Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
655
 

Yaşasın! Tatil başladı!

Yaşasın! Tatil başladı!
 

Oh! Tatil başladı !


Evladım, Eylül ayında bir yurt dışı yaparsın, o zaman dinlenirsin. Hadi şu “yaz okulu”na kaydını yaptıralım.” Final sınavlarının sonuçları belli olan üniversitelerde ise, varlıklı aileler evlatlarına - çeşitli vaatlerde bulunarak – eskiden liselerde bütünleme sınavlarına hazırlık için açılan “yetiştirme kursları” benzeri, adını değiştirmişler, ücretli “Yaz Okulu” na gitmesi gereken ancak yan çizen çocuklarına, dil dökerek, ikna etme çabasındalar. Ya da büyükşehirdeki hareketli yaşamı yazın ailesinin yanında bulamayacağını sanan üniversite öğrencileri de, egolarını tatmin için, üst sınıftan ders almak bahanesiyle, madden ailesini zorlayarak üniversiteyi bitirinceye kadar “Yaz Okulları”na kalmaktadır. 

Orta ve ilköğretimde bu hafta dersler sona erdi. Karneler dağıtıldı. Sadece yöneticiler ve hademeler kaldı okula gidip gelen. Üniversite sınavlarının ikincisi de yapılıyor. Öğrenciler için tatil başladı. Varlıklı ailelerin çocukları, daha okul kapanmadan tatil plânlarını yaptıkları için, şu anda yurt içi ve yurt dışında dinlenme ve eğlence yerlerine gitme hazırlığında. Oralarda tam gün çalışıyorlar ya (!). Ya cep telefonları yetmediği için Twitter ya da facebook yoluyla arkadaşlarıyla can sıkıntılarını gidermek için iletişim içinde olacaklar ya da TV dizilerinin sezon finallerini yorumlayacaklar. 

Tatilde nereye gideceğiz?” sorusuna cevabınız ne olur? Karne alma heyecanı sona ermesiyle “okulsuz günler” başladı. Takdirname veya teşekkür belgeleri ekli karnelerini sallayarak neşe içinde tatile başladı çocuklar. Başarısız olanlar hariç. Onlar için gücü olan veliler dershane kapılarında kayıt için sıradalar, diğerleri de okul harçlıklarını çıkarsınlar diye çocuklarını ustalarının yanlarına verdiler bile. Başarısız çocuklar için, zayıf derslerini destekleme ve tekrar için sıkıcı olmayan bir çalışma programı uygulanmalıdır. 

İşleri tıkırında, tuzu kuru olan ailelerin çocukları da – özellikle hafta sonlarında- sahillerde “beach club” ve diskolarda, arkadaşlarıyla ellerinde içkileri, kulaklarında mp4’ leri, ellerinde iphone’ları şezlonglarında “dünya sorunlarını”(!) tartışarak “tatilde çalışmaktan”(!) yorulmaktadırlar. 

Sanırım ana–babalar da dinleneceklerini sanıyorlar tatilde. Oysa okulda geçen zamanlarını evde geçirmek zorunda olan öğrenciler aslında ne yapacaklarını bilemeyecekleri bir tatile girmiş olacaklar. İyi yönlendirilmezlerse, ana-baba için de “sorun” olabilirler. Uğraşları, hele kitap okuma alışkanlıkları yoksa. 

Hem ana-babalar, hem de çocukları için okulsuz günlerde amaç “verimli tatil” olmalı. Her şeyden önce kitap okuma alışkanlıkları edinmeleri sağlanmalıdır. Çocuklar – ders kitaplarının dışında – öğretmenlerinin önerdikleri arasından, okuyacakları kitapları da kendileri seçmelidir. Çocuklara ille de “şu, ya da bu kitabı okuyacaksın” diye zorlamak yanlıştır. Çocuğu kitap okumaktan soğutabilir. 

Sizi bilmem ama, çocukluğumuzda “Teksas, Tommiks, Kinova, Zagor, Red Kit” ve benzeri “çizgi romanları” büyüklerimiz istemese de zevkle okurduk. Neden ? Sevdiğimiz için. 

Günümüzde “çocuk yayınları” o kadar gelişti ki, büyükler bile okumak ister hale geldi. İçeriğinin yanı sıra, resimleri, şekilleri, harfleri o kadar güzel ki. Öncelikle kendi ülkemizin sonra dünya edebiyatının seçme eserlerini okumalarını sağlamalıyız. 

Eğer bazı ailelerin – zorunlu olarak - yaptığı gibi, “ayağı bağlansın” diye, çocuklarımızı berber, kuaför veya benzeri yerlere çalışmak için göndermiyorsak, onlara başka meşguliyetler bulmamız gerekir. Yoksa saatlerce sokaklarda zaman öldürmeleri, onları tembelliğe iter. Verimli tatilden uzaklaşmış olurlar. Tamamen evde hapis hayatı yaşatmak da olmaz. Onların yerine kendimizi koyarak karar vermeliyiz. Bu sürede onlara yardımcı olmalıyız. Bunu yaparken de fazla ilgi kadar , ilgisizliğin de zararlı olduğunu unutmamalıyız. 

Boş vakitlerinde sinemaya gitmesi, arkadaş guruplarıyla belirli zamanlarda buluşması yerinde olur. Ayrıca internetten de – kontrollü olarak – yararlanmasına yardımcı olunmalı, teknolojik bilgiler de verilmelidir. Kısacası tatilde – aşırıya gitmeden - neler yapabileceklerinin listesi çıkarılmalıdır. Başı boş ve ilgiden uzak tatil yaşayan çocuklar, kendilerine uygun olmayan arkadaşlıklar kurup sigara ve içkiye başlamakta, hatta uyuşturucu tuzağına düşmektedirler. 

Çocuklar ve gençlerin “kendi kendilerini idare etmesini öğrenmesi” için de şartlar uygun olursa, yazın açılan özel ücretli ya da Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığının – yaş gruplarına göre - açtığı, rehber öğretmenlerin kontrolünde yüzme, spor, el sanatları, halk oyunları, geziler, müzik ve resim dahil “günboyu aktivite dolu”, dostluk ve arkadaşlıkların kurulduğu – kısa dönem de olsa - resmi ulusal veya uluslar arası “doğa” ve “deniz”gençlik kampları” na gönderilmesi yetişmeleri ve dinlenmeleri açısından çok yararlı olur. 

Gençlik Kamplarının Amacı; gençlere serbest zamanlarını çeşitli sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle iyi bir şekilde değerlendirmeleri, yeni arkadaşlıklar kurarak kaynaşmaları ve aynı zamanda yaşayarak öğrenmeleri için fırsatlar sunmaktır. 

“Tatilin sürekli rahatlık” olmadığı çocuklara anlatılmalıdır. “Verimli tatil” için dinlenmenin yanı sıra, bir program dahilinde, çocukların gelecek ders yılına daha iyi hazırlanmaları da sağlanmalıdır. Böylece “can sıkıntısı” ortadan kalkmış olur. Okudukları kitapları, gördükleri yerleri, izledikleri filmleri ve katıldıkları diğer etkinlikleri belgelendirmeleri, en azında “günlük “tutar gibi not almaları, onlar için zevkli bir uğraş olacaktır. Bir müzik aletini çalmayı veya resim yapmayı öğrenmesi veya hobi olarak sevdiği işlerle uğraşması dünyasını olumlu yönde değiştirecektir. 

Bu arada – ekonomik sıkıntı .çeken ailelerde - lise çağındaki gençlerin “okulsuz günlerde”, ekonomik açıdan” ana-babalarına yardımcı olmaları da önerilmeli, onlara da hayatın zorluklarına karşı neler yapabileceklerini göstermeleri için fırsat verilmelidir. Bunu yapabilen gençlerde “işe yarama “ve özgüven duygusu” da yerleşmiş olur. 

Sınıfını geçen ve tatile gidemeyen işçi, memur ve emeklilerin şanslı çocukları da gelecek yıl okul masraflarını çıkarması için ailesinin isteğiyle ya sanayi çarşılarında, sahillerde gazino ve otellerde, ya da berber, kuaför veya esnaf dükkanlarında veya simit satarak – sabahtan akşama kadar - dinlenmeye başladılar bile (!). 

Köylerde ve kırsal kesimlerdeki öğrencilerin gün boyu tarlalarda ırgatlık dağlarda çobanlık yaparak - zorunlu – güneşlendikleri (!) ve aileleri ile birlikte “tatil” yaptıkları (!) nı belirtmeme gerek yok. 

Çoluk-çocuğunu geçindirmek için 365 gün durmadan çalışan, çocukları için tatilin sadece hayalini kuran, tüm ana-babalara sağlık, sıhhat ve sabırlar ve de “iyi tatiller” dilerim. 

Sevgiyle kalın. Saygılarımla. 

Ali İhsan ÖZÇAKIR 

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E) 

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4539
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster