Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
7487
 

Yeni müfredatın en büyük çelişkisi ve yeni OKS sisteminin açıkları

Yeni müfredatın en büyük çelişkisi ve yeni OKS sisteminin açıkları
 

Bir miladı gerçekleştirdi Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim-öğretim müfredatını bütünüyle değiştirerek. Öyle bir değişiklikti ki bu, eğitim-öğretime bakışaçısını, felsefi yaklaşımlarını, uygulama medotlarını, yöntem ve tekniklerini, eğitim araç ve gereçlerini (özellikle ders kitapları) ve eğitim adına aklınıza gelen ne varsa yeniden yapılandırılıyordu…

Bu değişiklikleri bütün MEB personelinin nasıl algıladıkları, ne kadar özümsedikleri, ne kadar uyum sağladıkları ve ne kadar uygulayabildikleri şöyle dursun, iki büyük eksikle uygulamaya konuldu “yeni müfredat programı”… Birincisi ana ölçme ve değerlendirme yönteminin değiştirilememesi. İkincisi ise yeni müfredat değişikliği eğitimlerinin (özellikle öğretmen) ciddiyetle ve hakkıyla yapılamaması…

Ana ölçme ve değerlendirme sistemi deyince ilköğretimlerde “OKS”, ortaöğretimlerde ise “ÖSS”yi işaret ediyoruz. Eğitim sistemimizde ana ölçme ve değerlendirme sistemi değiştirilemediğinde, yeni mantıkla yetiştirilen öğrencinin eski mantıkla değerlendirilmesi gibi büyük bir çelişki çıkıyor ortaya… İşte bu çelişkiden hareketle MEB yetkilileri harekete geçti ve OKS sistemini yeniden yapılandırmak için kolları sıvadı. Uzun süren çalışmalar neticesinde yeni ortaöğretime geçiş modelinin ana yapısı oluşturuldu. Ayrıntılar ise MEB”in 10 nisana kadar model hakkında aldığı görüşlerle şekillenecek…

Yeni ortaöğretim modelinin “Davranış ve Yönlendirme Puanı”na ilişkin değerlendirme ve önerilerimi iki bölüm halinde yazmıştım. Şimdi ise yeni modelin diğer önemli unsurları hakkında değerlendirme ve önerilerime değineceğim.

Büyük bir çoğunluğun kaygısı yeni modelin seviye belirleme sınavlarında İngilizce dersinden de soruların gelmesi… 10”a yakın soru gelmesi planlanan İngilizce dersine dikkat çekmek ve önemini artırmak için güzel bir adım olabilir bu… Fakat herkese sunamadığınız imkanı, herkesten nasıl isteyeceksiniz? Bir tarafta en iyi İngilizce öğretmenlerinden ders alan öğrencilerle, diğer tarafta ingilizce öğretmeni olmadığı için dışarıdan İngilizce bilenlerle yada farklı branş öğretmenleri ile doldurulan derslerle ve hatta doldurulamayıp dersi boş geçen öğrencileri aynı kefeye koymak ne kadar adil?! Bence bu durum en çok İngilizce öğretmenlerine yarayacaktır. Zira artık onlara da dershane kapıları açılacak, hatta az bulunduklarından transfer rakamları artacaktır…

6,7 ve 8. sınıf sonlarında olmak üzere ve “Seviye Belirleme Sınavı” adı verilerek üçe çıkartılan yerleştirme sınavları ne kadar amacına uygun?! Birkaç gün önce orta öğretim kurumlarına yerleştirmeyi %70 oranında etkileyecek seviye belirleme sınavlarında, %25 oranında 6. sınıf, %35 oranında 7. sınıf ve %40 oranında da 8. sınıf seviye belirleme sınavı sonuçlarının etken olacağı açıklandı (Oranlar sınavların %70 etkisini oluşturacak oranlarıdır)... Bu anlamlı ve desteklenebilecek bir gelişme… Fakat, sınavın birden üçe çıkartılması değerlendirmeyi ne kadar süreç odaklı hale getirir ve ne kadar eski sitemin yaralarına merhem olur?

Eski sitemin önemli değiştirilme gerekçelerinden biri, OKS”nin öğrencileri okuldan kopartıp dershaneye bağımlı hale getirdiğinin fark edilmesi… 8. sınıfta yapılan tek sınavlı dönemde bile öğrencisine dershaneler vasıtası ile ilkokul 4. sınıftan itibaren OKS takviyesi aldıran velilere şahit olan biri olarak, sınavların 6. sınıftan itibaren yapılacak olmasının sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum… Evet bu modelin öğrencileri okula yakınlaştıracağı görülebiliyor, fakat dershanelerden kopartamayacağını görmek içinse neredeyse göze bile gerek yok… Bu sistemle öğrencinin yapışması gereken kurum ikiye çıkacaktır; okul ve dershane… Zira yeni müfredat sadece teste dayalı ölçmeyi hedefleyen eğitim-öğretim modelini içermiyor ve test tekniği istenen sınavlarda bu destek hep dershanelerce verilir durumda kalacak…

Eski sitemin bir diğer önemli gerekçelerinden biri ise, OKS”nin sınav kaygısı oluşturarak öğrencilerin ruhsal gelişimini olumsuz etkilemesi… Bugünlerde alanımız akademisyenlerinden talim terbiye kurulu başkanı bile sınavların üçe çıkartılmasının sınav kaygısını eskisi gibi etkilemeyeceğini ve kaygının istenen düzeyde tutacağını söyleyebiliyor… Evet hiçbirimiz hasta olunca aynı hastalığı geçirmiş birini aramayız, doktora gideriz ama; bazen gerçekten doktora değil de “damdan düşmüş biri”ne gitmemiz gerekiyor…

Bence ortaöğretim öğrencisinin yaşadığı sınav kaygısının (OKS sınavı) en büyük etkeni anne/baba ve çevre baskısıdır. Yani aslında yaşanan kaygı öğrencinin değil, anne/babasının kaygısıdır… Zira anne/baba öğrencisinin OKS sınavını kazanması için yıllardır dershaneye para akıtmıştır! Komşular da o kadar para harcadığını bilmektedir! Oğlunun/kızının ilgi, yetenek ve performansı çok önemli değil, anne/baba oğlunu/kızını fen lisesi öğrenci olarak görmek istemektedir ve yıllardır akraba ve komşularına “benim oğlum/kızım fen lisesine gidiyor” diyebilmenin hayalini kurmaktadır!...

Peki sınavı 6. sınıfa indirgemek velilerin kaygısını ve dolayısıyla öğrencilerine yönelik baskılarını erkene almak ve baskı sürecini uzunlaştırmak değil mi? Gireceği seviye belirleme sınavının, henüz geleceğine ne kadar etki edeceğini tam olarak anlamlandırma olgunluğuna sahip olmayan 6. sınıf öğrencisi, onun yerine karar vermeye dünden razı anne/babasının psikolojik baskısına bu kadar erken yaşta maruz kalmaya başlaması ruh sağlığı açısından tehlike değil mi?!...

Banyonuzun fiskiyesini damla damla akar hale getirin ve altına girin. Damlalar başınıza damlasın. O damlaların altında bir saat bekleyin bakalım neler oluyor! Peki 8. sınıf öğrencisinin bile kaldırmakta zorlandığı, hatta çoğunun bünyesinde iflaslar oluştuğu bir yıllık çevre baskısının üç yıla çıkmasını 6. sınıf öğrencisi nasıl kaldıracaktır!?... Seviye belirleme sınavları da en çok dershanelere yarayacaktır. Öyle ya milyonlarca öğrenci 6. sınıftan itibaren dershane kapısı aşındıracaktır…

Gelelim orta öğretim kurumlarına yerleştirmelerde %25 oranında etkiye sahip ilköğretim başarı puanı da diyebileceğimiz “yılsonu başarı puanı”na… Derslerde veirlecek notların okullarımızda nasıl sonuçlar doğurabileceğine daha önceki “MEB, KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARTIYOR ! ” başlıklı köşe yazımda ayrıntıları ile vermiştim. Olası bu riskler, etkinin %25 olmasına bağımsız aynen geçerliliğini korumaktadır. Umarım öğrenciyle sınırlı kalan okuldaki şiddet velilerin de katılımıyla daha geniş kitlelere ulaşmaz!...

İlköğretim başarı puanının orta öğretim kurumlarına yerleşmeye etki edecek olması süreç odaklı yaklaşım açısından manidar bir adım. Fakat Türkiye gerçeği göz ardı edilmeden kurumların bu uygulamaya hazır olması gerek… Yarın yaşanabilecek sırtı kalın veli ile öğretmen arasındaki sürtüşmede öğretmene kim sahip çıkacaktır?!... Ayrıca ders sınavlarındaki ölçme ve değerlendirmenin, tehditvari hatırlatmaların yer aldığı genelgelerle ve değerlendirme ölçütleri geliştirmekle standartlaştırılamayacağını görebilmek için inanın kartal görüşüne gerek yok… Bugün her öğretmen bilir ki; aynı konulardan öğrencilerinin tamamını 1-2 aldıracak sınav da yapabilir, tamamını 4-5 aldıracak sınav da…

Herşeye rağmen anlamlı olan ilköğretim başarı puanı katkısı en güvenilir hale getirilerek uygulamaya konulacaksa, kesinlikle orta öğretime yerleştirmede etken hale getirilmeden önce ağırlıklandırılmalıdır… İlköğretim başarı puanı, ağırlık kazandırılmadan uygulamaya alınırsa çok büyük adaletsizlikler yaşanabileceği gibi teknik olarak mümkün olmayan ilköğretim okulu tercihlerinde (adrese göre ilköğretime başlanıyor), kitabına uydurmalar ve transfer ücretleri artabilir… ÖSS”de de uygulanan ortaöğretim başları puanı ağırlıklı hale getirilerek fen liseleri ile genel liseler gibi okullar arasındaki uçurum giderilir… İlköğretim başarı puanı da ağırlıklandırılarak yerleştirmeye etkisi sağlanmalı ve böylece okullar arasında doğabilecek uçurumlar en aza indirilmelidir…

Efendim olabildiğince ayrıntıya girmeden özetlemeye çalıştım, lakin konu oldukça geniş… Yine de yazımı uzunluktan kurtaramadım, umarım okurken sıkılmadınız. Cahillik işte, henüz az lafla çok şeyi anlatmayı başaramadık J… Bizden hatırlatması sizlerden değerlendirmesi ve gerekli mercilere taşınması… Umulur ki, eleştiri ve öneriler ışığında en gerçekçi ve en anlamlı ortaöğretime geçiş modeli oluşturulabilir…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne çocukluklarını yaşatacaklar, ne gençliklerini. Üstelik bunca emek ve çaba harcandığı, milyonlar akıtıldığı halde geleceklerini teminat altına alacak bir iş garantisi de yok. Biz bu arada yıllarca uğraşıp, didinirken birileri köşe kapacak. Yazık... Yazık... Üniversite eğitiminin kalitesi desen o ayrı bir dert. Hiç bir öğrencinin umduğunu, bulduğunu görmedim henüz. Hepsi dertli, hepsi yaralı. Dünler bu günlerden güzeldi galiba. Ne dersiniz? Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 22.04.2007 19:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 488
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 12312
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

1996-2000 Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü, Psikolojik Danış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster