Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
432
 

Yumurtadan ne çıkar?

Yumurtadan ne çıkar?
 

civciv


Civciv mi, omlet mi, mermi mi?

Son günlerde hiç de şık olmayan bir nostalji(!) yaşanıyor ülkemizde. 12 Eylül öncesinde yaşanan olayların benzeri yaşatılmaya çalışılıyor. Dünya uzaya giderken biz geriye gidiyoruz. Modası geçmiş, demode olmuş şeylerden medet uman bir gençlik; özellikle ülkeyi yönetmeye talip, test sınavlarında müthiş başarı gösteren bir gençliğin bu kaba saba protesto gösterilerinde boy göstermesi gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir hadisedir. Bu konu mutlaka incelenmesi gereken sosyolojik bir sorundur.

Elbette olan bitenler tüm gençliğe mal edilemez. Bir kısım marjinal grup bu olayları gerçekleştiriyor. Özellikle hazırlanmış bir grubun yapmış olduğu çirkin gösterilerdir bunlar. Dolayısıyla bu olayların arkasında provokasyon olduğunu düşünmemek mümkün değildir. Ülkede kargaşa isteyen birçok şer odağın bu gençliği kullandığı bir gerçektir. Şer güçler her dönem farklı argümanları kullanarak bu milletin gelişmesi engellemişler, engelleyecekler de. Bunlar bizim yakın tarihimizde hep olagelmiş şeylerdir. Bundan sonra da olacaktır. Çözüm yolunda iş büyüklere düşmektedir. Evet, şer güçler kendi görevlerini yaparken bu gençlik niye buna alet oluyor? Çok kolay dolmuşa biniyor! Okumuş bu insanlar isteklerini niye daha medeni, daha zekice ortaya koymuyorlar, koyamıyorlar? Neden demokrasinin kendilerine sağladığı olanakları bilimsel bir akılla birleştirip isteklerini sonuç alıcı bir şekilde ortaya koyamıyorlar? Bunun nedeni yetişme tarzları olsa gerek. Öğrenci küçük yaşatana beri test manyağı yapılıyor, ezberliyor ve sonuçta bir sınav kazanıyor. Ancak gençler sosyal hadiselerden bihaber, sosyal zekâsı gelişmemiş, derdini anlatmasını bilmeyen bir insan olarak hayata atılıyorlar. Bu durumda yumurtanın 21 gün sonra civcive dönüşeceğini veya güzel bir omlet yapılıp protein ihtiyacını gidereceğini bilmez halde insanların kafasına fırlatıyorlar. Tavuklar bunu duysa bir daha yumurtlamazlar!

Genç ailede yetişirken sorunların çözümünde yanlış uygulamaları görerek yetişiyor. Sorunların genelde kavga ile çözüldüğüne(!) şahit oluyor. Hatta bu çözüm şekli ders çalışma konusunda kendisine de uygulanıyor. Bizzat yaşamış olduğu bu “öğrenilmiş davranış” şeklini üniversitede de test ediyor. Onlar için gürültü ve patırtıyla sorun çözmek normal bir hadise olmuştur artık. Kâinat boşluk kabul etmez. Bu hazır potansiyeli birilerinin kullanmaması mümkün değildir. Gençlik öğrendiğini tatbik ediyor. En kötüsü de bu zavallı gençlik aile yaşantısında da aynı metodu kullanacak ve yetiştirecekleri çocuklar da kendilerinin kopyası olacak. İşte, yaşadığımız bir çok toplumsal sorunun temel sebebi bu olsa gerek. -Televizyon haberlerinin %90’ı adi olayların insanlara aktarılmasından müteşekkil. Haberler insanlara yaşamın güzel yönlerinden ziyade çirkin yönlerini yansıtıyor. Her akşam çalma-çırpa, çalışma-çalışmama, kandırma-aldatma, vurma-kırma, yalan söyleme hadiseleri izlemekten milletin insani vasıfları tamamen köreltilmiş oluyor. İnsanımıza hayatın güzellikleri özellikle verilmemeye çalışılıyor. Bu ortamda yetişen insanların aklına karşısındakine gül atmak gelmez ki. Ya bıçak çeker, ya mermi sıkar; biraz daha insaflısı ise yumurta atar. Kısaca karşısındakini incitecek bir nesne atar. -Yaşanan bu hadiselerin baş sorumlularından birisi de siyasilerdir. Yazılı ve görsel basının manşetlerini onlar oluşturuyor. Dilini hakaret, argo ve incitici kötü kelimelere alıştırmış olan siyasetçi görüntüsü, vatandaşlarımızın edep ve ahlak anlayışını yok ediyor. Onların saldırgan sözleri gençlere kötü örnek oluyor. Hele, salı günleri Meclis'te yapılan grup konuşmalarındaki karşılıklı hakaret içeren sözleri duyan insanlar acaba iyi duygular besleyebilir mi? Gerilim ve hakareti sermaye haline getirmekten geri kalmayan bu büyükler(!), gençlere problemlerin nasıl çözüleceğini çok güzel anlatmış oluyorlar! Gördüğü ve duyduğuyla amel eden bir milletiz. Ancak boşa amel ettiğimizin farkında değiliz. Çünkü bu ameller kabul olmayan amellerdir. Gençlerimiz de gördükleriyle amel ediyor ve yumurtayı sahanda değil de milletin kafasında pişirmeye kalkıyor.

Evet, sonuçta bir vatandaş olarak bu tür protesto hareketlerini onaylamak mümkün değildir. Çünkü 12 Eylül öncesi bu filmi bizzat seyrettim ve hiçbir şey anlamadım. Ancak olayı bu hale getiren nedenleri göz ardı edip sonuçla meşgul olursak bir arpa boyu yol alamayız. Her gün sinek öldürmektense bir gün bataklığı kurutmayla uğraştığımızda çok daha akıllı iş yapmış olacağız ve enerjimizi boşa tüketmeyeceğiz. Çocuk yetiştirmede ve devlet idaresinde akıl ve samimiyet yol göstericimiz olsun. Aaammmiiiinnnnn.

İsmet Yalçınkaya
Kimya öğretmeni Başarı Sınav danışmanlığı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1471
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster