- Kategori
- Felsefe
''Ama bazen yetmiyor gücü insanın''

İnsanoğlu değişken karakterli ve içerisinde çok değişik duyguları aynı anda bir arada barındırabilen tek varlık. Aslında maddi olarak sahip olduğu ele alınacak hiçbir şeye sahip değilken bile, kendini dünyanın en güçlü ve Karun kadar zengin hisseden, insanoğlundan başka bir varlık var mıdır? Buna bizler avunmalık olarak gönül zenginliği diyoruz.
Ya da birine, her ne sebepten dolayı olursa olsun nefret ve öfke duyguları taşırken, diğer yandan da delice bir sevgiyle bağlı olan yine bizlerden başkası değil. Ortama ve olaylara göre insanoğlunun duygu ve düşünceleri kendi dünyasında yoğrulup şekil alıyor veya bizler şekil veriyoruz.
Ben hayatı hep koca bir sahne, insanları da her dönemlerinde üzerlerine biçilmiş rolleri alan oyuncular olarak düşünürüm. Her hayatı ayrı bir oyun, her kişiyi ayrı bir başrol oyuncusu ve her oyunun da ayrı ayrı sahnelerde sergilendiğini hayal ederim.
İnsanoğlu bu hayatta yıkılsa, ezilse, kırılıp dağılsa bile, yaşam kuralları dur durak bilmeden, değişmeden, hayatını sürdürüp gidiyor, uğraş veriyor mücadele ediyor ve yıkıntılarından tekrar adam olmasını biliyor. Bu güce sahip olabiliyor.
Kimi zaman da öyle bir güç hissediyor ki kendinde, hayatı kendisinin ezdiğini, ezebildiğini düşünüp, güç bende egosu taşıyor. Hissettiği bu güçte ona her zorluğu, aşabileceği duygusu yaşatıyor. Ulaşmak istediği her hedefe ulaşabileceğini ya da arzuladığı her emele sahip olabileceğini benliğinde taşıyor. Bu duygular bir yere kadar çok güzel, hatta hayatta başarıya ulaştırabilecek duygular üstelik.
‘’Ama bazen’’
‘’İşte o bazen yetmiyor gücü insanın’’
Gerçektende bazı anlar geliyor, hangi türlü güce sahip olursa olsun, insanoğlunun istediği çoğu şeylere gücü yetmiyor, yetemiyor. Sözün bittiği anların olduğu gibi, gücün bittiği anlar da insanın yaşantısında kaçınılmaz anlar oluyor.
İnsanoğlunun hayatında karşılıklı olmadıktan sonra sahip olamayacağı sevgiler vardır. Tek taraflı sevmelerde hiçbir zaman karşı tarafın sevgisini almaya gücü yetmez. Ne parayla ne pulla, ne güzellikle ne zorla. Ne tuhaf değil mi? Oysa az önce her şeye sahip olabileceği duyguları taşıyan bizdik.
İnsanoğlunun hayatında unutma zamanları vardır. Yani en zor zamanlar. En acı veren zamanlar. Bu zamanlarda da ‘’Ama bazen yetmiyor gücü insanın’’ sözü devreye giriyor. Mantığının kabul ettiğini, yüreğin kabul etmiyor, yüreğinin kabul ettiğine mantığın hayır diyor. Kısacası ikisine de sözünü geçirmeye gücü yetmiyor. Bu da bir tuhaf, hani dünyanın en güçlü karakterli insanı gibi hissediyordun ya kendini.
Hayat bu ‘’Ama bazen yetmiyor gücü insanın’’ en ufak detaya bile.
Bazen rüzgâr beklemediğimiz anlarda beklemediğimiz yönlerden o kadar sert esiyor ki, hayatımızda ki küçük detaylar gibi görünen olgularımızı, değerlerimizi bile korumaya gücümüz yetemeyebiliyor.