- Kategori
- Siyaset
“…darbe ve muhtıraları…” inceleme komedisi…

Çarşamba günü (dün) TBMM TV kanalından meclis oturumunu izledim. Arada yaparım, iyi oluyor. Ancak, oradan hiçbir haber çıkmaz kavga dövüş dışında.
Seyretmeye başladığımda, baktım sıra dışı bi şeyler oluyor. Merakla seyretmeye devam ettiğimde gördüm ki, parlamentoda grubu bulunan partiler; “…Ülkemizde demokrasiye müdahale eden tüm darbe ve muhtıralar ile demokrasiyi işlevsiz kılan diğer bütün girişim ve süreçlerin tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına…” ilişkin önerge verdiklerini ve önergelerin de birleştirilerek hep birlikte görüşmelerinin yapılmasına başladığını gördüm…
Birincisi, önergelerini ayrı ayrı verseler de ortak nokta, konu üzerinde “…araştırma açma…” iradesinin ortaya birlikte konulmasıdır.
İkincisi ise, millet ve meclis iradesinin hiçe sayılıp, ikide bir demokrasiye “Mola verme” halinin ülkemize zarar verdiğinin tespit edilmesidir.
Millet Meclisi çatısı altında böyle bir iradenin ortaya konulması ve “Darbelere” karşı tavır alınmasını takdir edilecek bir tutum olarak alınması gerekir.
Önergelerin yazılı metinler olarak her ne kadar birbirine benzese de, kürsüde yapılan konuşmalarda olayın hiç de öyle olmadığı yönünde izlenimler vermektedir.
Şimdi ortaya koyacağım düşüncelerime “Öküz altında buzağı arama” olarak nitelendire bilirsiniz. Hiç de haksız sayılmazsınız. Ancak, söylemler zihnimde bu düşünceleri zorluyor.
Nedeni şu…
Önerge sahiplerinden BDP, önergesini “Etnik bölücülük” üzerine kurgulayarak, 12 Eylül sonrasını sorguluyor.
Diğer önerge sahibi MHP, darbelere karşı olduğunu vurgularken, kurucu genel başkanını ön plana çıkartıyor, ancak Rahmetli Alpaslan Türkeş’in 27 Mayıs darbesinin “Güçlü” albayı olduğunu unutuyor galiba…
CHP ise, askeri darbeler ile sivil darbelerin de araştırılmasını öngörürken, kendisinin “Ana muhalefet” olduğunun daha farkında olmadığını ortaya koyuyor.
Önergelerin amacı “…darbe ve muhtıraları…” incelemek, bunların ortaya çıkardığı sonuçları tespit etmek, ortaya çıkan bulgular ışığı altında bir daha “Asla” darbe ve muhtıralara geçit vermeyecek önlemleri almaya yönelik…
Türkiye, 1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 muhtırası verildiğinde henüz ana rahmine bile düşmeyen AKP, darbeler konusundaki “Samimi” düşüncesi nedir?
AKP’nin bu konudaki düşüncesi oldukça farklı…
Bu farkı AKP Grubu adına söz alan Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, konuşmasının bir bölümünde aynen (Tutanaktan) şöyle ortaya koydu.
“Sık sık, o bazı generalleri yetiştirip millete musallat eden zemini sorgulamak zorundayız. Darbeyle mücadele, sadece birkaç darbecinin takbih edilmesi, yargılanması demek değildir. Darbelerle mücadele, o darbecileri yetiştiren sosyal, kültürel, siyasal ve kurumsal zeminin sorgulanması ve kurutulmasıdır. Bizim sorunumuz zihniyetle, darbeci zihniyetledir ve bugün yapmak istediğimiz de budur.”
Burada dikkatimi çeken ve sürekli aynı konuda kuşku duymama engel olamadığım sözler gizli…
“…bazı generalleri yetiştirip millete musallat eden zemini sorgulamak…”
“…darbecileri yetiştiren sosyal, kültürel, siyasal ve kurumsal zeminin sorgulanması ve kurutulmasıdır…”
Bu sözler üzerinde düşünmek ve AKP’nin “Asıl” amacını anlamaya çalışmak gerekir.
Çünkü…
AKP iktidarına karşı yapılan fiiliyata geçmiş herhangi bir “Darbe” hareketi olmamıştır. Şu anda “Düşündüler” “Planladılar” suçlaması ile emekli ve muvazzaf birçok subay tutuklu.
Oysa…
27 Nisan 2007 tarihinde, gece yarısı, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine koydurduğu bildiri, net, ortada, kimsenin inkâr etmediği bir olgudur.
Bunu “Muhtıra” olarak değerlendireceksek, vereni de alanı da ortadadır ve her hangi bir işlem yapılmamıştır. Dahası, muhataplar, Dolmabahçe Sarayında bir araya gelip belki de “Hesaplarını” temizlemişlerdir.
Şimdi, muhataplar tarafından “Mezara kadar gidecek” açıklaması ile üzeri kapatılan görüşme, bu önergeler doğrultusunda araştırılacak mı?
İşte AKP’nin verdiği önergenin samimiyetin, dürüstlüğünü ve gerçekten “İsteğini” ortaya koyması bakımında çok önemlidir.
Değilse…
AKP hükümeti, iktidara geldiği günden bu yana zaten “Sivil darbe” yapmaya devam etmektedir. Bu önergelerin sonucunda, sivil darbenin gizlenip gizlemediğini göreceğiz.
İşte o zaman kimin, neden ve neye karşı olduğunu açıkça göreceğiz .
12 NİSAN 2012
İBRAHİM PEKBAY