Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
35
 

ZENGİNLİĞİ BİZ NE ANLADIK?

Bizde halk zenginlik denince; uzunca bir zamandır (bunun zamanını tam olarak kestirebilmek gerçekten çok zor) çoğu insanımız başka ülke vatandaşlarının kullandığı cihazlara sahip olabilme, o cihazları kullanabilme olarak anladı. Bunu bir zenginlik olarak algılamakla kalması gelişme, batılılaşma, modernleşme olarak da algıladı.

Trafikte en iyi arabaya sahip olmak bir statü meselesine döndü, herkes bindiği araba ile değer gördüğünden olsa gerek herkes en iyi, en pahalı arabalara sahip olmak istedi. Haklarıydı elbette ama bu gelişmişlik ölçüsü değildi. Bu olsa olsa tüketim çılgınlığı olabilirdi. Bizde halk bu tüketimi şiddetle arzulayınca elbette bunun en büyük faydası bize ürün satanlara oldu. Yani muhtemel rakiplerimizi aleyhimize güçlendirirken kendimiz mükemmel tüketiciler olduk. Aynı şey konutlar için de geçerli, iki kişilik aile hiç düşünmeden villa istedi ve aldı, beğenmedi daha lüks olanına sahip olmak istedi o da oldu. Çünkü ev, araba, yaşanılan semt, hatta şehir bir statü meselesi idi. Tüketimle yakaladığımız medeniyete bir şeyler vermemiz gerekiyordu. Aldık verdik, aldık verdik, sonuna geldik. Üretmediğimiz şeyleri tüketme zenginliğini Araplar gibi yaşadık. Ancak onların başında batılı şirketler olsa da petrolleri vardı. Biz de bu tüketim zenginliğini bir süre belki halk olarak özelleştirmelerle finanse ettik, bu durum sürdürülemezdi ve bitmesi gerekiyordu. Yaşandı ve bitti, artık hesap ödeme zamanı. Halk elbette tüketirken ben üretmediğim şeyi tüketiyorum ama bunun sonunda ne olacak diye düşünmedi. Köyden şehre göçler hızlanmadı, katlandı. Şimdilerde seksenli yıllarda köy ilkokulunda üç yüz dört yüz öğrencisi olan okulların çoğu yıkıldı ve çürümeye terk edilmiş durumda kalan milli servetler.

Özellikle şehir köylüler tarafından hasretle ulaşılması gereken hedeftir. İnek sağmak, tarla yapmak, tavuk yetiştirmek bunlar zor işler olmakla kalmaz, yıllardır köylüler daha önce köyünü terk etmiş köylüler tarafından bizzat aşağılandığı için fırsatını bulan, nefesi şehirde aldı. Mevcut durumda ne yazık ki birçok bölgede Güneydoğu Anadolu’dan başta olmak üzere hayatları çadırlarda geçen vatandaşlar olmasa hasat yapılamayacak durumdadır. Bu yıl, özellikle Gürcülerin çay ve fındık hasadına gelememeleri, Rize’de çay yetiştiricilerini düşündürürken, diğer göçmenler yardıma koştular.

Zenginliği herkes işine geldiği gibi geldi, birçok şeyi de aslında maddi zenginliği elde etmek için kullandı. Bir yerde bu işlerin bitmesi lazımdı. Şimdi sıfır kilometre bir araba hayali her zamankinden daha fazla yurdum insanına uzak bir hayal olarak görünüyor. Öyle ki otuz kırk yıl çalışan bir memur orta halli bir arabanın ilkokulu bitirmiş yaşta bir vasıta alabilir duruma gelmiş.

Zenginlik tüketmek değildir. Zenginlik denince daha fazla çöp üretmek anlaşılmamalıdır. Zenginlik kültürel zenginlik, toplum bireylerinin birbirleriyle iletişimi, kültürel zenginlik edebi zenginlik, sanat, toplum bireylerinin birbirine güven duygularının artırılması bile zenginliktir. Zenginlik üretim zenginliği, mesleki ve teknik kabiliyetlerin üretime dönüştürülmesidir. Zenginlik her şeydir ama tüketim değildir. Zenginlik yanlış anlaşıldı ve anlaşılmaya devam ediyor. Doğru ve haklı talebini dile getirmeyen, ortaya koymayan kişilerin daha dibi görmesi gerekiyor. Daha önce kaynağını sormadan harcayan insanımız, bu değirmenin suyu nereden geliyor diye sormalıydı.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1833
Toplam yorum
: 295
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 172
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster