Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
183
 

Unutmuyoruz!

Unutmuyoruz!
 

Trakya Paşaeli Müdafai Hukuk Cemiyeti


Dünya yeniden kurulur; Büyük Milletimiz orada yerini bulur.

Bağımsızlık, eşitlik ve demokrasi, diğer taraftan bunların sadece sözde kaldığı, bazılarına daha fazla eşitlik tanındığı, kanun hâkimiyeti adı altında keyfî işlemler karşısında yapılması gereken şey;

TBMM’nin ilk kuruluşunda hâkim olan demokratik atmosferi yakalayabilmektir.

O halde devleti, Millet’e bir baskı aracına dönüştürmekten çıkarıp onu gerçek hüviyetine kavuşturmak ve cumhuriyet oluşturmak nasıl bir şeydir?

İşte 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile İstanbul ve ardından Trakya'nın da işgali nedeniyle 31 Mart 1920’de böyle bir Kongre, LÜLEBURGAZ’DA toplandı. Kongre başkanlığına aynı zamanda belediye reisi olan Şevket (Ödül) Bey getirildi. O karanlık günlerde Trakya kongrelerinin amacı Trakya’yı Doğusu ve Batısı ile bir bütün olarak kabul edip Osmanlı yönetiminden ayrılmasını önlemek ve gerekirse ayrı bir devlet kurmaktı. Trakya kongrelerine I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar (Eğilmez) Paşa da katıldı. Hemen ardından 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi ANKARA’DA kurtuluş ümidi ve dualarla açıldı. Trakya-Paşaeli Müdafai Hukuk Cemiyeti ile Anadalu Müdafai Hukuk Cemiyeti TBMM çatısı altında birleşti. 1921’de İnönü Zaferleri ve 13 Eylül Sakarya Zaferi. Bir yıl sonra 9 Eylül İzmir’in kurtarılmasını müteakip 8 Kasım 1922 Lüleburgaz düşman işgalinden kurtuldu. Ardından 10 Kasım Kırklareli, 14 Kasım Malkara, 18 Kasım Uzunköprü, 19 Kasım Keşan ve 25 Kasım EDİRNE kurtuldu.

Unutmuyoruz!


Emperyalist işgalden, Fransız, İngiliz ve Amerikan Mandacılarından kurtulduğumuz yıl dönümlerinde Ege'deki Efelerin ardından anlamaya ve anlatmaya çalışırız onları.

Ordusu ilk önce dağıtıldığından dolayı kolayca işgal edildiği halde pes etmeyenlerdir onlar.  Kurtuluş Savaşı boyunca köy-köy, kasaba-kasaba direnen, işkencelerde konuşmayan, iki Yunan tümenini dört yıl süren gerilla savaşlarıyla Trakya'da oyalayıp Anadolu'ya geçit vermeyen, yurttaki ilk Milli Cemiyet’i kuran Balkanlı ve Trakyalı Atalarımızın mücadelesidir bu ve insanlık tarihinin en haklı, en onurlu savaşıdır.

Tarih, yurdu işgale gelen İngilizleri törenle karşılayanları unutmaz, Tekfurdağı Mutasarrıflarını unutmaz.

Öte yandan yok olma tehlikesine karşın Batı Trakya ile birlikte tüm Trakya'yı tek bayrak altında toplamak, Trakya'daki Müslüman nüfusa sahip çıkmak ve bu bölgede bir Türk Devleti kurmak amacıyla, çıkardıkları YENİ EDİRNE ve AHALİ gazeteleriyle Kurtuluş fikrini savunanları da unutmaz.

Onlar, işgallere karşı mücadele döneminde kısa süreli de olsa bölgesel bir hükümet kurarak direnişleri güçlendirmeye çalıştılar. 7 Eylül 1919'daki Sivas Kongresi sonrasında Anadolu'daki diğer cemiyetlerle birleşerek Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti adı altında TBMM çatısına girdiler.

Milli Mücadele için çabalarken esir düşen Cafer Tayyar (Eğilmez) Paşa’nın da, BJK'nın kurucusu Fuat Balkan'ın da adı söylendikçe Balkanlar ve Trakyalı Vatanseverler; Lüleburgaz Kongresinde olduğu gibi ne zaman ne düşünmeleri gerektiğini çok iyi bilirler. Fuat Balkan, askerdir. Kurtuluş Savaşı döneminde de komitacıdır.  Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 1 numaralı kurucu üyesi ve başkanıdır. Osmanlı Ordusu'nun bir subayı olarak I. Dünya Savaşı’nda, Batı Trakya’da Bulgar komitacıları ile Sırp ve Yunan işgaline karşı mücadele etmiştir. 1908-1923 yılları arasında aralıksız olarak, önemli ve gizli görevlerde bulunmuş, Batı Trakya’da, Yunanın Anadolu’ya sevk edecekleri kuvvetleri Rumeli’de oyalamakla görevlendirilmiştir. TBMM VI. ve VII. dönem Edirne, VIII. dönem Kocaeli milletvekilliği yapan Fuat Balkan, Cephe’den Meclis’e girenlere verilen yeşil-kırmızı kurdeleli İstiklal Madalyası sahibidir.

Şüphe yok ki tarih, geçmişini unutmayanları, ders çıkarıp vatan toprağını ve mazlum milletini cansiperane savunanları geleceğe taşıyacaktır.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tandoğan, Gündoğdu inliyor, haykırıyor. Marşlar, türküler, şarkılar… Cumhuriyetin coşkusu yüz binlerce yürekte ahenk ahenk müzik oluyor, kulaklarda en ücra köşelere kadar dalga dalga yankılanıyor. İstiklal marşı, Onuncu Yıl marşı hep bir ağızdan ayakta büyük bir coşkuyla okunuyor.”Dağ başını duman almış/Gümüş dere durmaz akar…” Köroğlu bile söylenir bu meydanlarda”Ok atılır kalasından/Hak saklasın…” Edip söyler ”Çocuklar inanın. İnanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz…” Göbek havası mı sandın bunları behey sersem! Bunlar yok olan bir milletin kurtuluşunun türkü olmuş simgesi, destansı haykırışlarıdır. Yer gök kırmızı. Dalga dalga bayrak denizi. Behçet Kemallerin altın saçlı mavi gözlü ilahı, büyük kurtarıcı omuzlarda taşınan dev resminde sanki hemen oradan inip on binlerin arasına katılacakmış gibi öylesine canlı askerlerine gülümsüyor. Bir devre adını yazan, yok olmuş bir milleti yeniden diriltip ayağa kaldıran Selanikli Mustafa sanki “Daha ben ölmedim” diyor.

Kerim Korkut 
 24.01.2013 9:14
Cevap :
Sevgili KORKUT, işte bu! :) "Göbek havası mı sandın bunları behey sersem! Bunlar yok olan bir milletin kurtuluşunun türkü olmuş simgesi, destansı haykırışlarıdır." Sözün, özü çağırdı; "İşte siz öyle kişilersiniz ki onları seversiniz. Olar ise sizi sevmezler. Siz kitapların hepsine, hakikat bilgisinin tümüne inanan ve iman edenlerdensiniz. Sizinle karşılaştıklarında yüzünüze gülerler. Yalnız kalınca da size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki; "Kininizle kahrolun!" Şüphesiz Rab'bim varlığınızın gerçeği olarak içinizdekini bilir." (Âl-i İmran 119)Değerli KORKUT, ilginize teşekkür ederim. Tenkitlerinizin devamını dilerim. Syg, svg, slm... A.AK  24.01.2013 12:54
 

Burada entel yok. Zengin, sosyete, Tarabya, Etiler, Kordon, Bornova, Kadifekale yok. İşte şu uzun saçlı küpeli genç diskodan gelmiş icabında nolacak? Sen biliyor musun bu karagözlerdeki acılı bakışların hikâyesini? Söyleyim de hafife aldığın için utan. Bu genç, namusunu, şerefini korumak için Yunan çizmeleri altında ölmeyi seçen (toprağı cennet olsun) Mehpare hanımın torunu. Şimdi Gündoğdu Meydanı’ndan Ege’nin mavi sularına bakarken yüzünü bile görmediği, albümdeki eski yırtık siyah beyaz resminden bildiği rahmetli babaannesinin ruhuyla buluşuyor.

Kerim Korkut 
 24.01.2013 9:14
Cevap :
Sevgili KORKUT, merhaba; bloguma değer kattınız, teşekkür ederim. A.AK  24.01.2013 12:24
 

Kalabalık sayıyla olmaz. Coşku yoksa inanç yoksa dünya bir araya gelse mahşer kurulmaz. Gözlerimiz aptal olmuş, bakışlarımız şaşkın. Bir görüyoruz on, on görüyoruz yüz oluyor, bin oluyorlar. Sanki bir devrin ölümsüz şehitleri de tarihin sayfalarından fışkırıp Tandoğan’a doluyorlar. Şair yazamaz. Ressam çizemez. Bu okyanus dalgaları gibi yalpalayan mahşeri kalabalık, kırmızı beyaz bayrak denizi Anıtkabir’e, Dolmabahçe’ye, Samsun’a ışıklar yolluyor şimşek hızında. Bu ışıklar anlayan için dostların kalbinde umut, düşmanların yüreğine ok gibi saplanacak “Cumhuriyet kararlılık mesajları” dır. ”Biz her zaman buradayız. Gerektiğinde Ulubatlı Hasan, Tek Kollu Bayram, gerektiğinde Nene Hatun, Kara Fatma’yız” İşte şurada bayrak sallayan Kadıköylü emekli öğretmen Fatma Aliye hanımın annesi, Halide Edip’in Sultanahmet mitingine katılmış. Yüz binlerle birlikte Kara çarşafıyla yumruğunu İzmir’e doğru kaldırıp ”Ya istiklal ya ölüm” diye haykırmış.

Kerim Korkut 
 24.01.2013 9:13
Cevap :
"Bu ışıklar anlayan için dostların kalbinde umut, düşmanların yüreğine ok gibi saplanacak..."  24.01.2013 13:00
 

Güneşle birlikte başladı muhteşem buluşmaların kavimler göçü. Zafer kıtaları gibi bölük bölük, yumak yumak, dalga dalga aktılar Türkiye’nin kalbine doğru. Onları ellerinde ayyıldızlı bayraklar, omuzlarında Anafartalar kahramanı ve kalplerinde Cumhuriyet mührü, ayağa kalkmış bir ulus bekliyordu. Soruyorlardı kimi cahiller ”Nerelisiniz? Amasyalı, Uşaklı, Vanlı mısınız?” Dumlupınar’ı gösteriyordu en öndeki. Conk Bayırı’nı, Kocatepe’yi, Sakarya’yı, İnönü’yü. ”Biz oralardan geldik.” Biz de yürüdük, bilirim, Kalahari Çölü’nün kumları gibi yakar bu günlerde Tandoğan Meydanı’nın kaldırımları. Eski zaman çarıkları gibi incecik çıplak ayaklarda, burma burma örgülü beyaz yazlıkların içinde yanar kavrulur ayacıkları. Sanki Cahit Külebi’nin şiirinde Mustafa Kemal’in Kağnısı’nı taşıyan Elif’e özenmişler. Alınları terli, gözleri mahmur. Sanki Mustafa Kemal’in kağnısını kara geceden geceden onlar yeldirmişler.

Kerim Korkut 
 24.01.2013 9:12
Cevap :
"Soruyorlardı kimi cahiller 'Nerelisiniz? Amasyalı, Uşaklı, Vanlı mısınız?' Dumlupınar’ı gösteriyordu en öndeki. Conk Bayırı’nı, Kocatepe’yi, Sakarya’yı, İnönü’yü. 'Biz oralardan geldik.' ..."  24.01.2013 12:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1039
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster