… sempati-zan-lısı … Çukurova sıcağı kan akışlarımla, yine bitmeyen kavgaların birindeyim, serüvenlerinizin mola duraklarında oluşan, proleter devrimci arkadaşlıkların evrimine ilişkin…özlem düş yüklü yol ayrılıkları başladığında, yanlışlıklara suskun kalışlar var ya işte, kızgınım, kırgınım o pervasızlıklara, ümüğümde taş çöküntüsü yutkunuşlarımsa, incinmişliğimden olacak onlara… dönek kokularının sarmaladığı bir gecedeyim, ince hesapların pusularına düşmüşüm meğer, kaçarım yok, orta yerinde kalmışım karanlığın, bedenimi sarmalayan heyecan, ürperti, birazda ürkek, merakımdan olsa gerek…o nasıl hınçmış, öfke de öyle, parlamış akşamın karartısında, el tersi itilip savruluyorsam, bakmayın sessiz kalışıma, inan, hoyratlıktandır bu arkadaşım…elde bir oluklu, bu kol beden üzerime, üzerime, karanlığın zifirine bulaşmış bir sinsi, besbelli işini yapıyor, varsın yapsın, sana sırtımı dönüyorum ki vur, ama; ben öfkeme mağlup olmadan…Sesim titrek, boğazım kuruyor, şaşkınlığımdan olsa gerek, kanım mı dondu yoksa? safralar dökülüyor avaz, avaz ağızlardan, öfkem var ya öfkem, içime çöküyor, zulam aklıma çakılıyor ansızın, neyse ki yeri boş, sıyrılıyorum korkutan duygularımdan…içimde ince bir sızlayış, canım acıyor, kırık kırpık ağlamaklı yürüyorum, çiselenen yağmurla gelen sabaha … merhaba…kardeşlik ölçüsünden de öte ölçülere, sığdıramamıştım bildiklerimi, anamızı, yiğit bacılarımıza emanet edip, yolunuzu yol eyleyip yürüdük canlar, meğer kendi serüvenlerinizmiş bunlar, hiç önemi yokmuş yaşanmışlıkların, beleklerinizde kırıntısı dahi kalmayan, kaçıncısıdır bilinmez, karanlık kuytulardaki yitik arkadaşlıkların…Oysa-onlar-sizin, soluk alışınız kadar size uzak, serüvenlerinizin mola duraklarından bildik, şu aşina yüzler, kendi sınıf gerçeğini yaşar şimdi, Sempati –zan-lısı oluşların.