Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
393
 

Tarihte bugün: Çalışanın emeği kutsaldır

Tarihte bugün: Çalışanın emeği kutsaldır
 

İbni Haldun'a göre Topal Kasırga Timur (1336-1405)


 

Felaketleri dışarıda değil içimizde aramalıyız.

Atalarımızın binlerce kez yaşamış olduğu gibi kale içinden ele geçirilir.

Pek çok örnek gibi savaşmanın gerekliliğini ve savaş hilesini anlatan Truva Atı öyküsü ile

Otrar Kalesi’nin anahtarını canının bağışlanması dışında hiç bir karşılık beklemeden yabancılara gizlice veren Bağdat’a okumuş bir vezir ile Topal Timur’un gerçeği öğrenme sancısı kulağımıza küpe olsun.

 

Ayrıca atalarımızın düşmana karşı gerçekleştirdikleri geri çekilmeli, pusulu Kurt Kapanı saldırıları ile

Diyar-ı Rum için girişilen bir savaşta yine onların gerçekleştirdiği Karamanın Koyunu nasıl unutulur?

Ülkemizde yıldan yıla kökleşerek kol kola ilerleyen ticaret ile siyasetin nice işlerini de

Kendi bencilliği ve çıkarı için kardeşlik değerlerini bile yok sayan Bizans Oyunlarını da unutmayalım.

 

Sağlıklı yaşamak ve size sinsice yaklaşanları gerektiğinde azarlayabilmek için bilginizi artırınız.

Bilgi, görgü, tecrübe en büyük gücümüzdür.

Emeğiniz gücünüzdür.

Emeğiniz olmadan nasıl yükselir gökdelenler?

Emeğiniz, sanatınız olmadan

Hangi köprü

Hangi fabrika

Hangi televizyon dizisi

Hangi ürün

Hangi işlenmiş demir

Hangi tünel çıkar ortaya?

 

Elma kurdu da dişlerimiz de için için çürür.

Eğer dişiniz ağrıyor ise suç sizin.

Elmayı olgunlaştığında yemediğiniz için de suç sizin.

İşte o çürüyen

Çürüdükçe acılar veren

O sömürgen dokuları kesip atmak gerek.

 

Kanser bile içimizde yuvalandıktan epey sonra başımızın belası olmuyor mu?

Tez elden kan tahliliniz için koşmaya başlayınız.

 

Yaşamak için en gerekli sularımız bile zehirli imiş.

Fabrikalar, ilaçlar, aşırı kazanç hırsı tehlike saçıyor.

Hazır gıdalara güven yok.

Tüccar her alanda en az %400 kazanmak için ayakta.

Bir Devlet adamı da

Bir siyasetçi de

Bir işveren de

Bir polis müdürü de

Bir subay da

En küçük fırsatta bir bardak suda fırtınalar kopartabilir.

Bu onların kişiliğine işlemiştir.

 

İşin içinde bir de kendisinin

O ğlunun kızının

Ya da bir yakınının

Çıkarı var ise yandınız demektir cayır  cayır.

 

Çalışanlar işçi, hizmetli ya da iş gören değil birer köle sanki.

İş sözleşmelerinin varlığı kuşkulu

Paraları elden ödenir

Çalışma saatleri düzensizdir.

 

Devlete sunulan her bir projenin içeriği belirsiz değildir.

Bunu ancak tepedeki üç beş kanka bilir.

Her bir projenin içinde kimin ne alacağı yazılı olsa bile

Hiç bir işçi, emekçi, sanatçı ve alın teri göz nuru dökenler bilemez.

Gösterilmez

Söylenmez

Elden ödenen paralar için belki uyduruk bir belge imzalarsınız

Bu yüzden hiç bir resmi belgede adınız sanınız geçmez.

Çalışanların emek sömürüsü budur.

Ortada pek çok iş var olsa bile gerçek işçiler belli değildir.

 

Yasalar ne kadar sağlam olsa da uygulamalar böyledir.

Güler yüzlü tatlı dilli de olsa işveren kayır dışı çalışmak ister.

İş veren vergi kaçırmak

İşveren az verip çok kazanmak ister.

Bu yüzden çoğu kez bir iş sözleşmeniz yoktur.

Ark sıra gidip çay sıra gelirsiniz aylarca.

Ne zaman işten çıkartılacağınıza iş veren karar verir.

Ne bir proje

Ne de bir ihale kapsamındaki bir belgede adınız bulunur.

Sanılır ki işler gökten inen bir kaç yüz melek tarafından yapılmıştır.

Oysa çoğu iş verenin Devletteki belgelerinde onlarca yakınını da içeren birileri vardır.

Her işi onlar görür

Her işin altından onlar kalkar

Her türlü ödüle onlar koşar

Sen ise kayıt dışı olarak aldığın üç beş kuruş ile yaşasın sürünür gibi.

 

Devletin anlı şanlı Hukuk Devleti yaftasına güvenme

Kanma kimi işlerin sıkıya alınmasına.

Senin tek silahın var; o da kutsal emeğindir Sümer’den beri.

O çağlarda köle bile olsan kutsaldır emeğin

Değerin büyüktür Tanrı Kralın yanında

Çünkü onlar bilirlerdi ki onların avları da kent surları da senin emeğinledir.

Sana biçilen bir tek tavırları var, o da her şeye 'peki' deyip boyun bükmendir unutma.

 

Sanal ortam dünyada ne olup bitiyor bilmemizi sağlıyor.

İletişim çağı bilgi çağını aştı bu yönü ile.

Yine de fotoğraf dahil bilgi olmadan ne taşıyacak bilgisayarlar?

Tek başına haberler, müzikler yeter mi?

Sevindiğimiz gibi üzüldüğümüz durumlar da yaşanıyor.

Her patırtıya bir yorum yapıştırmayınız.

Bu konuda aşırıya gidiyorsanız bir ruh doktoruna gitmeniz salık verilebilir.

Çünkü gelmiş geçmiş hiç bir tiran da onların gönüllü kulları da buna dayanamaz.

Kendi beden sağlığınız ile ruh sağlığınız için yarından tezi yok yola çıkınız.

Bugünlere şükür ki bir tek kimliğin yetiyor

Eğer bir işin var ise

Eğer çalıştığın yerdeki iş veren düzenli olarak sigorta ödemelerini yatııryor ise

Hastalıklar bakımından yere gelmez sırtın.

Ya milyonlarca işsizin ve sigorta yatıramayan fakirin durumu ne olacak?

Oysa siz eli ayağı

Kafası kolu

Yılların deneyimi

Düşünceleri ve tasarımları ile

Türk milleti için olduğu kadar her bir iş veren için de çok değerlisiniz.

 

Yaşanılan açmazları onlar bir fırsat olarak görürler.

‘Çalışmasaydın, çekip gitseydin, mahkemeye baş vursaydın’ derler.

Bilmezler mi ki hiç bir iş veren hiç bir emekçiye açık vermez

Yeri geldiğinde utanmadan ‘ağabey’ dese bile hiç bir emekçiye gerçek bir belge imzalatmaz.

 

Bu tür haksızlıkları eğer bugüne kadar anladılar ise suç onların olduğu kadar

Durumu gerektiği gibi anlatmaktan korkan vekillerin yüzündendir.

Yaşanılan bu güvensiz durumu kovuşturmayan Devlet yetkilileri de

Ucuz emekten yana olan kimi meslek odaları da suçludur senin sömürülmenden.

Bana göre ilgili projedeki çalışma için gerekli iş sözleşmesi olmadan çalışmaya başlamamak gerek.

İkinci belge olarak içeriği açık açık yazılı ödemelerin bir bankadan yapılmasını istemelisin.

Üçüncü belge ise her ay yatırılan sigorta bedelini gösteren belgeyi almalısın.

Olması gerekenler bunlar olsa da

Özellikle işvereni bağlayan bu belgeler

Kimi yasalarda

Kimi yönetmeliklerde yer bulsa da

Her bir çalışan için bunları yerine getirmekten kaçınır işverenler.

Onlar için en kestirme yol ‘git mahkemeye başvur’ demektir.

Ne güzel değil mi?

İşte o zaman gel de ayıkla pirincin taşını.

Elde belge olmadan mahkeme ne yapabilir değil mi?

İşte kurmazlıkların birbirini kovaladığı bir Hukuk Devleti düzeni size.

 

Bu gidiş düzeltilebilir mi?

Belki bugün belki yarın düzeltilebilir.

Çıkmadık canda bir mumut var, demiş ya atalarımız.

İçine düşülen açmazları çözmek zor.

Her şey varla yok arası bir gizli elin emrinde.

Her şey her alanda yürekli denetimleri öngörebilecek bir yasaya bağlı.

Bence kimi çalışanlar için yarın çok geç olabilir.

 

Emeğin kutsallığına ayırdığımız Tarihte Bugün burada bitti.

Kalabalıkları ilgilendiren bir başka Tarihte Bugün’de buluşmak umudu ile esen kalınız.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Söylenmesi gerekenleri sayın yazar söylemiş. Bize düşen görev ise "gerçekleri haykıran" bu değerli kalemleri kutlamaktır. Saygılarımla.

Ömer Faruk Hüsmüllü 
 03.08.2012 0:00
Cevap :
Sevgili Adaşım ilginizden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.Burada değinmeye çalıştığım kimi durumlar Türkiye'de Siyaset ile Ticaret ilişkilerinin yalnızca çaok az bir bölümü.Ben yalnızca;içinde nice hinlikler,hukuksuzluklar,tecavüzler,istismarlar,örgütlenmeler, avantalar,komisyonlar,rüşvetler,oy avcılığı,sınavlarda ve ihalelerdeki yolsuzluklar ile nice oy avcılğını ve feodal ağalık ilişkilerini de barındıran Dev Buz Dağı'nın bir kaç konusuna değindim.Yoksa yeni zenginler nasıl çıkıyor ortalığa?Maliye Bakanlığı,Medyanın Denetimsizliği le ATO'nun Çakma Raporu gibi yazılarım da var Milliyet'te.Yakında bu konularda Maliye Bakanı ile TRT Genel Müdürüne de konuyu açıklayıcı birer mektup yazacağım. Sanırım burada yazılanları ne o kurumlar ne de hükümetin diğer birimleri gerektiği gibi değerlendirmediği için olsa gerek ne bir teşekkür ne dur ileriye gidiyorsun yollu bir uyarı ya da önce Karakola sonra da Mahkemeye buyurunuz içerikli çağrılar alıyoruz.Yazmak zorundayım bunları.ALLAH büyüktür.  05.08.2012 0:18
 

Kıymetli Ömer Faruk MENCİK YILMAZ:Akıl,göz,kalp ve dil ortak onaylı bu yazınıza ilaveten katkı sağlayacak yorum olmaz. Hiç bir konu sağlam temeller üzerine kurulmamış, Ticaretimiz, Siyasetimiz,Sağlığımız, Eğitimimiz, gelirimiz,insan ilişkilerimiz, yaşam ile ilgili bütün ihtiyaçlarımız çürümüş ipliklere bağlanmıştır.Ben şunu düşünüyorum Vatanımızın temelleri sağlam atılmış, Gelen soyuyor, giden soyuyor, soydular, ne gömlek kaldı ne pantolon utanmasalar donu da çıkartacaklar. Temeller sağlam olduğu için yıkılmayan bir O kalıyor.Kaleminizden bal akmış sizi kutluyorum,selam,saygı ve hürmetlerimi sunuyorum..

Mehmet Burakgazi 
 01.08.2012 21:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 966
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster