Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
748
 

Vicdan mı, hayat mı seni kim çağırıyor?

Vicdan mı, hayat mı seni kim çağırıyor?
 

“Hain kadın adamın yuvasını yıkmış… Hiç mi utanmadı acaba? Hoş mu şimdi çocuğu anasından/babasından ayırmak? Hiç mi düşünmedin be adam arkanda bıraktıklarını? Kaç yaşına gelmişsin artık amma da ayran gönüllüymüş, evlenmeseydin o zaman! Kendisine yapılsa ne olacak? Ahlaksız…”

Durmayın bir de siz söyleyin. Söz uçar ama yazı kalacak…

Modern hayat biçimi benimsemişler dünyasında biri diğerinin hayatından gitmek istediğinde artık kimseye bir şey olmuyor. Kaybeden olmanın çocukluktan kalma ağırlığı altında kırgınlık yaşanıyor, durumu kendine yedirememekle birlikte sinir harbi veriliyor, arkadaşlardan taraflar oluşuyor, mal mülk paylaşımı gibi çıkar içeren noktalara geliniyor, bir sürü laf havada uçuyor başka da bir şey olmuyor. Zaman geçtikçe herkes olana bitene alışıyor, sonuç olarak yaşanacak ne varsa o yaşanıyor. Zorla, konuşmayla, geri dön(üş)me çabalarıyla kimse kimseye dönmüyor.

Asıl olan şu ki; vicdan yapmayan, hiçbir hesaba kitaba girmeden aşkını yaşamak isteyen, cesaret gösteren, ( başkalarına göre de ) bencil olup, sadece kendini düşünen kim ise; o kazanıyor. Kişi “aşk”ı yaşamak istiyorsa o anda toplum kuralları vız geliyor çünkü sevme ve sevilme ihtiyacı hayatımıza yön veriyor, aşk neredeyse hayat oraya akıp gidiyor.

Acımaya ya da kızmaya meyilli dışarıdan gözler; işin ahlaki boyutuna takılıp, sadece kendi çerçevelerinden yorumlar yaparak kazanmış görünenin o anda yaşadığı duygularını belki de hiçe sayıyor. Bana göre ağız dolusu saldırılar yerini bulmadığı gibi, içinde yaşamadığın bir duruma yorum yapmak da yanlış geliyor. Kim bilir kim hangi nedenle yeni aşka yelken açmıştır bilmeden infaz ediliyor. Mağdur olan- belki de mağduriyetini biraz kendi yaratıyor- kendi gerçeğini bir gün mutlaka kabul ediyor.

“Ayrılık” kelimesi ilk akla düştüğünde, ayrılık çoktan hayatımıza giriyor. İddia edilende olduğu gibi düşündüklerimizi hayatımıza çekebilme yetimiz varsa akla gelen “ayrılık” anlamını tamamlamak üzere bir şekilde eylemleşiyor. Tamamlama sürecinde ayrılmak istemiyorum diye direnen taraf kendini ve karşı tarafı oyalamaktan başka bir şey yapmıyor, çıkar savaşları arasında arada tek kazanan avukatlar oluyor.

İhanet gibi görünen, gerçek duygularla gerçek aşka yürüyenler yürekliliklerinden ötürü her daim kıskanılacağı için hep dışlanıyor. Belki de vicdanını çok işleten hayatta bir yere takılıp kalıyor bir sürü şeyden geri duruyor, vicdanına pas vermeyen ise vurdumduymaz diye yaftalansa da hayatta en ihtiyacı olduğu duyguya doyarak yaşıyor.

Öyle ki, aşk başka bir yerde tomurcuk açıyorsa yürekliysen eğer kıyıp da koparılamıyor, sonuna kadar yaşanıyor. Cesaret elinden tutmadığında ise aşk bir kitap arasındaki hikayelerde saklanıp, arada bir hatırlanmak üzere bir rafta kurutuluyor.

Not buketi:

* Şımarıklık yapıp da, duygudan yoksun bir şekilde aşk yaşıyormuş gibi göstererek bunu yaşam biçimi olarak benimseyenler, yemezler! Bu yazı sizin özrünüz olamaz.

** Bu yazı gül gibi ailenizi yüreğinizi pır pır ettiren birileri için hemen bırakın, kopun hayatınızı yaşayın şeklinde ahlaksızlığa teşvik yazısı değil, bu da olabilir şeklinde “yeni bir bakış açısı geliştirelim” yazısıdır.

*** “Aman sanki bulduğuyla sonuna kadar yaşıyor mu, onunla da bitiyor” gibi bir yorum da gelebilir, denemeden kim bilebilir?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En iyisi her konuda gerektiği gibi empati kurabilmek...Evde çocuğuyla tüm ümitlerini eşine bağlamış aldatılan kadını...karısında istediğini bulamayan mutsuz adamı...adama gerçek aşkla bağlı ama çoğu kez yalnız kadını...Herkes biraz empati yapmalı ve kendi hayatının çelişkilerine bakmaksızın başkalarının ilişkilerini yargılamamalı...sevgiler

Dilek Fuçucı 
 12.12.2008 23:30
Cevap :
İşte tüm anlatmak istediğim buydu. Belirttiğiniz tarafımız eksik, eğitimsiz. Sağduyumuz, hoşgörmek için sebeplerimiz; hepsi köreltilmiş gibiyiz. Değerli yorum için çok teşekkürler Dilek Hanım. Sevgilerimle.  13.12.2008 10:45
 

Keşke herkes, yaşamak istediğini yaşasa,sonunda üzülen olmasa,ayrılık olmasa,normal karşılansa,kıskanmasak, acı çekmesek, ama insanız işte, vicdan da yapıyoruz, karşıda çıkıyoruz. Yaptığımız herşeyin, bir bedeli vardır. O bedeli ödemeye hazırsanız eğer, ben hiç durmayın, derim.Sanki size söylüyormuşum gibi oldu:)) Genel konuştum.Yanlış anlaşılmasın.

SINIR 
 20.11.2008 23:24
Cevap :
Tepki vermeden önce biraz durup düşünmek gerek sadece, işin bu tarafına biraz dikkat çekmek istedim. İnsan bir gün çok tepkili olduğu bir şeyin içinde bulabliir kendini. O yüzden tepkilerimize, yeren konuşmalarımıza dikkat etmemiz, hoşgörümüzü biraz daha yüksek tutmamız gerek diye düşünüyorum. Değerli yorum için çok teşekkürler. Sevgi ve saygılarımla.  21.11.2008 9:26
 

sevgi insana herşeyi yaptırıyor maalesef. hata da , faydalı işler de. Ama sonuçta birşeyler yapmaya yöneltiyor. Eline sağlık arkadaşım.

Sokrates 
 20.11.2008 12:47
Cevap :
Katılıyorum. :)) Yorum için çok teşekkürler.  20.11.2008 13:38
 

Ne muhteşem bir anlatım!!! Bir gün kitap çıkarırsan ve konusu da uyarsa ismini buldun bile..

Faruk Sürener 
 20.11.2008 9:16
Cevap :
Faruk, çok teşekkür ederim. İnşallah içten temennin bir gün gerçekleşsin. İsmini koyarak başlayalım belki gerisi de gelir öyle değil mi? Sevgiler...  20.11.2008 10:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 727
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1578
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Bir fikirden bir başka fikre, gerçeği bulana kadar bir halden başka bir hale geçip duruyorum. İnc..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster