​ ‘’Bazılarının Kurbanında kan olmuyormuş…’’ / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '13

 
Kategori
İnançlar
 

‘’Bazılarının Kurbanında kan olmuyormuş…’’

‘’Bazılarının Kurbanında kan olmuyormuş…’’
 

Hoşbeş ÇAYEVİ' nde KURBAN Sohbeti


- Eminim KURBANLA İLGİLİ söyleyeceğiniz şeyler vardır. HOŞBEŞ ÇAYEVİ gündemimiz olsun mu?

- Olsun da, GERECEK ANLATIMLARDAN KAÇINALIM bu kez… BAYRAM… Adı üstünde… Bir toplantımız da keyifli geçsin… ANILARINI ANLATACAK ARKADAŞLARIMIZ VAR MI?

* * *

- Oldum olası içselleştiremedim… TAA ÇOCUKLUĞUMDAN GELİYOR BU DİNİ RİTÜELE KARŞI SOĞUKLUĞUM… Büyükbabam bayramdan günler önce alırdı kurbanlığı, bahçemizde onu beslemek bana düşerdi. Arkadaş olurduk, aramızda bağ oluşurdu. Bayram namazından, yanında Yusuf Dayımla gelince beni de uyandırırlardı, ailecek kesilmesini izlerdik. Daha üç bacağını birbirine bağlamak için o çaresiz hayvanı yere yıktıklarını görünce titremeye başlardım, gözlerimi sımsıkı kapatırdım ama debelenişini, bıçağın boğazına çekilmesinden sonraki hırıltıları duyar, bayılacak gibi olurdum. Ne bayram kalırdı içimde, ne de sevinci…

- ÇOCUK GÖZÜYLE KURBAN İŞTE… Sanırım çocukluğunda herkes etkilenmiştir o görüntüden…

- Herkes çocukken etkilenmiştir, evet. Ve o herkesten BAZILARI, BIRAK KURBAN EDİLEN HAYVANLARI, İNSANLARIN BOĞAZINI NASIL KESEBİLİYOR? Hangi gerekçeyle olursa olsun, hangi öfkeyle olursa olsun, nasıl kesebiliyor? BİR CANLININ BOĞAZI NASIL KESİLİR DE DEBELENEREK CAN VERMESİ SEYREDİLİR?

- Gerilimli konulara girmeyecektik!?

* * *

- Korkuteli’ nin Burdur sınırında bir mahallede çalışıyordum. 13-14 personelim vardı. LOJMANLARIMIZIN BİRAZ İLERİSİNDE, küçük, bembeyaz bir evde annesinin gözü kapanmış, görmez olmuş, eve mahkum, babası ise günübirlik iş bulursa para kazanabilen, kara gözlü, güler yüzlü, GÜZEL BİR KIZ YAŞIYORDU. Köy bile olamamış, atmış haneli HACIBEKAR Mahallesi’ nde ne iş olacak ki? Ufacık, çelimsiz bir adamdı babası, o haliyle orman deposunda ağaç istifleme işinde debelendiği olurdu… Bir gün benim hanımın suratı asıktı, sordum nedenini… Anlattı; o kara gözlü kızla bahçede oturuyorlarmış, başlamışlar dertleşmeye… BİR ÇOBAN EVLENMEK İSTİYORMUŞ. Onu seviyormuş da ama çoban da çulsuzun teki… Köylülerin keçilerini güden, karşılığında, sezon sonlarında birkaç oğlak alan, evsiz, barksız delikanlı… Neyle evleneceklermiş? Bırak gelinliği, üstündekinden başka giysi yok neredeyse… Köylüden bir bahçe evi bulup içinde oturacak olsalar, masa yok, sandalye yok… Olmasın… Olmasın ama yere serecek hasır, üstüne koyacak minder, baş koyacak yastık yok… E, tamam da biz ne yapalım? Bu yaşta çeyiz düzecek halimiz mi var? Biz de yeni evliyiz, tek maaşla dağ başlarında yaşamaya çalışıyoruz… Şefliğe işi düşenlere konuyu anlatıp bir şeyler edinmeye çalışsan adı rüşvete çıkar…

- Tam YEŞİLÇAM filmi oldu da kurbanla ilgisi ne?

- Her zaman çatlarsın ya böyle… Vardır elbet! Dinle hele…

- KURBAN BAYRAMI YAKLAŞIYOR… Topladım memurları salona, sordum; ‘’Kimler kurban kesecek?’’… Tüm eller kalktı. ‘’Kurbanlıkları aldınız mı?’’. Almamışlar. Şu sıralar pahalı… Bayram yaklaşıp da çobanların satma umudu azlınca fiyatlar düşer ya, onu bekliyorlar… Yaklaşık bedeli sordum, belirledim, bir hafta sonra paralarını getirmelerini söyledim. Topluca alacağımı, bunun da bedeli düşüreceğini umdular…

- Geldi mi paralar?

- Hem de iki gün sonra geldi. Masanın üzerine koydum, oturdum, odacıya hepimiz için çay getirmesini söyledim, bir vaiz edasıyla konuşmaya başladım… O KÖYDE YARI AÇ, YARI TOK DA OLSALAR KURBAN KESİLİYORDU. Dağıtacakları konu-komşu, hısım-akraba yoktu, kendileri kesip, kavurup, bitene dek yiyorlardı. KURBAN, Arapça’ da ‘’YAKLAŞMAK’’, evveliyatı olan İbranice’ de ‘’YAKINLAŞMAK’’, Farsça’ da ‘’YAKINLAŞAN’’ demekti, dini terim olarak ‘’ALLAH’ A YAKLAŞMAK VE ALLAH RIZASINA ERMEK NİYETİYLE KESİLEN, KURBAN EDİLEN, HAYVAN’’demekti. ‘’Allah’ a yaklaşmak’’ mı istiyorlardı? İşte yolu… O KIZA GİYSİ VE ÇEYİZ DÜZECEKLERDİ, yüzünü güldürecekler, ömür boyu duasını alacaklardı… BU EYLEMDEN DOLAYI BİR GÜNAH VAR İSE HEPSİ BANA AİTTİ…

- Ne yaptılar?

- İtiraz eden olmadı. Yalnız, varlıklı bir katibim vardı, epeyce dindardı, o biraz kıpırdadı, içine sinmiyorsa ayrıca kurban kesebileceğini söyleyince, kalabalığa uydu… GÜZEL BİR DÜĞÜN OLDU, O MEMURLARIN HEPSİ KATILDI, TEKE YÖRESİ OYUNLARI OYNADILAR SAATLERCE…

* * *

- BEN AYNI ŞEYİ YILLARCA YAPTIM. Denizli’ nin İNCELER kasabası da çok yoksuldu. Yazdan yaza SÖKE’ ye pamuk işine giderlerdi, kazançları DAYIBAŞI denen çavuşa borç ödemek için bile yetmezdi, yine borçlanır, yine giderlerdi… Rakım 950 m, kışlar soğuk, kışlar karlı… Çocuklar yalın ayak, yırtık plastik ayakkabı ile karşımızdaki ilkokula gelirdi… Orada memurlarım daha kalabalıktı, okul müdürüne en yoksulları tespit ettirirdim, onlara kışlık giysiler getirtir, bayram öncesi giydirirdim. Bir bayram sonrası DENİZLİ MÜFTÜLÜĞÜ bir müfettiş gönderdi. Bana sorular sordu müfettiş. Beklemesini söyledim. Okul dağılırken öğrencileri gösterdim, yaptığımı anlattım… ‘’SANA NE DİYEYİM ŞEFİM? HAKLISIN… HAKLISIN AMA SEN GENE DE VAZGEÇ… DİN DÜŞMANI, KOMÜNİST OLDUĞUN İHBAR EDİLMİŞ, SAYIN MÜFTÜ ŞÖYLE BİR BAKMAMI İSTEDİ…’’ dedi, gitti… Ben ertesi yıl da aynen uyguladım…

- Anlattıklarından ne gibi bir sonuç çıkarmalıyız?

- Gerilimsiz anlatımlar istendi ya… Hoşlukları anlattığımı sanıyorum.

- Hoşlanmayanlar da çıkacaktır…

- Çıkacaktır…

- BAZILARININ KURBANINDA KAN OLMUYOR İŞTE…

                                                                  

Özcan ÇELTİK

12.10.2013

 

 
Toplam blog
: 237
: 361
Kayıt tarihi
: 22.11.06
 
 

1949 Antalya doğumlu, ANSAN üyesi Orman Yüksek Mühendisi, ressam ve öykü yazarıyım. KAKTÜS MEDYA ..