Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '08

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
16341
 

Yasak sanat: Grafiti

Yasak sanat: Grafiti
 

Barselona'da çekilmiştir.


GRAFİTİ TANIMI

Genel anlamıyla yapanın neden yapıldığına bakılmaksızın duvarlara veya herhangi bir yüzeye yazılan her türlü yazı, sembol ve işaret “grafiti” olarak tanımlanır. Grafiti bir başka yerde “sahibinin izni olmadan her türlü mülke yazılan işaret ve sembol” olarak tanımlanmıştır. Daha anonim açıklamalara bakıldığında grafitinin “Hukuki, politik ve dini otoriteye karşı gelme aracı” olarak tanımlandığını da görürüz. Bazı kaynaklar graffitiyi, “kimlik kaygısı taşıyan, karşı çıkan, baskıya direnen anonim yazılar” olarak tanımlar.

Bu tanımlamalara bakılarak grafitinin temel karakteristiklerinin

· İzin alınmadan yapılması (son dönemlerdeki eğilim bu özelliğinin değiştiğini göstermektedir),

· Otoriteye karşı gelme aracı, olduğunu görürüz.

Zaten grafiti yapanlar ve egemen sınıf arasındaki mücadelenin kaynağı devletin veya yerel yönetimlerin kamusal alan diye belirttiği yerlerde otoritesine karşı gelinmesini önleme kaygısıdır.

GRAFİTİ ÇEŞİTLERİ

1. Mural: En özenli grafiti türüdür. Çeşitli kahramanların çizildiği, belli bir kompozisyonun gözetildiği türdür. Son zamanlarda grafiti ile mücadele kapsamında bu türün ağırlığı artmıştır. Hem kendilerine belli bir alan verilmesi, yakalanma korkusu olmaması ve daha uzun ve daha rahat çalışabilmeleri sözü edilen özeni açıklamaktadır.

2. Tagging: Graffiti yapanlar genelde ekipler halinde çalışırlar. Bu ekipler kendi bölgelerini belirlemek için adlarını ve/veya lakaplarını yazarlar. Bu yazının ne kadar erişilmez bölgede olduğu veya duvarda kalacağı sürenin uzunluğu ile ünlerini artırırlar.

3. Piece: Şekil ve yazıların karışık bir kompozisyon oluşturduğu estetik kaygıların gözetildiği bir türdür.

4. Aerosol Sanat: Yetenekli ve tecrübeli graffiticilerin bir araya gelip, bazen yerel yönetimlerden izin aldıkları yerlerde legal olarak, bazen sipariş üzerine ve nadiren illegal olarak sprey boya ile yaptıkları türdür.

5. Saldırgan Graffiti: Sayıları azınlıkta da olsa bazı grafitiler ırkçı veya saldırgan mesajlar taşıyabiliyorlar.

GRAFİTİNİN GEÇMİŞİ

Yaklaşık 3500 yıl önce Sakkara Piramitlerinde yapılan duvar resimleri grafitinin ilk örnekleri olarak kabul edilmiştir.

Daha sonra 1600-1800 yılları arasında Roma’da, Pompei’de duvar resimleri ve yazılarına rastlanmıştır.

“Kilroy was here” İkinci Dünya Savaşı yıllarında görülen en yaygın ve meşhur grafiti idi.

1960’lı yıllarda özellikle New York’ta azınlıklar, yoksullar ve politik gruplar sıkıntılarını ve görüşlerini anlatabilmek için duvarlara yazı yazmaya başladı. Hemen hemen aynı dönemde yeni yeni oluşmaya başlayan çeteler bölgelerini belirlemek için grafiti kullanmaya başladılar. 1975’li yıllara gelindiğinde ABD’de süregelen gelir dağılımı sıkıntıları, insan hakları problemleri tepki olarak –hip hop kültürü- denilen bir oluşuma sebep olunca kendilerine özgü giyimleri, kendilerine özgü lisanları olan bu kişiler şarkıları ve duvarlara yaptıkları grafitiler ile kurulu düzene başkaldırmaya başladılar.

Grafitiler 1980’li yıllarda sanat dünyasının dikkatini çekmeye başladı. Bazı grafitiler galerilerde sergilenmeye ve satılmaya başlandı. Bu arada grafiti yapanlar ile ressamların yetenekleri kıyaslanmaya başlandı. Acaba ressamlar gece karanlıkta, tel örgülerin üstünde, yakalanma korkusu ile sprey boyayı, fırça gibi kullanabilir miydi? Ya da grafiticiler duvara “Mona Lisa” resmini yapabilirler miydi? Yapmaları gereklimiydi? Güzellik ve estetik kavramlarının çarpıştığı bu soruları cevaplayan olmadı.

Grafiti bir ekip çalışmasıdır. Malzeme temini, gözcülük, grafitiyi yapmak, kaçarken dikkat dağıtmak vb. işler birden fazla kişinin varlığını gerektirir. 1990’lar da bu amaçlarla bir araya gelen gruplar daha sonra çetelere dönüşmüş ve bu çeteler yasadışı amaçlarla kullanılmıştır. Bu gelişme grafiti ve uyuşturucu kullanımı ve tehlikeli suçlar arasında ilişki kurulmasına ve grafitilere ve yapanlara karşı tepki doğmasına sebep olmuştur.

2000’li yıllarda grafitiler reklamcıların ilgi alanına girdi. Duvarlardaki mesajlar, yazı karakterleri, grafikler, renkler reklamlarda kullanılmaya başlandı. Modacılarda eş anlı olarak “Hip-Hop” içinde ki yerlerini almaya başladı. Müzik endüstrisi aradığı hareketi ve ivmeyi rap söyleyen HipHop şarkıcılarda buldu.

GRAFİTİLERİN BULUNDUKLARI YERLER

1. Duvarlarda,

2. Köprülerde,

3. Otoyollar üzerindeki viyadük ayaklarında,

4. Tren istasyonlarında,

5. Trenlerin içinde ve dışında,

6. Metrolarda,

7. Otobüs duraklarında,

8. Getto’larda,

9. Ara sokaklarda,

10. Güç santrallerinde veya elektrik dağıtım merkezlerinde,

11. Parklarda,

12. Telefon kulübelerinde,

13. Yol işaretlerinin üzerinde,

14. Okullarda,

15. Mc Donald’s çevrelerinde,

16. Alışveriş merkezlerinde,

17. İzin verilen duvarlarda,

18. T-Shirtlerde,

19. Kahve fincanlarında,

20. Reklam Panolarında,

21. Web Sayfalarında,

22. Dergilerde,

23. Kitaplarda, grafiti ve grafiti üzerine birçok şey bulabilirsiniz.

ÖNEMLİ GRAFİTİ MERKEZLERİ

1. Melbourne

2. New York

3. Berlin

4. Barcelona

5. Sao Paolo

GRAFİTİ YAPANLAR

1. 10-45 yaş grubu

2. Erkekler (1990’dan sonra kadınların sayısı gittikçe arttı)

3. Öğrenciler

4. Sanatçılar

5. Politik örgüt üyeleri

6. İş sahibi veya işsiz fark etmiyor

7. Düşük gelir grubu

GRAFİTİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Grafitiler Hip-Hop kültürüne aittir. Grafiti yapanlar Rap müzik dinlerler, kendilerine özgü giyinirler ve kendilerine özel vücut dilininde yoğun olarak kullanıldığı bir dil kullanırlar.

Grafitilerin yoğun olarak görüldüğü getto’lar genellikle girmenin zor olduğu, girilince de çıkmanın zor olduğu bölgelerdir. Grafiti yapanlar, çok iyi tanıdıkları bu bölgelerde 5-6 km.lik bir çap içinde eserlerini yaparlar. Kaçış yollarını çok iyi bilirler. Genelde evleri “tag”ını koyduğu yere çok yakındır.

Yapılmış grafitiye ulaşma ve temizleme zorluğu, yapanın bu hiphop dünyasındaki ününü artırır. Zaten onlar için hedef geniş kesimlere seslenmek değil, eserlerinin diğer grafiticiler tarafından beğeni toplamasıdır. Onlar toplum tarafından tanınmaktan çok, kendi gruplarında ünlenmek isterler. Grafiti yapanlar her zaman eserlerinin yaşam süresinden kaygı duyarlar. Çünkü duvardaki eseri çok kısa süre sonra silinecek ve hatıralardaki yerini alacaktır. Bu yüzden her türlü tehlikeyi göze alıp grafitilerini yükseklere, erişmenin zor olduğu yerlere yapmaya çalışırlar.

Grafiti yapanlar gece çalışmayı tercih ederler. Karanlıkta daha az tanınmaları ve daha az görülmeleri ve geç saatlerde etraftan görebileceklerin azlığı onları bu tercihe yöneltir. Geceleri ortalama 7 saat çalıştıkları bilinmektedir. Buna göre gece yarısından sabahın ilk ışıklarına kadar çalıştıkları söylenebilir. Her bir sanatçı haftada en az 4 grafiti yapmaktadır. Bu işi 2-3 yıl sürdürür sonra bırakırlar.

Grafiti sanatçıları daha önce aynı duvarda hangi grafitinin olduğunu ve silindiğini takip ederler, duvardaki temanın fazla bozulmamasına özen gösterirler. Duvarda bir grafiti varken üzerine yenisini yapmazlar ve duranı bozmazlar. Kendi dünyaları için koydukları bu kural aslında onların dışındaki dünyaya bakış açılarını da gösterir. Onlar dünyayı ve sistemi değiştirme peşinde değillerdir sadece iyileştirmek isterler.

Trenler grafiti sanatçılarının çok ilgisini çeker. Çünkü tren onların eserini her yere taşır ve gösterir. Her yıl onlarca kişi trene veya tünele grafiti yaparken ölmekte bir o kadar kişi de ağır yaralanmakta ve çoğunlukla sakat kalmaktadır. Şimdiye kadar hiçbir tekne, vapur vb. grafiti yapılmamıştır.

Avrupa’da grafiti renkleri genellikle soğuk ve donuktur. Duvardaki kahraman genellikle çirkin ve ürkütücüdür. Kompozisyonda verilen mesaj ilk bakışta algılanamaz. Ayrıca yazılan grafitiyi okumak dışarıdan birisi için çok zordur belki de mümkün değildir. Bu yüzden bunların bir tür şifreli haberleşme aracı olduğu düşünülmektedir. Latin Amerika ve Akdeniz ülkelerinde ise renkler canlı ve sıcaktır. Yüzler genelde güleryüzlü ve güzeldir. Verilen mesajlar hemen algılanabilir ve sosyo-politik içeriklidir. Ortadoğu ülkelerinde ise Müslüman rejimler hüküm sürdüğü için Grafiti yasaktır. Demokrasinin olmadığı bu ülkelerde toplum önünde siyasi ve dini otoriteye karşı gelmek mümkün olmadığı için Müslüman ülkelerde grafiti olmaması açıklanabilir. Türkiye’de grafiti örnekleri görülmektedir ama bunlar henüz kimlik arayışındadır. Dolayısıyla mesaj ve/veya estetik kaygısı taşımamaktadırlar. Türkiye’de yazılan tag’ler rahatlıkla okunabilmekte ve genellikle kendisinin veya sevgilisinin ismi olmaktadır. Kaligrafi üstatlarına taş çıkaran yazıları dünyada önemli miktarda görmekte iken Türkiye’de grafiti yapanların bu etabı hemen geçip mural tuzağına düşmeleri talihsizliktir.

Müslüman ülkeler hariç dünyada demir-çelik sanayinin bulunduğu şehirlerde önemli grafiti birikimine rastlanmaktadır.

Grafiti yapan erkekler tutuklanma ve/veya yaralanma riski ile karşı karşıya iken, grafiti yapan kadınlar bu risklere ek olarak kaçırılma ve/veya tecavüze uğrama risklerini de alırlar.

GRAFİTİYİ YAPMA NEDENLERİ

Grafiti yaparken duydukları yakalanma heyecanı ve açığa çıkan adrenalin bu sebeplerin başında gelir. Grafiti ile mücadele çalışmaları kapsamında kendilerine özel alanlar sağlanmasına ve yaptıkları iş legal hale gelmesine rağmen bundan keyif duymayıp gene yasak olan bölgelerde grafiti yapmaya gidiyorlar.

İkinci önemli sebebin “kendini ifade etme ihtiyacı” olduğu söylenebilir. Grafitiyi kimler yapıyor diye sorduğumuzda bunların düşük gelir sahibi olduğu ama aynı zamanda iş sahibi olup olmadıkları konusunda ayırım yapılamadığı belirtilmişti. Demek oluyor ki çalışıyor olsa bile düşük ücretle çalışan insanlarda grafiti yapanlar arasındadır. Gene aynı grubun içine öğrenciler girmektedir. İzleyiciler önünde bir hakaret, toplum içinde azarlanma gibi yaralayıcı etki altında kalmak öğrenciler, işçiler ve sıradan çalışanlar için her an söz konusudur. Acaba bu hâkim güçlere intikam duygusuyla yapılıyor olabilir mi? Mesela okulda öğretmene, fabrikada patrona, işyerinde müdüre karşı?

En az yukarıda ki kadar önemli bir diğer sebepte insanın “görünür olma” ihtiyacıdır. Toplum içinde “ varlığı dikkati çekmeyen, hiç ilgilenilmeyen” bir insanı hangi araç görünür kılabilir? Düşüncelerini yüksek sesle söyleyemeyen, söylese bile kimsenin ilgisini çekmeyen bu insanların görüşleri, duyguları, ihtiyaçları, sıkıntıları, yaşamları hangi TV kanalında veya yazılı basında yer bulabilir? İktidarın ilgisini nasıl çekebilirler? Özellikle azınlık bir gruba aitseler protesto edebilme, itiraz edebilme ihtiyaçlarını nasıl giderebilirler? Bu insanlar ancak grafiti ile görünebilir hale geliyorlar. Bu görünebilir oldukları alanları ne kadar artırabilirlerse “tanınma” ve “muhalefet edebilme güçlerini” o kadar artırabilirler.

Bazı grafiticiler çevreci amaçlar taşıyorlar. Onların grafiti yapma amaçları;

· Gri şehirleri renklendirmek

· Çevreyi güzelleştirmek

· Kendilerinden izinsiz yapıldığına ve çirkin olduklarına inandıkları reklam panoları ile doldurulmuş sokaklarını geri kazanabilmek

· Kendilerinden izinsiz yapıldığına ve çirkin olduklarına inandıkları köprülere ve üst geçitlere estetik bir şeyler katabilmek içindir.

Yukarıdaki sayılanlardan farklı olarak daha çok bireysel anlamda sanatı sokaktaki adama ulaştırabilmek, yada dergilerdeki modellerin güzelliği nedeniyle kız arkadaşının kendisini çirkin hissetmesine kızan bir gencin çirkin yaratıklar çizmesi gibi amaçlardan söz edilebilir.

GRAFİTİ ETKİSİNE MARUZ KALANLAR

Grafiti ile mücadele kapsamında dünyanın ir çok şehrinde konuyla ilgili anketler yapılmaktadır. Bu anketlerin yorumlarına göre bulundukları şehirde göçmen olanlar grafitiyi zararlı olarak nitelendirmemektedir. Oysaki göçmen olmayanlar grafitiden ciddi rahatsızlık duymaktadırlar. Temiz, sade bir ortamda sağlıklı komşuluğun olduğu ortamda yaşamak istediklerini belirten göçmen olmayanlar, evlerini saldırıya uğramış ve kendilerini mağdur durumda hissetmekte ve güvenlik güçlerine itimatlarını yitirmektedirler. Örneğin 1999’da Galler’de 6870 ayrı grafiti olayı tespit edilmiş ve polise gelen ihbar sayısı 80 civarında olmuştur. İhbar sayısının azlığı polisin yapacağı bir şey yok inancından kaynaklanmaktadır.

Grafiti saldırılarının yoğun olduğu yerlerde kira fiyatları hızla düşmekte, buna karşın grafiti ile mücadele çalışmaları halka ilave vergi anlamına gelmektedir. Bu durum yerleşiklerin kızgınlığını daha da artırmaktadır.

1998 ve 2000 yıllarında yapılan anket çalışmaları ilgi çekici sonuçlar vermiştir. Örneğin 1998’de katılımcıların yarısı grafitiyi barbarlık olarak nitelerken, 2000 yılında bu oran %24’e düşmüştür. Burada insanların hoşgörüsü yanında grafiti ile mücadele çalışmaları kapsamında grafiti art sayısının artmasının rolü vardır. Çünkü grafiti art çalışmalarını barbarlık ile nitelemek mümkün değildir.

Gene aynı çalışmada hem 1998’de hem de 2000’de katılımcıların %8’i, grafitiyi intikam olarak nitelemiştir. Demek ki bu dönem içinde grafiti yapanların intikam hislerini azaltıcı çalışmalar başarılı olmamış ve anket katılımcıları konuyu intikam olarak nitelendirerek grafiti yapanlara hak vermiştir.

GRAFİTİ İLE MÜCADELE

Grafitiyi bir başkaldırı olarak tanımlarsak grafiti ile mücadele başkaldırının toplum önünde sergilenmesini engelleme amacıyla yapılır. Grafiti ile mücadele özellikle kamusal alan olarak belirtilen yerlerde yapılmakta ve çatışma bu kamusal alanı kullanma hakkının kime ait olduğundan çıkmaktadır. Özellikle tren yollarında ulaşımı teknik olarak engellememesine rağmen devlet otoritesini sarstığı için ve kişileri güvensizliğe ittiği için grafitiler hemen temizlenmeye çalışılır.

Batı ülkelerde grafiti ile mücadele birçok koldan ve sistematik ve büyük bütçeli programlarla yerel yönetimler tarafından yapılmaktadır. Örneğin bu mücadele programlarında öncelikle bir veri-bankası oluşturulur. Bu bilgi bankaları sayesinde grafiti yapanların nerelerde yaşadıkları tespit edilmeye çalışılır. İstatistiki metotlarla bir sonraki grafitinin nereye yapılacağı tespit edilmeye çalışılır. Ayrıca ihbar edilebilmesi için çağrı merkezleri oluşturulur. Bu mücadele de polis görev yapar. Her türlü bilgi polis ile paylaşılır. Polis kızılötesi video kameralar, gece görüş dürbünleri, helikopterli kontroller ve motosikletli ekipleri kullanarak mücadele eder. Her ülkede grafitiye çeşitli hapis ve para cezaları uygulanmaktadır. Örneğin Los Angeles’te 1 sene hapis, 50, 000USD para cezası verilmektedir.

Ayrıca sprey boya satışı sınırlandırılmaya ve takip edilmeye çalışılır. Sprey boya satıcılarına kötü amaçla kullanılacağına dair şüphe duymaları halinde satış yapmama hakkı verilmiştir. 18 yaşından küçüklere sprey boya satışı yasaklanmıştır. Buna rağmen grafitinin çalıntı sprey boyalarla yapıldığı tespit edilmiştir.

Belediyeler bu program kapsamında sokaklarda grafitiyi tarayan kişiler, duvar temizleyicileri ve güvenlik görevlileri çalıştırmak zorunda kalıyor. Grafitilerin nasıl temizleneceği üzerine el kitapları basılıp dağıtılıyor. Ev sahipleri ve dükkân sahiplerine grafiti silici donanımlar sağlanır ve bunların finansmanı yerel yönetimler tarafından yapılır. Belediyeler ayrıca şehirde ışıklandırmayı, kamera ile izlemeyi ve güvenliği artırmaya çalışır. Ayrıca bazı yerlerde çöp kamyonlarına grafiti yapılmasına izin verilmiştir. Grafiti temizleme malzemeleri ağır kimyasallar ihtiva ettiğinden temizleyen kişilerde başağrısı, solunum rahatsızlığı, göz bozukluğu vb. sağlık sorunları oluşmaktadır. Belediyeler sadece temizlik işlerini taşeron firmalara vermektedir.

Şehir bölge planlamacıları ve mimarlar ile birlikte grafiti yapmaya imkân vermeyen binaların inşası üzerine çalışılır. Düz duvar oranı azaltılmaya ve duvarları mümkün olduğunca çit veya tel örgü ile çevirmeye çalışılır.

Okullarda özel eğitim programları uygulanır. Meşhur rap şarkıcıları ile işbirliği yaparak grafitiyi özendirmemeye çalışılır. Deneyimli grafiti sanatçılarının “Aeresol Sanat” kursları düzenlemesine izin verilir. Grafiti sergileri düzenlenmesine izin verilir. Burada yöneten ile yönetilenlerin arasında yaşanan drama dikkat çekmek isteriz. Yapılan uygulamanın suçunu itiraf edene veya pişmanlığını belirtene ceza indirimi veya özür dileyen yaramaz çocuğa ceza indiriminden hiçbir farkı yoktur. Konu tamamıyla “itaat gösterisi” dir. Bilindiği gibi politikada, tarihte, ekonomide, pazarlamada azınlığa veya küçüğe “tahakküm etme” bütün kültürlerde vardır.

Irkçı mesaj taşımadığı sürece “Aeresol Sanat” a izin verilir ve teşvik edilir. Bunlar grafiti sanatçıları ve kamu’nun ara yüzü işlevini görürler. Ayrıca bunlar genellikle kalıcı olduğu için diğer grafiti ataklarının olabileceği yer sayısını azaltmaktadır. Grafiti yapanların başkasının yaptıklarına gösterdikleri saygı göz önüne alındığında bu sanatın grafitiyi içten kemirdiği açıktır. Konuya başka bir açıdan baktığımızda da ciddi bir çelişki ve yönetenlerin samimiyetsizliği ile karşılaşıyoruz. Çünkü hem otorite kaybından ve kamuya güven kaybından söz ediliyor diğer yandan bazı tür grafitiler teşvik ediliyor. Bu aslında grafitinin bir suç olmadığını ama sadece ve sadece kamunun istediği şekilde ve yerde yapılabileceğini gösterir. Burada gene egemen güçler tarafından gövde gösterisi yapılmaktadır. Bunun yanında “tagging”e hiç tolerans gösterilmez. Bunlar gelen ihbardan en geç 24 saat sonra silinmiş olurlar. Bunlar ayrıca teşvik bir yana illegal suç niteliği taşırlar.

Örneğin Galler’de herhangi bir yere grafiti yapmanın cezası 440USD iken, kamu binasına grafiti yapmanın cezası 2200USD’ye çıkmaktadır. Bir yeri grafiti ile düşmanca tahrip etmenin cezası 5 yıl hapisken, aynı işi okulda yapmanın cezası 7 yıl hapistir.

GRAFİTİ İLE MÜCADELENİN MALİYETİ

ABD’de grafiti ile mücadele programlarına yılda 4 milyar USD, Avrupa’da 1 milyar USD harcanmaktadır. Sadece İngiltere’de bu programlara 500milyon USD harcanmaktadır.

Los Angeles tren departmanı grafiti temizliği için yılda 13 milyon USD, Galler ise tren temizliği için yılda 3 milyon USD harcamaktadır.

MERAKLISI İÇİN NOT: 14 Kasım 2008 Cuma günü saat 19:00'da Beyoğlu Akbank Sanat'ta fotoğrafladığım binlerce grafitinin önemli ve keyifli bir kısmını slayt show olarak meraklıları ile paylaşma imkanı buluyorum. Bana bu imkanı veren AKBANK SANAT'a teşekkürlerimi sunuyorum. Gelin Dresden'de, Barselona'da, Rio'da, Bogota'da, Moskova'da, Sao Paolo'da, Brüksel'de, Stokholm'de, Prag'da vb. duvarlar nasılmış hep beraber görelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanat, "insanın çeşitli araçlarla kendini ifade etmesidir" gibi temel bir tanımdan yola çıkarsak, grafitinin sanatçısı da, kamuya sanatını açan bireyin, iktidar ilişkileriyle örülü galerilerden ve müzelerden bağımsız, konuşan, resmeden, hatta "yoksayılan"ı kamusal alanda herkesin "gözüne sokmayı" amaçlayan, bu anlamda "gerçekliğe hükmeden bir sanatçı" olma arayışındadır diyebiliriz. Bir gün sanat tam anlamıyla kamusal alanda üretilip kamusal alanda tüketilen bir noktaya gelecek zaten. bu yazınızla grafitiye dikkat çektiğiniz çok iyi olmuş. selamlar.

Başak ALTIN 
 06.11.2008 18:37
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Grafiti'nin bir sanat olduğu artık herkes tarafından kabul edildi. Sadece bulunduğu yer de bir çatışma var. Bunu rahatlıkla gözlemliyoruz. Ben sözünü ettiğim grafitileri hep varoş diye niteleyebileceğimiz yerlerde fotoğrafladım. Finans merkezlerinde veya devlet binalarının olduğu yerlerde nedense hiç grafiti göremedim. Bu da yerlerin paylaşımı konusundaki çatışma fikrini destekliyor. Bir de bunun istisnası var ki artık Batı Dünyasında özellikle belediyeler grafiti yapanlara belirli yerler gösterip sipariş veriyorlar. Hatta sanat galeri de siparişler veriyor.Buna çok üzülüyorum çünkü sipariş verilen grafiti ne yazıkki sanatçının fikrini değil, sipariş verenin isteğini yansıtıyor. Bir tarafta para ve hapis cezası ama özgürlük, diğer tarafta para, ödül ve rahat çalışma imkanı ama törpülenmiş fikirler. Bakalım sonu ne olacak. Umarım 14 Kasım 2008 saat 19:00'da Aksanat Beyoğlu'ndaki gösteriye katılırsınız daha etraflıca tartışabiliriz.  07.11.2008 11:24
 

Ben İzmir'in en iyi özel okullarından Işıkkent Eğitim Kampusünde çalışıyorum. 16-20 Şubat tarihinde Edebiyat Günlerimiz var. Sizinle bağlantıya geçebilmek için bir yol bulmamız gerekiyor. Ne yapabiliriz? Saygılarımla...

Gönül (Avcı) Aygün 
 06.11.2008 8:59
Cevap :
İlginiz için teşekkür ederim. mail adresim:murat@muratoztekin.com  06.11.2008 10:30
 

Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim, öğrencilerimin bazıları derslerde grafitiyle uğraşıyorlar. Yazdıklarınız çok ilgimi çekti. Ama İzmir'de yaşıyoruz ve sunumunuzu görme şansımız yok. Yolunuz buralara düşerse bize bir sunum yapar mısınız? Ya da sunumunuzun bir kısmını bize gönderebilir misiniz? Çok şey istemiş olur muyum? İyi çalışmalar...

Gönül (Avcı) Aygün 
 05.11.2008 15:11
Cevap :
İlginiz için çok teşekkür ederim. İzmir'e gelip sizlerle paylaşmaktan zevk alırım. Aralık veya Ocak ayında bir hafta sonu ayarlayabilirmisiniz? Hafta sonu olmazsa önceden belirleyeceğimiz bir tarihte Ocak ayı içinde gelebilirim. Saygılarımla  05.11.2008 16:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 3561
Kayıt tarihi
: 16.06.08
 
 

Türkiye'nin en büyük 350 firması arasında yer alan ve Türkiye'nin önemli ihracatçıları arasında yer ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster