- Kategori
- Mizah
''MB Cennet Mahallesi (12)''Küçük Hanımlar,Küçük Beyler ''

Karpuzu götüren kim ?..
Hepimiz ağır ağır ayağa kalkmıştık. Necip Köni ve Şekerpınarı şaşkın bakışlarla ''Teneke Kafa Melik'in yanına giderken ben de paraları, Kayseri Şeker Fabrikası amblemli boş çuvala tepeleme doldurmuştum.
Necip Abi, Teneke Kafa'nın mavi düğmelerden yapılmış gözlerine bakarak hiddetle sordu:
''Ne demek hata yaptık !..Ülen çıkar şu ağzındaki baklayı!..Bizi elaleme rezil mi edeceksin ?..Karrrdeşiiimmm ?..''
''Valla ne desem ki Doing!..Bir an dalgınlıktan ve yorgunluktan olacak ...Frekansları karıştırıvermişim !..''
''Ne demek şimdi bu?..Anlamadım !..Frekans da neyin nesi ?..''
Melik ağlamaklı...
''Doing!..Necip Abi !..Hepinizden özür diliyorum !..Şimdi farkettim !..Sadece kodlama hatası !..Doing !..Bazı Zaman Tüneli yolcularını çocukluklarına götürmek yerine yaşlılığa ;kimini de eski mahalleleri yerine Mars'a yollamışım !..''
''Hay Allah cızırtını versin senin!..Mahvolduk !..Peki ne olacak şimdi haaa ?..''
Osırada Ahmet Balcı araya girmişti...
''Hah..Haahh..Haaahhh !...Üzüldüğünüz şeye bakın !..Ben şimdi bu karmaşayı önlerim...MB Editörleriyle aramdan su sızmıyor...Şimdi telefon edip Mesut Selek'in bir önceki yazısını geri çektiririm...Düzeltir yayına verdirim !..''
Teneke Kafa hemen atılmıştı...
''Nayıırr ...Nolamaaz !..Doing !..Editörleri de Zaman Tüneline sanal olarak yerleştirmiştim!..Onlar şimdi Cazaplanka'da tatildeler !..''
Hepimiz şaşkın koro halinde haykırmıştık !..
''Neee !...Ne zaman..Nasıl becerdin bu işi ?..Niye bizim haberimiz olmadı ?..Nasıl yaparsın bunu editörlerimize !..''
''Doing !..Neden öyle söylüyorsunuz ?..Onların da gezmeye, dinlenmeye ihtiyacı yok mu?..Onlar, insan değil mi?..''
Esma Hanım hemen atıldı ve Şekerpınarıyla koro halinde sordular :
''Ama editörlerimiz, buraya gelmeden nasıl gönderdin onları ?..Onların Zaman Tüneli'ne girdiklerini görmedik ki ?..''
''Doing !..O karmaşada bana telefon ettiler !..''Bize de bir iyilik yapar mısın ?..''Dediklerinde cep telefonuyla uzaktan kumanda ederek onları da gönderdimdi !..Merak etmeyiniz Doing !..Dönüşte paranızı öderler !.. Olmazssa ben öderim pöh !..''
Tam o esnada kısık, çatlak bir sesle irkilmiştik..Bu ses, Muhasebe Bakanı , Kemani Unakıtani 'ni sesiydi...
''Ben geldiiim !..Baylar, bayanlar, merdivenden kayanlar !..Hani nerede şu Uzaylı teneke kafa?...Bir görelim bakalım!..Tez elden çığırın onu buraya !..Hem şu Zaman Makinesini de merak ettim !..Kih, kiiih !..Belki satın alırız babalar gibi Hııı ?..''
Çaktırmadan, GÜM Binasının çatı katına konuşlandırdığımız, Zaman Makinesinin -Maziyi Gözetleme Kulesi'ne- çıkıvermiştim.
Uzaktan kumandayla 1. kanala basmamla birlikte şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım...Eski cumbalı evlerin arasındaki sokakta, karşımda 5 yaşında cici mi cici kız çocukları duruyordu....
Yere oturmuşlar ''Beş taş'' oynuyorlardı ...Bir taraftan da ellerindeki karpuz dilimlerini yemeye çalışıyorlardı.6 yaşındaki Özlem Akaydın da ''Yakan Top ''oynamak için onlara ısrar ediyordu...
Bunlar !..Evet !..Bunlar !..Bizim September Özlem, Sevda Işıklı, Emoş, Moonlight 1 ve Meral Yağcıoğlu'ydu...
Cansın Erol , şahane bir genç kız olarak elinde sedef kaplı uduyla bir ''al şale'' bürünmüş;yanındaki , 17 'lik feraceli güzellerle salınarak yürüyordu.Yanındakiler de bizim, Emel Dedeoğlu, Yağmur Zamanı, Nursen, Halide ve Sabiş Hanımlardı.Topkapı Sarayından ''Meşkten '' geliyorlardı sanırım...
Hemen 2. kanalın düğmesine basmıştım ki gülmekten yere düşüvermiştim!.. Amanın onlar da kim ?.. Vay vayyy... Bu ''Teneke Kafa , nelere kadirmiş de haberimiz yokmuş!..
Bizim Mahalle efradı hep orada... Ama ne manzara görmeye değerdi !..
.......
(Devamı çok yakında...)
Necip Abi, Teneke Kafa'nın mavi düğmelerden yapılmış gözlerine bakarak hiddetle sordu:
''Ne demek hata yaptık !..Ülen çıkar şu ağzındaki baklayı!..Bizi elaleme rezil mi edeceksin ?..Karrrdeşiiimmm ?..''
''Valla ne desem ki Doing!..Bir an dalgınlıktan ve yorgunluktan olacak ...Frekansları karıştırıvermişim !..''
''Ne demek şimdi bu?..Anlamadım !..Frekans da neyin nesi ?..''
Melik ağlamaklı...
''Doing!..Necip Abi !..Hepinizden özür diliyorum !..Şimdi farkettim !..Sadece kodlama hatası !..Doing !..Bazı Zaman Tüneli yolcularını çocukluklarına götürmek yerine yaşlılığa ;kimini de eski mahalleleri yerine Mars'a yollamışım !..''
''Hay Allah cızırtını versin senin!..Mahvolduk !..Peki ne olacak şimdi haaa ?..''
Osırada Ahmet Balcı araya girmişti...
''Hah..Haahh..Haaahhh !...Üzüldüğünüz şeye bakın !..Ben şimdi bu karmaşayı önlerim...MB Editörleriyle aramdan su sızmıyor...Şimdi telefon edip Mesut Selek'in bir önceki yazısını geri çektiririm...Düzeltir yayına verdirim !..''
Teneke Kafa hemen atılmıştı...
''Nayıırr ...Nolamaaz !..Doing !..Editörleri de Zaman Tüneline sanal olarak yerleştirmiştim!..Onlar şimdi Cazaplanka'da tatildeler !..''
Hepimiz şaşkın koro halinde haykırmıştık !..
''Neee !...Ne zaman..Nasıl becerdin bu işi ?..Niye bizim haberimiz olmadı ?..Nasıl yaparsın bunu editörlerimize !..''
''Doing !..Neden öyle söylüyorsunuz ?..Onların da gezmeye, dinlenmeye ihtiyacı yok mu?..Onlar, insan değil mi?..''
Esma Hanım hemen atıldı ve Şekerpınarıyla koro halinde sordular :
''Ama editörlerimiz, buraya gelmeden nasıl gönderdin onları ?..Onların Zaman Tüneli'ne girdiklerini görmedik ki ?..''
''Doing !..O karmaşada bana telefon ettiler !..''Bize de bir iyilik yapar mısın ?..''Dediklerinde cep telefonuyla uzaktan kumanda ederek onları da gönderdimdi !..Merak etmeyiniz Doing !..Dönüşte paranızı öderler !.. Olmazssa ben öderim pöh !..''
Tam o esnada kısık, çatlak bir sesle irkilmiştik..Bu ses, Muhasebe Bakanı , Kemani Unakıtani 'ni sesiydi...
''Ben geldiiim !..Baylar, bayanlar, merdivenden kayanlar !..Hani nerede şu Uzaylı teneke kafa?...Bir görelim bakalım!..Tez elden çığırın onu buraya !..Hem şu Zaman Makinesini de merak ettim !..Kih, kiiih !..Belki satın alırız babalar gibi Hııı ?..''
Çaktırmadan, GÜM Binasının çatı katına konuşlandırdığımız, Zaman Makinesinin -Maziyi Gözetleme Kulesi'ne- çıkıvermiştim.
Uzaktan kumandayla 1. kanala basmamla birlikte şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım...Eski cumbalı evlerin arasındaki sokakta, karşımda 5 yaşında cici mi cici kız çocukları duruyordu....
Yere oturmuşlar ''Beş taş'' oynuyorlardı ...Bir taraftan da ellerindeki karpuz dilimlerini yemeye çalışıyorlardı.6 yaşındaki Özlem Akaydın da ''Yakan Top ''oynamak için onlara ısrar ediyordu...
Bunlar !..Evet !..Bunlar !..Bizim September Özlem, Sevda Işıklı, Emoş, Moonlight 1 ve Meral Yağcıoğlu'ydu...
Cansın Erol , şahane bir genç kız olarak elinde sedef kaplı uduyla bir ''al şale'' bürünmüş;yanındaki , 17 'lik feraceli güzellerle salınarak yürüyordu.Yanındakiler de bizim, Emel Dedeoğlu, Yağmur Zamanı, Nursen, Halide ve Sabiş Hanımlardı.Topkapı Sarayından ''Meşkten '' geliyorlardı sanırım...
Hemen 2. kanalın düğmesine basmıştım ki gülmekten yere düşüvermiştim!.. Amanın onlar da kim ?.. Vay vayyy... Bu ''Teneke Kafa , nelere kadirmiş de haberimiz yokmuş!..
Bizim Mahalle efradı hep orada... Ama ne manzara görmeye değerdi !..
.......
(Devamı çok yakında...)