Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
267
 

Terapi günlüğü 3. bölüm

Terapi günlüğü 3. bölüm
 

Alıntı


KADIN US’TA KALDI

Kadındı. Önce insandı. İnsan olmanın da tüm özelliklerine sahipti. Hassastı, duyarlıydı, dürüsttü, yardımseverdi, vicdanlıydı, özveriliydi, duygudaşlık duygusu gelişmişti, en önemlisi kendisine yapılmasını istemediğini o kimseye yapmamıştı. Saygıya çok önem verirdi. Yalnız çoğunluğun saygı anlayışından onun saygı anlayışı çok farklıydı. Sağduyu sahibiydi, duyguluydu, bir o kadarda mantıklıydı aslında. Duygularını mantık süzgecinden geçirmeden hareket etmezdi. Elbette o da insandı zaman, zaman da zaafları ve hataları olurdu. En azından bu zaaflarını düzeltmeye çalışır, hatalarını telafi etmeye çabalardı. Kolay değildi yaşantısı. Üç çocuk ergenlik yaşında, onlara hem anne hem baba olmak zorundaydı. Eşini bir trafik kazasında kaybedeli çok uzun yıllar olmuştu. Elim bir kazaydı. Eşini çok severdi. Ne de olsa ilk aşkıydı. Her şeye rağmen “çocuklarımın babası” derdi. Eşiyle aşk evliliği yapmışlardı, sözde kalmıştı.

Evlendikten sonra o hep sorguladı. “Yalnızca ben mi âşık olmuştum. Kandırılmış, kullanılmış mıydım?” diye Bu sorgulamalarının nedeni herkesten pek farklı değildi. Aradıklarını bulamamıştı. Mantık evliliğinden çok daha mantıklı bir evlilikti. Hayatın tüm ateşlerini evinin içinde yakmasına rağmen evini bir türlü ısıtamamıştı. O hep üşürdü. O hep yalnızdı. Sohbet etmeyi, paylaşımı, zevkleri, renkleri unutmuştu. Daha doğrusu unutmak zorunda kalmıştı. İlk bebeği olduğunda, annelik heyecanıyla eşine “ben oğlumu bırakıp ta hiç işe dönmek istemiyorum. İşten bir süreliğine ayrılsam, ilerde yeniden başlayabilirim” demişti de, eşi yüzüne şöyle bir bakıp “ne yani ben kazanıp sen yiyecek misin? Ben seni çalışıyorsun diye aldım” demişti. “Aldım demişti” Kadın neredeyse yere yığılacaktı, kendini zor topladı ve o günden sonra o konuyu hiç gündeme getirmedi hiç de unutmadı. Bir daha asla çocuk doğurmayacağım bu evliliğe demişti fakat dediği olmadı. Oğlu beş yaşına geldiğinde hamile olduğunu öğrendi. Vicdanen aldıramazdı ve aldırmadı da. İkizlerini doğurdu. Kadın doğmakla, en baştan kaybetmişti. Oysa ne planları vardı hayatta. Kadındı dışarıda çalıştı. Kadındı, anneydi, eş’ti evde çalıştı. Aslında artık kadın değildi. Yalnızca anneydi. Doktor “anlatmak tedavinin yarısıdır.” Demişti de her randevusuna giderken bu defa konuşacağım tüm yaşantımı, üzüntülerimi anlatacağım çıkaracağım istiridyedeki gizlerimi. Mademki konuşunca rahatsızlıkları kalmıyormuş insanın diye düşünürdü.

Doktora gidince havadan, sudan konuşur çıkardı. Doktor ötekiydi. Ulaşamıyordu. İlaçları bırakmışlardı. Artık gözleri ağlamıyordu. Üç çocuk ona bakıyordu. Oğlu üniversiteye ikiz kızları ise orta öğrenime devam ediyordu. Kadın işte, evde çalışıyordu. Yalnızdı. Hayatında ki tüm olumsuzluklara rağmen aslında kadın güçlüydü. Gece, “yardım edin” diye avazı çıktığı kadar bağırınca kendi sesine çocuklarıyla birlikte kendi de uyandı. Ter içinde kalmıştı. Oğlu bir odadan, kızlar diğer odadan yine yürekleri ağızlarında koşmuşlardı. “yok, bir şey çocuklar, gidip yatın rüya gördüm” dedi. Kalktı. Mutfağa gidip bir bardak su içti. Elleri başında yorgun bedeni, yorgun ruhunun etkisi altında sandalyeye yıkıldı. Gördüğü rüya eşinin kaza geçirdiği yere gittiğinde gördüğünden başkası değildi. Eşinin yüzü kanlar içinde direksiyon başında, bir de tanımadığı bir kadın kendi koltuğunda. Kapısı kopmuş olan otomobilden aşağı sarkmış, gözleri açık…

Derin bir iç geçirdi. Öyle yalnızdı ki, ruhunun sığınacak bir limana ihtiyacı vardı. Biri ona sarılsın istiyordu. Sadece sarılsın. Birden o günün hafta sonu olduğunu hatırladı. Yerinden kalktı ve salona geçti. Dolabı açarak bir şişe kırmızı şarap çıkardı. Perdeyi açtı. Koltuğa oturdu. Ayı ve yıldızları seyre daldı. Şişe bittiğinde yaşadıkları, yalnızlığı içini sızlattı. Ötekini hatırladı. Telefonunu eline aldı. Bir mesaj çekti. “Ben size âşık oldum…” ve sızdı. Bir süre sonra gözlerini açtığında tanrım ne yaptım ben diye bir çığlık attı. Telefona yeniden sarıldı. “Çok özür dilerim. Çok içmiştim.” Gönderdi. Öyle utanç duymuştu ki; hayatı boyunca o güne kadar hiç utanç duyacak bir durum yaşatmamıştı kendine… Neden böyle bir şey yaptığının cevabını da bilemedi. Neden o? Buna da cevap veremedi. Doğru banyoya koştu. Duşun altına girdi. Kadın us’ta kaldı. … Sonra ne mi oldu? Doktorun dosyasına, nar şist (özsever)(?) yazdığından haberi oldu. Bir kez daha aldatılmışlığının acısını yüreğinin en ücra köşelerinde yaşadı. Kadındı, oysa önce insandı. …

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 438
Kayıt tarihi
: 21.01.09
 
 

Udi, bestekar ve şairim. TRT'de bestelerim bulunmakta olup, bazı eserlerim de TRT ses sanatçıla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster