Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2297
 

Bir kalkınma modeli : Huaxi köyü

Bir kalkınma modeli : Huaxi köyü
 

milliyet.com.tr


Hani hep şikayet ediyoruz ya, Anadolu’dan yatağını sırtına vuran vatandaş, doğru büyük kentlerin kapısına dayanıyor; İstanbul’un varoşlarına “buranın taşı toprağı altınmış..” diyerek gelip yerleşiyor.
 
Neredeyse Anadolu’da adam kalmayacak. Bir zamanlar saydığımızda 40 bin olan köy sayısı neredeyse yakında yarıya inecek. Peki, millet Anadolu’yu neden bırakıp, büyük kentlere kaçıyor. Soracak olursan : “Geçimim yok Bey..!” diye yanıt veriyor. Elbette dirliği  yok.. Toprağı işleyemiyor; toprak para getirmiyor, tarım boğaz doyurmuyor. Hayvancılık , çoktan beri gerekli önlemler alınmadığı için, hayvancılık da ilkel yöntemlerle sürdürülüyor; o da para getirmiyor.
 
Sanayi , dersen.. Sanayi henüz köye uğramadı bile.
 
Köylümüz, bin yıllık hurafeler içinde, bin yıllık düşünceleriyle, köy kahvesinde düşünüp duruyor da bir çare bulamıyor.
 
Aralarından bazı sivri akıllılar çıkmıyor mu..? Çıkıyor… Onlar  tarımda, hayvancılıkta ve her şeyde bazı yeni yollar öneriyorlar. Fakat bizim ülkenin insanı lağar.. Lağar olmasa bile bu işlere girişecek anapara nerede, fikriyat nerede..? Öyle arpacı kumrusu gibi düşünüp duruyor.
 
Köylerimiz öyle, bin yıllık bırakılmışlığı içinde, aslında   .ok içinde, gübre kokusundan sokaklarından geçilmez halde… Bu durumda yaşamaya çalışıyor.
 
Hani memleket dönüşecekti… O işe İstanbul’dan başladılar.. Niçin?  RANT için, İstanbul’u satıp satıp kar edecekler. Yüz katlı apartmanlar dikecekler. İstanbul’un hiç geçilmeyecek caddelerine yine binlerce araba, binlerce insan ekleyecekler. İstanbul ölmüş, bitmiş be… Görmüyor musunuz? Asıl dönüşmesi gereken Anadolu… Anadolu’nun köyleri. Kalkınma köyden başlamalı diye yüz kere söylüyoruz. Ama dinleyen kim.. Anlayan kim.. Köylü , işçi vatandaşımız uyusun… Kimse uyandırmasın, Biz İstanbul’u bir güzel dönüştürelim. 
 
Olur mu olur… Bütün haramzadeler, İstanbul’u alt üst etme peşindeler. İstanbul sonunda devletin de, milletin de başına bela olacak, bilmiyorlar…
 
Ee ne yapmak gerekir?  Eğer iyi niyetliyseniz biraz sağa sola bakmak gerekir. Dünyayı görmek gözlemek gerekir.  “Çin kalkınıyor..” diyoruz. Her türlü malımızı artık Çin’den alıyoruz. Peki, bu pırasanın bolluğu nereden?
 
İşte bakın, görün.. Çin’de bir köy ve nice köyler nasıl kalkınıyor.. İşte Çin öyle kalkınıyor.
Aşağıda Çin’in Kuzeyindeki bir köyün Huaxi Köyü’nün kalkınma serüveni var. Adamlar bir Muhtarın öncülüğünde nasıl kalkınmışlar. Neler yapmışlar… Bunu gazetelerden bulun okuyun çok ilginç bir kalkınma macerası. Ve sonunda başarmışlar. Devletten hiç yardım almaksızın. Kendi kendilerine, Demek ki, biraz akıl, biraz fikir , biraz da öncülük gerek. Demek ki sununda köy de kalkınıyormuş. İnsanlar rahat, erinç içinde ve zengin insanlar gibi yaşayabiliyorlarmış. Bunun dünyada örnekleri var. . Alın size Çin örneği . Huaxi Köyü. Şimdi dinleyin.
 
“Çin'in bir numaralı köyü olarak tanınan  Ciangsu eyaletinde bulunan Huaxi köyü, Çin'in en zengin köyü.. Bin beşyüz  civarındaki nüfusu ve ciddi geliri olan 380 hanelik köyde neredeyse her aile lüks villalarda yaşıyor. Huaxi köyü'nde halihazırda çok katlı birçok bina bulunurken, köy aynı zamanda dünyaca ünlü birçok anıt ve binanın da benzerlerine sahip.. Ülkenin kuzeyindeki Çin seddinin bir kopyasından, Pekin'deki Yasak Şehre, New York'taki Özgürlük Anıtı'ndan, Sydney'deki Opera Binası ve Paris'teki “Arc de Triomphe” bunlardan sadece birkaçı. Köyün ağır sanayiden, tekstil ve turizme kadar birçok gelir kalemi bulunurken, köyün mal varlıklarından elde edilen kazanç fazlası köylüye paylaştırılıyor. Köylüler geçen sene köyün gelir fazlasından ötürü her aileye bir araba hediye edildiğini kaydediyor…
 
Huaxi aslında genel olarak bir köyden daha çok bir imece "teşebbüs ya da kuruluş" gibi çalışıyor ve köylüler de "bu kuruluşun hissedarları". Köyün temel gelir kaynakları ağır sanayi, demir çelik ve tekstil olarak biliniyor, ancak her geçen gün artan zenginliğiyle kendisine yeni kazanç kapıları açıyor.. 
 
Çin'de 2003 yılında 10 milyar yüenlik gayri safi milli hasılasıyla en zengin köy unvanını alan Huaxi, imece usulü çalışarak yeni yeni başlattığı turizmiyle de yılda ortalama 2 milyondan fazla turisti ağırlıyor. Üst düzey yetkilisinden, normal ailelerine kadar tam anlamıyla bir halkla ilişkiler örneği sergileyen köy, misafirlerin her ihtiyacını karşılamak için yoğun çaba sarf ediyor. Yani aslında kendi ifadeleriyle "küresel anlamda açılan köy" global dünyanın gereklerine uyarak ciddi bir PR çalışması yapıyor. Köyün diğer bir ilginç yanı da iki adet helikoptere sahip olması. Huaxi'deki helikopter pistinde bulunan ve daha çok turistik amaçlı kullanılan helikopterlerin yanı sıra köyün kıtalar arası taşımacılık yapan iki adet dev yük gemisi de bulunuyor. 
 
Köyün hemen yanında bulunan banliyölerde, Çin'in diğer bölgelerinden gelen çok sayıda işçi yaşıyor. Bu işçiler köyün temel gelirini sağlayan fabrika ve tesislerde çalışıyor. Köye girildiğinde yolların ve çevrenin çehresi birden değişiyor. Lüks ve geniş villaların yanı sıra lüks otomobiller dikkati çekiyor. Köyü kuran ve bu hale gelmesini sağlayanların başında gelen ve kendi tabiriyle "köyü uyuyan bir tarım havzasından gelişmiş bir sanayi merkezine çeviren" 84 yaşındaki "eski muhtar" Vu Rınbao, binanın, köyün tamamen kendi geliriyle inşa edildiğini ifade ediyor.” (milliyet.com.tr)
 
Gördünüz mü, bir köy tek başına nasıl kalkınırmış. Bakın görün..
 
Diyeceksiniz ki bu köy sanayiyle kalkınmış. Elbette, başka nasıl olacaktı ki. Japonya kömürü, demiri, petrolü yokken neyle kalkındı.? Her şeyi dışardan alarak, kendi işleyerek kalkındı. Bu örnekte de bir köy, ciddi planlama yaparak, kooperatifçiliği en üst düzeylere götürerek ve akıllıca davranarak dünyanın en zengin köylerinden, yerlerinden biri oldu.
 
Tertemiz köylerinde kendi villalarında yaşıyorlar, her birinin altında arabaları var. Köyleri düzenli ve bakımlı.. Daha ne olacaktı. 
 
Bu örnek üzerinde ve diğer örnekler üzerinde düşünmek gerekmez mi? 
 
Biraz kafamızı kaldırıp, şu Başkanlık’ tutkusundan kendimizi sıyırıp, vatanın , milletin, köylünün hallerine bir kez daha yakından baksak ne olur?
 
Her şey İstanbul’a.. Her şeyi İstanbul’a verelim… Sonunda ne olacak. İstanbul, bütün köyleri kalkındıracak mı? Hiç sanmam.
 
Kalkınma temelde başlar. Sen köyü kalkındıramazsan; kentler sonunda batakhaneye döner. 
Söylüyoruz, söylüyoruz anlatamıyoruz. Belki bu örnek iyi bir öncü olur. Dikkatla bakalım. Görmeye çalışalım. İyi örnek iyidir. Dikkatlice incelenmelidir. Dersler çıkarılmalıdır. Yoksa gidiş gidiş değil. İstanbul’un tümünü dönüştür, sat.. Sonunda ne olacak..??  Araplar hoş geldiniz. Eviniz hazır, gelin buyurun öyle mi?
Bu iş böyle gitmez.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli hocam, bugün yokluktan var olmuş bir toplumun ortaya çıkardığı bu harika proje ve gelişim nefesleri kesiyor. Tükenmiş ve yeniden var edilen Almanya'da 1949 sonrasında, yeni inşa edilmede de, aynı model uygulanmadı mı? Almanya'da kasabalara ve köylere bakınız, her şehrinde ve köyünde, yolu, hastanesi ve yerleşim birimlerinin mükemmelliği şehirlerdeki asgari yeterlilik düzleminde hiçbir farklılık göstermez. Keza, bugün siyonizmin kalkınmasına örnek olan İsrail'deki Kibutz kooperatiflerinde de aynı mükemmelliğe rastlarsınız. Herkes imkanları ve kariyeri doğrultusunda kalkınması gereken köy ve kasabalara karşılıksız gönüllü hizmet verirler. 1981'de bir aylığına geçici görevle bulunduğum Tel Aviv'de bu modelin öyküsünü öğrendikçe nutkum tutuldu. Askerliğini bitiren her İsrail'li gönüllü olarak mesleki deneyimi ile bu yörelerin kalkınmasına koşuyor. Biz de karısını tarlaya gönderen Erkek, kahvede lak lak ve oyuna oturuyor. Şehirlerde rant kavgası, köyde kalkınmaya fırsat vermez.Slm

Refik Başdere 
 01.11.2016 0:06
Cevap :
Benim anlayışımda kalkınma tepeden değil, temelden olmalı.. Sizin de örneklerini söylediğiniz gibi dünyada bunun örnekleri var.. Biz İstanbul'a her şeyi verelim, her şeyi yapalım; orası da sonra Anadolu'yu kalkındırsın..! Bu tam Osmanlı düşüncesi.. Osmanlı tam 600 yıl her şeyini İstanbul'a vermiş.. Anadolu tınna.. Bunun derdini, ceremesini hala çekiyoruz. Bence ne yapıp yapıp köye sanayii sokmak gerekir. Köylüyü de onun için eğitmek gerekir. Köylerde dünya kadar arazi gereksiz yere yatıyor; akıllıca kullanılmıyor; köyler boşalıyor.. Her şeyden önce köyleri yaşanacak, zevk alınacak yerler haline getirmek gerek.. Huaxi, sadece bir örnek.. Başka güzel örnekleri araştırmak gerekir. Planlamak, ve azmettirmek gerekir. Ama savaşı düşünmekten köyleri filan düşünemiyoruz.. Bu da nereye gittiğimizin göstergesi. Kıymetli düşüncelerin için teşekkürler. Bunlar aslında birilerine ışık tutmalı ama nerede?? Mutluluklar aziz arkadaşım.  01.11.2016 11:53
 

Erdal hocam pratiğin aklının yansıması işte, iyi örnek iyidir sözü ile yazının özeti geçilmiş, teorik olarak köyden kalkınma modeli çok konuşuldu bizde, hatta bu konuda Ecevitin köy-kent projesi vardı bilirsiniz, bence Ülkemizin temel sorunu kaynak, para, ham madde falan değil, temel sorun vizyon sahibi akıllı, çalışkan, ahlaklı insan sorunudur. Bu alanda yazan kendine kooperatifçiyim diyen bir prof., salon kooperatifçisi bir zat var, onların kooperatif algısı ile memlekette ancak kooperatifçilik bu kadar olur, 1960’ların sonu, bir seçim öncesi. CHP, Türkiye’nin planlı bir gelişime ihtiyacı olduğu görüşünde ve beş yıllık kalkınma planları hazırlıkları yapıyor. CHP’liler, iktidar olmaları halinde, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki gibi hızlı bir atılım hedefinde olduklarını vurguluyorlar. CHP’ye karşı o dönem AP’nin başında olan Süleyman Demirelden o meşhur yanıt geliyor:“Halk plan değil, pilav istiyor.”Seçimi AP kazanıyor.

Nizamettin BİBER 
 16.10.2016 11:37
Cevap :
Ben hala köyün değişmesi gerekli olduğu konusunda ısrarcıyım. Ama bu nasıl olur. Bir yolu, onları temiz sanayi yapısına kavuşturmakla olabilir. Diğer yandan tarım, hayvancılık , turizm vb. seçeneklerinden birine veya ikisine ağırlık vermekle olabilir. Tabii, gelişme hiç bir zaman tek yönlü olmaz. İnsangücünün geliştirilmesi hiç ihmal edilmeyecek bir konudur. Oysa biz bu yolu gün be gün yozlaştırıp duruyoruz. Gençlerimiz, insanlarımız giderek dünyaya yabancılaşıyorlar.. Her ne hal ise, Anadolu için hala parlak bir ufuk görülmüyor. Hele burnunu savaşa sokmuş Türkiye için hiç de iyi şeyler düşünmüyorum. Bu işin çok çeşitli yönlerini düşünmek gerekir. CHP hala insanlarımız için pek inandıcı değil fakat kuşkusuz elinden geleni yapması gerekir. Çünkü başka umut kapısı görülmüyor. Saygılarımla Sayın biber.  17.10.2016 16:20
 

Köy kaldıysa kalkınma köyden başlamalı da dağ başındaki köyler,mahalle odu.Büyük kentlere bağlandı."Huaxi"de ne köymüş kardeşim. Arapgir-Kemaliye yolu üzerinde,müzesiyle,helikopter pisti,modern bir köy odası,Pir Sultan heykeliyle "Ocak Köyü"var.Görülmeye değer.Malatya/Arapgir'e gidelim de bu sefer de "Ocak Köyü"nü bir daha görelim Erdal.Selam ve sevgilerimle.

Hüseyin Başdoğan 
 15.10.2016 23:46
Cevap :
Kuşkusuz örnek köyler vardır. Gerçi yeni hesapla ne köy kaldı , ne kasaba ..Tümünü de mahalleden saydılar. Ama Kentler yine yapacağını yaptı, keseri hep kendilerine doğru yonttular. Kasabalar, köyler yine gariban.. Yine bırakılmışlık onların son çaresi! Bence bir KÖy Gerçeği vardır. O da hiç de temiz değildir. Onlara, oralarda kalanlara çok haksızlık yapılıyor. T.C.de bir çok şey göstermelik üzere yapılıp gidiyor.. Ve üzeri yaldızlanıyor. Ama içi boş.. Köylerimizin büyük çoğunluğunun değiştiğini hiç sanmıyorum. Gerçi onlar da değişmemek için direndikçe direniyorlar ama.. Faydasız. TV denen alet tümünü töresiz yaptı çıktı. Herkes anladığım kadarıyla, "Evlilik Programları"nın ahlakıyla hareket ediyorlar. Allem kallem.. Ve Memet nöbete.. Ben böyle anlıyorum Hüseyin Kardeş. Saygılar, selamlar.  16.10.2016 12:13
 

Arkadaşım, dün internette dolaşırken ben de bu habere rastladım, hayran olmamak ne mümkün. Yazınızda belirttiğiniz gibi kalkınmayı köye kadar götürmek lazım ki homojen bir gelişme olsun. yüreğinize sağlık sevgilerimle esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 14.10.2016 9:57
Cevap :
Öyle tepeden kalkınma olmaz. İstanbul'u kalkındıracaksın, sonra da bütün vatanı. Öyle mi! Buna kim inanır. Olursa bu iş köyden, kasabadan olur. Anadolu önce gelir. Saygılar, selamlar.  14.10.2016 11:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster