırtlayıp onlar için de yaşama sorumululuğunu yüklüyor bize. sanki onların bıraktığı yerden ikimiz adına yaşamayı daha bir güçle sürdürmemiz gerekiyormuş gibi. en azından ben hep böyle hissettim birini kaybedince.selamlar.

Başak ALTIN 
 05.03.2007 13:19
Cevap :
İçten yaklaşımın için gönülden teşekkür ederim. Hayat işte. Dedim ya karşımıza neler çıkartacağı belli olmuyor.Selamlar  05.03.2007 14:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 960
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Hayatı her sorguladığımda karşıma çıkan sonuçlara analitik yaklaşımlar sergilemeye devam ediyorum el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster