Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '15

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
61
 

Yol ortası bahçeciliği

Şehircilik çok kapsamlı bir iştir. Engellilerin erişimine yönelik düzenlemeler bunun sadece bir kısmını oluşturur. Diğer düzenlemeler de herkesin şehir yaşamından zevk almasını ve daha rahat yaşamasını sağlar.

Ankara'da yaşıyor olmam ve her gün işe giderken de arabamla uzun bir yol katediyor olmam sebebiyle özellikle caddelerin düzenlenmesi, özellikle trafik işaretleri, yol çizgileri, refüjlerin tasarımı gibi hususlar doğrudan gözlemlemlediğim ve fayda ya da zarar olarak bana doğrudan dönüşü olan şeyler oluyor.

Bunlardan özellikle yolun ortasındaki refüjlerdeki düzenlemeler dikkatimi çekiyor. Zaten dikkat çekmesi için de fazla bir uğraşa gerek yok. Sabahleyin yolda giderken bir anda hiçbir uyarı olmaksızın yolun ortasında bahçe işleri ile uğraşan 25-30 kişi ile karşı karşıya kalıyorsunuz. 100 km hızla giderken bu insanların hemen dibinden geçiyorsunuz. Eskişehir yolu geniş bir yol ve araçların hızları özellikle sol şeritte 100 km'den az değil. Bu kişiler hiçbir güvenlik önlemi alınmaksızın yolun ortasında karın tokluğuna çalışıyorlar. Biliyorum ki bu garibanlar taşeron işçiler ve internette de paylaşılan bir fotoğrafta görüldüğü üzere bu insanlar kamyon kasalarında taşınıyorlar. İnternette görmesek de biliyoruz ki işçilerin bir kısmı güvenli olmayan taşıma yöntemleriyle iş yaptıkları yerlere götürüyorlar. Gazete ve televizyonlarda işçilerin trafik kazalarında can verişlerine hepimiz tanığız.

Bazen bu kişilerin çalıştıkları yerlerin hemen dibinde kukalar başlayabiliyor. Ancak uyarıcı işaret levhaları genelde bir yöne konuyor ve en az 100 metre gibi (ki bu yeterli değil) bir uzaklıktan değil de hemen işçilerin çalıştıkları yerin dibine konduğu için koruyucu bir özelliği kalmıyor. Ayrıca genelde bir işçinin eline kırmızı ya da rengi atmış bir kırmızı bayrak verip sallandırıyorlar. Bu bayrak sallayan işçileri yol yapım çalışmalarında da sık sık görebilirsiniz.

Benim en büyük korkum, bu kişilerin refüje hızla giren bir aracın altında kalıp ölmeleri. Ne kadar dikkatli giderseniz gidin, hemen yolun dibinden başlayan refüje çıkma ihtimaliniz var. Sizi bir araç sıkıştırabilir, ya da siz direksiyon hakimiyetini kaybedip refüje çıkabilirsiniz. Yine haberlerde gördüğümüz gibi birçok kez küçük ya da büyük araçlar refüjü aşıp yolun diğer tarafına geçmiştir.

Aracınızın refüje çıkması bir yana, bu kişiler de refüjden yola inebilir ya da dengesini kaybedip yola düşebilirler. Refüjler bildiğiniz gibi yola göre daha yüksek oluyor. Ki bu işçilerin ne yazık ki bilinçsiz olması da diğer bir faktör. Bazen işçiler ayaklarını refüjden uzatıp oturabiliyorlar, ya da bir işi yaparken yolun en kenarına inebiliyorlar. Bu da tabiki çok ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Yolun refüj tarafında kalan kısımları bahçe işlerinden sonra toprak ve çamurla doluyor. Yol güvenliği açısından da sıkıntılı olan bu duruma ilaveten, bir de bu yol ortası bahçeleri sulandığında oluşan ıslak zemin ve göletler tam bir sürüş güvenliği riski oluşturuyor. Sulamalar iş çıkış saatlerine denk geldiğinde risk iyice artıyor.

Peki niye yol ortasına bunca bitki, çiçek ve ağaç dikme isteği? Güzel bir görüntü oluştuğu için mi? Refüjlere ekilen milyonlarca küçük bitki gerçekten güzel bir görüntü oluşturuyor mu? Refüjlere yapılan bunca gereksiz yatırım engellilerin ve bütün vatandaşların daha rahat bir şehir ortamında yaşamalarını sağlayacak düzenlemeler için harcanamaz mı? Kaldırımların çoğu düzensiz taşlarla örülürken, rampalar bazı semtlerde hiç yokken ve mevcut olan rampalar da işlevsizken, otopark sayısı azken ve yollar otopark olarak işgal edilirken, engelliler için yollarda ayrılan otopark yerleri azken ve bir engelli örneğin Tunalı Hilmi Caddesi'nde arabasını engellilere ayrılmamış bir yere park etmek zorunda kalıp para vermeye zorlanırken, dolmuşlar ve otobüsler trafik kurallarını hiçe sayıp hem diğer araçları hem de yayalarını tehlikeye sokarken, şoförlerin çoğu aceleci bir şekilde araçlarını sürüp, yaya geçitlerini hiç sayarken, şehir yaya üst geçidi mezarlığına dönmüşken, modern anlamda bir şehir parkı yokken, her boş alan yeni inşaatlar için değerlendirilirken, yeni yerleşim yerlerine Aile Sağlık Merkezi, poliklinikler, hastaneler, gençler, yaşlılar ve engelliler için lokaller, market gibi temel ihtiyaçların karşılanacağı yerler yapılmazken, ve daha bir sürü sayacak şey varken, niye yol ortasına bunca hummalı bir bahçe çalışması yapılır?

Varsın yolların ortaları boş kalsın, ama insanların asıl ihtiyaç duydukları hizmetler yerine getirilsin. Buralara harcanan milyonlarca lira ile yüzbinlerce, milyonlarca insanın yaşamı rahatlaşacak. Etrafı kupkuru olan bir şehrin içine üç tane yeşil bitki dikmekle ortam mı değişiyor?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 62
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

2000 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden (Mektebi Mülkiye) mezun olduktan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster