Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '11

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
3627
 

Tarihi İstanbul Depremleri 1509 - 1766

Tarihi İstanbul Depremleri 1509 - 1766
 

1509 depremine ait gravür


İstanbul büyük depremlerin şehri olarak da bilinir. “Küçük Kıyamet” adını alan 1509 depremi ve saltanat erbabını çadırda oturmaya mahkum eden 1766 depremi, kayda geçen son büyük depremlerdir. 

http://diflek.com/679/yanko-bin-madyan-ve-lanetli-sehir-istanbul/ yazımda, doğu efsanelerine göre İstanbul’un kuruluşunu ve yaşadığı büyük depremle yok oluşunu yazmıştım. Keza Yazıcıoğlu tarihinde de İstanbul’dan “Pes ol vakitden berü ol şehir nice kerre bela ve kaza, kah taun, kah zelzeleden harab olub ve bir an olmuşdur, cenk aşub dahi eksik olmaz”diye bahsedilir. 

Tarihte “Küçük Kıyamet – Kıyamet-i Suğra” olarak geçen 1509 depremi, beklenen depremle hemen hemen aynı büyüklükte. Depremin büyüklüğü, çeşitli kaynaklarda 6, 9 ile 7, 4 arasında verilmektedir. 

İnsanları yataklarında yakalamış Küçük Kıyamet. 10 Eylül Saat 22’de. Yatsı namazından sonra. Bugünkü gibi elektrik olmadığı ve o dönemlerde işler ağırlıklı olarak ışığa göre ayarlandığından hayli geç bir vakit. 

Adaların hemen önündeki fay hattından doğan deprem, İstanbul’u tsunami ile de vurmuş. Dalgalar surları aşıp, arkalarındaki yapıları yıkmış. Hatta denir ki, Cankurtaran semtinin adı buradan gelir. Surlar o bölgede yüksek olduğu için, dalgalar surları aşamamış ve o bölgedekiler kurtulmuş. 

Bu depremde büyük yangınlardan vs. söz edilmiyor. Zaten edilmesi de normal değil çünkü sobaların yanması, hele de gece yanması için çok erken bir vakit. Ahşap evler zaten çok katlı olmadığından yıkıntı altındakilerin orada sıkışıp ölmeleri de ihmal edilebilir düzeyde. Şehrin nüfusu ve yerleşim sıklığı bugünküne göre düşük, su kaynakları bugünküne nazaran daha bol ve merkezi sistem oranı düşük olduğundan salgın hastalıktan da bahsedilmiyor. Yani bu felaketin vurduğu anda insanlara verdiği zarar. 

Nüfusun 160 000 olarak kabul edildiği bir zaman diliminde yaşanan bu depremde 4000 – 6000 arasında insan ölmüş. Yerler yarılmış, su ve kum fışkırmaları görülmüş. 35 000 yerleşim biriminden 1000’i tamamen yıkılmış, İstanbul ve Pera’da zarar görmeyen ev, yapı kalmamış. 

22 Mayıs 1766’da gerçekleşen depremin etkisi ise daha büyük. Çeşitli kaynaklara göre 5 Ağustos 1766’da, şiddeti neredeyse depreme yakın bir de artçı yaşanmış. 

Kurban Bayramı’nın 3. gününün güneş doğuşundan yarım saat sonra yaşanan deprem yaklaşık 4000 – 5000 kişiyi almış. Burada şanslı imiş İstanbul. Depremin sabah namazının ardından, camilerin boşalmasından sonra gerçekleşmesi yani insanların uyanık olması kayıpları oldukça azaltmış. 

1509 depreminde de ağır hasar gören Fatih Camii, yine bu depremde de en fazla etkilenen yapılardan olmuş. Medresedeki 100’den fazla öğrencinin ölümüne sebep olan deprem, İstanbul surlarında da büyük gedikler açmış. Fatih Camii ancak 5 Mayıs 1771’de yeniden kullanıma açılabilmiş. 

Topkapı Sarayı’ndaki ağır hasar yüzünden padişah saray bahçesindeki çadırda yaşamak zorunda kalmış. Saraydaki mutfak ve bacaları tamamen yıkılmış. Yedikule’nin iki kulesi çökmüş, Edirnekapı ağır hasar görmüş, Bahçekapısı ve Odunkapısı çökmüş. 

Bunlar, İstanbul’da deprem anında sokağa fırlayanların çöken binalar yüzünden ezilmeyeceği kadar seyrek bir yerleşim düzeninin olduğu, esneme katsayısı yüzünden depreme nispeten daha dayanıklı olan bir, iki katlı ahşap yapıların yaygın olarak kullanıldığı zaman diliminde gerçekleşen depremler. Merkezi su ve kanalizasyon sistemlerinin bulunmadığı, dolayısıyla iptal olmayıp salgın hastalığa yol açmayacağı, yıkıntıların altlarındakilerin balta ve insan gücüyle kurtarılabileceği bir dönemde, 160 000 kişiden 5000’inin ölümünden söz ediyoruz. Çatalca, Küçük-Büyük Çekmece, Kumburgaz, Burgaz, Lüleburgaz, Çorlu ve Tekirdağ’da da ciddi hasarlar gözükmesine rağmen, imparatorluğun başşehrindeki yıkımdan dolayı taşradaki hasarın göz ardı edildiği depremlerden. 

Mehmet Akif’in dediği gibi
“"geçmişten adam hisse kaparmış... ne masal şey!
beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" 

İstenirse, İstanbul 5 katı da büyütülebilir, 2 değil 7 İstanbul daha kurulabilir, bütün ormanlar talan edilip, denizin üstüne uydu şehirler yapılabilir de, amiyane tabirle “bunun vebalini kim alacak?” 

( Not; Depremi betimleyen gravürlere ulaşmak için http://diflek.com/996/istanbul-depremi-159-ve-1766-2/ adresine, yazının diğer iki bölümünü okumak için www.diflek.com adresine linklerden ulaşabilirsiniz. 

Kutsi Akıllı 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1449
Kayıt tarihi
: 01.06.11
 
 

Olduğu gibi kabullenmek yerine "neden" sorusunu sormayı yeğlerim. 25 seneye yakındır senaryo çalışma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster