Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
237
 

Yüzlerce tehlikeyle beraber yaşadığımızın farkında mısınız?

Yüzlerce tehlikeyle beraber yaşadığımızın farkında mısınız?
 

Dünyamız uzay boşluğunda asılı durmaktadır !


Üzerinde yaşadığımız dünya, biz pek farkında olmasak da, içerden ve dışarıdan pek çok tehlikeyle doludur. Göktaşları, karadelikler, kuyruklu yıldızlar, dıştaki tehdit unsurlarının sadece bir kısmıdır. Diğer yandan, dünyanın derinliklerine doğru inildikçe binlerce derece sıcaklıkta magma tabakası ve bunların dışında da dünyayı kuşatan atmosfer vardır. Atmosfer koruyucu bir tabakadır, ancak son derece kuvvetli etkileri olan atmosfer olayları da burada gerçekleşir. Bunlar, şiddetli rüzgarlar, fırtınalar ve tayfunlar gibi yıkıcı sonuçlara yol açabilen doğa olaylarıdır.

Dünyamızda sık sık can ve mal kaybıyla sonuçlanan ve doğal afetler olarak adlandırılan olaylar gerçekleşmektedir. Depremler, yanardağ patlamaları, seller, dev dalgalar, hortumlar, fırtınalar, yangınlar kısa bir süre içinde bir kenti, orada yaşayan tüm canlıları yok edebilmekte ve büyük hasarlara yol açabilmektedirler. En önemlisi de insanların bu zararları engellemeye kesinlikle güç yetirememeleridir.

Allah, her olayı sebep-sonuç ilişkisi içinde, akla uygun bir şekilde yaratmıştır. Bütün doğal afetlerin mantıklı bir nedeni ve açıklaması vardır. Örneğin bir yerde deprem olması için, o bölgenin deprem bölgesi olması ve orada fay hatlarının bulunuyor olması gerekir. Allah bu olayları sebepsiz olarak da yaratabilirdi. Bu Allah için çok kolaydır. Felaketlerin sebep-sonuç ilişkisi içinde yaratılıyor olması, yaşananlara mantıklı bir açıklama getirir.

İnsanları çoğu ise bu olayları Allah’a değil, nedenlere bağlarlar. Ancak Allah’ın yarattığı her doğal afet, gerçekte insanlar için bir uyarı niteliği taşımaktadır. Ve Allah’ın insanlar üzerindeki rahmetidir. Allah, afetleri meydana getirerek, insanlara kendi acizliklerini göstermekte ve Kendi’ni bize hatırlatmaktadır. Ve bütün bunlar öğüt alıp aklını kullanabilen insanlar için birer düşünme nedeni olmaktadır.

Her yönüyle korunmasız bir varlık olan insan, hiç beklemediği bir anda herhangi bir tehlike ile karşılaşabilir. Karşılaştığı bir olay sonucunda, bedensel gücünü, ya da övündüğü fiziksel bir özelliğini kaybedebilir. Hiçbir şey gerçekte insanın kendi kontrolünde değildir. Bütün bu gerçekler karşısında insanın, kendisini yaratan Rabbimiz'e karşı büyüklenmeye kalkmasının çok akılsızca bir tavır olacağı çok açıktır. Bu nedenle insanın, sahip olduğu bütün imkan ve özellikleri verenin Allah olduğunu, dilediği anda da hepsini geri alabileceğini kabul etmesi gerekir. Ahiretteki sonsuz hayat yanında bu dünya hayatının hiçbir değeri yoktur. Allah, Kuran’da bu gerçeği düşünmemizi bildirmektedir:

Dünya hayatının örneği, ancak gökten indirdiğimiz, onunla insanların ve hayvanların yediği yeryüzünün bitkisi karışmış olan bir su gibidir. Öyle ki yer, güzelliğini takınıp süslendiği ve ahalisi gerçekten ona güç yetirdiklerini sanmışlarken (işte tam bu sırada) gece veya gündüz ona emrimiz gelmiştir de, dün sanki hiçbir zenginliği yokmuş gibi, onu kökünden biçilip atılmış bir durumda kılmışız. Düşünen bir topluluk için biz ayetleri böyle birer birer açıklarız. (Yunus Suresi, 24)

Kaynak: www.evreninyaratilisi.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2852
Kayıt tarihi
: 01.11.09
 
 

Özel bir şirkette dış ticaret yetkilisiyim. İnternet üzerinden toplamış olduğum bilgileri, başkal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster