Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1902
 

Uçak yaparım alır seni uçarım

Uçak yaparım alır seni uçarım
 

Sene 95, mevsim yaz. Askerliğimin kalan dört ayını tamamlamak üzere Bingöl’e gitmek zorundayım. O güne değin hiç binmediğim uçaktan acayip tırsıyorum. Ama öte yandan yirmibeş-otuz saatte otobüsün tepesinde çekilmez diyorum. Hem ortam hala karışık o dönemlerde. Uçakta karar kılıyoruz aile meclisince. Lakin uçaklarda yer yok. Yedeğe yazdırıp adımızı otobüsten de yer ayırtıyoruz garanti olsun diye. Akşam üzeri bir telefon. Yedek listeden asile geçtiğimi muştuluyor THY’nin kibar bayanı. Bileti Taksim THYden almam gerekiyormuş. Onaylıyor musunuz? Onaylıyoruz ailecek.

Enişte’nin Hacı Murat’ına atlayıp Kartal’dan Taksim'e koşturuyoruz haldır huldur. Bileti alıyoruz. Bir değil iki bilet veriyorlar elime.. Aktarmalı gidecekmişiz.. Ankara üzerinden Elazığ. Sonra konvoy halinde Bingöl. Peki öyle olsun gidelim de aktarmalı olsun yeter ki. Yalnız sabah çok erken saatte uçak…Nasıl gideceğiz diye düşünüyoruz. Sabiha Gökçen’in değil adı sanırsam temeli dahi yok o sıralar piyasada.. Mecburi istikamet Atatürk Havalimanı olacak.

Sabah karga b.kunu yemeden düştük yine yola. Enişte, rahmetli babam, annem ve ben. Tıngır mıngır güç bela varıyoruz istenilen saatte havalimanına. Alelacele uykulu gözler, duygulu sözler eşliğinde bindik teyyareye. Uykum var ama karnım da aç. O telaşla ne evden ne büfeden bir şeyler alabildim. Eşek değiller ya uçakta vardır herhalde bir ikramları.
Varmış. Ama ne ikram. Polyester plastik karışımı sert mi sert şeffaf bir kutuda hem de. Ama açmak ne mümkün. erkekliğe leke sürdürmemek için yardım da almıyorum kimseden. Ucundan kıyısından tüm köşelerinden sayısız sorti yaptım ama açılmıyor namussuz. Zaten ben kutuyu açana kadar uçak Ankara’ya inişe geçti. Temel misali açılmadan iade ettik tabi kutuyu. THY’nin neden ve nasıl kar ettiğini o zaman anladım işte! "Gud aydia!"

Neyse ki Ankara'da aktarma anında vaktimiz oldu da büfecileri ve midemizi ihya ettik.
Lakin çilemiz bitmedi. Bu arada söylemeyi unuttum. Ben ekmek derdindeyken uçak fobimde dağıldı otomatikman. Zaten pek sallanıp yıkılmadan mercedes de gider gibi geldik Başkente. Sonradan öğreniyorum. Elazığ aktarma uçağımız İstanbul-Ankara uçağından daha ufakmış. Küçük uçakları veriyormuş o hatlara falan.

Epey bir süre sonra aktarıldık yeni uçağımıza. Servis hazır ben de hazırım. Bu kez azimliyim ama kutumu açmaya! Pozitf enerji de yüklüyüm ayrıca ve hamdi beye teşekkür edip ondan geriye sayarak açacağım. Hem süremiz bu sefer ilkinden iki kat daha fazla. Ama olmuyor, açılmıyor bir türlü…Fakat THY'ye de yedirmeye niyetim yok kutuyu. Karizmayı da yardırarak kutusunu şipşak açan yanımdaki tecrübeli amcadan rica ettim.

- Ya bey amca kusura bakmayın benim kutuda sorun var galiba. Ben açamadım da. Bıyıkaltı gülümsedi amca. Akabinde yirmisekizsaniyede açtı kutuyu.

Neyse efendim sonra harala gürele iki gazete bir kitap derken kaptan pilot inişe geçeceğimizi anons eyledi. ama sanki bir terslik var da inemiyoruz gibi. Bi sarsıntı, bi patırtı halleri. Benim yükseklik ve uçak fobim saklandığı yerden Etna gibi patladı mı sana. Patlamakla kalmadı, tüm felaket senaryoları da yazıldı aynı dakika içinde.

-Ulan kesin iniş takımları açılmadı. Bu patırtı ve sarsıntı da ondan. Gövde üzerine ineceğiz galiba…
Hala niye inmedik acaba. Sanki havaalanı üzerinde turluyoruz gibi. Yok yok kesin gövde üzerine ineceğiz. Turlayarak, yakıtı azaltıyor galiba kaptan pilot.

Felaket senaryolarının biri gidiyor öteki geliyor sağolsun boş bırakmıyorlar beni.

-Ulan yoksam pilotlar kalp krizi geçirdi de otomatiğe mi bağlandık. Allahım neydi günahım. Otobüsle niye gelmedim ki. Bak işte yine sallanıyoruz. Hapı yuttuk. Motorun teki devre dışı kaldı kesin. Allahım sen yardımcımız ol. Gözüm dışarda, gönlüm darda. Ama sonra o an nasıl olduysa bir ara yandaki amcaya baktım. Amca gayet sakin. Panik havası yok. Biraz rahatlar gibi oldum. Demek böyle iniyor buranın uçakları dedim kendimi teselli ederek. Netekim biraz sallantıyla indik Elazığ’a.

Meğer çıkış kapısına yürürken rastlaştığım Haluk Levent’miş sarsıntının sebebi. Abi beste yapıyormuş arkada.

Uçak yaparım alır seni uçarım
Giderim bu diyardan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 752
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Özel biri değilim. Sıradan bir yaşam süren sıradan bir adamım. Çok geçmeden adım unutulur. Tuzluk...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster