Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '15

 
Kategori
Alternatif Enerji
Okunma Sayısı
452
 

Türkler neden yapmadı?

Türkler neden yapmadı?
 

Görsel Tamamen Temsilidir.


Bugün sizlerle Anonim olarak imzalanmış bir yazıyı paylaşacağım... 

Yazı Türklerin Neden Yapamadığı ile alakalı...

Beğenmeniz dileğiyle...

 
Büyük ölçekte dünyamızın küçük ölçekte ülkemizin karşı karşıya olduğu en önemli sorunların başında gelen “Küresel Isınma” felaketine karşın acil önlemler alınması ve enerji alışkanlıklarının değiştirilerek daha çevreci enerji türlerinin sisteme entegre edilmesi zorunluluk haline gelmiştir.
 
Özellikle yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği çalışmaları üzerinde sıkça durulması ve oyunun içine entegrasyonu mümkün olan en kısa sürede sağlanması gereken kavramlardır.
 
Yenilenebilir Enerji kaynakları açısından olaya baktığımız anda bazı kimselerin “Çok maliyetli, Yeterli Alan Yok, Talebi karşılamaz vs.” gibi hiçbir araştırmaya dayanmayan mesnetsiz açıklamalarını görebilmekteyiz. Oysaki yenilenebilir enerji kaynakları özellikle 90 yıllardan itibaren dünyada yatırımın daha ciddi boyutlara ulaşmış olduğu teknolojiler olup, yenilenebilir teknolojilerin “Ar- Ge” faaliyetleri de hız kazanmıştır. “Yeşil Ar- Ge” olarak isimlendirilen bu kavramın balıca hedefleri şunlardır;
Maliyeti Düşürme: Yeni Teknolojilerin veriminin artması, malzeme teknolojilerinin geliştirilerek maliyetlerin düşmesi, bakım onarımda kolaylaştırmalar vs.
 
Yer Geliştirme: Santral sahalarının geliştirilmesi, minimum alan ile maksimum verim sağlanması, farklı alanların kullanılabilirliğinin kanıtlanması vs.
 
Hibrit Entegrasyon: Farklı yenilenebilirlerin birbiriyle ortak çalışmasını ve oyunun içine daha fazla katkı sağlama.
 
Günümüz Teknolojisine Ayak Uydurma: Her geçen gün değişen bilgi toplumunda, bilgiye ulaşmak, bu bilgiyi özümsemek, uygulamaya geçirmek veya üzerine eklemeler yaparak geliştirmek büyük önem arz etmekte.
 
Ülkelerde bu kapsamda faaliyetlerini yürütmeye devam ediyor.
 
Ülkemiz ise bu yarışta maalesef şu anda istenen atılımı gerçekleştirememiş ve gerek teknoloji geliştirme, gerek istenen yatırımları yapmada başarılı olamamıştır. Fosil bağımlılık son sürat devam etmekte, yeni fosil yatırımlar ve nükleer enerji dönüşümleri gündemden düşmemektedir.
 
Fukuşima nükleer felaketinden sonra Japonya' da "Yenilenebilir 2030" hedefi kapsamında bazı projeler hayata geçiriliyor. Bunlardan bir tanesi ise “Yüzen Solar Santraller” bu proje ile durgun sulak alanlarda (Baraj, Göl, Gölet vs.) kurulacak güç santralleri ile enerji üretimi hedeflenmektedir. Sulak alan yüzeyine konulacak olan güneş panelleri sayesinde enerji üretimi artık sadece karaya veya çatıya bağımlı kalmayacaktır.
 
PEKİ BU PROJE NEDEN TÜRKLERİN AKLINA GELMEDİ?
 
Sorunun cevabını boşuna aramayın lütfen, aslında bundan 3 yıl önce bir Türk öğrenci bu proje ile ödül kazandı ama hiçbir şekilde sesini kimseye duyuramadı. “Pahalı, Olmaz böyle şey, Vazgeç bu sevdadan, Faydasız bu işler vs.” gibi cevaplarla karşılaştı. İşin kötüsü bu cevapları verenler hem özel sektör hem de devlet temsilcileri idi. Belediyeler, diğer kamu kurumları, özel sektör temsilcileri 3 yıl sonrasını göremediler. Bu yetkililer bizlere 5- 10- 25 Yıllık kalkınma ve stratejik planlar yapan insanlar…
 
Kimdir bu Orkun TEKE?
 
Dokuz Eylül Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Mezunudur. Birçok enerji projesi ile ödül kazanmış olup, birçok ulusal ve uluslar arası konferansta konuşmacı, bildiri sunucusu olarak yer almıştır. 4 adet makale yayınlamış, sayısız köşe yazısı yazmıştır. Halende bu faaliyetlerine devam etmektedir. Yakın zamanda da Yerel Yönetimler ile ilgili bir projesi ödül kazanmış olup, çoğu kendine yetkili diyen mevki makam sahibi tarafından tekrar dışlanarak ödüllendirilmiştir.
Gelelim bizim oğlanın projesine;
 
Orkun TEKE tarafından üretilen “SeaSolar” projesi de Yenilenebilir Enerji Ar- Ge kavramının “Yer Geliştirme, Günümüz Teknolojisine Ayak Uydurma ve Hibrit Entegrasyon” adımlarına hitap edecek şekilde hazırlanmış bir projedir.
 
Yeni bir materyal icat edilmediğinden “Maliyet Düşürme” hedefine hitap edilememiştir.
 
Projeden biraz bahsetmek gerekirse;
 
Projenin temel hedeflerinden birisi karbon salınımını azaltıcı önlemler almak ve ileride insan sağlığına karşı tehdit oluşturacak bir olguyu yok etmektir.
 
Proje güneş enerjisi ve su altı akıntılarından enerji üretimi ve “Sağlıklı Enerji, Sağlıklı Gelecek” teması temeline dayanmaktadır. Güneş enerjisi deniz ve baraj gölleri, daha büyük ölçekte planlandığında okyanuslar üzerinde platform üzerinde kurulacak “Güneş Tarlaları” ndan üretilecektir.
 
Proje materyali olarak PV paneller kullanılması günümüz için daha uygun olmasına rağmen CSP ve MicroCSP teknolojileri de maliyet analizlerine göre düşünülebilecektir. CSP lerin PV panellere göre verim yüksekliğine sahip olması avantaj iken, maliyet karşımızdaki en büyük handikaptır.
 
Proje kapsamında analizler PVSyst ve benzeri yazılımlar ile teorik olarak gerçekleştirilmiş olup, mevcut piyasa fiyatları, kredi faizleri ve euro- dolar kurlarına göre maliyet analizleri ortaya konmuştur.
Projenin hibrit kısmına geldiğimiz takdirde ise, denizel alanlarda, su altı akıntısının yüksek olduğu bilinen bölgelerde veya ölçülebileceği alanlarda kurulacak su altı pervane sistemleri, mevcut platforma entegre edilerek elektrik üretimi sağlanabilecektir.
 
Ayrıca Projenin Ar- Ge Hedeflerinden olan “Solar Su Kanalları” projesi de maalesef yakın zamanda Hindistan tarafından yatırım programına alınmıştır.
 
Gördüğünüz gibi, çok şükür bizim dünyada kimseden eksiğimiz yok, fazlamız bile var. Fakat bizde çalışan ve üretene destek vermek yok, aksine köstek olmak var.
 
Eğer o zamanlar bu proje ciddiye alınmış olsa ve bir tane bile ufak ölçekte uygulama yapılsa idi, şu anda dünyanın pek çok yerinde Türkiye'nin önderlik ettiği bu projeden bahsediliyor olurdu.
Unutmayın Doğa Ana kendisine yapılan hiçbir şeyi unutmaz ve intikamını er geç alır. Bunu unutmadan yaşayacağımız Temiz- Yeşil ve Küresel Isınmayan bir ülke dileğiyle…
 
Saygılar…
 
İMZA
ANONİM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu rakamlar 2013 bütçesinden. "Bütçe ödeneklerinden en fazla pay alan kurumların başında gelen Diyanet, 5 milyar 442 milyon liralık bütçesiyle 13 bakanlığı sollayarak en yüksek ödenek alan 13. kurum oldu. 2014 bütçe rakamlarına göre Orman ve Su İşleri, Kalkınma, Gümrük ve Ticaret, Gençlik ve Spor, Ekonomi, Çevre ve Şehircilik, Bilim, Sanayi ve Teknoloji ile AB Bakanlığı’nın toplam ödenek teklifi ancak Diyanet’e ulaşabiliyor." Muktedirler böyle uygun görmüş. Başka söze gerek var mı sizce?

Ayrıntıda gezinmek 
 03.08.2015 1:25
Cevap :
Yani :).. Fazla sözlük durumu çoktan aşan bir ülke olduk çıktık maalesef...   03.08.2015 16:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 127
Kayıt tarihi
: 11.04.14
 
 

Enerji Uzmanı- Proje Mühendisi- Blogger (Enerji & İK) Yazmayı seven bir mühendis olarak kafamdaki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster