Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '09

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
1073
 

Tüm Zamanların Şehrine Küçük Bir Eleştiri

Tüm Zamanların Şehrine Küçük Bir Eleştiri
 

Boğaz... Yine Boğaz. İstanbul, onsuz İstanbul değil sanki. Nereye gitsem, onu arıyor gözlerim. Tıpkı bir pusula gibi, yönümü onunla tayin ediyorum. Nedir onu bu kadar gözde yapan, bilemiyorum ki... Bir mavi su desem... Hayır değil, hiç mi mavi su görmedim? Mavinin en koyusunda, yüzü denize dönük yaşayan biriyim. Boğaza takılan inciler olarak adlandırılan köprüleri desem... Yok, onlar da değil; estetik açıdan çok daha güzel köprüler var dünyanın başka şehirlerinde. Yoksa o, her iki yakada karşılıklı sıralanan sarayları, kasırları, yalıları mı? Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan... Değil, onlar da değil galiba. Peki, öyleyse ne? Nedir beni bu kadar ona tutkun eden?

Tutkunluğum; onun, her iki tarafını da dantel gibi süsleyen kıyılarına. O, iki ayrı kıtanın; Asya ile Avrupa' nın birbirine nispet edercesine kıvrım kıvrım kıvrılan kıyılarına... Tutkunluğum; o kıyıların tam da ortasından akan, hayat dolu mavi suya. Güneşin doğduğu topraklarla güneşin battığı toprakları, doğunun mistisizmiyle batının gerçekçiliğini buluşturan İstanbul Boğazı' na...

İstanbul; bir ayağı Asya' da, bir ayağı Avrupa' da, tam anlamıyla ne Asyalı ne de Avrupalı bir şehir. İstanbul; doğu ile batı arasında sıkışmış, tam anlamıyla ne doğulu ne de batılı bir şehir. Fakat İstanbul; farklı kültürleri, farklı oranlarda kaynaştıran bir mozaik. İstanbul; gün gibi aşikar, güneş kadar parlak. İstanbul gece gibi gizemli, ay kadar büyülü. Fakat İstanbul ne hayat kadar gerçek, ne masal kadar düşsel. Madem tam anlamıyla bunların hiçbiri değil, öyleyse nedir, kimdir İstanbul?

Her şey zıttıyla bilinir misali, batı; kendi gerçekçiliğini doğunun gizeminde görüyordur en iyi. İşte bu yüzden, batının; doğunun mistisizmine büyülenmişcesine baktığı en yakın penceresidir İstanbul. Ve zıt kutupların birbirini çekmesi misali; doğunun da tüm gizeminden sıyrılıp, batının gerçekçiliğine adım attığı en büyük kapısıdır İstanbul.

İstanbul bir modern zamanlar şehri. İçinde bulunduğu coğrafyada, tarihinin her döneminde bu özelliği ile öne çıkmıştır. Tıpkı günümüzde de Türkiye' nin en modern şehri olması gibi. Şimdilerde pek kullanılmasada İstanbul' un adlarından biri de ; " Doğunun Paris' i" değil midir zaten. Bu da gösteriyor ki ; her zaman için, modernlikte kabul edilen tek ölçüt batı. Ve bu ölçüte göre de İstanbul; bir kent olarak görünüşte ve nüfus olarak yaşayışta bir Avrupa şehrinden farksız. Ancak detaylara inildiğinde; meydanlarda, caddelerde, sokak aralarında Asya ' ya özgü o gizemli yüz ortaya çıkıyor. Hem öyle ki batıya özgü tüm göstergelere rağmen şehirde dominant olan unsurun doğu olduğu açıkça hissediliyor. İşte, tam da bu noktada çelişkiler başlıyor. Yine bir tekrar olacak ama; Asyalı ile Avrupalı, doğulu ile batılı olmanın çelişkisi. Ve bu çelişkide; nesnellikten uzak ortaya konan davranışlar. Örneğin, Avrupa' ya ne kadar Avrupalı olduğunu kanıtlama adına; Asyalı kimlikten bütün bütün uzaklaşma ya da varlığına bir anlam kazandırabilme adına, doğulu yanını batıya tescil ettirme hezeyanları. Dilde, dinde, sosyal ve ekonomik yaşamda hatta hatta örf ve ananelerde batının onayını arama hezeyanları. Kısacası; batı neyi onaylarsa doğru olan odur yanılgısına düşülmesi. Diğer taraftan da; henüz tam anlamıyla özümsenemeyen batılı kimliğin, doğuya karşı bir övünç kaynağı olarak kullanılması yanlışına düşmek. Ve bu yanlışla birlikte; kültürel anlamda doğuyla bağlarını zayıflatarak arada kalmak. Ya da doğu ile batı arasında büsbütün boşluğa düşmek, kendi öz değerlerine yabancı kalmak. İşte İstanbul' un ve İstanbul örneğinde Türkiye' nin kendini koruyamadığı kavram karmaşası.

Oysa çağ açıp, çağ kapatan bir şehre; bir kavram karmaşasına düşmekten çok, tüm kavramları özümseyerek kendini çağın ilerisine taşıması yakışır. Doğunun Paris' i deyimini, "Çağın İstanbul' u" na çevirmesi yakışır. Bir başına" İstanbul' u " ; doğunun da batının da, Avrupa' nın da Asya' nın da örnek alacağı "Tüm Zamanların İstanbul' u" na çevirmesi. O, İstanbul' a yakışacak en güzel deyim olan, "Tüm Zamanların İstanbul' u" nu hayata geçirecek tek şey de; iki ayrı İstanbul' un arasından akıp giden o mavi su. O, tutkunu olduğum güzeller güzeli İstanbul Boğazı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 191
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1544
Kayıt tarihi
: 29.09.06
 
 

Yazmak bir tutku içimde. Kimi zaman öyle zor ki içimdekileri yazıya dökmek. Bir kelime, bir kelime d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster