Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
889
 

Tekrar söylüyorum İnşallah sonları benzemez!

Tekrar söylüyorum İnşallah sonları benzemez!
 

Ben 22 Temmuz seçimlerinin hemen ardından bir makale yazmıştım inşallah sonları onlarınkine benzemez diye. 22 Temmuz 2007 seçimleri AKP için deyim yerindeyse zaferle sonuçlanmış. Halkın %47 sinin oylarını alarak diğer partileri tabir yerindeyse hezimete uğratmış. Başka bir deyimle bu ülkedeki her iki seçmenden birinin oyunu almış. Ve 1950 li yıllarda rahmetli menderes’in kazandığı seçim zaferiyle karşılaştırılmış. Bende inşallah sonları da onlarınkine benzemez demiştim AKP nin bu seçim zaferini hazmetmesini toplumsal konsensüsle meseleleri çözmesini dilemiş, maalesef AKP var olan sorunları tam aksine kavgacı ve dayatmacı bir anlayışla çözme yoluna gitmiş, ”Türban meselesinde olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi.” Devletin kurumlarıyla çatışmaması gerektiğini yazmıştım.

Sanki bugünleri o günlerde görmüş gibiyim. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durumun pekte iç açıcı olduğunu söyleyemem. Hükümet; Üniversitelerle kavgalı, yargıyla, kavgalı, orduyla kavgalı, muhalefetle kavgalı. Kavgalı olmadığı kurum ve kuruluş kalmadı, ben çoğunluğun oyunu aldım istediğimi yaparım diyor aynen 1950 li yıllarda rahmetli Menderes’in dediği gibi. 1930 lı yıllarda Hitlerde %40 ın üzerinde oy alarak iktidar olmuştu. Demek ki halkın yarısının oyunu almak siyasi partileri ya da liderlerde diktatörlüğü mü heveslendiriyor? Bu sosyolojik mi yoksa psikolojik bir sorun mu bilmiyorum ama aslında toplum bilimcilerin, sosyologların ve psikologların bu konuyu ciddi olarak incelemeleri gerekir diye düşünüyorum.

Biz toplum olarak geçmişten niye ders almayız? Hataları hep tekrar etmekten neden bıkmayız anlamıyorum. Bakın bugün yaşanan şeylere, eleştirilere asla tahammül yok, kendilerini eleştiren kesim ve gruplara, hemen devletin gücü bir baskı unsuru olarak kullanılıyor. Demokrasi bu değil ki ama. İşin ucu kendilerine dokununca nerde demokrasi diye feryat figan edenler, kendilerinin de böyle anti demokratik uygulamalara göz yummalarına ne demeli. Bu gün iktidara muhalefet eden Uzan grubu belki çok masum değillerdi ama şimdi yoklar sahipleri halen kaçak konumundalar. Her ne kadar yüzde yüz aynı düşünceyi paylaşmasam da Kanal Türk maliye müfettişleri ve hesap uzmanları tarafından hesapları hallaç pamuğu gibi didik didik edildi milyon ytl lerle ifade edilecek cezalar yazıldı. Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisinin sahibi bir Partinin genel başkanı ve Kendisine muhalif 83 yaşındaki bir yazarı gecenin dördünde evinden apar topar aldırmak, Bir profesörü üstelik geçmişte üniversite yöneten bir rektörü gecenin bir yarısında gözaltına aldırmakta neyin nesi, Yoksa bu da Sayın Başbakanının dediği gibi yargı ve yürütme dayanışması kapsamında mı gerçekleştiriliyor. Muhalif olan herkesi cezalandırmaya kalkmak diktatörlük değildir de nedir?

Bence geldiğimiz nokta pek de iç açıcı görünmüyor değerli arkadaşlarım. Amaçları önünde engel olan ne varsa bugünkü iktidar tarafından sayısal çoğunluğuna dayanarak yedek lastiği konumunda ki MHP’nin de desteğini alarak anayasayı bile tanımadan engel olan her şeyi yok ediyorlar. Cumhuriyetin temel dinamiklerine dinamitler yerleştiriliyor. Kimse farkında değil. Bu gözaltılar, siyaseten veya düşünce sistemi olarak kendinizden olmayan insanlara rejim demokratik olsa bile bir takım baskılar uygulanıyor mu gibi toplumun bazı kesimlerinde bir takım endişeler yaratmıştır. Açıkça ortada aydın ve ulusalcı insanlar üzerinde bir yıldırma politikası mı var diye düşünmüyor da değilim. Onun için çok kısa zamanda gerek Başbakan’ın, gerek İçişleri Bakanı’nın, gerekse Adalet Bakanı’nın bu konuyla ilgili, bunun perde arkası, nedir kanıtlar, deliller, suç örgütü olmayı destekleyen unsurları açıklamaları lazım. Dolayısıyla ben seçimden sonra söylediklerimi tekrar etmek istiyorum inşallah sonları onlarınkine benzemez.

www.itpttv.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dediğiniz gibi iki kişiden birinin oyunu alan parti sizce nasıl bir yol izlemeli? Oy veren vatandaşların sesine hiç kulak vermeden, sanki o insanlar onu iktidara getirmiş gibi değil de, hep muhalefette kalmış, hiç iktidara gelememiş o parti iktidardaymış gibi, sadece o insanları mutlu edecek şeyler mi yapmalı? Doğru, yanlış, haklı, haksız demeden bir iktidar değişikliği olmamış gibi, eski tas eski hamam her şey yine aynı devam mı etmeli? O zaman niye seçim yapılıyor, niye partiler kuruluyor, o kadar masraflar niye yapılıyor, farklı görüşteki siyasetçiler çok partili demokrasi adına niye ortaya çıkıyor? Tek bir partimiz olsun. Onlar nasıl istiyorsa ülke öyle yönetilsin. Sonları benzemesin derken samimi bir dilekte mi bulunuyorsunuz, yoksa tehdit mi ediyorsunuz? Demokrasinin kuralı partilerin seçimle gelip seçimle gitmesi değil midir? Niye darağacından medet umuyorsunuz? Niye yanılan siz değilsiniz de sizden farklı düşünenler? Bu biraz peşin hükümlülük olmuyor mu? Selam ve saygılarımla

Ahmet YILMAZ 
 24.03.2008 23:39
Cevap :
Yorumunuzdan dolayı çok teşşekkür ederim. İnsan hayatı üzerinde politika yapılırmı bunun için başka bi şey olmak lazım insan değil benim inşallah sonları benzemez deki kastım tamamen samimi elbette seçimle gelen seçimle gider ben sadece bir tesbit yapmaya çalıştım. Yanılmayı çok isterim ama görünen köye kılavuza gerek varmı?  26.03.2008 11:01
 

cumhurbaşkanlığı seçimleri daha tazedir..hatırlayın o cumhuriyet gazetesinin manşetlerini...aydınlık dergisinin manşetleri..chp liderinin birbiri üstüne yaptığı germe açıklamaları..bu arada dosya anayasa mahkemesinde daha henüz karar açıklanmamış..baykal diyorki 367 kararı çıkmazsa ülke çatışma ortamına girer...yaa ne demek bu resmen ve alenen yargıyı tehdit etti adam..ne yapıldı...hiççç..şimdi akp ye kapatma davası açılmış..iddanameye kargalar bile gülüyor.. miş-mış muş başka bir şey yok ne bir fiil ne bir icraat..sözüm ona aydınlar işlerine gelince şak şak şak..işlerine gelmeyince vurun abalıya..hiç kimse o uyduruk iddanameyi savunmasın hikaye..şemdinli soruşturmasındaki savcı şimdi nerde bilen varmı savında sonuna kadar haklıydı üstelik..

irfan kertmen 
 24.03.2008 14:19
Cevap :
Yorumunuza teşekkür ederim Herkesin görüşü kendisini bağlayacağı gibi Deniz Baykal'ında, sizinde benimde elbette görüşleri kendimizi bağlar ben deniz baykal'ın avukatı değilim ben sadece durum tesbiti yapmaya çalıştım. Herhangi bir ideolojinin temsilciliğini değil benim tesbitlerim maalesef bu ülkede yaşandığına inandığım şeyler.  24.03.2008 16:12
 

MENDERES (RAHMETLİ ) STATÜKONUN ELİYLE ASILMIŞTIR. HİÇBİR YÜREK AKSİNİ İDDİA EDEMEZ.STATÜKOYA HAYIR DEMEKTE ANADOLU İNSANININ GÖREVİDİR.YASAKÇI ZİHNİYETİ REDDEDİYORUM.

ilhan saglam 
 24.03.2008 10:49
 

Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla Yaşadın mı bir yağmur duasını Bozbulanık ırmaklarda çimdin mi Kulak verdin mi yürekten kavala, saza Bir ipek seccade üstünde gibi, huzurla Durdun mu toprakta namaza ? Bilir misin köylerde akşam olunca Çekilir el ayak ortalıktan... Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı. Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan Kurbağa feryatları, köpek ulumaları... Geceleri süt kokan, gübre kokan evleri Topraktır hep damları, duvarı kerpiç... Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek Tandır başlarında uyudun mu hiç? Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden Gördün mü dehşetini, tipinin karın... Çektin mi hiç acısını istasyonlarda Tandır ekmeği satan, yumurta satan Yarı çıplak çocukların... Kılığın kıyafetin sarmadı beni Söylediğin türküler bizim türkümüz değil Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden Bulutlar r

ilhan saglam 
 23.03.2008 22:46
Cevap :
Ahhhh sevgili dostum ah sen beni herhalde sırça köşklerde oturan halka tepeden bakan aydınlardan sandın. O dediğin derelerde çimmeyi öğrendim o tandırların başında çoooooooook uyudum tarlasında tapanında çok çalıştım o dediğin toprak damlı evde doğdum sevgili dostum. Tasımıda o dediğin çeşmelerden değil özgürce akan ırmaklardan doldurdum. Üsttelik sakarya destanının yazıldığı mangal dağı eteklerinde kurulan bir köyün çocuğuyum sevgili dostum. Yani anlayacağın halkın ta kendisiyim.  23.03.2008 23:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1484
Kayıt tarihi
: 08.02.08
 
 

Ben Ankara'nın Polatlı ilçesinde 1962 yılında doğdum. Tahsil hayatımı Ankara'da tamamladıktan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster