Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
3736
 

The Party / Peter Sellers - Blake Edwards klasiği

The Party / Peter Sellers - Blake Edwards klasiği
 

Peter Sellers


Milliyet Blog'a üye olurken kişisel ve üyelik bilgilerimi girdikten sonra sevdiğim filmler sahasına "Peter Sellers'in her filmi ama özellikle The Party/Parti" yazmıştım. Profilimle ilgili "hakkımda" ve "resmim"i bir kaç kez değiştirsem de bir kaç gün evveline kadar "sevdiğim filmler"de değişikliğe gitmemiştim. Bir bakıma The Party/Parti'nin yaklaşık beş ay vizyonda :) kalmasına izin verdim.

Peter Sellers çocukluğumdan beri hayran olduğum ve filmlerini sıkılmadan defalarca ve zevkle izlediğim bir aktördü. Filmlerinde hiç konuşmasa dahi yüzündeki saf gülümseme, mimik ve hareketleriyle "şimdi bir sakarlık yapacak ama ne" hissini verebiliyordu. Yakın zamanda Dedektif Closeau tiplemesiyle belleğinizde yer etmiş olan Peter Sellers'in bende iz bırakan filmidir The Party/Parti.

The Party / Parti

Yönetmen : Blake Edwards

Oyuncular : Peter Sellers (Hrundi V. Bakshi)
Claudine Longet (Michele Monet)
Dick Crocket (Wells)
Kathe Green (Molly Clutterbuck)

Müzik : Henry Mancini

Süre: 99'

Yapım Yılı : 1968

Hepimizin hafızasına yerleşmiş Dedektif Clouseau tiplemesiyle bir Pembe Panter serüveni.

Film DVD olarak zaman zaman internette satışa çıkarılıyor. Bazı müzik marketlerde de bulabilirsiniz. Eğer şu ana kadar bu filme sahip olmadıysanız, ya da izlemediyseniz, Peter Seller hayranı iseniz, biraz sabır gösterin, (youtube'dan) bazı önemli bölümleri birlikte izleyelim.

The Party filmi Peter Sellers'in aynı Pink Panter serisinden de bildiğimiz klasik sakar rollerinden biri. Kahramanımız Hrundi Bakshi (Peter Sellers) başarısız Hintli bir sinema oyuncusudur, film setinde yine her zamanki sakarlıklarını yaparak yapımcı yardımcısını adeta çıldırtıyor.

Bir film çekiliyor. Mekan filme uygun. Tarihi bir film. The Party filminde film içinde film var yani daha başlarda. Hrundi'nin rolü basit. Düşman askerleri geçerken boruyu çalacak o kadar. Ama o görevine öyle bağlı ki...Sakar Hintli önce tüm ekibi çileden çıkarır;

http://fizy.org/ykxAMnmIUVeY

Film devam ediyor. Yine aynı platodayız. Kahramanımız (!) düşmana arkadan saldırır. Onu hançerle öldürerek rolünü başarıyla yapar. Ancak yıl 1878 dir. Hrundi'nin kolunda su geçirmez bir saat vardır. Yapımcı yardımcısı STOP der, söylenir, ve Hrundi'nin yanına gider, biraz sohbetten sonra saati sorar, işte o zaman Hrundi hatasını anlar (!) ve "Oh! My God der." yemek molası verilir, ardından filmin en önemli sahnesi çekilecektir. Koca bir kale havaya uçurulacaktır. Sadece tek bir çekim yapabilirler. Başka şansları yoktur. Olanlar...? İzlerken gülmeye devam.

http://fizy.org/yStzZwHEyjPW

Yapımcı yardımcısının eli havada kalmıştır. Hrundi'ye bakarak; "Sen, evet sen. Setimden defol, filmimden defol, artık asla bir filmde oynamayacaksın." der. Bütün saflığıyla Hrundi Bakshi "Buna TV filmleri de dahil mi?" diye sorar, bu sorusu üzerine, yapımcı yardımcısı tarafından kovalandığını görünce çareyi kaçmakta bulur.

Seti mahvettiğini öğrenen yapımcı bir daha iş bulamaması için kendi masasındaki bir kağıda Hrundi'nin adını not eder. Not ettiği kağıt ise bir kaç gün sonra vereceği partiye davet ettikleri konukların listesidir. En alt sırada Hrundi'nin adı bulunmaktadır. Sekreteri partiye katılacakların listesini masadan alınca tüm konuklar gibi Hrundi'ye de davetiye gönderilir, işte film şimdi başlamaktadır.

Konuk olarak eve gelen Hrundi Bakshi ayakkabılarından birisinin çamurlu olduğunu görür. Temizlemek ister. Evde sudan bol bir şey :) yoktur, ayakkabısını temizlemek isterken neler olur neler, burada filmin ikinci kahramanı, sevimli garsona dikkat; Hrundi ziyaretçilerin hiçbirini tanımamaktadır, ama o, tüm doğu saflığı ile insanların yanlarına yanaşır ve sohbetlerine ortak olmaya çalışır. Ne çare ki beceremez, her yere girer çıkar, her şeyi kurcalar, tabi ki sakarlıklarına devam...Bu arada 'birdie num num' ile tanışır;
Filmin neredeyse tamamı ilginç ve muhteşem dizaynı ile dikkat çeken, üstünde butonları olan bir panel üzerinden yönetilen malikanenin içinde geçiyor. Tahmin edeceğiniz gibi pek çok komik olay da Peter Sellers'in bu paneli keşfetmesiyle başlıyor.

Filmde komik olan bölümlerden birisi de konuklara verilen akşam yemeği sırasında geçen olaylardır. Burada Hrundi kadar dikkat çeken garsonumuz ve onun şefi arasında yaşananlar da filme ayrı bir keyif veriyor. Çok komik olayların geçtiği bu bölüm (youtube'daki kayıt) Fransızca olsa da gördükleriniz sizi oldukça güldürecektir.

http://fizy.org/yGFMzMeUjSNV

http://fizy.org/yNM6WpEE@raV

Hrundi'nin sesle (Bördi nam nam gibi) veya mimikleriyle yaptıkları film boyunca sürüyor ve kopuyorsunuz. Peter Sellers'ın sakarlığı, mükemmel Hintçe-İngilizce aksanı ve sevimli romantikliği ile tüm filmi, gülme krizine girerek izlemenizi sağlıyor. Bu film 1968'de çekilmiş olmasına karşın hala eğlendirebiliyor.

Bu arada Michele Monet (Claudine Longet) eline gitarını alır ve çok güzel bir şarkı söyler. Duygusal güzel bir şarkıdır bu. Hrundi şarkıyı dinlerken yaptığı hareket ve mimiklerle şarkıdan çok etkilendiği izleminini verir, ancak onun sıkıntısı başkadır (!)

http://fizy.org/yeL0MxgJvueS

Malikanede Hrundi daha neler yapıyor, bir bilseniz. Evin odalarına girip çıkıyor, gezmedik dolaşmadık yer bırakmıyor evin içinde. En sonunda yapacağını yapıyor. Banyodaki bozuk klozetten çıkan sulara deterjan - sabun - şampuan da karışınca evin her yanı köpük içinde kalıyor. Filmin sonlarında evin kızı ve arkadaşları tarafından üzeri boyalı bir fil getirilir ve ortalık hepten karışır. Fili havuzda yıkamaları ise son noktayı koymuştur artık filme. Evin her yerini basan sabun köpükleri içinde gençler çok eğlenmektedir. Diğer yandan da konukların büyük bir kısmı da ayılıp bayılmaya başlar. Tabi ki sevimli garsonumuz tüm olup bitene rağmen hala ayaktadır (!)

Çok defalar sıkılmadan izlemek isteyeceğiniz gerçekten çok güzel ve nefis bir komedi filmiydi. Kişiler başarıyla canlandırılmış, yukarıda yazdığım gibi Peter Sellers'a ve garsona bayılacaksınız.

Peter Sellers'ın canlandırdığı Bakshi karakteri, Blake Edwards'ın yazıp yönettiği filmle unutulmaz hatıralar bırakıyor izleyicide. İkilinin belki de en komik filmi sayılabilecek Parti, yaklaşık 99 dakikalık bir kahkaha tufanı adeta.

Hem Peter Sellers hem de Blake Edwards filmin komik bölümlerinin daha çok doğaçlama olmasını istediklerinden, senaryo sadece 63 sayfaydı ve bu ortalama bir senaryo uzunluğunun yarısı kadardı.

Filmin müziğini yapan Henry Mancini film için "Ne zaman bir komedi filmi için müzik bestelesem böyle oluyor. Hiç kimse gülmekten tek bir nota bile duyamıyor" demiş.

Yönetmen Blake Edwards hakkında bilmek istedikleriniz:

http://www.biyografi.info/kisi/blake-edwards

Resim : www.genetikci.net 'ten alınmıştır.

Kaynaklar : www.genetikci.net
www.cinefan.net
www.idefixe.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

linklere biraz baktım. gerçekten komik.

Canan Öz 
 25.09.2007 8:22
Cevap :
Gülmeye ihtiyacınız olduğu zaman izleyebilirsiniz. Yazımı hazırlamak o kadar zor oldu ki. Yazdığım her satır aklıma geldikçe gülmekten ara vermek zorunda kaldım. Herkesin mizah anlayışı farklı olabilir, bazılarının beklentisi başka olup filmi beğenmeyebilir. Ama benim için türünde en iyi komedi filmidir. Yüzünüzde tebessüm eksik olmasın, selamlar, sevgiler.  25.09.2007 13:00
 

Party bir çok otoritenin en sevdiği komedi film olarak listelerinde yeralır. Sellers'ın amerikalıya "howdy" diyip el sallaması ve yemek sofrasında küçük sandalyeye oturuşu çıkmaz aklımdan... sevgiler. k.

Kerem Oğuz 
 25.09.2007 8:17
Cevap :
Sevgili Kerem anlattığın sahneler hep youtube dan indirdiği bölümlerde var. O adama neler yaptı. Dart silahı ile ateş edip alnına yapıştırması, korkudan taa havuzun öte yanına kaçması...el salayarak "Howdy" demesi....evet teşekkür ederim ilgine. SEvgilerimle  25.09.2007 9:58
 

Bende katılabilir miyim. ahmetustundag_35@hotmail.com

Ahmet Üstündağ 
 25.09.2007 7:20
Cevap :
mail adresini kaydettim Ahmet.Görüşmek üzere.Sevgiler  25.09.2007 9:59
 

Sen de benim gibi sahur dan sonra mı blog yazıyorsun? Tebrikler. Fenerbahçe hakkında blog yazdım. Şimdi de bir blog daha vereceğim. Bloğunu şimdi okuyamıyorıum. Bloglardan sonra çıkan bu bloğunu okuyacağım.

Ahmet Üstündağ 
 25.09.2007 6:57
Cevap :
Ahmet Günaydın, ben de şaşırdım 'kim' dedim sabah sabah yorum yazan. Ne sahuru, uyumadık ki. MSN de altı blogcu bir araya gelirse zamanın nasıl geçtiği anlaşılmaz valla. Selamlar, sevgiler.  25.09.2007 7:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1731
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 2458
Kayıt tarihi
: 13.04.07
 
 

6 Mayıs, bir Hıdırellez günü "Merhaba dünya" demişim. Geçen elli küsur yıl. Bir şarkı vardır Osma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster