Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
276
 

Yurtta nefret cihanda nefret!!!!

Yurtta nefret cihanda nefret!!!!
 

Son günlerde başdöndürücü hızla gelişen olaylara bakın.

Yavaş ve planlı programlı hareketlerle ülkemiz artık giderek Avrupa'dan uzaklaştırılıyor. Doğu'nun Arap-Müslüman kısmına yaklaştırılıyor işin özü bu.

Kim ne zaman karar verdiyse rota birden değiştirildi dümen kırıldı ve Türkiye Doğu yönüne ancak "Sadece kendi aralarında açtıkları şiiddet, terör ve husumet sorunlarıyla bile dünyayı her zaman fazlasıyla meşgul eden, Müslüman Mahallesine" emin adımlarla ilerliyor. İlerlemesinde sorun yok Elhamdülillah Müslümanız biz de ancak, bu gidiş maalesef, denge bozularak ve Batıyla bütün köprüler yıkılıp, doğuyla yeni köprüler kurularak yapılıyor.

Nasıl geldik bu günlere?

"one minute! " bildiğimiz, ilk belirgin adım.

Sonra durduk yerde düne kadar yeni güncel bir değişme olmadan, Gazze'nin bombalanmasının üzerinden aylar geçmiş, olay soğumaya yüz tutuyorken, Türkiye Cumhuriyeti Devlet büyüklerinin tek tabanca halinde, en sinirli hiç diplomatik olmayan bir üslupla İsrail'e yüklenmesi.

İsrail'in gergin cevap vermesi, Türkiye'nin ülkesiyle Suriye arasında arabuluculuk yapmasını kesinlikle istememesi.

İsrail'in katılacağı askeri harekatın iptali. Ama duyurarak, dosta düşmana sırf İsrail yüzünden böyle davranıldığı bildirerek.

Sonrasında neredeyse her gün, İsrail'e yönelik asla yumuşamayan beyanlar.

Sadece ABD nin değil müslüman ve uzakdoğulu ülkelerin de hazzetmedikleri İran'la sıcak ilişkiler, İran'ı "canım nükller tesisler askeri amaçlı değil, ama İsrail de de aynı silahlardan var, vs.vs. beyanlarla sürekli İnadına İran'ı desteklemeye, daha düne kadar PKK nın en büyük hamisi, onu başımıza bela eden Suriye ile, dünyanın en şaibeli liderlerinden Sudan ile, Irak ile can ciğer kuzu sarma olmaya çalışan Türkiye. Avrupanın yanına yaklaştırılmayan Türkiye'ye bu herkesin gitmek için can attığı ülkelerle vizesiz seyahat imkanı. Onların, Başbakan'ı onore etmeye yönelik söz ve davranışları.Osmanlı dönemini çağrıştıran yorumlar, kuru pohpohlamalar vs.

(Zaten kim olsa sizin sorunlarınızı çözmek için sizden önce ortaya atılsa, kendi ülkesinden çok sizin sorunlarınızı uluslararası alanda dile getirse hoşuna gider o da ayrı mesele)

Başbakan burada herkese biz artık Arap-Müslüman Doğuya aitiz hatta onlarla ilgili söz sahibiyiz, Filistin ile kan kardeşiyiz havasına girmiştir. Kendi kendine ağabey rolünü oynamaya çalışmaktadır.

Bunun devamı kesinlikle gelecektir. Türkiye Batılı komşuları, İsrail ve ABD'ye karşı adeta yurtta nefret cihanda nefret politikası izlemeye başlamıştır.

Problemler anında gerginliklere onarılması zor yaralara dönüşmekte, diplomatik dengeli, sağduyulu, olayları zamana yayan, Türkiye'nin önceliklerini esas alan bir dış politika yerine, gergin, anlık, değişken, ve sadece Müslüman Arap ülkeleri ve İran'ı merkez alan bir dış politika izlenmektedir.

Bütün komşularımızla ve Dünya ülkeleriyle "Yurtta sulh cihanda sulh " ilkesi bizim için her zor zamanımızda güvence sağlamışken, komşularımızı ve dünya ülkelerini sadece dinlerinden dolayı potansiyel dost potansiyel düşman görerek yürütülen dış politikalar evlatlarımızın geleceğinde derin sıkıntılar yaratacak, maalesef onların, Başbakanın çocukları gibi gerektiğinde ABD de yaşamak şansları da olmayacaktır.

AKP hükümeti, sert ve sıkça verilen beyanlarla, mahalle kavgalarında olduğu gibi özellikle İsrail'e" hadi bize kızsana hadi bize sen de sert çıksana " demeye çalışır bir tavır içindedir.

İsrail' de zaten bu sert cevaplara anında sert üslupla karşılık vermekte, en son Büyükelçimizi kısacık bir koltuğa oturtarak ego tatmini yapma densizliğine kadar gitmiştir. Özür dilese de bu diplomatik faciadır.

Aslında bu koltuk krizi ya da İsrail'in sert beyanları ve değişen politikası, zaten ülkemizi yönetenlerin beklediği bir tepkidir.

Demin de yazmıştım artık "aaa bakın İsrail nasıl düşmanca davranan bir ülke" savı giderek doğrulanmaktadır. Zaten bir ilişkide karşıdakine 10 kez sen düşmanımsın desen sonucun nereye gideceği bellidir. Bu iyi bir yöntemdir.

İşin korkutucu yanı bu tehlikeli gidişat, son dönem televizyon dizileri yoluyla da en basit ve ucuz yöntemlerle desteklenmeye başlamıştır. Kurtlar Vadisi İsrail'de ve ısmarlama olduğu çok belli olan, Ayrılık dizileri en son örneklerdir. Bunun devamı gelecektir maalesef çünkü toplumumuzun yapısı populizme çok müsaittir. " helal olsun adamlara İsrail'e dersini veriyorlar" diye düşünecek yüzbinlerce insan vardır.

Maalesef bu husumet ve gerginlikler, medyadan da destekli olarak sürüp gidecektir. Belirleyici olan Erdoğan'ın tavrı ya da "Allah korusun" İran'ı bombalamaya giden ABD veya İsrail uçaklarının kasten ya da kasıtlı olarak bizim de kafalarımıza birkaç bomba düşürüvermesidir. Avrupa ve çok vefalı Arap aleminin, Ermeni, stan'ın, Çin'in vs. bu duruma çok üzülüp karalar bağlayacaklarını tahmin edersiniz!!!!!!!!

Bir vakitler bir yerel seçimde adayına oy vermiş olduğum, AKP hükümetinin yanlışları çok fazladır ama gelecek nesilleri de etkileyebilecek, gelecek seçimlerde oy vereceklerin defalarca düşünmesi gereken konu da budur.

Sözün özü, Türkiye Cumhuriyeti rotayı değiştirmeye başlamıştır artık iyice.Hiçbir şey tesadüfi değildir. İsrail'i tahrik etmek için gerekenler yapılmaktadır.

Ben İsrail sevdalısı ya da Gazze'de ölüm korkusu içinde açlık yokluk ve sıkıntılar içinde yaşayan insanları düşünmüyor da değilim. Müslüman ve Türk'üm. Orucunu aksatmayan, namazını da 5 vakit olmasa da kılan bir insanım. Kur'anı kerimin mealini birkaç kez okumuş birisiyim. Kalbimdeki Allah sevgisiyle de çok mutluyum.

Ancak ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Başbakan Erdoğan'da bu ülkenin Başbakanıdır. Filistin'in, Suriye'nin Lübnan'ın değil. Bizim sorunlarımızı çözmek için o koltuğa halk tarafından seçilmiştir. Şimdi biz yapılan bu politika değişikliklerinin nedenini, ülkemizin hangi çıkarı için böyle cansiperane zamansız ve keskin bir üslupla ortaya atıldığını, çocuklarımız ve bizim için ABD, İsrail, Avrupa olmadan, hiçbir medeni ve gelişmiş devletle olumlu ilişkilerimiz olmadan geleceğimizi nasıl huzur, refah ve barış içinde kuracağımızı açıklamak zorundadır. İnsanların verdikleri oyun karşılığında böyle bir açıklama yapması zorunludur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Düşüncenize katılmamak elde değil. Ben 'Yurtta sulh cihanda sulh' deyişini iyi anlamış biriyim. İsrail'e cephe alınmadan da Arap ülkeleriyle iyi ilişki kurulabilirdi. bunun altında başka niyetler var. BOP'u biliyoruz. Korkarım İsrail ile sertleşme politikası danışıklı dövüşten başka bir şey değil. Yoksa neden durup dururken çıktı bu olay? Daha önce İsrail Filistinlileri ezmiyor muydu? AKP neredeydi o zaman? ABD'nin Irak'a girmesini isteyen AKP değil miydi? Daha birçok soru sorulabilir. Saygılar sunarım.

Hasbihalci 
 16.01.2010 23:06
Cevap :
Selam. Başbakan, kahvehanelerde oturan -ama artık pek çoğu onun kadar bilinçli olan- kesime hoş görünmek istiyor güya.Ben bizim İsrail'e Araaplardan daha çok düşman olmamızın neden gerektiğini hala anlayabilmiş değilim. Aslında anlıyorum da lafın gelişi işte. İlk neden seçimler, diğer neden Başbakanın kafasındaki ütopik Osmanlı benzeri o bölgede söz sahibi bir ülke. Ama 21.yy dayız bu akla gelmiyor. selamlar  18.01.2010 12:03
 

Sert politika ya da sertlik politikası benim de benimsediğim yöntem değildir. Ne var ki, bazan bu gerekmektedir. Dünya, yıllarca Filistin'de olanları sessizlikle izledi. Başbakan'ın çıkışı en azından vicdanı olanlara cesaret verdi. Erdoğan'ın Perez'e "siz öldürmeyi iyi blirisiniz" demesi hoş değildi ama yanlış ta değildi. İsrail Bakan Yardımcısı'nın yaptığı ise kasti bir tavırdı. Türkiye'nin sadece müslüman ülkelerle ve özellikle İran'la iyi ilişkiler peşinde koştuğu sanısı iktidarı sevmeyenlere ait bir iddiadır. Uygulanan bu politikanın ülkemizi nereye getirdiğini görmemek için kör olmak gerekir. Bu yöntemle, hem dosluklarımızı, hem de ihracatımızı geliştirdiğimizi nasıl görmezden geliriz? Bunu nasıl din eksenli bir politika olarak görürüz? O zaman bırakalım araplarla müslümanlar Çin, ABD, Japonya gibi devletlerle ilişki kurup, ihtiyaç duyduklarını oralardan alsınlar. Biz de kadim politikamıza dönelim. Eskiden olduğu gibi kabuğumuza çekilip mutlu (!) bir hayat sürelim. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 15.01.2010 14:57
Cevap :
Ben kimseyle düşman olunmadan dengeli bir politika uygulanmasını tercih ederdim. Bir de yazımın özü şu Başbakan diplomasi kurallarını uygulamayı hiç sevmiyor .Koskoca bir ülkenin politikası bir kişinin sözlerine bağlı olmamalı.Piyasalar, ekonomi bir sözle tepetaklak olabiliyor malum. Diğer bir konu da bizde kendimize yetecek doğalgaz petrol, silah teknolojisi vs. olmaması.Maalesef. İran kadar elimiz serbest değil açıkçası. Saygılarımla  15.01.2010 19:36
 

Türkiye Avrupa birliğine muhtaç değil, Türkiye lider olarak Türk İslam Birliğini kuracak ve tarihte hiç görülmemiş bir şekilde güçlenecek. Hep birlikte göreceğiz. Yazılarımı ve www.turkislambirligimujdesi.com sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Saygılarımla

Ahmet Secer 
 15.01.2010 14:21
Cevap :
Bu hayalin gerçek olmasını çok isterdim ama zor. Ütopik bir düşünce. Öyle olmasa, Suudi Arabistan, Mısır,vb gibi birebir ABD taraftarı ülkeleri düşününce bile böyle bir şeyin neden hayal olduğunu anlayabilirsiniz. Filistin'e insani amaçlı yardım geçişine izin vermeyen bir ülke.Hem de arap. Konunun müslümanlık hristiyanlık değil ülkemizin çıkarları, geleceği, güçlü olması olduğunu anlamalıyız. Bakın her ülke aslında kendi çıkarları için politika yapıyor ve Pakistan ve Bangladeş hariç hiçbir Müslüman ülke, hele hele bir Arap ülkesi zor zamanda yanımızda olmadı. Ülkem için hayırlısı neyse onu dilliyorum. Uluslararası alanda, dost düşman gibi keskin etiketler dışında, konjonktürel tavırların, diplomatik yaklaşımların daha uygun olduğunu düşünüyorum. Sonuçta gönlüm tabii ki yanılıyor olmayı, zamanın beni haksız çıkarmasını ve bu politikanın yararlı olduğunu görmeyi istiyor. Saygılar  15.01.2010 19:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 209
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 362
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster