Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
542
 

Ünlü Rasmussen yine yollarda

Ünlü Rasmussen yine yollarda
 

NATO Genel Sekreteri Andres Frogh Rasmussen (Danimarka 1953)


NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen dün Ankara’ya geldi. Türkiye'nin NATO'ya üyeliğinin 60. yıl dönümü dolayısıyla bir kaç gün Ankara’da bulunacak.

Peygamberimize yönelik olarak 2005’te danimarka’da çizilen çirkin karikatürler yüzünden ortaya çıkan çekişmeli bir süreçten sonra TC Hükümeti’nin de desteği ile 2009 Ağustos ayında NATO Genel Sekreteri seçilen Fogh Rasmussen bu açıdan sanırım içten bir vefa borcu da duyuyordur Hükümete. Oysa söz konusu yıldönümü kutlamaları AB’nin parlayan yıldızı NATO düşkünü Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile Paris’te düzenlenebilir, Türk yetkililer de oradaki yerlerini alırlardı.

Rahmetli Hocam Prof. Dr. Fahir Armaoğlu’dan öğrendiğimize göre özetle ‘nükleer güç’ sahibi Bağımsız Fransa yanlısı ve 2. Dünya Savaşı kahramanı Cumhurbaşkanı General Charles de Gaulle NATO’nun askeri kanadından çekilerek 1966’da ilk tepkiyi de koymuş ve Fransa üstün nitelikli uçaklar dahil kendi silahlarını üretmeye başlamıştır.( 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi)

Çözümsüz Orta Doğu'da Türkiye ile Yunanistan çekişmesi ne olacak?
 
Görüşülecek konular oldukça yüklü olsa gerek. AB, Kıbrıs, Füze Kalkanı ve belki olası bir kaç NATO Tatbikatı da bu görüşmelerde değerlendirilecektir. Genel Sekreter Fogh Rasmussen’in Ankara’dan sonra Atina’ya da uğrayacak olması Kıbrıs çevresinde geçen yıl ısınan suların durulmasına da yönelik olabilir. Bilindiği gibi Atina ne Ege Denizi ne de Kıbrıs Adası konusunda geri adım atmıyor. Bu direncinde Türk diplomasisine bir pıtırak gibi yapışmış olan Atina, açıktır ki 1820’lerdeki ilk bağımsızlık ayaklanmalarında kendisini askeri olduğu kadar diplomatik yönden de Osmanlı’ya karşı destekleyen Batı’ya güveniyor.
 
Karikatür Krizinden NATO’ya uzanan yolda Rasmussen
 
Anders Fogh Rasmussen adı bize hiç de yabancı değil. İlk olarak Peygamber Efendimiz’le ilgili olarak densiz bir Danimarkalı karikatüristin 2005’te çirkin nitelikli on iki (12) karikatür tasarımı yüzünden tanıştık kendisi ile. Türkiye dahil pek çok İslâm ülkesinde değişik içerikli tepkiler sahnelendi. Ne yazık ki ne Danimarka ne de o karikatürist hiç bir yaptırıma uğramadı. Bu yüzden oldukça şımaran yetmişlik  yılışık suratlı karikatürist  Kurt Westergaard 2009’da söz konusu karikatürlerin sayısını (26)’ya çıkartarak satışını yapmaya başlamıştı.
 
Söz konusu çirkin saldırıdan bir süre Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu Danimarka Başbakanı Fogh Rasmussen'den bir gazetenin Hz. Muhammed karikatürleri yayımlamasının Müslümanlara yönelik ‘onur kırıcı ve aşağılayıcı bir davranış’ olup olmadığını sormuş Rasmussen ise bu konuda açıkça hiç bir cevap vermemiş; verilecek yanıt için ilgili (3) bakanlığı harekete geçirdiğini söyeleyerek sorunun ört bas edilmesine doğru bir yönelim içine girmiştir. Olay da küllenmiştir. Oysa tepki koymak adına kimi Müslüman topluluklar gerektiği gibi yollara düşmüş seslerini bütün dünyaya duyurmuşlardı. Hiç bir Müslüman devletten ya da örgütten gerektiği gibi bir yaptırımı, akıllarda kalıcı hiç bir tepki de doğmamıştır. Bir kez da açıkça görülmüştür ki kuru gürültüyü severiz.
 
Hatırlanacağı üzere  2009 Nisan ayında Strasbourg’daki NATO zirvesinde Türkiye’nin ikna edilmesinin ardından NATO Genel Sekreterliği’ne seçilen dönemin Danimarka Başbakanı Fogh Rasmussen, her ne hikmetse bugünlerde pek dillendirilmeyen Medeniyetler İttifakı Forumu’nda yaptığı konuşmada da karikatür krizi konusunda geri adım atmamıştı. 
 
Rasmussen: Sansür diyaloğun düşmanıdır
 
Toplantıdaki konuşmasında ‘Sansür türü tüm şeyler diyaloğun düşmanıdır, açık net bir diyalog için sansür ve saklamak değil, ifade özgürlüğü şarttır’ açıklamasında bulunan  Başbakanı Fogh Rasmussen  söz konusu karikatürleri nedeniyle İslam dünyasından özür dilemek ve çizeri için soruşturma başlatmak yerine ise şunları söylemişti: ‘Orada benim tavrım gayet açıktı. Ben insanları dini, etnik geçmişleriyle ilgili suçlamaktan yana değilim. Ben dinlere ve dini sembollere saygı duyarım. Hz. Muhammed de dahil olmak üzere, hiçbir zaman hiçbir dini figürün insanları rahatsız edecek şekilde kullanılmasından yana değilim. Bazı insanlar karikatürleri İslam’a saygısızlık olarak aldı, bu kesinlikle benim görüşüm değil.’
 
Anlaşılan o ki Fogh Rasmussen’e göre ‘kutsal değerler’ de düşünce özgürlüğü kapsamında düşünülebilir. Bu yüzden bir yazarın söz konusu kutsal değerler içinde yer alan İslâmi değer yargılarına saldırması ya da bu konularda hakaretamiz bir şeyler çiziktirmesini önlemek ya da cezalandırmak için her hangi bir yaptırıma gerek yoktur.
 
NATO savunması için her yol mübah mıdır?
 
Fogh Rasmussen’in 2009’da NATO Genel Sekreteri olduktan bu yana sık sık Ankara’ya geldiği biliniyor. Öncelikle ABD ile AB ülkelerini bu arada Türkiye’yi de kapsayan NATO çıkarları için gerçekleştirilir bu ziyaretler. Kapalı kapılar ardında geçen bu görüşmelerde gizli nelerin konuşulduğunu bilemeyiz.
 
Her ziyaretten önce kabaca gündem belli olsa da gerçek gündemin ne olduğunu toplantıya katılanlardan başka kimse bilemez. Devlet sırrıdır bunlar. İşin içine NATO yetkilileri de girince sırlar katmerlenir. Bu yüzden söz konusu görüşmeler suya sabuna dokunulmayan kimi diplomatik kimi askeri terimler eşliğinde geçiştirilir. 
 
Geçen yüzyıl boyunca SSCB ile ortaklarının olası bazı saldırılarına karşı 1949’da kurulan savunma amaçlı NATO, değişen dengelere göre bugün yine Moskova odaklı her hangi bir saldırı yanında Orta Doğu’daki Batı çıkarları için varlığını koruyan en büyük askeri güç birliğinin adıdır. Çok amaçlı bir Derin Devlet örgütlenmesi olarak da adalandırılan Gladio yapılanması NATO içerisinde serpilip gelişmiştir. NATO ülkeleri içinde bulunan Batı karşıtı her türlü muhalif harekete karşı kurulan bu yapılanmanın 1991 sonunda SSCB’nin dağılmasından sonra ise ortadan kalktığı sanılıyor.
 
Kore Savaşı’ndan Füze Kalkanı’na
 
1950’de K. Kore ile Çin’e karşı NATO tarafından başlatılan Kore Savaşı’na DP iktidarı Türk askerleri yollamış ve 1954’te de resmen NATO üyesi olmuştur. NATO’nun bugün yirmi sekiz üyesi vardır. Türkiye veto etmiş olsa bile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de NATO’nun koruması altındadır diyebiliriz. Bu bağlamda Orta Doğu’daki son gizli paylaşım sürecinde İsrail de dolaylı olarak NATO güvencesindedir denilebilir. Rusya’nın teknolojik destekleri ile Nükleer Silahlı bir güce dönüşen İran İslâm Cumhuriyeti’ne karşı Malatya’ya konuşlandırılan Füze Kalkanı’nın Türkiye kadar İsrail’in güvenliği için de görev yapabileceği biliniyor.
 
NATO Genel Sekreteri Fogh Rasmussen bu ziyareti ile üstü kapalı uzlaştırıcı bölgesel bir öz denetim mi yoksa Orta Doğu’nun yeniden biçimlendirilmesi yolunda bir fikir coşkusu kumpası mı sağlayacak umarım yakında öğreneceğiz.
 
İçinde pek çok açmaz barındıran Orta Doğu Sorunu NATO olmadan çözülemez mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bana göre Ortadoğu'da sorunu yaratan da onlar, çözmek için devreye giren de onlar. Bir kısır döngü içerisinde kavruluyor insanlar. Ne zaman ki çıkarları kalmaz, o zaman rahat bir nefes alabilir Ortadoğu...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 18.02.2012 0:58
Cevap :
Ayşegül Hanım haklısınız. Olan bitenler karşısında başımız dönüyor artık.Bu ne kargaşa, bu ne barut kokusu,bu ne insan kıyımı,bu ne silah yığınağı böyle değil mi?Bu yüzden siz de haklı olarak: Bir kısır döngü içerisinde kavruluyor insanlar, diyorsunuz.Bence de çok yönlü bir kavrulma var orada: Bana göre bu öyle bir kavrulma ki 'çifte kavrulmuş leblebiden de kimi lokum türlerinden de öte bir yanmışlık içinde bulunuyor kimi siyasi akıllar.Gerçek değer yargılarımız da harcanıyor bu arada. Din, şehtitlik,Peygamberimiz,dindarlık,İslam Kardeşliği,komşuluk, yurttaşlık artık eski anlamlarını koruyabiliyorlar mı? ‘Ne zaman ki çıkarları kalmaz, o zaman rahat bir nefes alabilir Ortadoğu’ diyorsunuz. Bence Batı O.Doğu’daki çıkarları için yapıyor bütün bunları. Kullanabileceği milyonlarca maşa olduğu da gün gibi ortada! Sanırım Batı ulaşacağı 'nihai hedefler için' bize ‘bir kısır döngü’ içindeymiş gibi bir bulanıklıkla yaklaşıyor.Oysa Batı çok kurnazdır.Katkılarınız için teşekkürlerimi sunarım...  18.02.2012 11:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 990
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster