Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1295
 

Yarı Türk Yarı İtalyan Ferzan Özpetek

Yarı Türk Yarı İtalyan Ferzan Özpetek
 

İtalya Cumhurbaşkanından ödülünü alırken.


Ülkemiz şu beyin göçü derdinden en çok dert çeken ülkelerden. Zaten gelişmekte olan ülkeler tanımıyla avutulan ancak apaçık gelişmemiş ülkeler sınıfında olan tüm ülkelerin az ve değerli beyinleri daha okul sıralarındayken gelişmiş ülkeler tarafından tek tek tespit edilip ithal ediliyor.

Türk sineması açısından baktığımızda değerini fazla algılayamadığımız ve laf arasında adını anıp hızlıca geçtiğimiz isimlerden biridir Ferzan Özpetek. Beyin göçü ve sinema sektörü yan yana geldiğinde Fatih Akın’la beraber dile getirilir. Fatih Akın’ın gurbetçi Türk sinemacılardan oluşu Ferzan’la olan farkını ortaya çıkarır. Ferzan Özpetek eğitim almak üzere gittiği Roma’dan geriye dönmemiş, İtalyan sineması adı altında İtalya’yı birçok festivalde temsil ederek çok değerli ödüllerin sahibi olmuştur.

Türk sinemasına taze kan taşıyan ve 90’lı yılların sonunda gündemden düşmeyen Özpetek’in, Türk İtalyan ortaklığında götürdüğü projeleri tüm dünyanın ilgisini ve beğenisini de kazandı haliyle.

İlk yapımı Hamam’ın 97 yılında ortaya çıkardığı etki hala unutulmuyor. Hamam’da Mehmet Günsür ile Alessandro Gassman’ın öpüşmesi en az filmde geçen diğer sahneler kadar da olay yaratmıştı. Türk sineması açısından tabuların yıkıldığı bir dönem oldu.

Uluslararası alanda başarı sağlayan film, İtalya'nın yanı sıra, İngiltere, Fransa, İskandinavya, Almanya, Hollanda, Japonya ve hatta " nüfuz edilmesi çok güç " olarak tarif edilen ABD'de gösterim imkânı buldu.

Yönetmenin ikinci filmi Harem Suare’nin çekimlerine 1998 yılında başlandı. Türk-İtalyan-Fransız ortak yapımı olarak gerçekleştirilen film, 1999 yılında Cannes Film Festivali'nin " Selection Officielle " kategorisine seçildi ve gösterildiği tüm Avrupa ülkelerinde önemli gişe başarıları elde etti. " Harem Suare " aycıca Toronto, Palm Springs ve Londra festivallerinden de resmi davet aldı.

Aşkı filmlerinde işlemesi de farklı boyutlara ve hayallere götürür insanı. Hamam’da Mehmet ile Francesco’nun aşkı trajik olarak biterken, Cahil Periler’de kocası tarafından yıllardır başka bir erkekle aldatılan Antonio vardır. Genellikle acıyı çeken baskın kadın karakterler bizleri karşılar.

Filmlerde dikkatlerden kaçmayan en önemli unsurlardan biri de ölüm. Hemen hemen tüm filmlerde karakterler yakınlarından birinin kaybıyla hayata yeniden tutunurlar. Ölümler yeniliklerin başlangıcı olurken, yepyeni hikâyeleri ortaya çıkarır.

Harem Suare’deki bakışıyla bir turistin gözünden gördüğü İstanbul’u aynen Avrupalılar gibi yansıtmıştı. Biraz bizden biraz Avrupa’dan kendisi. Oryantalist bakışın başkenti İstanbul önemli bir durak tercihinde…

Aileye bakış ise aslında bireyselci yaşamak zorunda kalmış bir kişiden odakla başlar. Ferzan Özpetek’in kendini açığa çıkardığı ailevi aktarımlarda, aile hep başarısız ve yalan dünyaları oynar.

Aileden dost çıkmaz kurgusu ile gerçek dost hep yabancıdır ve dışarıdadır. Kabustan kurtulmak aileden uzaklaşmak ile mümkündür.

Duygusal, psikolojik geçmişini aktardığı filmleriyle Türkiye ve İtalya’nın gurur kaynağı olan Ferzan Özpetek’in bir Türk olarak doğduğu topraklarda tanınmıyor olması üzüyor beni. Umarım bu topraklardan çıkan değerlere sahip çıkar, yaşarken kıymetlerini biliriz.

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU

Abtokmakoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sahiplenilemeyen evrensel bir dil sanat. Milliyeti, vatanı olmuyor. Biraz biraz sağa sola döndürülebiliyor belki, ama hiçbir zaman kimseye özgü bir kavram olarak kalmıyor. "Biz" derken diğerlerini ötekileştiriyoruz. O zaman da kendine yakın bulma ile başlayan beğenilme şansını azaltıyoruz. Ferzan Özpetek ya da diğerleri, sanatçı serbestisini hissettikleri kimlikleri taşıyacaklardır doğal olarak. Onlara bu "farklılıklara saygı" ayrıcalığını ne kadar verebildiğimize bakarak sorunun yanıtını da bulabiliriz diye düşünüyorum. Elinize sağlık.

Uguristanbul 
 28.01.2009 11:11
Cevap :
Değerli yorumunuz için çok teşekkürler.  28.01.2009 13:29
 

sanatı yaşatmak bizim görevimizdir ve sanatçıyı desteklemek.

SEMA KILIÇ 
 27.01.2009 20:24
Cevap :
Hepimiz ortak görevidir. Saygılarımla.  27.01.2009 22:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2122
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster