Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
892
 

Trafik lambalarıyla aşk 2

Trafik lambalarıyla aşk 2
 

Trafik Lambalarıyla aşk yapılmayacağını biliyorum ama söyleşi de yapılmaz.
Mesaj göndermek, birilerinin dikkatini çekmek istiyorum. Başlığa SÖYLEŞİ adını verince 24 saatte sadece 24 kişi okuyor, AŞK da işin içine sokulunca bakalım ne kadar ilgi olacak. Bir de seksi resim koydum. Ya Allah ya Bismillah! Oruç olanlar da akşam iftarı açsınlar resme bakarak.

Almanya'dan bahsetmeden edemeyeceğim bu konuya değinmişken. Yıllar önce, gece saat 02:00 civarıydı, Münih'in sakin caddelerinden birinde arabamla evime dönüyorum. Caddede in de yok cin de yok. Nasıl top atacaklar? Bomboş bir cadde. Ama köşedeki trafik lambası kırmızı kırmızı bakıyordu bana. Bu seksi bakışına aldırış etmeden, sevgili blog arkadaşımız ''mucizeler'' gibi yaptım, caddenin durumuna göre davranarak geçtim gittim.

O da ne? Bir km kadar gitmiştim ki arkamdan bir vasıta önüme geçti ve pencereden çıkarıp salladığı ışıklı ''Kelle'' denilen bir nesne ile benim sağa yanaşmamı işaret etti. Yanaştım tabii. Biraz önce kırmızı ışıkta geçtiğimi, trafik lambalarına saygısızlık ettiğimi görmüşler. Daha sonra, yüklü bir para cezası ödedim bu davranışımdan dolayı. Flensburg'daki Trafik Merkezi'nde de dosyama 3 kötü puan eklendi.

Polis Devleti filan denir ama Almanya'da her an, her köşede karşınıza vazifeli bir polis çıkabilir. Bu sebepten de sokaklar ve her yer emniyettedir. İnsanlar, polis güvencesinde genellikle korkmadan yaşarlar.

Türkiye'de trafik lambalarına riayet edilmesini, kırmızı yandığında geçilmemesini temin etmek için polis kontrolü sıklaştırılmalı ve para cezaları da tahsil edilmeli. Bir de şöyle bir düşüncem var; acaba lambaların üstlerine veya alt bölümlerine seksi kadın resimleri konsa, sürücüler onlara hörmeten, biraz daha bakabilmek için dururlar mı acaba?

Ama bu sefer de Milliyet Blog'da protesto edilir. Siyah zeminli, kurdelalı protesto blogları yazılır. Sevgili September1 ''Trafik Lambaları aşk konularına bulaştırılmasınlar, seksi resimlerle süslenmesinler'' başlıklı yazı yazar. Sevgili AYDA ve CANAN ÖZ de ''YAŞASIN SEKS, YAŞASIN TRAFİK LAMBALARINDAKİ SEKSİ PANOLAR'' diye sevinçlerini ifade eden bloglar yazarlardı.

Sözde dindarlar var ya, hani her işe dini sokanlar; onlar, kırmızıda hiç durmazlar artık. Seksi resimlerle abdestleri bozulmasın diye vınnn... diye gaza basarlar.

Bu da çözüm değil galiba.

Anlamadığım bir şey daha var; kırmızı ışığa saygılı bir sürücü, duruyor diyelim.
Ama nasıl duruyor? Hiç mi trafik lambalarının önünde durmaz bu mübarekler ya?

Ya tam lambanın hizasında yaya geçidine burnunu sokar, ki çoğunun çizgisi mizgisi kaybolmuştur ama ''nereye gitti?'' diye hiçbir yetkili aramaz, ya da lambayı ömür boyu görmeyecek şekilde tam yaya geçidinde bekler.

Yayalara bakmaz, varsa kayalara, düz araziye, ormana, çayıra, bayıra bakar. Yayaların reaksiyon göstereceklerini bilir. Ne olur utanacakları eylemi işlemeseler? Ne olur trafik lambalarının 1-2 metre önünde dursalar?

''Bunların hepsi tabakhaneye mi gidiyorlar acaba?'' diye sık sık düşünürüm.

30 yıl öncesini hatırladım yine. Münih'te meşhur Mittlerer Ring vardır Şehrin her istikametine giden yollar bu çember yoldan ayrılır.

Kırmızıda tam lambaların hizasında durmuştum. Arkamdan flaşların patladığını gördüm.
''Herhalde birisi fotoğraf çekiyordur.'' düşüncesiyle, yeşil yandığında yoluma devam ettim.

5-6 gün sonra, kırmızıda lambaların önünde durmadığımı belgeleyen bir resimle birlikte 50 DM ödemem için makbuz gönderilmişti adresime, kısa bir yazıyla.

O lambaların bulunduğu yerde, yüksek direklere kameralar yerleştirildiğini, kırmızı yandığında lamba hizasında belirli bir ağırlık olduğunda fotoğraf çektiklerini sonradan öğrendim. Toprağın altına kablolar yerleştirmişler, ağırlıkla harekete geçip kamerayı çalıştırıyor.

Ey, güzel Türkiye'min güzel trafik lambaları, durum işte böyle... Gelişmiş ülkelerde sizlere saygı gösterilmesi için çok güzel yöntemler uyguluyorlar. Bizde polislerimiz bile sizlere saygısızlık ediyorlar. Resmi elbiseli polislerimizin çoğu yaya geçitlerinde kırmızı ışığa bakmazlar bile. Sallana sallana geçerler. Çoğu kez ellerindeki sigarayı tüttürerek...

Bir de düdük çalarlar düüüt... düüüüt ... diye. Siz sürücüye DUR! dersiniz kırmızı bakışlarınızla, onlar da GEÇ! derler düdükleriyle. Sürücüler de, yayalar da size saygı göstermezler, düdüğe saygılıdırlar.

Trafik lambalarına saygılı bir polis tanıdım. İzmir/Mezarlıkbaşındaki lambaların önünde düdüğüyle bekler, aklınca trafiği düzenlerdi.

Bu sempatik polisi şimdilerde göremiyorum. Başına bir şey mi geldi acaba?

Son gördüğümde yaya geçidinde kırmızı yanmasına rağmen geçen 2 kişiyi yaka paça çekiştiriyordu. Hemşehrileri zor aldılar bu şahısları polisimizin elinden, üstelik hırpaladılar da onu.
Polis dayak yerken herkes seyretti. Zira kavgacılar 8-10 kişiydiler.

Lütfen trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyarmayalım, başımız belaya girebilir. Yollarda saldırgan dolu. Polisi bile dövüyorlar.

Saygı ve sevgiler.
Mustafa Mumcu 16. 09. 2007 Saat: 12:10

Canan Öz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ya hani derler ya "güleriz ağlanacak halimize" diye..Aslında burada dile getirdiğiniz dev. büyüklerinin gezilerinin inceleme amaçlı olduğunu hişç anlayamadım zaten de..Neyi inceleyip tamamlayabilecekler ki ya... Bu tür konular teknik bilgisi olanların anlayabileceği konular. Aslında ben öyle bir bakanlık mensubuyum ki..Bu şnceleme ve bilgi paylaşımı hatta teknik yurtdışı gezişlerinin (AB uyumsallaşma çalışmaları kapsamında -günün modası bu-) ne demek olduğunu gayet iyi biliyorum. Ya sizce ciddi bizim insanımızda mı var bir sorun? Kimse işini layıkıyla yapmıyor? Hele devlette?...Yoksa ne neden niçin diye düşünen beyinleri ne yaptık da bu kadar rastgele yaşıyoruz?
iyi akşamlar...sevgi hep olsun ve artarak olsun değil mi?:)

yprkck 
 21.09.2007 18:19
Cevap :
Aslında ağlanacak halimize ağlamalıyız, niye gülüyoruz ki? Ama biz gülünecek şeylere pek gülmeyiz, şaka yapanı hakaret ediyor zannederiz, onu kalıbının adamı olmamakla suçlarız genelde, buna rağmen ağlanacak hallerimize güleriz. Devlet Adamlarının neyi incelediklerini yıllar önce zamanın Sosyal Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar 2147 sayılı kanunu anlatmak için Almanya'ya geldiğinde Münih'te kendisine sordum: ''Sizden başka bir kimse yok mu bakanlığınızda da siz yanınıza birçok insan alarak Almanya'ya 2147 sayılı kanunu anlatmaya gelmişsiniz?'' dedim. Kızdı. Ben Mustafa Mumcu'ya değil Yüce Meclis'ime sorarım, dedi. Sonunda da 12 Eylül döneminde 10 yıla yakın hapis cezası aldı. Yüce Meclis ona sordu. Evet sevgili Yaprak ck (nasıl uydurdum?), bizim insanımızda var bir sorun. Büyük bir çoğunluk işini lâyıkıyla yapmıyor ve hemen hemen kimse de bundan rahatsız olmuyor. Aksine, rahatsız olandan rahatsız olunuyor. Sevgi hep olsun da olmuyor işte. Sağlıklı, mutlu günler!  21.09.2007 20:18
 

Evet, Kasttetiğim şey bu atasözünün anlattığıydı. Ne kadar eğitip sorumluluk sahibi, insan haklarana saygılı birey yetiştirmeye çalışırsanız çalışın, sonuçta insanız hepimiz de..

Toplumsal düzeni koyan ve korumasını üstlenen birimlerin gerekli önlemleri İNSAN DENETİM faktörünü ve istismarını ortadan kaldırarak gerekli yaptırımları uygulamaya geçirmesi gerekir. Örneğin şu kırmızı ışıkta durulmadığı zaman arabanın ağırlğı nedeniyle çalışan kameralar gibi...DURACAKSINIZZZZ demek oluyor ve mecbursunuz. İnsan faktörünü ortadan kaldırmak dememin sebebi ise, sonuçta .............. gerisini siz daha güzel açıklamışsınız.
Ayrıca SEVGİ bana hiç uğramadı... Sizden GİTMESİN... Sevimsiz de olacağınızı düşünmüyorum.. Bunu yazmanız bile sevimli...:)
Sevgi ile dolu olun....

yprkck 
 21.09.2007 14:38
Cevap :
Tekrar Merhabanıza, Aleyküm Hello!:) Şimdi bunu okuyan bazı din tüccarları köpürüyorlardır. Politikacılarımızın ve yetkililerimizin çoğu devlet kasasından ödenen paralarla Avrupa ülkelerine inceleme gezilerine çıkarlar. Ama bir şey incelemezler. Türklerin yoğun olduğu şehirlerde kendi partilerine destek veren sempatizan derneklerin organize ettiği toplantılara katılırlar. Gak gukla günleri geçirirler. Çoğu politikacımız da lisan bilmedikleri için bir kompleks içinde, ezilerek, büzülerek yürütürler gittikleri ülkelerin temsilcileriyle yaptıkları görüşmeleri. ''Arkadaş siz şu trafik sorununu nasıl hallettiniz, sizin çizgileriniz hiç silinmez mi, nasıl oluyor bu? Bizimkiler çizildiği gün siliniyor vs.'' gibi sorular sormaya utanırlar. Bunlar benim Almanya'da gazetecilik yaptığım yıllardaki şahsi gözlemlerim. Değişik yapıda olanlar varsa alınmasınlar. Ama çoğunluk pısırık ve beceriksizdir. Bu yüzden de Avrupa'ya giden herkes hayran kalır biz ise ÖZLEM içindeyiz. Sevgiler, saygılar.  21.09.2007 15:36
 

Yazınız sırf latife olsun diye ama.. BAksanıza baya bir BAYAN RESMİ tartışması yaratmışsınız:)
İyi de, galiba hiç aklınıza gelmedi; Ya tarafikte araç kullanan kişi veya yaya, seksüel açıdan BAYAN denen cinslerle ilgilenmiyorsa NE YAPACAKSINIZ?
Yani bence bu sorun hiç düşünülmeden TRAFİK  sorunu çözümlenmeye ve değişik yöntemler bulunmaya çalışılıyor:))))
Kendinize iyi bakın ve çok kullandığınız en güzel sözcüklerden birisi olan SEVGİyle kalın.. Hep yaşamınızda yer alsın SEVGİ....

yprkck 
 21.09.2007 11:33
Cevap :
Haklısınız. O konuyu düşünememişim. O zaman erkeklerden hoşlanan erkekler ve kadınlar için seksi erkek resimleri de konsun.:) Seks denilince kadın akla geliyor da... Kadın güzelliği hiçbir güzellikle mukayese edilemeyecek kadar güzel de... O yüzden atlamışım. Kusura bakmayın. Sizin yaşamınızda da hep sevgi olsun. Benimkinden gitmek üzere. Sevimsiz bir insan olma yolunda ilerliyorum. Saygı ve sevgilerimle.  21.09.2007 13:47
 

Merhaba, yazınızdan anladığım kadarıyla Almanyada'da sorumluluk duygusu aşılama olayı az olsa gerek ki bir dünya yaptırım ve ağır yaptırımlar uygulanmakta. Ve insanlar bu ağır yaptırımların karşısında BİRAZ mecburiyetten oluşan bir alışkanlık edinmişler bence. Tabi eğitimde çok şart ve sorumluluk bilincinin geliştirilmesi. Ama benim dikkatimi çeken asıl konu; demek ki insan her yerde insan,. Az sorumlu veya çok sorumlu.:) Ama o insanların hata yaparak diğer insanlara zarar vermelerini önlemek için tedbirler geliştirmesi gerekenler, ÇOK SORUMLU davranarak, tüm kaçakların önünü tıkamaya çalışmışlar. BU şekilde de sorumluluk bilinci gelişmiş olmuş..
Ayrıca yazınız harika bir akıcılıkta ve sıcacıktı.. Çok teşekkürler..

yprkck 
 21.09.2007 11:12
Cevap :
Sevgili yprkck, İnsan her yerde insandır. Ufak tefek değişikliklerle hemen hemen aynı özellikleri taşır. Bir insanı güvenilmeyecek duruma sokmak isterseniz ona sınırsız olarak güvenin. Bunu farkedince mutlaka bir yerde kendince haklı nedenlerle sizin güveninizi sarsacak davranışlarda bulunur. Almanların meşhur bir atasözü vardır: Vertrauen ist gut, Kontrolle ist besser./Güvenmek iyidir, kontrol etmek daha iyi. Tüm gelişmiş ülkelerde bireyler devamlı kontrol altında oldukları için kurallara uyarlar. Serbest bırakılsalar hepsi bizden beter olurlar. Bizde gelişmiş Avrupa ülkelerinde olan kanunlar var ama maalesef uygulanmıyor. Uygulama ve ceza verme makamları laçka. Vatandaş da bunu bildiği için kurallara uymuyor. Yoksa ''Kırmızı ışıkta geçmek serbest'' diye bir kural mı var? Korna çalmak da yasak. Sokaklarda gürültü yapmak da yasak olmasına rağmen hoparlörlü seyyar satıcılar gece gündüz yoldalar. Kontrol ve ceza mekanizması işlemiyor. Saygı ve sevgiler. Teşekkür ederim iltifatınıza.  21.09.2007 13:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3058
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster