Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
679
 

Taş atan çocuklar nasıl cezalandırılmalı?

Taş atan çocuklar nasıl cezalandırılmalı?
 

Televizyonda haber izlemeyi hiç sevmiyorum ve uzun zamandır da izlemiyorum. Çünkü haber değeri olmayan saçma sapan şeyler öylesine abartılarak, içine bir sürü yorumlar katılarak verilmeye çalışılıyor ki, tahammül edilir gibi değil. Yaklaşık bir saat ekran başında oturup içinizi kararttıktan sonra, kendi kendi kendinize bir sorun bakalım: Bugün ülkemde ne olmuş? Aklınızda kalan dehşet sahneleri dışında aklınızda kalan size fayda sağlayacak bir bilgi kırıntısı varsa, o bilgi bundan sonraki hayatınızda, size bir ufuk açıyorsa, seyretmeye devam edin. Tabii ki bu sizin bileceğiniz bir iş. ***** Geçen akşam markette alışveriş yaparken nasılsa televizyondan kulağıma bir haber çalındı: Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı ve Bakanlar Kurulu'nun Meclis'e sevk ettiği yeni bir yasa tasarısı ile polise taş atan çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanması sağlanacakmış... Çocuklar, yaratılıştan masum olmanın en doğal ve en güzel örnekleridir. Belki genetik olarak bilinçsiz bir kötülüğün temsilcisi gibi karşımıza çıkan çok nadir örnekler olsa da, genel olarak hiçbir din, dil, ırk, cinsiyet ve benzeri ayırım yapmadan çocukların o masum tavırlarını çok severim. Nasıl olup da o güzellikleri sonradan kendi ellerimizle karartabildiğimize de hep yanarım. Her ne kadar bu sevgimi göstermeyi beceremesem de, onlarla çok çabuk ve sıcak bir iletişim kuramasam da, her çocuğun tertemiz bir dimağla, sevgi yumağına dönüştürülebilecek potansiyele sahip olduklarının farkındayım. Dini literatürde her çocuğun İslâm fıtratı üzerine doğduğu, sonradan anne ve babasının onu başka dinlere, inançlara veya inançsızlığa sevkettiğini belirten hadisler vardır. Buradan hareketle, büyümüş, yetişmiş, gelişmiş bir birey olarak sahip olduğumuz düşüncelerin mutlak doğrular olmaktan çok, ailemizin ve çevremizin bize empoze ettiği fikirlerin etkisiyle oluşmuş en azından yanlış olması da muhtemel görüşler olabileceğini kabullenmemiz ve bunun için de birbirimizi kırmamamız, birbirimizi gereksiz yere suçlamamız gerektiğini her fırsatta dile getirmekten çekinmiyorum. ***** Çocukların yetiştirilmesinde aile ve çevre faktörünün önemini inkâr etmemiz mümkün değildir. Doğup büyüdüğü bir şehirde otomobillerle haşır neşir olan, onların her nimetinden yararlanan ve sahip olunan en değerli eşya olarak onların özenle korunması gerektiğinin farkına varan bir çocukla, ayda yılda bir kere, kendi kendine yürüyüp giden ve tozu dumana katarak önünden hızla geçen bir aracın peşinden şaşkınlıkla bakan çocuk arasında elbetteki çok fark vardır. Uçan kaçan şeyleri kovalamaya, hatta peşinden taş atmaya meraklı olmayan köy çocuğu yoktur. Tarlasından geçen trene ilk kez bu bilinçsizlikle taş atan çocuğun, bir tepki alamaması, ileriki zamanlarda, ona aynı şekilde cevap veremeyen, hatta bir söz bile söyleyemeyen insanların çaresizliği, gülüp eğlenmek ve alay etmek için bir ortam oluşturmuştur. Eğer bu çocuklar, kamu malını koruma, insana ve insanlığa nerde olursa olsun saygı gösterme gibi bir terbiyeden de yoksun büyümüşlerse, ana baba da bu konularda yetersiz, bilinçsiz, hatta kendisi de aynı duyguları taşıyan bir ilkelliğe sahipse, yapılacak fazla da bir şey yoktur. Devlet Demiryollarının trenlerinde bu şekilde cumhuriyetten bu yana verilen zararların bir istatistiği var mı bilmiyorum. Fakat zannımca bu zarar, tahminlerin çok üstündedir. Hâlâ bile günümüzde buna benzer olayların meydana geldiğini söylemek mümkündür. Treni taşlayan çocuğa nasıl bir ceza verilmelidir? Gerçi bugüne kadar ülkemizde bu yüzden bir soruşturma açıldığını sanmıyorum. Ama farzedelim ki bundan sonra açıldı? Yapılan eylemi, devlet malına zarar verme, insanların canını tehlikeye atma falan gibi yasal bir takım hukuki terimlerle izah etmek mümkün. Ancak buradaki asıl konu, o çocuğun o eylemi, “sırf çocuk olduğu” için yapmış olmasıdır. Bu yüzden böyle bir davaya herhalde Çocuk mahkemesinde bakılacaktır. ***** Doğu ve Güneydoğu’da siyasi eylemlerde ön saflarda ileri sürülen ve polise taş atan çocuklara gelince… Burada ben “çocukca” bir hareket göremiyorum. Hatta çocukların bunu kendi o yetersiz iradeleri ile bile yapmayı düşündüklerini sanmıyorum. Burada tamamen bilinçli olarak hukuki yeterliliğe sahip mümeyyiz kimselerin, doğal bir masumiyeti kötü niyetle kullandıkları gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu durum, elbette bize o çocukları terör suçuyla damgalama ve onları ağır cezada yargılama hakkı vermez. Sonuçta çocuk çocuktur. Ancak bu iğrenç tezgahı kuranların tespit edilip cezalandırılmasını istememezlik de yapamayız. Haklara saygılı olmak, bir hukuk kuralıdır. Haksızlığı cezalandırmak da bir hukuk kuralıdır. İkisini birbirine karıştırmak doğru olmadığı gibi, birini diğeriyle istismar etmek de bir kaçış yolu değildir. Hem birey, hem toplum olarak, iyi, doğru ve güzel şeyler yapmak için gayret göstermeli, bu amaçla hareket edenlere de yardımcı olmalıyız. Davranışlarımızın tek ölçüsü bu olmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bugün öğlen aramı yazar arkadaşların yazılarına ayırmak istedim. Tek tek satır satır okuyabildiğim kadar farklı yazı okumaya çalışıyorum. İlk bakışta yazınızı okumak insanı yoracak gibi gelse de, bir kez başlamak devamının gelmesi için yeterli oldu bile. Farklı bir çok konuyu tek bir yazıya indirgemişsiniz. Hap gibi bir yazı olmuş yani...Yutmasını bilene.İyi çalışmalar

Baver Ergun 
 08.10.2009 13:01
Cevap :
Övgü dolu sözleriniz için teşekkür ederim. Sizin olaylara çok farklı baktığınızı, farklı gördüğünüzü, farklı yorumladığınızı biliyorum. Onun için içerikle ilgili yorum, tenkit ve açıklamalarınız beni daha çok mutlu edecektir. Selam ve saygılarımla...  08.10.2009 21:57
 

Çocukların polise taş atma eyleminin mimarı Filistin lilerdir. Nasıl ki orada bu eylemi yetişkinler organize ediyorsa, sizin de işaret ettiğiniz gibi bizde de yetişkinler arka planda. Onlar bulunmalı ve kendileri yapmaya cesaret edemeyip çocuklara eylem yaptırdıkları için katmerli cezalandırılmalıdır. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 07.10.2009 18:04
Cevap :
Evet "masum oluşlarını istismar etmek için suç teşkil edecek eylemleri çocuklara yaptırmak, ilk bakışta uyanıklık gibi görünse de, istismar istismardır. Dolayısıyla bunu organize eden yetişkinlerin bulunup cezalandırılması en doğru yoldur. En azında bir konuda sizinle aynı fikri paylaşmaktan duyduğum mutluluğu belirterek selam ve saygılar sunuyorum.  07.10.2009 21:57
 

Çocuklar masum yaptıkları masum değildir.İnsanları tek tek güdemeyiz ama kendi haline bıraktığınız her insan hangi yaşta olursa olsun çocuktur.Herkesin kendisine veya başkalarına zarar verme ihtimali her zaman vardır. Çocukların da kulağı çekilmeli ama en çok da devletin ve o çocuklardan sorumlu kimselerin ,çocukların ait olduğu bir mahallenin bir kasabanın ve köyün gerekirse gözetimi istenmelidir. Bence çocuğu cezalandırmadan ziyade yaptıklarını,yapacaklarını önleme konusuna yoğunlaşılmalı. Ayrıca çocuk kavramını da yeniden gözden geçirmeliyiz.16-17 yaşındaki koca koca adamların " bu çocuktur" deyip yaptıklarını hoşgöremeyiz. Ben özellikle cinayetlerde işte çocuğun 18 yaşına değmediği için cezasında ciddi indirim yapılmasını onaylamıyorum. Bu arada Ahmet Bey eleştri mesajınız için teşekkür ederim.Saygılar efendim.

Kerim Korkut 
 04.10.2009 15:09
Cevap :
Çocuk da olsa herkes işlediği suçun cezasını çekmelidir ki, hem adalet yerine gelsin, hem emsalleri için caydırıcı olsun. Katkınız için teşekkür ediyorum. Selamve saygılarımla...  05.10.2009 18:09
 

CEZA yalnızca suç işleyeni bir yere kapamak değildir. Başkalarının suç işlemesini önlemek içindir aslında. Ve bazen maksadını aşacak kadar sert olmak durumundadır... Sizi yine kutluyorum efendim.

Özcan Çeltik 
 01.10.2009 14:49
Cevap :
Cezaların amacı caydırıcı olmaktır. Hem suçu işleyen hem de buna benzer suç işleme eğiliminde olanlar, bu cezayı görünce duraksamalıdır. Bu bağlamda her suça hapis cezası verilmesi bana hep anlamsız gelir. Aslında suça ve suçluya göre ceza takdir edilebilse, caydırıcılık çok daha mükemmel olabilir diye düşünüyorum. Katkınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  01.10.2009 18:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 959
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster