Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '17

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
40
 

Türkçede anlatım

Türkçede anlatım
 

Bostancı, Perşembe Toplantısı, Arguvanlılar Derneği


Anadilini kullanabilmek becerisini kazanmak gerekliliği herkes için bir zorunluluk olmuştur. Çünkü, anadilinden uzaklaşan kişi anlama ve anlatma gücünü yitirir.
 
Bu gerçekten yola çıkarak Türkçenin anlatım gücünü, düzenini, yazılı anlatımla ilgili teknik bilgi ve becerileri edinmeliyiz.
 
TÜRKÇE ANLATIMDA YÖNTEM
 
“Anadili dersleri bilim değil, sanat gibi öğrenilmelidir.” *
 
Sanatta bilgi değil beceri gereklidir. Beceri, doğrudan uygulama gerektirir.Kısaca, anadili yaşanarak öğrenilir.
İşte anadilinin sanat gibi ele alınması, “yaşanması” demektir.
 
Yöntem konusunda metinden yola çıkmak, ondan kurallar, sonuçlar çıkarmak amacımız olmalıdır.
 
Türkçede, “konuşma, dinleme, okuma, yazma” etkinlikleri öğrenmenin yaşanarak gerçekleşmesine götürür kişiyi. 
 
Konuşma ile yazma anlatmaya,
okuma ile dinleme anlamaya yarar. 
 
Anlama ve anlatma tanımayı gerçekleştirir.
 
Kısaca
 
Türkçe öğretimde yöntem ezbere dayanmamalı, uygulamalı 
olmalıdır.
 
* Doğan Aksan,Anadili,Türk Dili,Haziran 1975,s.431
 
DİL VE ANLATIM
 
İnsanı öteki yaratıklardan üstün kılan iki önemli
 
yetenekten birinin
 
“düşünme”, diğerininse
 
“konuşma” 
 
olduğunu biliyoruz
 
.Düşünme ve konuşmada 
 
temel araç dil içindeki
 
sözcüklerdir.
 
Sözcükler kendi içlerinde uyumlu, tutarlı
bir bütün, 
bir dizge
oluşturarak dili yaratırlar.
 
Dil, sözcükle kurulan bir yapıdır.
Dilin temel taşları sözcüklerdir.
Bu bakımdan sözcük anlamlı ses ve kavram birimi olarak büyük önem taşır.
Sözcük dışında dil sesi ya da kavram düşünülemez.
Dil, anlatım sırasında kendini gösterir.
Anlatım, tasarlanan bir konuyu anadilin düzeni içinde söz ya da yazıyla anlatmaktır.
Dilin birimi sözcük,
anlatımın birimi de tümcedir.
Sözcükler tümce içinde değerlenirler.
 
“Dil, kuruluşu ve yerleşmiş ses düzeniyle toplumsal bir
kurumdur. Anlatım, sözcükler içinden yapılan seçim sonucu oluşturulan tümceyle ortaya çıkan bireyselliktir.” * 
 
Yani anlatım kişiden kişiye değişir.
Her anlatım arasında başkalık vardır. 
Kişinin kültür düzeyi, yaşama biçimi, toplumsal konumu, beğenileri vb.bu başkalığı doğurur.
 
Aşağıdaki örneklerde konu Sait Faik Abasıyanık’tır.Fakat
iki örnek metnin ayrılıkları kurdukları tümcelerde, seçtikleri
sözcüklerde kendini gösteriyor.
 
Örnek
 
“Gerçekten vatanseverdi.Büyük bir idealci idi. İdealinin temeli sevgiye, bilgiye ve yaman bir görgüye dayanıyordu.Geçekçi bir yazış tarzına ve hikâyelerinin ilk bakışta kuru gibi gözüken dış görünüşe karşılık, yazılarının derinlerinde o hayal ülke, bütün bunlarla birlikte, gür duygular içinde belirmekteydi.Çok sevilen Komiser hikâyesindeki sıcak insan sevgisi çeşitli yönleri ile her hikâyesinde vardır.”
 
( Cahit Külebi, Türk Mavisi )
 
“ Onun daha 1924 tarihini taşıyan hikâyelerine bir göz atınca,hemen görürüz ki, bunlar o devirdeki Türk hikâyelerinden gerek şekil, gerek muhteva bakımından tamamen farklıdırlar.
.................
 
Sade bu kadar değil... Diğer taraftan klasik hikâye tarzını
aşmak cesaret ve meharetini bütün Türk hikâyecileri arasında ilk olarak onda görürüz. ”
 
( Haldun Taner )
 
* Berke VARDAR, Dilbilim Sorunları, Ankara, 1968, s.6
 
ANLATIMIN DİLDEN DİLE DEĞİŞMESİ
 
Her dilin anlatımda oluşturduğu “sözcük dizgesi” ayrılıklar gösterir. Bu ayrılık, dillerin sözdizimsel yapılarından kaynaklanmaktadır.
 
Her kişi düşüncelerini tümceler aracılığıyla anadilin sözdizimine uyarak dile getirir.
 
“İnsanın birden çok anadili olamayacağı" * için kendi dilinin anlatım gücünü, çevresinden edindikleriyle yetinmediğinden, 
okullarda geliştirir.
 
Özellikle ilköğretim önemlidir. Çünkü anadili öğretiminde ilk aşamadır. Çocuğa görelik ilkesi dikkate alınarak anadili öğretimi yapılmalıdır.
 
Her dilde anlatım değişiktir.
Çünkü sözdizimleri ayrıdır.
Fransızca, İngilizce, 
“Ben okula gidiyorum.” diyebilmek için,
“Ben gidiyorum okula.” dememiz gerekir. 
Bu bakımdan dili iyi tanıyabilmek o dilin yapısal özelliklerini bilmekten geçer.
 
Türkçenin yapısal özelliklerinden
temel öğelerin sonda bulunması gerektiği, 
önemsenen öğenin yükleme yaklaştırıldığı, 
yüklemin çatısal özelliğinin anlatımı etkileyeceği,
anadilimizin bilinmesi gereken sözdizimsel kurallarından bazılarıdır.
 
Bu kurallar, anadilimizin değişmezlik ekseninde yer almaktadır. 
 
Dilin değişebilirlik ekseninde ozanların, yazarların, dilbilimcilerin dili işleyip geliştirdiklerini görüyoruz, biliyoruz.
 
*Doğan Aksan, Anadili, Türk Dili, Haziran 1975, s.431

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster