Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
155
 

Yazmak

Yazmak
 

YAZMAK, GÖNÜL İŞİDİR!


Yazmak benim için bambaşka bir şey hazzına asla doyamadığım… Bir nevi sırdaş duygularımı, gelecek kaygılarımı ve gönül kırgınlıklarımı kâğıda döktüren kalemimin lisanı… Hislerin ete kemiğe büründüğü, her cümlede dudaklardan okunduğu sözcüklerin aynada gönlüme yansıyan yüzü… Başlı başına kendime biçtiğim bir hayat tarzıydı; vefakâr kalemimin şahitliğinde hayata dair ne varsa kâğıda döktüğüm

Gönlüme nakış nakış işleyen bu sevdam; az hor görülmedi, sevilen bir post misali yerden yere vurulup az yerilmedi! Gel gör ki bu aşk, bana hayat felsefemin ana hatlarını, meşakkatlerini kalemimden fedakâr yoldaşım saflığın sembolü beyaz kâğıtlara cümleleri işlememe asla mani olmadı, biiznillah olamayacak da!

 Oysa bu gönül serüvenim; edebiyat bilgisi malum olanlar hatırlar, Yahya Kemal, Necip Fazıl ve fikri mecrası her ne kadar farklı yön çizse de Nazım hikmet gibi lise yıllarına dayanıyor. Ahmet GÜNBAY YILDIZ ve Mustafa KUTLU derken onu Mehmet ALAGAŞ’ın sıra dışı cazibedâr üslubu izledi. Böylece okuma alışkanlığım fidan başlayıp zaman geldi dallandı budaklandı ta ki lise 3’te okul genelinde düzenlenen kitap okuma yarışmasında birinciliği getirdi. Ne vakit hislerimin kitaplara yönelmesiyle kaleme sarıldım, sütbeyaz kâğıtları kucakladım ki bu kucaklayış o yıllardan kâh öte kâh beri devam ediyor. Aksaray Gazetesinde yayımlanan ilk şiirimin verdiği çocuksu heyecanı geçen zamana mukabil hasretim günbegün yıllansa da hala o günkü tazeliğini koruyor içimde…

Günleri az günlüğüme mazinin hasret kokulu cümlelerle, olayları evrim geçirmiş her düşünce gibi o günün şartlarında yorumlama hazzını içimde duymak, geçirdiğim fikrî evreleri kendime belge kılmak her kula nasip olmaz! Bu da biraz benim diğer insanlardan ayrılan yanım. Az mı dalga geçilmiş, edebiyatın haz yönüne yabancı çevremdeki eyyamcı insanlara yazmanın büyüsünü anlatmaya çalıştım?

 Elbet kolay değildi; hayat kademesinde her insanın yüklendiği misyon gibi benim de artık kendime bir yol çizmem ve ona göre hareket etmem gerekiyordu. İlk amaç edinmem yazma üzerinde kalem oynatmak, öğrendiğim ve bilgi edindiğim ne varsa idrak süzgecinden geçirmem lazımdı. Soru işaretlerinin o yıllarda fikri zemin teşkil için kol gezdiği genlik çağında doğruyu yanlıştan ayırt edemiyordum. Ölçüyorum biçiyorum derken hocaya soruyorum; ucu yanık yalan argümanlı yavan cevaplar beni tatmin etmiyordu. Düşüncemde soru işaretleri öylesine çoğalıyordu ki sanırsınız bölünerek hücreler çoğalıyor. Doluya koyuyorum almıyor boşa koyuyorum dolmuyor hesabı her şet iç içe girmişti.             

KALEMDÂR

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 111
Kayıt tarihi
: 15.04.14
 
 

Aksaray doğumlu olup selçuk üniversitesinde arap dili ve edebiyatı okumaktayım.  Lise yılları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster