Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
202
 

Yargıyı yamamak

Yargıyı yamamak
 

“Karayolunda çalışma yapmakta olan üç işçiye çarpan ve işçilerin ölümüne sebebiyet veren 1.71 promil alkollü sürücünün 3 yıl süren davası bu gün karara bağlandı. 21 yıl hapis cezasıyla tutukluluk halinin devamına, sanığın yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak cezasında indirime gidilmesine, 17 yıl hapis yatması ve ehliyetine 2 yıl süreyle el konulmasına karar verilmiştir”.

    “ Diyarbakır’da 14 yaşındaki çocuğa tec…. Eden sanığa 43 yıl ceza vererek, duruşmadaki saygın tutumundan dolayı 11 yıl hapsine…”

    “ Boşanmak isteyen eşini öldürdükten sonra kayınvalidesini de öldüren şahıs, olaydan iki gün sonra teslim oldu. Çıkarıldığı mahkemede ağırlaştırılmış müebbet cezası alan sanık, pişmanlık yasasından faydalanarak tutum ve davranışları da göz önünde bulundurularak cezayı indirime gidildi”.

    “Alkollü bir şekilde araba kullanırken, kendi şeridinde giden polis otosuna çarparak, bir trafik polisinin vefatına sebep olan sanığın, asli kusurlu olmasına rağmen vs vs tahliyesine karar verildi” Tv haberlerinde seyrederken içimizi yakan, her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında okumaya alıştığımız  :((bu haberler aklımızı donduracak şekilde acayipleşip çoğaltıla bilir.

   Suç ve Caza kavramlarının tekrar irdelenmesini istiyorum, Sayın, yasa koyucular. Duruşmadaki saygın tutum, ne demek, biri bana, beş yaşındaki bir çocuğun anlayacağı bir dille açıklar mı acaba? Çünkü; kırk yaşımı geçtiğim halde, ben bu adalet sisteminin, kime nasıl hizmet ettiğini anlayamadım. Adama, 21 yıl hapis cezası veriyorsun bu az deyip ehliyetine de 2 yıl süreyle el koyuyorsun. Sonra, bu adam zaten cezaevinde, hiç alkol de almadı, ehliyeti de bende, alkollü araba kullanıp kimseyi de öldüremez deyip de cezasında 4 yıl indirim mi yapıyorsun? Neye göre, kime göre iyi hal, Sayın yasa koyucular, ben anlamadım! Peki ya diğeri, 14 yaşında çocukluğunun baharında bir yavrucağın, hayatını karartan o i.. Cezaevinde kaldığı sürede hiçbir çocuğun hayatını karartmadığı için mi “iyi hal “ indirimi alıyor. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir. Ya zaten bu şer....lerin cezaevinde oldukları süre içerisinde bu suçları işlemelerine imkan ve ortam yok. Peki, o zaman neye göre kime göre bu “iyi hal” indirimi yahu, bir türlü aklım almıyor. Duruşmaya gelirken giydikleri takım elbise ve yüzlerindeki süt dökmüş kedi ifadesi mi “iyi hal” oluyor? Yoksa, bir kereden bir şey olmaz gibi aşağılık bir lafın arkasına mı sığınıyoruz? Bilemedim ve hiçbir bildiğimde bu bilinenleri açıklamaya, anlamlandırmaya ve anlamaya yetmiyor.

    Özellikle son yıllarda çocuk istismarı ve kadın cinayetleri davaları, trafik kazaları vb. Bu örnekler çoğaltıla bilir çünkü: Dini İslam olan ülkemizde yasa ve yargı sistemi ciddi anlamda caydırıcı cezalar içermemekle birlikte yasadaki boşluklar da ceza faillerinin aleyhinde işletilmekte. Olmuyor, sayın yasa koyucular, ol mu yor. Bu işte bir sıkıntı var, farkında değil misiniz?  Mevcut olan eldeki yasalarla, şimdiye kadar bir yere varamadık ve dahi günden güne suç oranı artmakta, suçlar eskilere oranla vahşetengiz bir hal almakta. Tabi ki resmin bütününde bu olayların sosyolojik, kültürel değişim, toplumsal ve bireysel travmalar vb gibi altyapıları da var da öncelikli olarak “ Adalet mülkün temeli” değil midir? Temeli sağlam olmayan bir mülkün üzerine yapmaya çalıştığın bina da yıkılmaya mahkûmdur. Nereye kadar Şeytanın Avukatlığını yapacağız acaba? Tam da yargı sistemini fetöcülerden temizlemişken yasalarımızı da yamamaktan vazgeçsek de gerçek anlamda adaleti mülkün temeline oturttursak. Bu ülkenin, kafası zehir gibi çalışan hakimleri, savcıları, yargıçları, avukatları var. Hepsi de  Vatanını, Milletini seven, vicdan sahibi, ahlaklı, dürüst, adil, iyi eğitim almış, olgun ve bütün bunların getirisi olarak işinde başarılı sorumluluk bilinciyle hareket eden insanlar. Tabi arada yanlışa meyledip bireysel davrananlar da olmaz değil, olur. Onları da takip eden bir üst sistem var bildiğim kadarıyla. Peki, sorun nerde? Sorunun büyüğü, yasalar ve ceza sistemiyle birlikte, cezaevlerinde. Yeni yargı paketi açıklandı ve fakat, yine çocuk istismarı, kadına şiddet ve adeta cinayete dönüşen trafik suçları ile ilgili ciddi anlamda caydırıcı düzenle meler yok; neden? Yani, yine yamadık yine yamalık olarak bir sürede bunlarla mı idare edeceğiz?

   Yazımın başında bir yerlerde, Dini İslam’a vurgu yapmamın nedenini tam da burada açıklamam gerekiyor. Elimizde Kur’an gibi bir yasa ve yargılama konusunda da bize rehberlik edebilecek kitabımız varken, Batı’dan aldığımız yama yasalarla durumumuzu kotarmaya çalışıyoruz da ondan. “Siz ey iman etmiş olanlar! Sizin ebeveynleriniz ve akrabalarınızın aleyhine de olsa, Allah rızası için hakikate şahitlik yaparak adaleti gözetmeye azmedin. O kişi zengin de olsa fakir de olsa, Allah’ın hakkı onların her birinin önüne geçer. Öyleyse, kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Çünkü, eğer hakikati çarptırırsanız, bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. Nisa süresi (135) “ Siz ey imana ermiş olanlar! İnsaf ile hakikate şahitlik yaparak Allah’a bağlılığınızda sıkı durun; ve herhangi bir kimseye karşı nefretiniz, sizi adaletten sapma günahına itmesin. Adil olun: bu, Allah’a karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın olan davranıştır. Maide süresi (8)

    Ayetler çok açık ve net değil mi? Hem yasa koyuculara, hem yasayı işletenlere, hem suçlulara, hem şahitlere hem de mağdurlara nasıl davranmaları gerektiğini bir solukta anlatı veriyor. Hadi bakalım, herkes konumu gereği, kulağının küpesini seçsin. Seçsin ki adalet denilen o sistem yerine otursun. Ne demiş Hegel: “Devletin varlığı, Tanrının dünyada yürüyüşüdür, adalet; Tanrısal olan sevginin dünyadaki ifadesidir”. Dünyanın değişip güzelleşmesini istiyorsak, önce adalet sisteminden başlamalıyız ki mazlumun ahı göklere ulaşmadan, o Tanrısal sevgide nasibimiz olsun. Ve bunun ilacını da ne güzel sunmuş Hz. Mevlâna: “ Ey adalet, tüm adaletsizlikler ve haksızlıklar benden, benden benlikten çıkmakta tüm kötülükler” diyerek, adalet mekanizmasının var oluş ve işleyişindeki, bireylerin önemine vurgu yapıyor ki bu sözden çok küpeler takılır da bu konuyu da bir sonraki yazımıza bırakalım. Adaletli güzel günlere.

   

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşamın anlamı ve amacı doğru algılanmadığı sürece taşınması zor ve ağır bir yük olur insana hayat.Bütün dinler doğru olmayı,haram ve günahtan uzak durmayı,tam adaletin uygulanmasını ve insanlığın barış içinde daha rahat nefes almasını emreder,ama ne yazık ki bizim de dinimiz kültürleştirilerek esas özünden uzaklaşılmıştır.Ülkemizdeki barış,adalet ve özgürlük de bu yüzden benliğini yitirmiştir.Gerçek çağırılmalı ve insan yüreği iyiliğin,doğruluğun ve güzelliğin dostu olmalıdır.Kurtuluşumuz buna bağlı sanırım.Hem sizin örnek gösterdiğiniz Nisa 135 ve Maidie 8 Sûrelerinin adalet konusunda "adil olun" çağrısına tüm müslümanım diyenlerin şartsız uyması gerekir...Çok güzel ve anlamlı,önemli tesbitleriniz var güncelinizde.Elinize sağlık sayın Naz Yaz.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 17.10.2016 13:11
Cevap :
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, yaşamak bir orman gibi kardeşçesine.Kardeşçe yaşamayı öğrenip,birbirimize merhamet etmedikçe hiç bir din bizi kurtaramaz.Onlar da bunu öğrenmemiz için salık verilmiş değil mi hocam.Din, güzel ahlaktir,vicdandir onu sadece,haram,helal ve günahın içine hapsedersek ilahi mesajların özünü anlayamayiz.Evet,dinimiz konusunda ciddi anlamda algimizi değiştirdiler.Kur'anı,aklın, bilimin ve gönlün ışığında yaşamaya çalisirsak ,dediginiz gibi ozumuzude çağırmış olacagiz hocam.Saygilar.  18.10.2016 13:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 160
Kayıt tarihi
: 19.08.13
 
 

Çok bildiğimden değil anlamak ve anlam kazanmak için yazıyorum, anlamlarla var olmak adına, herke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster