Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
142
 

Terzinin Hırsızlığı

Hikâyecinin biri geceleyin etrafına geniş bir halk yığını toplamış, hikâye anlatıyordu. Dinleyicileri bol olduğundan vücudunun bütün parçaları hikâye kesilmişti sanki. Hikâyeci büyük bir ustalıkla, terzilerin nasıl acımadan kumaş çaldıklarını, çaldıkları kumaşları nasıl gözlediklerini anlattı. Kalabalığın içinde bulunan bir Türk bu işe çok kızdı.

Hikâyeci, terzilerin hainliklerini anlattıkça Türk iyice köpürmeye dertlenmeye başladı:
-Ey hikâyeci, dedi , şehrinde, düzen ve hainlikte en usta terzi hangisi?
- Bir terzi vardır, adı Ciğeroğlu’dur. El çabukluğunda, hırsızlıkta halkı öldürür,
dedi.

Türk iyice öfkelenmişti:
- Seninle bahse giriyorum, benden bir iplik bile çalamaz o! diye gürledi.

Orada bulunanlar:
Kanatlanıp uçmaya kalkışma dediler, senden daha açıkgözleri bile mat etti o. Yürü, aklına güvenme, onun düzenleri karşısında aklın başından gider.

Türk, büsbütün kızdı. Kendisinden ne isti, ne yeni hiçbir şey alamayacağına bahse girmişti. Malına tamah edenler, onu daha da kızdırdılar.

O, malını rehin vermeye kalkıştı:
- Şu Arap atım rehin olsun, dedi , o , bir düzenle benden kumaş çalabilir ise onu size vereceğimi! Ama bir şey çalamazsa bu atla birlikte sizden bir at alırım.

 O gece Türk’ü uyku tutmadı. Hırsızın, hayaliyle savaşıp durdu. Sabah olunca atlas kumaşı koltuğuna vurdu, o düzenbazın dükkanına yöneldi. Dükkana varınca selam verdi. Usta hemen yerinden kalkarak selamını aldı, merhabalaştı onunla. O kadar saygı gösterdi ve gönlüne girdi ki, Türk onu sevmeye başladı. Terzi, bülbül gibi şakıyordu.

Onun karşısında kendinden geçen Türk, o İstanbul atlasını önüne attı onun:
Bu kumaştan, savaş günü giymem için aşağısı geniş, yukarısı dar bir kaftan biç dedi. Belden yukarısı dar olsun da gözlere güzel görünsün, aşağısı geniş olsun da ayağa dolaşmasın, ayağı tutmasın.

Terzi, elini gözünün üstüne koyup:
Baş üstüne ey benim sevgili müşterim, yüzlerce hizmet edeyim sana, deyip buyruğunu kabul etti.

Kumaşı ölçtü ve ne kadar çıkacağını anladı. Sonra da ağzını açıp Türk’ü lafa tutmaya koyuldu. Beyledin hikayelerini söyledi. Onların ululuklarını, bağışlarını anlattı. Cimrileri, onların kötü huylarını hikaye etti. Adamı güldürmek için tuhaf tuhaf sözler söyledi. Ateş gibi makasını çıkardı. Hem kumaşı kesiyordu, hem de büyüleyici masallar anlatıyordu.
Hikayelerin komikliği yüzünden Türk’ü bir gülmedir tuttu. Daracık gözleri gülerken kapandı. Bunu fırsat bilen terzi, kumaştan bir parça çalıp dizinin altına sakladı. Allah’tan başka bütün dirilerden gizlice yaptı bu işi. Allah, hep görür, görür ama örtmektedir onun huyu. Ancak haddi aşarsan yaptığını meydana koyan, seni rezil eden de O’dur.

Terzinin anlattığı hikayeler o kadar tatlı, o kadar güzeldi ki, bunların büyüsüne kapılan Türk, giriştiği bahsi unuttu. Aklımda ne atlas kumaş kaldı, ne de rehin bıraktığı Arap atı. Terzinin gülünç sözleri adeta sarhoş etmişti onu:

Allah için olsun, gülünecek bir şey daha söyle. Sözlerin canıma gıda oldu, diye yalvarmaya, ısrar etmeye başladı.

Hain terzi, gülünecek bir hikaye daha anlattı. Türk öyle bir kahkaha attı ki sırt üstü yere uzandı. Hikayenin hoşluğundan yerde yatarken terzi de bir parça kesti kumaştan ve gömleğinin koynuna attı.

Türk üçüncü kez ısrar etti:
Allah rızası için olsun, gülünecek bir şey daha söyle!

Terzi bu kez önce söylediği hikayelerden daha gülünç bir hikaye anlattı. Artık müşterisinin tümden avlamıştı. Onun gözleri kapanmış, aklı başından gitmişti. İyice sarhoş olmuştu.Terzi üçüncü kez, kumaştan bir parça daha kesti. Çünkü Türk’ün gülüşünden meydanı geniş bulmuştu.

Türk, dördüncü kez yalvarıp yakarmaya, ustadan gülünç bir şey daha söylemesini istemeye başladı. Ustanın ise artık kalbine merhamet gelmişti. İçinden: “Amma da sözlerime kapıldı” diyordu. “ne biçim ziyanda, nasıl aldanıyor, haberi yok.”

Türk
Allah rızası için olsun bana hikaye söyle diye ustanın boynuna sarılmaya onu öpmeye başladı.

Terzi:
A ahmak! dedi, vazgeç artık… Bir gülünç hikaye daha anlatırsam vay haline! Sonra kaftanın dapdaracık olur, kişi hiç kendine bu kadar zarar verir mi? Gülme de nedir, yeri mi? İşin aslını birazcık bilseydin güleceğin yerde kan ağlardın.

Mesaj: Dünya, aldatıcı kumaştan çalan bir terzi misalidir. Hırs, şehvet ve açgözlülük terziyi oyalayan meşgaledir. Allah’ın bize biçtiği ömür; terzinin önüne bırakılmış atlas kumaştır. Akıllı insan, bu kumaştan terzinin çalmasına izin vermez.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 391
Kayıt tarihi
: 26.05.16
 
 

1993 yılında Sinop ili Durağan ilçesinde doğdum. 1997 yılında ailemle birlikte İstanbul'a geldim...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster