Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '15

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
60
 

Yakılan her anız yüreğime dokunuyor!

Geçtiğimiz günlerde sosyal paylaşım sitelerinden birinde izlediğim bir video beni derinden yaraladı… Video da büyükçe bir tarlada anız yakıldıktan sonra ortaya çıkan acı gerçekler yer alıyordu. En çarpıcı örneklerinden biriyse kömürleşmiş bir kuş bedeniydi… Bu anne kuş yavrularını yangından koruyabilmek için kanatlarını onların üzerine germiş ve o şekilde hepsi birlikte can vermişlerdi… Yanarak… Yürek dayanacak bir g örüntü değildi… Her yakılan anızla dünya üzerindeki milyonlarca farklı türde hayvanın yanarak can verdiklerine şahit oluyoruz. Bu nasıl bir vicdandır ki her yakılan anızın ardından bu vahşet görüntülerine şahit olan onca çifti ertesi yıl, sonraki yıl ve daha sonraki yıl defalarca yine yeniden, acımadan, bile bile tekrarlayabiliyor bu olayı…  
 
Anız yakmak çiftçiler için bir mecburiyet mi? Neden anız yakar çiftçiler bunu bir irdeleyelim:
 
Öncelikle daha iyi tohum yatağı hazırlamak, yabancı ot ve haşereleri yok etmek, hasat sonrasında hemen diğer bir ürünün ekimine geçilecek ise mibzerin istenilen bir şekilde ekim yapmasını, anız sapları ile mibzer gözlerinin tıkanmamasını sağlamak gerekçeleri gibi nedenler ile anız yakılmaktadır.
 
Ancak bu sebeplerin sağlayacağı fayda, vereceği zararın yanında çok küçük kalmaktadır.
 
Özellikle de yaz aylarında gerçekleştirilen anız yakımlarının çevreye ve canlılara ciddi zararları dokunmaktadır. Yeterli tedbirler alınmadığında özellikle orman yangınlarına, hektarlarca ağacın yok olmasına neden olduğu gibi elektrik ve telefon direkleri, enerji nakil hatları dahi zarar görebilmektedir.
 
Anız yakmanın kimyasal etkilerine de ayrı bir parantez açmak gerekir; bu hem çiftçilerin kendilerine, hem ülkemize, hem de dünyaya zarar veriyor. Ayrıca, anız yakımının atmosfere karbondioksit salarak küresel ısınmaya da neden olduğu bilinmesi gereken bir gerçektir.
 
Anız yakımı ile çıplak kalan toprak, su ve rüzgâr erozyonuna uğrayarak, organik üst tabakasını kaybetmek suretiyle verimden düşmektedir. Kimyasal olarak da anız yakımı topraktaki organik maddeleri yok ettiği için toprağın verimini düşürdüğünden, daha çok gübre kullanımına yol açarak su kaynaklarının kirlenmesine sebep olmakta, aynı zamanda ekonomik olarak da çok büyük zararlar vermektedir.
 
Yaban hayatı açısından da anız yakmanın ciddi etkilerine şu konuda da dikkat çekilebilir. Ekin biçilirken yere düşen taneciklerden birçok evcil ve yabani hayvan beslenmektedir. Ancak anız yakılırken bu tanecikler de yandıkları için, canlılar bu besin kaynağından yoksun kalarak belki de onu bekleyen kışı daha zor geçirmeye mahkûm edilmiş olmaktadır.
 
Anız yakmanın önüne geçmek için ne yapmalıdır?
 
1-Tohum yatağı hazırlama modern tarım teknikleri ile yapılmalıdır.
 
2-Hububat hasatları biçer-döverle toprak yüzeyine yakın yapılmalı ki anızın mikroorganizmalar tarafından parçalanması, çürüyerek organik maddeye dönüşmesi kolaylaşsın.
 
3-Hasat sonrası anız parçalayıcı bir aletle toprağı karıştırılmalıdır.
 
4-Yabancı ot ve haşereleri yok etmek için ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
 
Doğal hayata ve ekolojik dengeye ciddi zararları olan anız yakmanın artıları ve eksileri teraziye konulduğunda gördüğünüz gibi eksiler oldukça ağır basıyor. En başta canlıların yaşam hakkını elinden alan ve canice ölümlerine sebep olan, ülke ekonomisinde ciddi maddi zararlara yol açan, insan ve çevre sağlığını tehdit eden anız yakma olayını tamamen yok etmek gerekir… Dünyanın geleceği için, doğal yaşamın bir parçası olan hayvanların hunharca katledilmemesi için…
 
Unutmayın; anız yakmak ekime devam edebilmek için tek yolunuz değil! Çok daha verimli ve zararsız yolları olduğunu da gördünüz… Şimdi seçiminizi vicdanınıza danışarak yapın! Yakılan her anızla yüreğimizden bir parçada yanmasın artık…
 
Kaynaklar
 
1- T.C. Erzurum Valiliği İl Tarım Müdürlüğü, anızları yakmak bilmeden ülkenin geleceğini yakmaktır. Çiftçi Eğitimi ve yayım şube müdürlüğünce hazırlanmıştır , Erzurum-2008
 
 
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster