Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
2263
 

Tartı - şma

Tartı - şma
 

Tartışmanın amacı didişmek, üzmek, kırmak değildir.
Amaç ; Farklılıkları ayrı ayrı tartarak ve konuyu tartı sonuçlarına göre değerlendirerek uzlaşmaya çalışmaktır.

İnsanlar farklı düşünce , istek ve çıkarların etkisiyle, düşünce düzeylerine ve kişilik özelliklerine göre tartışırlar. Kimi çözüme yönelik saygılı, sakin ve nazik, kimi tatlı bir inat maskesiyle haklı çıkmaya çalışır, kimi uzlaşmaya yanaşmayan kavgacı bir tarzı benimser. Sonuçta gerginlik artar, sesler yükselir, probleme çözüm arayışı yerini haklılık savaşına bırakır.

“ Ancak zayıf kişilikli insanlar haklılık savaşı verir “

Tartışmada benim haklı olmam önemli değildir. O ya da ben haklı çıkmışız ne fark eder. Önemli olan tartışmada konuyu enine boyuna inceleyip, fazla dallayıp budaklamadan adil biçimde çözüm olasılıklarını tartıp en doğruya ulaşmak değimlidir ? Sorunların çözümlenmeden geçiştirilmesi içten içe öfkenin birikmesine neden olur ve tortulaşan öfke yoğunlaşarak gerginliği tırmandırır. Bunu hissettiğinizde öncelikle sakin olmalısınız ve ardından gerilimi azaltmalısınız. Fakat bunu yaparken asla tartışmayı saptırmayın. Empatiyle dinleyin ve anlamaya çalışın.

‘ Herkes kızabilir. Bu kolaydır. Ancak doğru insana doğru ölçüde, doğru zamanda , doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, İşte bu kolay değildir. ‘

( Aristo )

Yumuşak tarzı benimseyenler genellikle problem uzamasın, tatsızlık çıkmasın türü iyi niyetlerle gerginliği azaltıp bir an önce çözüme ulaşmak için alttan alarak ödünler verirler. Maalesef bu dostça yaklaşımlar, henüz kişiliği gelişmemiş, vicdani muhasebeden ve adalet kavramından mahrum kişilerce sömürülmelerine neden olabilir. Bu tür anlayışsız ve bencil kişilere verilen tavizler ve aşırı yumuşak tavırlar sizden çok şey götürebilir. Tarzı sert ve saldırgan olan kişilere onların tarzında tepki vermek, onların seviyesine düşmek ve onların ekmeğine yağ sürmek olur ki sonuçta ‘ Keskin sirke küpüne zarar ‘ ve ‘ Öfkeyle kalkan zararla oturur ‘ gibi atasözlerinin bir kez daha doğrulanmasına neden olabilir.

Hakkınızı ararken öfkenizin esiri olmadan tatlı bir denge sağlamalısınız. Bir tarafın söylediği her olumsuz cümle, karşı tarafla beraber ilişkiyi de zedeler. İyi niyetinizi ve yumuşak tarzınızı koruyun. Ne kadar tahrik edilseniz de sinirlerinize hakim olun. Yanardağ patlamış olabilir. Lavlar dilinizin ucundan püskürmeyi bekliyor olabilir ancak siz ejderha değilsiniz.

‘ Gerçek sabır, sabrın bittiği yerde başlar ‘

Haksızlığa uğrasanız bile ne başkalarına nede kendinize asla haksızlık yapmadan hakkınızı arayın. Elinizi yıkamak için tabi ki temiz su kullanırsınız değil mi?

‘ Kötülükten kurtulmak için kötü olma Kötüden kurtulmak için iyi ol ‘

( Man of Fıre Filminden , Denzel Washıngton )

‘ Bize zarar veren, başımıza gelen olaylardan çok onlara gösterdiğimiz tepkilerdir. ‘

Problemle yüzleşmekten ve tartmaktan kaçınmak, Problemi görmezden gelmek ve bastırmak ya da tek taraflı alttan almak çözüm olamaz. Olumsuzluğa umutsuzca teslim olmak, sızlanıp şikayet etmek, kaçıp göçmek ya da baskı, şiddet ve şantajla zorla kabul ettirmek, kozları kullanarak karşı tarafı mecbur bırakmak kolay, basit ve sıradan davranışlardır. Oysa gerçek çözüm ;

Farklı isteklere rağmen taraflar arasında uzlaşma sağlamaktır.

Tartışmada farklı fikirlerin terazide tartı - lması söz konusudur oysa tartışma kelimesini her duyduğumuzda aklımıza gerilim geliyor, bunun nedeni malum...

Tartışmada sen, ben yok biz varız. Problemin senden ya da benden kaynaklanmış olması hiç önemli değil. Problem ikimizin ve ikimizi de memnun edecek bir çözüm bulacağız. Öncelikle önyargı, suçlama, savunma, ima, söz kesme, tehdit, başa kalkma, cezalandırma, yalan, saptırma, akıl oyunu, kırıcı sözler, kişilere ve olaylara saplanıp kalmak gibi tüm işe yaramaz davranışları çöp kutusuna atalım. Lütfen yan yana oturup, problemi aramıza değil karşımıza alalım. Birbirimize hesap değil, anlamak için soru soralım. Önerilerimizi ortaya koyup anlaşılmasını sağlamaya ve en doğruya ulaşmaya çalışalım.

Tartışma anında duyguların incinmesi nedeniyle farkında olmadan genellikle karşı tarafı suçlayıcı bir tarz benimsenmektedir. Bu tarz sen dilidir. Duyguların daha fazla örselenmemesi ve tartışmanın yapıcı özelliğinin zedelenmemesi için sen dili yerine, ben dili kullanılmalıdır.

Sen dilinde yargılama, suçlama ve yıkıcılık vardır. Bu tutumlar savunma ya da saldırı oluşturarak gerilime neden olur.

Uzun süre bekledikten sonra geciken arkadaşına

- Beni çok beklettin. ( Sen dili ) yerine
- Seni beklerken yoruldum biraz. ( Ben dili ) kullanılabilir.

Konuştuklarını dinlemeyen arkadaşına

- Beni dinlemiyorsun ( Sen dili ) yerine
- Beni dinlemediğini düşünüyorum ( Ben dili ) kullanılabilir.

Tartışma ( Agonistic ) Eski Yunanca da Çekişmek, yarışmak, mücadele etmek anlamına gelen ‘ Agon ‘ dan türetilmiştir. Kaynağını Yunan tragedyalarındaki didişme geleneğinden almıştır. Dilimizdeki karşılığı daha medeni duruyor bence J

Kundelas- Sevdakılıçaslan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 5643
Kayıt tarihi
: 06.10.08
 
 

Günün dünden güzel olsun... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster