Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
32932
 

Tutarsızlıklar

Tutarsızlıklar
 

Toplumsal yapıda tepkilere dahil edilenler biraz dışlanmış, kendine toplumda yer edinmeye çalışan, belki başka sıkıntıları, sorunları olan insanlar


Eleştirilecek çok yönümüz var. Ama gerçek olan şu ki; yönlenmelerin amacı, tarzı, yakınlığı önemli.

Tutarsız, yanlı eleştiriler yapılmamalı. Tepkiler ılımlı olmalı, yetki insafsızca kullanılmamalı.

Kafa karıştırıcılık yanı olmamalı.

Hoşlanılmayan şeylere pek girişilmemeli.

Tutarsızlık, toplumun olumsuz zaaflarından biri, negatif bir bağımlılık.

Bütün bunlar aslında hep zihninle özdeşleşmiş durumda.

Maalesef, insanların büyük bir kısmı böylesi düşünceye ve karaktere sahip.

Ama gerçekleri bilen, farkında olan, eleştiri kılıfına sokulan suçlamaları hemen fark eder.

Böyle fikirleri benimseyenlerin, aslında beklentilerini düşük tutmaları gerekir.

Dolayısıyla kimseye karşı bir şüphe ve güvensizlik duymak söz konusu olmamalıdır diyorum.

Yaşanan fiyasko ancak böyle önlenebilir.

Toplumsal yapıda tepkilere dahil edilenler biraz dışlanmış, kendine toplumda yer edinmeye çalışan, belki başka sıkıntıları, sorunları olan insanlar.

Hemen her konuda, her şeyde en iyi bilgileri-oluşları bir uğraş vererek elde edebilen kimselerin yaptığı yansıtmalar gün gibi ortada iken, nasıl olup da “bin türlü gerekçe ile”eleştiri kapsamına sokabiliyorlar anlayabilmiş değilim?

Kendini topluma ispat etmiş, “etraf ne der”  anlayışından kopmuş, rafine, ve incelmiş bir bilinç, duyuş, hissediş, sunuş sahibi olan bu “kendimize benzemeyenlerde” bireysel çıkış/kurtuluş arayışları asla söz konusu olamaz.

Önce bu gibi kimseleri iyi tanımak gerekiyor.

Yaşamlarından verdiği kesitleri, halkın anlayacağı, ders çıkaracağı mizansenler şeklinde düşünmek lazım.

Çünkü beynimizin ve ruhumuzun bunlara ihtiyacı var.

Bu türler“farklı hareketlere” ihtiyaç duymadıkları gibi, hatalı gibi görünen şeylerde de eksik olduklarını samimiyetle kabul ederler.

Bilinmeli ki, onlardan faydalandıklarını iddia edenler, hata gibi gördükleri şeylerde dahi kendilerine bir pay çıkarıp, tenkit etmek yerine yine ondan ders almalılar.

Tutarsızlıklarını bir yana bırakanlar, en azından “ben onu değerlendiremiyorum”der.

Varlık bilincine sahip olmaya çalışır.

Sevgili dostlarım!

Tutarsızlıklar her boyutta kendini gösteriyor.

Bu husus saflık, ya yanlış anlamadan ya da cehaletten kaynaklanıyor.

Bir bakıma toplumsal yapıda gerekli güven ve istikrar arayışını bulamayanların, haksızlığa uğrayanların, bu acayip yollara başvurma halleri, içindeki ateşi dışa vurmaları sıkça görülüyor.

Gücü ve etkisi sorgulanmayan bu mantık; düşük frekanslı bir yaşamla pek de menfi bir orantı teşkil ediyor.

Ne yazık ki toplumsal ilişkilerde benzer sarsıntılar var.

Bu alışılmış koşullarda, bireylerin bir anda çöktüğüne tanık oluyoruz.

Bazen de “hiç de değişmeyeceğe benzeyen” bu kimselerin, aklı başında kimselerce sıkı bir eleştiriye tutulduğuna tanık oluyoruz.

“Herkes benim gibi kimse bu işi bilmiyor ki ”dememek gerekiyor.

Bu gibilere “ne olur dilinizi, üslubunuzu biraz daha yumuşak tutun topluma sesleniyorsunuz, sorunları çözmeye yardımcı olun” demek şart.

Ne var ki ispata varan bu davranışların sayısı asla azalmamış, aksine, aynı seviyede, hatta daha da artarak varlığını sürdürmeyi bilmiştir.

Hayatın gerçekleri ile kendi duruşları arasında mesafe olan sıradan insanların, çıldırma noktalarına gelen davranışlarında, İnsan olma kavramını hatırlamaları, tutarsızlıklarını bir süreliğine de olsa unutmaları mevzubahistir.

Gerçi kimin suçlu, kimin mazlum olduğuna, kimin rol yaptığına pek karar veremiyoruz. Ancak ortada öyle açık ve net olan şeyler var ki; bu da tatsız-tuzsuz olayların hemen her yerde boy gösterdiğidir.

Bizler sizlere daima iyi şeylerden bahsetmek istiyoruz.

İnsana huzur veren bilgileri sunmak görevimiz.

Ama olmuyor.

Bu yazıda farklı noktalara değinmek zorunda kaldık.

Aşırıya gidenlerden, buna göre kendilerine bir pozisyon arayanların ‘tutarsızlıklarından’ bahsettik.

Topluma insanoğluna daha saygılı olunmasını istedik.

Maalesef, her olayda zorlanan, pişman olan, adeta deliren, anlamsız şekilde gözyaşı döken, sinirlenip ağzına gelen hemen her şeyi söyleyen, küfreden kimselerin sapkın hareketlerinin doğru olmadığını dile getirdik.

Sürçülisan ettiysek affola.

 

AHMED F. YÜKSEL

 

https://twitter.com/sufafy

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazınızı okuduktan sonra "tutarsız" olan kim diye sorsanız, düşündüğünü ve dile getirdiğini aynı şekilde yaşama geçirmekte zorlanan, kendisi ve ötekisi zannında olup, iç gücünden bihaber olduğu için sorunlara dışsal çözüm yaklaşımlarında bulunan derdim. Tutarlı olan kim derseniz sözü ve hali BİR, TEKin FARKINDA,sorunlara özüne yönelerek çözüm bulacağından EMİN olan derdim. Kavramları bize bu derinlikte açtığınız için teşekkür ediyoruz.

NCAKI 
 14.09.2013 23:41
 

Bir insanı tanımak için en önemli ktiteriniz nedir?deseniz bana. Hiç düşünmeden: TUTARLI mı acaba diye bakarım , olur. Sonuçta hatalı ya da doğru bildiğimiz yanlışlarla yaşayabiliriz. Ama, acaba kendi içinde tutarlı mı kişiler. İşte benim en hassas olduğum nokta budur. Yazıyı okuyunca, boşuna önemsememişim dedim kendi kendime. Sayın Yüksel çok çok güzel ele almışsınız bu konuyu. Gerçekten teşekkür ediyorum. Ve buradaki bilgiler, bu koynu bende daha da oturttu. Her zamanki gibi, yazılarınızın ve konularınızın 2.si olsun bile istiyorum. Çünkü bu konular bir makaleye kesinlikle sığmıyor.

hikmet ilhan 
 12.09.2013 15:44
 

Sadece şu iki cümleniz için teşekkür etmek istedim: ‘’ Bizler sizlere daima iyi şeylerden söz etmek istiyoruz’’ ve ‘’ İNSAN HUZUR VEREN BİLGİLERİ SUNMAK GÖREVİMİZ.’’…Bu görev bilinciyle olan kişilerin, ailelerin, herkesin- herkesin artmasını istiyorum..İçime nedense, su serpildi okurken, çünkü, çok ihtiyacımız var!.Selam ve afiyet ile kalmanız dileğiyle.

sena nurdan 
 12.09.2013 12:39
 

Eylem! Eylem! Eylem! EYLEMLER CENNETİ olduk tüm Dünya’da.. Öyle cennet benzetmesi yazdık, ama, tam bir cehennem yaşıyoruz..N’oldu bize?! Beyinlerimize fark etmediğimiz dalga vs.ler mi yayıyorlar. Şu anki haber programından ülkeyi izleyince, ben de mi burada yaşıyorum diyorum.. BU anlamsız eylemler yerine, acaba diyorum, BEYİN EYLEMLERİ yapılsa biraz da! Ve ülkenin psikologları, psikiyatristleri, her kesim tarafından sevilenler filan el atsa bu işe. Size çok teşekkür etmek istiyorum bu bakımdan. Hiç değilse, şu blog köşenizde böyle önemli bir konuya yer verdiniz. Üstelik her satırı çok değerli gözlem ve analiz, hatta tavsiye niteliğinde.

ayhan muhterem 
 12.09.2013 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 1989
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10230
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster