Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
419
 

Ulusalcılık, "demokratlık", liboşluk..

Ulusalcılık, "demokratlık", liboşluk..
 

Yorumsuz..


Ülkenin Milli değerlerini,

Bölünmez bütünlüğünü,

Ülkemiz zenginliklerinden tüm halkımızın eşit ve adil bir şekilde faydalanmasını,

Bayrağı,

Vatanı,

Emperyalizm karşıtlığını,

Şehitlerin kanının yerde kalmamasını,

Terörist başının (olası) özgürlüğüne karşı ülkede nelerin olabileceği hakkında sürekli uyarılarda bulunmayı,

Kürt ve Türk halklarının bir arada huzur içinde yaşayabileceğini,

Bu huzuru da ancak ve ancak ABD ve AB emperyalistlerinin bozabileceğini,

Bunun için de;

Maşaları haline getirdikleri AKP hükümetinin, emirlerine amade olduğunu,

Bu hükümetin ülkenin bölünmesi yönündeki gibi görünen çabalarının destekleyicisi, savunucusu olan kalemlerin, sahte aydınların, ABD mandacısı köşe yazarlarının hezeyanlarının önüne geçilmesi gerektiğini savunanlar.

Kısaca

Üniter yapıyı,

Birliği beraberliği,

Ülkenin içteki ve dıştaki düşmanlarına karşı tek vücut olarak savunulmasını,

Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini,

Hukukun üstünlüğünü,

Savunanlar;

Sağcısı ile solcusu ile benim gözümde VATANSEVERDİR, ULUSALCIDIR.

Bu insanlar şükür ki hala varlar, çoğunluktalar ve seslerini gür bir şekilde çıkarmaktalar.

Blog köşelerinde de görüyoruz böyle yurtsever insanları ve seviniyoruz doğal olarak.

Şimdi böyle insanlar olur da “demokratcılık”, “demokrasicilik” oynayan anlı şanlı köşe yazarları ve bilumum yandaşlar olmaz mı?.

Böyle “demokrat” kalemlerimizde var. Hem de anlı şanlı köşelerinde, anlı şanlı tv’lerinde sabahtan akşama adını “demokrasi havariliği” koydukları ABD emperyalizmi şakşakçıları, mandacılar yok mu?.

Var tabi.

Bu çok “demokrat ve “aydın” kardeşlerimiz ağızlarından demokrasiyi düşürmezler.

“Demokratik açılım” teranesi ile millete yutturmaya çalıştıkları “Kürt Açılımı” (son tahlilde) bölünme senaryolarını kalemlerini ve tv’lerini kullanarak halkımızın kafasına enjekte etmeye çalışırlar. Kursaklarının çok geniş olmasından dolayı kendilerinin bu tür oyunları hazmetmeleri çok kolaydır.

Milletinde kolayca hazmedeceğini zannederler bunlar ve tabi ki yanılırlar.

Bunlar 2003’te AB üyesi oluyoruz hikayeleri ile Kızılay’ın göbeğinde gün ortasında havai fişek gösterileri yapmadılar mı, ya da yapanları desteklemediler mi?.

Şimdi AB üyeliğinin hayal olduğunu anlayınca çark ettiler ve ABD’li efendilerinin rotasına girdiler.

ABD’nin “Bölgede 26 ülkenin haritasını değiştireceğiz. Bu ülkelerin arasında Türkiye’de var. Bu Büyük Orta Doğu Projesidir ve gerçekleşmesi için bu ülkelerde Eşbaşkanlık lar oluşturmalıyız.” tezine uygun olarak verilen emirlerin yerine getirilmesi için vardır bu “kalemler”.

Bu tür kalemler Blog sayfalarında da karşımıza çıkıyor, devlet parası ile satın alınan tv ve gazetelerde de.

Bu satın alınmışların ortak özelliklerinden biride;

İleri derecede aşağılık kompleksine sahip olmalarıdır.

Lüks arabaya binenlerin,

Evinde yabancı marka buzdolabı, çamaşır makinası, telefon v.s. gibi insanların rahatlığı için tasarlanmış ürünlerin kullanılmasını bir eleştiri konusu yaparlar yazılarında.

Onlara göre;

Ülkeyi sevmenin yolu zor şartlar altında sefalet içinde yaşayanlar gibi yaşamadan geçmektedir. Halbuki kendileri en güzel yalılarda, villalarda yaşamaktan uzak durmazlar. Evlerinde viski içerler, bazıları da badem bıyık, salyalı ağızla cumalarını kaçırmazlar.

Bunların dikkat çeken bir diğer ortak özellikleri de ağızlarında “barış” lafını düşürmezler.

Efendilerinin yarattığı “Korku İmparatorluğu” nun stratejisine uygun olarak ülkede bir Kürt-Türk savaşının sürdüğü palavrasını pompalayıp bu iki halk arasında bir “barış”ın gerçekleşmesi gerektiğini ve bunun yolunun da PKK’lı teröristlerin bir kahraman gibi karşılanarak affedilmelerinden geçtiğini savunurlar.

Bu durum doğal olarak ABD’li efendilerinin eşbaşkanı tarafından kendilerine verilen görevin yerine getirilmesidir.

Bu kardeşlerimiz PKK ile Kürt halkının ayrı birer varlık olduğunu ve sapla samanın karıştırılmaması gerektiğini çok iyi bilirler.

Bilirler bilmeye de, ne yaparsın ki emir demiri keser.

Üstelik neması da çok yüksek.

Onlara göre;

Askerin ülkeyi dağdaki bölücülere karşı savunurken şehit olması “çok lüzumsuz”. Analar ağlamasın fikrini sürekli bunun için işliyorlar.

Bırakalım PKK girsin, ülkeyi bölsün.

Çünki ABD’li efendileri bölgede tampon bir Kürt Devleti istiyor.

Eş başkanlarının çocuklarının nereden nerelere geldiği, nasıl trilyoner olduğu onları hiç ilgilendirmiyor.

Ülkede ki açlık, sefalet, işsizlik onları hiç ilgilendirmiyor.

Doğu, Güneydoğu’daki feodal yapının tasfiyesi, ağalık ve şıhlık sisteminin yok olması için gösterilen çabalar onları hiç ilgilendirmiyor.

Onlara göre adam aç olsun, işsiz olsun, evine bir lokma ekmek götüremesin ama “demokrat” olsun.

İftiracılık, yalancılık, karalamacılık, hırsızlık, üçkağıtçılık yapanların deşifre olması onların işlerine gelmez. Gündem böyle konularla meşgul edilmemelidir onlara göre. Gündemde varsa yoksa “demokrasicilik” olmalıdır.

Kimi zaman blog sayfalarında da bu tür hezeyanlara rastlıyoruz.

Şimdi bunlar kalkıp ülkeyi ulusalcılardan “korumanın” telaşına düşmüşler.

"Bunlar bu ülkeyi seviyorlar yani.."

Ve bizimde tüm bunları yutacağımızı sanıyorlar..

Saygılar..

06.12.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazına İMZAMI atarım.... Ellerine aklına sağlık...

UFUK KESİCİ 
 05.01.2010 8:17
Cevap :
Seninde değerli yazılarının etkisi var bu yazıda, ilgine teşekkür ederim. Kalemine yüreğine sağlık. Saygılar. Selamlar..  05.01.2010 13:41
 

TC devletinin silahları bırakması gerekiyor barış için. Hatta aponun affedilmesi. Daha da kısacası asıl terörist TC askeri, aponunkiler sütten çıkmış ak kaşık. Böyle diyenler niye aponun karargahına katılmaz bilmem.

Ayrıntıda gezinmek 
 01.01.2010 4:16
 

Çok yerinde tahliller yapmışsınız.Sahte demokrasi havarileri gerçek yüzlerini çok iyi kamufle edecek yapıcı gibi görünen süslü,samimiyetsiz söylemleriyle,sadece barışı,iyiliği kendileri savunuyormuş gibi, kendilerini bile inandırmışlar buna. Bilinçli, uyanık olmalıyız,bize ne yapıldığının çok geç olmadan farkına varmalıyız. Kürdü,Türkü,Lazı,Çerkeziyle bu vatan hepimizin.Irkçı,ayrılıkçı söylemlerin gazına gelip o birilerinin ekmeğine yağ sürmeyelim.Kaleminize,yüreğinize sağlık.Hemşehrime selam ve saygılar...

selma alp 
 09.12.2009 10:08
Cevap :
Değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim. Selamlar .. Saygılar ..  12.12.2009 23:32
 

İngilizlerin İstanbul'u işgalinden sonra, yüzlerce kişi, İngiliz istihbaratına ve işgalci ordusu yayarına çalışmıştı. Kurtuluş Savaşı'nı Türk Ordusu'nun kazandığı keşinleşince, 17 Kasım 19222 da, son padişah Vahdeddin dahi, mektup yazarak, İngiliz elçiliğinden sığınma hakkı istemişti. Peşinden, yüzlerce vatan hainliği yapan jürnalci, işbirlikçi hainler, İngiliz elçiliği önünde uzun kuyruklar oluşturup, sığınma talep etmeye koşmuşlardı. Bu "sığınmacı kuyruğunu" gören vatandaşlarımız, "NE ÇOK HAİNİMİZ VARMIŞ MEĞERSE" demişler. Ya bugünkü yazar, aydın( güya),yönetici, siyasetçi işbirlikçilere ne demeli, saymakla bitmeyecek kadar çoğaldılar; tıpkı bölünerek çoğalan mikrop Amipler gibi.

Gülfer Özel 
 06.12.2009 22:22
Cevap :
Teşhisiniz çok doğru. Bunlar mikrop Amip. Katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Selamlar.. Saygılar..  12.12.2009 23:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 727
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster