Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
574
 

Yazının yüz numarası

Yazının yüz numarası
 

Çok düşündüm bu yazıyı yazmak için, hatta önceden yazdığım yazıları bile yayına vermedim. Önceliği bir başka yazıya ait olsun istedim. İstedim ki, klasik bir yazı olmasın, istedim ki bu yazıyı yazdığımda neler anlatmak istediğim birkaç cümle ile anlatıldığında anlaşılabilsin.

Farklı bir yazı olacaktı bu !. Evet bunu tasarlamıştım kafamda ama ne kadar farklı olacaktı, işte bunu tam kestiremiyordum. Bu yüzden işte bekledim iki gün kafamı yordum hafta sonu yazıp, yazmamak arasında bir gel git içindeysen. Neler yazabileceğim yada yazmak istediğim konusunda beynimin içindeki seslerle mutabık kalamadık. O yüzden saçma bir yazı okuyor olabilirsiniz şuan. Ve şuan, ellerim klavye de hiçbir alt düşüncem ve ön hazırlığım olmadan gelişigüzel yazıyorum.

Gelişigüzel düşüncelerim, olgun bir insan tavrında ama amatör bir ruhla yazılara döküldü aylardır. Aylardır burada, adı ister blog, ister günlük, ister e-günlük, ister internet gazetesi, isterse weblog olsun, bu güzel platformda, sıfatı “sanal ortam “ da olsa bir şeyler yazıyorum. Karaladığım bir sayfa dolusu kelimeleri, yazı niyetine okuyanların, okuyacak olanların bilirkişiliğine, eleştirisine, beğenisine, beğenmemesine bir alçakgönüllülükle sunuyorum.

İkibinaltı’nın, altıncı ayının yirmialtısında yayınlandı burada ilk yazım ve bugüne kadar çıkan yazılarımın yüzüncüsünü okuyorsunuz şimdi. Şimdiye kadar total olarak binlerce kez okunduğu gibi. Bu yazının yazılma maksadı da buydu zaten. Yazının yüz numarası derken bir derecelendirme yada puanlama değil, yalnızca numaralandırılmasıydı aslında bu başlık. Futbolcular 100. kez milli olduklarında, yüzüncü gol atıldığında, bir kitap yada gazetenin yüzüncü sayısı çıktığında, yüzüncü seneye gelindiğinde, nasıl numaralandırılıyorsa işte öyle ! Halk arasında buna dalya mı denirdi ? İşte ondan. Tabir-i caizse ve kabul görürse, affınıza sığınarak ben de dalya dedim.

Biliyorum, bu haddeye gelen bir çok arkadaşım oldu. Hepsi de dalya dedi, hatta birçoğu birkaç kez dalya dedi. Durum böyle olunca da, benim bu sevincimin önemi biraz sönük kalıyor ama olsun, kıskanmadan, büyüksenmeden kendimi ve de önemsemeden çok fazla, yazmaya devam edeceğim. Yazmak istediğim şekilde ve daha iyisini bulana kadar yazıp, görücüye çıkacağım. Eleştirileri ve yorumları bekleyeceğim. Eğer gelirse cevap yazacağım, gelmezse de takmayacağım kafama ve fikir üretmeye, üretilenleri de yazıya dökmeye devam edeceğim. Kendimi her gün biraz daha yetiştirip, yazar gibi yazmaya çalışacağım. Her şeyden önemlisi ben burada yazacağım.

Bu son cümle biraz ironi oldu belki ama açıklayınca hak vereceksiniz umarım. Burada yazı yazmaya başlamadan önce muhtelif bloglarda da yazı yazdığımı daha önce ifade etmiştim. Bir kez daha ifade ediyorum ki, daha önceki yazdıklarımdan, yazılan platformlardan ve kurulan empatiden (yada kurulamadığından) bu kadar haz almamıştım. İnanın, burada bulunmaktan çok ama çok mesudum. Yazı yazan, düşünce üreten ve ben “milliyet blog yazarıyım” diyen bin küsur arkadaştan birçoğu ile karşılıklı yazılarda ve e-postalarda bir dostluk köprüsü oluşturduk. Zaman zaman birbirimize yorumlar, eleştiriler gönderdik. Daha tanışamadığımız yada yalnızca yazılarını okudum, okuduğumuz arkadaşlarla da inanıyorum ki çok güzel bir ilişki oluşturacağız zamanla. Burada olduğumuz müddetçe tabiki.

Ve birkaç özür !. Yazılarımın uzun olduğuna dair bir eleştiri almıştım bir dosttan. Doğrudur. Ne yapayım, yazmaya başlayınca arkası geliyor, durduramıyorum ellerimi. Her yazımı bir A4 kağıdı ölçüsünde yazmaya çalışıyorsam da, yazımın uzunluğundan dolayı özür dilerim. Bilmeden birilerini kırdıysam yada gücendirdiysem yada birilerinin zülfiyarenine dokunduysam, bilmediğim bir konuda ukalalık tasladıysam, yanlış kelimeler kullandıysam, haddimi aştıysam yani özür dilerim. Ve eğer yetenekliysem yazmakta, yazabiliyorsam, bir şeyleri anlatıp, okutabiliyorsam ve beğendirebiliyorsam yazılarımı, birilerini bilgilendirip düşündürebiliyorsam, bana “yaz” diyen hocalarımdan özür diliyorum. Ve kendini adam yerine koymayan kendimden de özür diliyorum.

Ve teşekkür ediyorum. Önce bana “neden yazmıyorsun, güçlü bir kalemin var” diyen dostlarıma, yakınlarıma bana destek oldukları için !.. Yazdıklarımı ciddiye alıp, bana eleştirilerini gönderdikleri ve beni daha fazla teşvik ettikleri için !.. Beni böyle bir platforma kabul eden Milliyet editörlerine, bana yazma fırsatı verdikleri için !.. Milliyet gazetesine, doğru yazarları barındırdığı ve doğru bilgiler edindiğim için !.. Zihnimde yer eden güzide yazarlara, yazdıkları kitapları okumamı sağladıkları ve hayatımı değiştirdikleri için !.. Adları sokak tabelalarında kalmayan şairlere, bana şiiri sevdirdikleri için !..

Ve herkese, böyle bir ailenin içinde bulunduğum ve beni bu aileye kabul ettikleri için..

Şükranlarımı ve sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Yazmak" bir sorumluluk bence! İçinizde yazma arzusu geliyorsa, mutlaka yazmalısnız, yazmalıyız, hepimiz bunun için yazıyoruz belki de. "Bir kişi bile okusa yazacağım" demiş bir yazar. Sait Faik de "yazmasaydım çıldıracaktım" diyor ya... Yazalım, okuyalım,"insan" olalım. Sağlıcakla kalınız...

DİNOZOR 
 25.02.2007 12:43
Cevap :
Ağzınıza sağlık !. Ben de belki bu yüzden yazıyorum. Yazmayı da seviyorum. Bir kişinin bile okuma olasılığını düşünürek, yazmaya devam edeceğm. selamlar  26.02.2007 13:05
 

Sevgili Tanzer bey umarım hedeflerinize ulaşır ve daha nice başarılı, tıpkı bu yazı gibi okumaktan keyif alacağımız yazılar yazarsınız.Güzel paylaşımlarınız için ve düşünce dünyamıza yazılarınızla bir katkıda siz sağladığınız için teşekkür ederim.

Tülay TERZİOĞLU 
 21.02.2007 10:48
Cevap :
Yorumunuz ve dilekleriniz için teşekkür ederim. Sizi tanıdığıma memnun oldum. Eleştiri ve yorumlarınızı bekliyorum. Sevgiyle kalın..  21.02.2007 15:35
 

Sevgili Tansel Bey Aranıza yeni katılmış birisi olarak sizin yazdıklarınızı ve diğer arkadaşların yazdıklarını vakit buldukça okumaya her okuduğuma da elimden geldiği kadar yorum yapmaya çalışıyorum. Kendimi henüz, yazıların iyisini kötüsünü yada yazarlarımızın iyisini kötüsünün ayrımını yapacak düzeyde bulmadığımdan yapamıyorum. Bu ayrımı yapabilmem için tamamını okumam gerekir diye düşünüyorum. Ancak sizin yazılarınız, beğenerek okuduklarım arasında. Daha nice 100 değil 1000 değil 10 bininci yazılar diliyorum. Sevgilerimle

Abla 
 20.02.2007 11:45
Cevap :
Sevgili sevim Hanım. Aramıza hoşgeldiniz. Yazılarıma gösterdiğiniz ilgiye ve nezaketinize teşekkür ederim. Siz doğru yoldasınız emin olun. Her bir yazıyı, hatta bulabildiğiniz her kitabı okuyarak kendiniz onun iyi mi, kötü mü olduğuna karar verebilirsiniz. Eğer okuduğunuzun size bir ışık tutmadığını görüyorsanız, okumanıza ve değerlendirmenize gerek yok. Ama okuduğunuz yazıyla ve yazarıyla bir empati yakalamışsanız -ki bu hissedilebilir- o zaman objektif bir değerlendirme yapacağınızı sanıyorum. Temennileriniz ve yazdıklarıma ilginiz ve teveccühüz için binlerce teşekkür. Sizi tanımaktan onur duydum. Umarım daha sık mesajlaşırız. Sevgiyle kalın..  20.02.2007 19:20
 

Sevgili Tansel bey... Blogu bir aileye benzetmeniz ne güzel. Yazan, hoşgörülü insanlar arasında olmak ne güzel... Mütevazı dostlar arasında olmak ne güzel... Sevgiler... Solohan

Solohan 
 20.02.2007 2:40
Cevap :
Her blog değil sevgili Solohan. Burada farklı bir sinerji var. Bu yüzden aile tabirini kullandım. Sizin de bu aileden biri olduğunuza ve tanıştığımıza sevindim. Selamlar..  20.02.2007 10:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2479
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster