Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '08

 
Kategori
Psikoloji
 

''Malaria d'Autorité'' (Otorite Sıtması)

''Malaria d'Autorité'' (Otorite Sıtması)
 

"İtiraz Sendromu"ndan başka, bir de "Otorite Sıtması" adlı bir hastalık adı uydurmuş bulunuyorum, lütfen hekimler beni yeniden bağışlasın!

Bir ilköğretim kurumunda, hastalanan bir öğrencinin ailesi telefonla aranır. Baba işini bırakıp kızını almaya gider, annesi hastaneden randevu alır. Baba, müdür ve müdür yardımcısı ile görüşür, öğrencinin olduğu sınıfa dek eşlik edilir, kapıdan öğrencisini alabileceği belirtilir. Veli, kapısı aralık olan sınıfın içine doğru bir adım bile atmaksınız kapıyı tıklatır. Öğretmen başını kaldırmaz. Veli bekler, yeniden tıklatır. Öğrenciler, arkadaşlarının babasını kapıdan görmekte ancak Öğretmen Bey hiç oralı olmamaktadır. Veli yeniden kapıyı tıklatır, öğretmen başını çevirmez, öğrencilerden biri, öğretmenine 'Öğretmenim kapıda sizinle görüşmek isteyen biri var.', der. Öğretmen şiddetle bağırıp, öğrencisine sesini kesip oturmasını 'emreder'. Kime, ne için kızdığı belli olmayan, çevresine korku ve dehşet saçan, anlamsız bir otorite kaygısı güden, otorite sıtmasına tutulmuş bu öğretmen, fen bilgisi dersine giren bir müdür yardımcısıdır, üstelik. Bir öğrenciye, yine azarlayan ses tonuyla kalkıp kapıyı kapatmasını söyler. Veli, yüzüne çarpılan sınıf kapısının önünde kalakalır. Diğer müdür yardımcısı, adamcağızı görünce ne olduğunu, kızını neden almadığını sorar. Zavallı baba olanları anlatır, çok kızgın, kırgın ve öfkelidir. Müdür de gelir, veliyi yatıştırmaya çalışırlar, eline bir çay tutuştururlar, kızını sınıftan çıkarıp yanına getirirler, sağlık izin raporunu düzenleyip kendisine verirler. Bu arada öğrenci sızlanmakta ve korkusunu babasına anlatmaktadır, o da babasının yatışmasını istemektedir; öğretmen, çocukları dinlemeyen aksi adamın biridir, herkesi düşük not vermekle tehdit etmektedir. Babası, ağlayan kızını sakinleştirmeye çalışır ve müdüre şikâyetini bildirir; kesinlikle saygısızca bir girişimde bulunmamış, sınıfa habersiz dalmamış, çağrıldığı için gelip kızını hastaneye götürüp tedavi ettirmek istemektedir, müdürlüğün yol göstermesiyle sınıf kapısında beklemiş ama ağır bir hakarete uğramış, yılgın ve kuruma güveni sarsılmış bir babadır. Bu çocukları böylesi niteliksiz öğretmenler mi yetiştirmektedir? Öğrenciler saygılı, zarif ve insancıl bir öğretmen yerine, tehdit konusu bol, kaba saba ve eğitimsiz bir 'öğretmenin' hangi yöntemiyle öğrenim görmektedirler? Küçüklere sevgi, büyüklere saygı örneği değil midir, öğretmenler artık?

Aynı babanın bir de kızından on yaş kadar büyük oğlu vardır, başka bir kentte çalışmaktadır; ailesine para göndermiştir, babasına telefonda postaneye uğramasını, 800 TL gönderdiğini söyler. Babası postaneye giderken oğul yine telefon edip düzeltir 'Baba, yanlış söyledim, 750 TL olacaktı' der. Baba hem telefon faturasını yatıracaktır, hem de parayı çekmek ister. Postane memuruna iyi çalışmalar dileyip 800 TL beklediğini söylüyorken daha sözünü bitirmeden görevli sesini yükseltip 'Sen nerden biliyorsun sana para geldiğini!' diye bağırmaya başlar. Adamcağız şaşkınlık içinde 'Kendisine şu numaraya para geldiğini ama yanlışlıkla 800 dediğini, tutarın 750 olduğunu söyler ve bunun bir kusur olmadığının da farkındadır, para hesapta gözükmüyorsa zaten alamayacaktr, yoksa yoktur da, çek görevlisince neden azarlandığını anlamamıştır...

Bir vezne, bir gişe, bir sınıf, bir masa, bir sıra önünde halka hizmet veren bu kamu personeli ya da öğretmen kesinlikle nice sınavlar atlayarak T.C. 657 sayılı 'Devlet Memurları Yasası'na göre bir memur olmuştur. Özel olarak seçilmişler de, sonradan mı böyle olunmuştur?

Eğitim ve öğretim kurumları, çalışanları ile örnek yurttaş olmak zorundadır. Öğrencisinden öğretmenine, müdür yardımcısından temizlik görevlisine, güvenlik görevlisine dek... Hatta kurumda çalışacak kantin işletmecisi de özenle seçilmelidir.

Otorite sıtması bulaşıcı mıdır? Onlara da bir üstü mü bulaştırmıştır? Hastalığın tedavisi var mıdır? İletişim'den çıkan Zor Kişiliklerle Yaşamak adlı kitapta, yazarları François Lelord ile Christophe André'ye göre, gerçekte bu (sıtmalı) insanlar hastadır, ne var ki uzman hekime başvuranlar, hastalardan zarar görenlerdir (!); onlarla başa çıkmayı, kendilerini korumayı öğrenmek isteyenlerdir.

İşin tıbbi yanı bir yana, sosyolojik olarak bu baba, üç gün arayla, bu şanssızlıklardan ne gibi sosyopsikolojik yaralar almıştır?

 
Toplam blog
: 101
: 2403
Kayıt tarihi
: 18.11.07
 
 

İzmir'den merhaba! İzmir'de, Göcek'te, Marmaris'te, Milas'ta, Söke'de, Bodrum'da sonra yine İzmir..