Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
903
 

Veli Toplantısı Rezaleti

Toplantı saat 16.30 - 18.30 arasındaydı. İşimden çıkıp okula gitmem İstanbul trafiğinde ki mesafenin 35 km. olduğunu düşünürseniz yaklaşık 1 saat sürdü. İşlerimi toparlayıp yöneticimden izin alıp çıktığımda saat 15.45, okula ulaştığımda 17.00 idi.

Okul girişinde oğlumun sınıfı ve görüşme yapılacak öğretmenler listesini aldım. Doğal olarak en çok derse giren öğretmenin olduğu sınıfa doğru yöneldim. Bekleyen 4 kişi vardı. Her zaman kapıda "lütfen 5 dakikadan fazla içeride kalmayın "yazmasına rağmen bana sıra geldiğinde saat 18.00 idi. Bu süreç içinde başka sıralara girmedim zira ingilizce sınıfının önünde de benzer bir kuyruk vardı yani bir seçim yapmalıydım. Sıra beklerken kapı önünde veli konuşmalarına her ne kadar yol boyunca kendimi karışmama yönünde tembihlesem de elimde olmadan karıştım. Tam bir devrimci tiplemesi ses tonu ve hareketleriyle. Konumuz din dersinden kimin kaç aldığı yönündeydi. Ben kendi çocuklarımın notlarını takip edemezken veliler nasıl tüm sınıfın notlarını takip ediyor inanamıyorum. Bilmem kim 96 almış, çünkü bismillahirrahmanirrahim yazamamışta bismillah yazmış. Aralarında gülüşmeler. Çok önemliymiş bu arada sınıfın genel durumunu bilmek bakalm herkes ne kadar öğreniyormuş. Yani işler yolunda mı? Öğretmen anlatabiliyor mu? Akıl alır gibi değil. Sonrasında sınıfa başka bir okuldan katılmış velinin dershane araştırmasına ilişkin verilen akıllar " Bilmemne dershanesi çok iyi tavsiye ederim. Hatta harika bir türkçe hocası var onuda tavsiye ederim" Bu çocuklar 4. sınıfta özel okulda ve akşama kadar okula gidiyorlar!!!!

Sonrası bilindik, duyulduk nakaratlar. " Şimdiden sıkı tutmak lazım. Aman ha boş bırakılmasınlar, rakipler gelecek, ezecek geçecek. Hemen koş aman geç kalma " kadın şaşkın bir bakış içinde. İşte tam bu sırada tutamadım kendimi. Gözüm dönmüş şekilde ve mesleğimin İnsan Kaynakları uzmanlığı olmasından kaynaklı reflekse verdim veriştirdim. Çocuklara b u yaşlardan başlamak üzere insanların özel hayatını konuşmamaları gerektiğini öğretmek, arkadaşıyla değil hayat boyu sadece kendisiyle yarışması ve sadece kendini geçmesinin önemini vurgulamak gerektiğini anlattım durdum anlaşılamadığımı bile bile...

Çok merak ediyorum kim oluşturuyor bu pazarı okulların birbiriyle yarışı mı? velilerin birbiriyle yarışı mı devletin politikası mı? Hani dershaneler kalkacaktı? Ne oldu bırakın 3 yılı 5 yıla çıktı. Sonra yazıp çiziyoruz bu ülkeden sporcu çıkmıyor, sanatçı çıkmıyor, yaratıcılık sıfır diye...

3 blok arası ancak 3 öğretmene gidebildim ve saat 19.45 oldu. Geçen yıllar bu rezaleti anlattığımda okulun genel koordinatörü " Gelmeyin Berrin hanım, mecbur değilsiniz gelmeye" dedi. Sorunu çözmeyelim kestirme bir cevap verelim. Sonra çocuk 3 gün önceden başladığı "Anne geliyorsun değil mi toplantıya " endişesini toplantı sonrası " Neden gelmedin anne " sendromuna dönüştürsün.

Çalışan anneye düşmanlık böyle başlıyor sanırım. Geçmiş yıllarda her anneler günü rezaleti, her karne günü rezaleti, her veli toplantısı rezaletinde yazdığım gibi.

Sonra bazı platformlarda nüfusunun yarıdan fazlasının kadın olduğu ülkemizde " Kadının istihdama katılamaması, katılan kadınların yönetici olamaması, politikada kadın sayısı azlığı vb. konuları tartışıp duruyoruz..

Bir yerde yanlış yapıyoruz ama nerede ?????

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elalemin çocuğu başarısız olunca sevinenler de var değil mi? Vasat altı insanların, başkalarının başarısızlığından haz alma gibi anormal huyları vardır. Şişirilen eğitim programları eleştirel düşünmeyi önlüyor. Çocuklarımız programı yakalamak için kafalarını ellerinin arasına alamadan, sorgulayamadan okuyup duruyorlar. Ama hayat okuldan sonra başlıyor. O zaman da bocalıyorlar.

Uguristanbul 
 10.12.2009 17:22
 

Bozuk sistem, yine yönetimin yanlış politikaları..Çocukları sınavdan sınava koşturmacalar..Ordan buraya dersaneye,kursa, özel hocaya,özel okula...Herşey özel olsun tabii.Paramız bol zaten.Hepimiz refah ve lüks içinde yüzen bir ülkenin çocuklarıyız ne de olsa!Eğitim,sağlık v.s...Herşey özelleşsin.Parası olmayan okumasın cahil kalsın ki devlet, güdecek koyun bulabilsin..Parası olmayan ölsün ki; devlet fakirle,yoksulla uğraşmak zorunda kalmasın...Ayrıca nasıl olur bilemem ama bu veli toplantısı olayına bir çözüm şart elbette.Benim işyerimde de maalesef aynı sorunlar yaşanıyor.Biraz uzattım sanırım:)Kusuruma bakmayın lütfen..Tutamıyorum bazen kendimi.Saygılar...

esmerkız 
 09.12.2009 0:33
 

Çocuğunuz dersaneye de gitmeye başlayınca haftanın 7 günü dolu olacak. Haftasonunda bile sabah erkenden kalkıp dersaneye gidecek. Hep rekabet denen duyguyu öğrenecek. İşbirliği içinde çalışma ve paylaşımı öğrenemeyecek. Sanattan, kitap okumaktan mahrum kalacak ve önceliği hep test kitapları olacak. Sistem bu işte.Sanki herşey normalmiş gibi davranıyoruz. Kimse sistemi sorgulamıyor. (Siz hariç) Devlet, biz öğretmenleri dinlemiyor. Bari siz veliler olarak sesinizi yükseltin.. Saygılar..

şule yüksel öztürk 
 08.12.2009 20:40
 

Berrin hanım merhaba, Benim kızım da bir kurumda insan kaynakları müdürü. Tuşladığınız konuların da çoğu bana empatik (duygudaşlık) geldi. Ne ki ben milli eğitimin hemen her kademesinde 40 yıl çalıştım ve emekli oldum. Benim de olanlara aklım ermedi!.. Başarı ve esenlik dileklerimle.

Muhsin DURUCAN 
 08.12.2009 20:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 29.06.09
 
 

12.09.1968 Ankara doğumluyum. 1989 Mülkiye mezunuyum. Evli ve 2 çocuk annesiyim. İnsan Kaynakları a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster