Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
10614
 

Ünsal Emre'nin erken ölümü kimilerine ders olsun!

Ünsal Emre'nin erken ölümü kimilerine ders olsun!
 

Ünsal Altınay EMRE (Kocaeli 23 Ocak 1947 - İstanbul 24 Ocak 2012)


İki gün önce Beyoğlu'ndaki evinde ölü bulunan Yeşilçam'ın emektar oyuncularından Ünsal Altınay Emre, bugün İstanbul Hasköy'deki Kırmızı Minare Camii'nde kılınan öğle namazının ardından son yolculuğuna uğurlanmış.

Öğrendiğime göre (450) kadar filmde rol alan ünlü karakter oyuncusu Ünsal Emre (65) yaşında aramızdan ayrılmış bulunuyor. Onunla son olarak Kubilay filminde birlikte çalışan Yönetmen Faik Ahmet Akıncı'nın yakında çekeceği Üç Kadın, Üç Kader adlı sinema filminde başrol oyuncusu olarak rol verilen Ünsal Emre ne yazık ki artık aramızda değil. Ünlü oyuncunun 'ciğerlerinden ve böbreklerinden rahatsız' olduğu bilindiğine göre zamansız ölümünün ardında yalnızlık, bakımsızlık, geçim sıkıntısı gibi sorunların da var olduğunu söylemek mümkün.


Bana göre Yeşilçam son yıllarda hazan yapraklarının dökülüşü gibi çok büyük değerlerini bir bir yitirmeye başladı. Ölüm insanoğlu için en vazgeçilmez gerçeklerden bir olsa da her ölüm erken gelir. Biz faniler de her şeye rağmen haklı ya da haksız bazı değerlendirmelerde bulunur; kimi olumsuzluklara karşı başkaldırmak zorunda kalırız. TRT'ye ilk başladığım 1976'dan sonra yaklaşık altı yıl bir kaç dizi film gereğince içinde bulunduğum Yeşilçam ortamı ne yazık ki iş sorunları yüzünden hiç de mutlu olamadı.
Bu konuda ne TRT ne de Kültür ve Turizm Bakanlığı(KTB) gerekli ilgiyi göstermediler. TRT bazı yıllarda bu açıdan Yeşilçam çalışanları yanında oyuncular ve yönetmenler ile gerekli dayanışmayı kurmuş olsa bile bugün o çizgisinden uzaklaşmış bulunuyor. Kimi yapım şirketlerine verilen diziler ne yazık ki daha çok para kazanmak için bir basamak olarak düşünüldüğünden, nice sanat kaygıları yanında ne eski oyuncular ne de eski yönetmenler artık devre dışı bırakılmışlardır. Var olan bir aç istisna ise parmakla gösterilecek kadar azdır. Oysa bu sorunumuz derinleştikçe sadece sanatın değişik açılımları yönünden değil kimi canların da erkenden aramızdan ayrılması gibi bir kadere boyun eğmek zorunda kaldığımız çok açık.


Rahmetli Ünsal Emre'nin cenazesinde bir araya gelen Yeşilçam'ın emektarlarından bazıları bana göre başta devlet olmak üzere İstanbul'daki sinema ve televizyon yapıl kuruluşlarının vefasızlığa sitem etmişler. Bu konularda ne kadar haklı olduklarını öğrenmek için yıllarca TRT ve KTB kapılarına dayanan kimi dernekler ve sendikalar ile bazı yönetmenlerin ve oyuncuların kimler olduğunu ve çoğuna da 'mavi boncuk' dağıtılıp dağıtılmadığını (ancak) yetkililer bilir.


İşte bu çerçevede Ünsal Emre'nin arkadaşlarından Yılmaz Köksal'ın söylemiş oldukları umarım birilerinin kulaklarına küpe olur:


'Yılda 100 tane dizi çekilir, bizim jenerasyondan bir arkadaşımız olmaz. Böyle tek başına hepsi giderler. Yeşilçam'ı Yeşilçam yapan aktörler, aktristlerin, kaderi mi acaba böyle yalnız, tek başına ölmeleri. Yeni jenerasyonun hiç mi, ruhu, yüreği sızlamaz? Tabi hiçbirimiz jön oynayacak durumda değiliz, ama amca, baba, hala, teyze niye oynatmazlar acaba? Bu ne biçim bir kindir? Bu insanları böyle tek başlarına ölüme mahkum ediyorlar. Bu insanlar 40-50 senesini vermiş. Zamanında değerlendirememiş olabilir ama biraz saygılı olun o insanlara karşı, hiç değilse onurlandırın, para o kadar önemli değil.'


Sevgili Yılmaz Köksal var ol. Bence Türkiye'de devlet katında ve özel kesimde beslenen düşünce şu: 'Ölen ölür kalan sağlar bizimdir. Bizim adamımız iyidir. Tecrübe de ne imiş? Yaşlılara, emeklilere iş yok. Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı.' Oysa tecrübenin yerinin ne olduğunu ne kimi yeni yetmeler ne kendinden menkul kimi sermaye babaları ne de sanat adlı muammanın içinden gelmeyenler anlayabilir.


Bence Ünsal Emre gibi daha nice oyuncu, yönetmen, yönetmen yardımcısı, prodüksiyon amiri, set amiri, set işçisi, ışıkçı, makyajcı, senarist de bu yaklaşımlar sonucu sefil bir hayat sürerek erkenden aramızdan ayrılmadı mı? Yılmaz Köksal'dan başka binlerce kişi için de geçerli olan bu başkaldırıyı TRT ile KTB duyabilir ve kimlerinin de yüreği sızlayabilir mi?
Sevgili Ünsal EMRE nur içinde yat...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son zamanlarda "vefa bir semt adıymış" lafı çok yayılıyor. Sitem için söylense de ilgililer etkilenmemekte direniyor. Vurguladığınız gibi her dizide 1-2 emektar oynatılsa eski yeni kaynaşmasına da hizmet ederdi. Ünsal Emre'den hareketle konuya dikkati çekmeniz isabetlidir. Yaşlıyı bile makyajla oynatıyorlar. Dile getirmekten çekindikleri bir nedeni olmalı bunun.Şayet kendimizi de eskilere dahil edersek, varsa kibir,kasıntılık ve ukalalığımızı, müdahaleciliğimizi törpülemeliyiz.Direksiyondakine uymalı, empatimiz mütevazilik olmalı. Bunu sadece bir olasılık dahilinde görerek ifade ediyorum.Selam ve saygılar sunarım.

Turbest 
 27.01.2012 0:48
Cevap :
Sayın Turbest olgun kişiliğiniz ile yapmış olduğunuz bu yorumunuz için size ne kadar teşekkür etsem azdır.Peşpeşe (5) yıl Yeşilçam'da bulundum. Mesut UÇAKAN ile Kesit, Sırrı GÜLTEKİN ile İbiş'in Rüyası(10 bölüm), Metin ERKSAN ile Preveze Öncesi(1538), Haşmet ZEYBEK, Münir ÖZKUL, Baki BEYAT ve Rıza PEKKUTSAL ile Zaman Zaman İçinde (3 bölüm) gibi yapımları gerçekleştirdik.Onlardaki iş disiplini, sevgi saygı ve tecrübe birikimi sadece anlatmakla bitmez. Ne yazık ki Yeşilçam kesimindeki bütün çalışanlar zar zor bir emeklilik yakalayabilmişlerdir.Bunun üzerine 'sanat' adlı birikim görmezden gelinmiştir.Oysa 'milleti yaşat ki devlet' yaşasın yani toplum huzur içinde kaynaşsın denildiği halde bizde Yeşilçam çoğu iktidarlarca ötelenmiştir.Bana göre SANATÇININ EMEKLİSİ olmaz. Ne yazık ki hasbel kader yöneticilik koltuğunda oturanlar ne mimari ne edebiyat ne de sanatın diğer alanlarını bilmedikleri için çoğu eserlerin MİMAR SİNAN dahil ileri yaşlarda ortaya konulduğunu anlayamazlar.Dertliyiz!  27.01.2012 11:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 619
Toplam yorum
: 654
Toplam mesaj
: 130
Ort. okunma sayısı
: 696
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster